<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<?xml-stylesheet href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/atom10full.xsl" type="text/xsl" media="screen"?><?xml-stylesheet href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/itemcontent.css" type="text/css" media="screen"?><feed xmlns="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:openSearch="http://a9.com/-/spec/opensearch/1.1/" xmlns:gd="http://schemas.google.com/g/2005" xmlns:feedburner="http://rssnamespace.org/feedburner/ext/1.0" gd:etag="W/&quot;DUUHRnY9cCp7ImA9WxRWFEk.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-8282218606170413279</id><updated>2008-10-31T12:00:37.868+02:00</updated><title>et's R'n'R gumbo</title><subtitle type="html">erkan tekman'ın hayatı ve eserleri...</subtitle><link rel="http://schemas.google.com/g/2005#feed" type="application/atom+xml" href="http://blog.erkantekman.org/feeds/posts/default" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://blog.erkantekman.org/" /><link rel="next" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/8282218606170413279/posts/default?start-index=26&amp;max-results=25&amp;redirect=false&amp;v=2" /><author><name>ET</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15864601143515090670</uri><email>noreply@blogger.com</email></author><generator version="7.00" uri="http://www.blogger.com">Blogger</generator><openSearch:totalResults>179</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>25</openSearch:itemsPerPage><link rel="self" href="http://feeds.feedburner.com/rnrgumbo" type="application/atom+xml" /><feedburner:browserFriendly></feedburner:browserFriendly><entry gd:etag="W/&quot;DEADR3c7cCp7ImA9WxRWFEk.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-8282218606170413279.post-8525081659586523677</id><published>2008-10-31T11:48:00.003+02:00</published><updated>2008-10-31T11:52:56.908+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2008-10-31T11:52:56.908+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Bilişim" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="özgür" /><title>Bilişim Dergisi: "Açık Kaynak Var, Açık Kaynak Var..."</title><content type="html">&lt;a href="http://www.tbd.org.tr"&gt;Türkiye Bilişim Derneği&lt;/a&gt;'nin &lt;a href="http://www.tbd.org.tr/yayinlar/dergi_listele.php?dergi=1"&gt;Bilişim Dergisi&lt;/a&gt;'nin Eylül sayısında yayımlanan &lt;strong&gt;Özgürlük İçin...&lt;/strong&gt; köşesi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Açık Kaynak Var, Açık Kaynak Var...&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Bu yazıdan başlayarak birkaç yazımızda özgür yazılımı biraz daha ayrıntılı tanımlamaya çalışacağız. Dünyada artık altı ayda bir “özgür yazılım nedir?” (İngilizcesi ile “what is open source?”) tartışması yaşanıyor, biz de katkıda bulunalım bu süregiden tartışmaya...&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Kaynak Kodunu Açmak Özgür Yazılım için Yeterli mi?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Özgür yazılımın dört şartını hızla anımsatalım: Kullanma, inceleme ve değiştirme, çoğaltma ve (değiştirerek) yeniden dağıtma. “İnceleme ve değiştirme” şartını yerine getirmenin tek yolu yazılımın kaynak koduna erişebilmek. “Yeniden dağıtma” şartı da dolaylı olarak açık kaynağa dayanıyor. Yani her özgür yazılım açık kaynak kodlu olmak zorunda. Ufak bir saptama: Bu önermenin tersi doğru değil, kaynak kodunun erişilebilir olması yazılımı özgür kılmıyor. Özellikle “yeniden dağıtma” şartı özgürlüğün oluşabilmesi için vazgeçilmez. Gerek Özgür Yazılım Vakfı (FSF – &lt;a href="hhtp://www.fsf.org"&gt;www.fsf.org&lt;/a&gt;) ve gerekse Açık Kaynak Girişimi (OSI – &lt;a href="http://www.opensource.org"&gt;www.opensource.org&lt;/a&gt;) tarafından kabul gören bir özgür yazılım lisansı olabilmek için bu şartı sağlamak gerekiyor zaten.&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Yalnızca Ürün Değil, Süreç de Önemli&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Kaynak koduna geri dönelim: Evet, özgür yazılım için açık kaynak şart. Ve evet, yeniden dağıtımı sağladığınızda açık kaynaklı yazılımınız özgürleşiyor da. Ama kaynak koduna erişilebilen ve yeniden dağıtılabilen, yani formal olarak özgür yazılım sayılacak her yazılım ürününü aynı kategoride değerlendirmek mümkün değil. Örnek olarak zaman zaman rastladığımız bir uygulamayı vereyim: Bir kurum kendi kullanımı için bir yazılım sipariş ediyor bir şirkete ve kaynak kodunu ve dağıtım hakkını da talep ediyor ürün ile birlikte. Yazılım şirketi hesabını kitabını yapıyor, kurum da şirketin verdiği teklifi kabul ediyor. Şirket, sahipli yazılım geliştirme süreçlerini kullanarak, tümü kendi elemanları eliyle ve kapalı süreçlerle yazılımı oluşturuyor. Sonuçta çıkan ürünü, kaynak kodu ile birlikte kuruma teslim ediyor. Şimdi bu ürün özgür yazılım mı oldu?&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Doğrudur, bu şekilde bir uygulama kurum açısından son derece avantajlı, kaynak koduna sahip olduğu için hapsolma tehlikesi hayli azalmış durumda. Yazılımın bakım ve tutumunu, gerekirse hata giderme ve iyileştirme işlerini üretici şirket dışında bir üçüncü partiye yaptırabilir ve hatta kendisi de yapabilir. Ayrıca yeni kullanım durumları için yeniden lisans almak gerekmiyor, istedikleri gibi kullanıyorlar yazılımlarını.&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Buna karşın yazılım tümüyle sahipli yazılım geliştirme süreci ile geliştirilmiş. Meşhur “binlerce göz” testinden geçmemiş, tasarım ve gerçekleştirmesi tümüyle bağımsız zihinlerde değerlendirilip tartışılmamış, genel paylaşıma açılıp çok değişken şartlarda test edilmemiş ... kısacası özgür yazılım geliştirme sürecinin özgüllüklerinden nasibini almamış, bildiğimiz bir kapalı kutu olarak üretilmiş teslim edilmiş.&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;“Camiası Olmayan Özgür Yazılım Eksiktir”*&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Yazılım sahibi firma eğer özgür yazılımın özgüllüklerini kullanmak istiyorsa ürünü teslim aldığı andan itibaren bir camia oluşturmak zorunda. Hem geliştiricilerin, hem de kullanıcıların dikkatini çekmesi, ürünün geniş bir çerçevede kullanılmasını sağlaması, yazılımı daha iyi bir hale getirmeyi bağımsız geliştiriciler için ilginç ve iddialı bir iş haline getirmesi gerekiyor. Bunun için de hem yeni kullanıcıların yeni işlevsel beklentilerini yazılıma katmak (ya da katılmasına izin vermek), hem de geliştiricilerin ilgisini çekecek mimari ve teknoloji değişikliklerini yapmak (ya da yapılmasına izin vermek) zorunda.&lt;br /&gt;&lt;p&gt;İlk başta basit bir yazılım tedariki olarak düşünülen süreç birdenbire bir camia geliştirme macerasına dönüşüveriyor böylece. Diğer seçenek ise yazılımı aynen sahipli yazılım kullanır gibi kullanmak, kaynak koduna müdahaleyi de yalnızca iç (ya da dışkaynaklanmış) bakım ve tutum işleri ile sınırlı tutmak. Bu seçenekte toplam sahip olma maliyetinin sahipli yazılım alternatifinden daha düşük olacağını söylemek ise o kadar kolay değil...&lt;br /&gt;&lt;p&gt;İki temel sonuca varıyoruz böylece: Özgür yazılımın dağıtık ve paylaşımlı geliştirme ortamı en azından özgür lisansı kadar önemli. Öte yandan bir camiaya sahip olmayan, bir camia oluşturmadan geliştirilmiş “özgür” yazılımlar özgürlüğün pek çok özgüllüğünü kullanamıyorlar, ne  yazık ki...&lt;br /&gt;&lt;p&gt;*Özgürlük İçin (&lt;a href="http://www.ozgurluk,icin.com"&gt;www.ozgurlukicin.com&lt;/a&gt;) camiası emektarlarından Ali Işıngör'ün bir sözünden türetilmiştir.&lt;/em&gt;&lt;/blockquote&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://blog.erkantekman.org/feeds/8525081659586523677/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="https://www.blogger.com/comment.g?blogID=8282218606170413279&amp;postID=8525081659586523677" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/8282218606170413279/posts/default/8525081659586523677?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/8282218606170413279/posts/default/8525081659586523677?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://blog.erkantekman.org/2008/10/biliim-dergisi-ak-kaynak-var-ak-kaynak.html" title="Bilişim Dergisi: &quot;Açık Kaynak Var, Açık Kaynak Var...&quot;" /><author><name>ET</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15864601143515090670</uri><email>noreply@blogger.com</email></author><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total></entry><entry gd:etag="W/&quot;DEMAQ3w_eCp7ImA9WxRWFEk.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-8282218606170413279.post-4118786445527551994</id><published>2008-10-31T11:34:00.004+02:00</published><updated>2008-10-31T11:47:22.240+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2008-10-31T11:47:22.240+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Bilişim" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Pardus" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="OOXML" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="özgür" /><title>Bilişim Dergisi: "Bile Bile Lades"</title><content type="html">&lt;a href="http://www.tbd.org.tr"&gt;Türkiye Bilişim Derneği&lt;/a&gt;'nin &lt;a href="http://www.tbd.org.tr/yayinlar/dergi_listele.php?dergi=1"&gt;Bilişim Dergisi&lt;/a&gt;'nin Ağustos sayısında yayımlanan &lt;strong&gt;Özgürlük İçin...&lt;/strong&gt; köşesi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Bile Bile Lades&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Açık standartlar ve özgür yazılım konulu yazılarımıza geçen ay Pardus 2008 duyurusu için ara vermiştik; kaldığımız yerden devam edelim, hem de güncel bir gelişmeye gönderme yaparak.&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Birlikte Çalışabilirlik Neden Gerekli?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Hemen her bilişim sistemi diğer bilişim sistemleri ile birlikte ve çoğu zaman bağlantılı olarak kullanılıyor, hayli uzunca bir süredir... Ne yazık ki (ya da “neyse ki” mi diyelim?) farklı işlevler için kullandığımız bilişim sistemleri, farklı ürünlerden, farklı tedarikçiler eliyle, farklı platformlara yerleştirilmiş, farklı farklı sistemler. Üstüne üstlük, yine pek çok kereler bu farklı sistemler şirketimizin, kurumumuzun farklı birimleri tarafından kullanılan ve işletilen altyapıların birer parçası. Teknik, operasyonel ve sosyal açıdan hayli karmaşık bu ortamda bilişim sistemlerinin birbiri ile sorunsuz veri paylaşabilmeleri hayli önemli bir problem. Bunun için bilişim sistemlerinin veri alışveriş arayüzlerinin düzgün tasarlanması gerekiyor, ta başından. Burada “düzgün” derken belli veri standartlarına uyulmasını kastediyoruz aslında, yani “birlikte çalışabilirlik” kurallarına.&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Birlikte çalışabilirliğin temel hedefi makineden makineye veri paylaşımını sağlamak. Bu şekilde işler çok daha hızlı, çok daha kolay, çok daha hatasız görülebilecek. Gerçek anlamda elektronik (yani e-) bir uygulamaya geçebileceğiz, sistemden sisteme elle ya da bir insan müdahalesi ile veri taşımak zorunda kalmayacağız. Birlikte çalışabilirliğin en güzel örneği kamu hizmetleri: Çok farklı devlet kurumlarının elindeki verilerin birarada kullanılması gerekiyor ki gerçek e-hizmet ortaya çıkabilsin. Örneğin askerlik işlemleri için nüfus kayıt bilgilerine, sağlık kayıtlarına ve eğitim kurumlarına erişmek gerekiyor; araç satışı için vergi dairelerine, emniyet bilgilerine, nüfus kayıtlarına, trafik tescil ve muayene kayıtlarına; ve benzerleri...&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Birlikte çalışabilirlik için tüm ilgili taraflar tarafından kabul edilmiş ve uygulanmakta olan kurallar olmadığı sürece e-devlet hayal olacaktır, her kurum kendi uygulamasını elektronik ortama aktarsa bile veri taşıması tümüyle elle yapılacağından.&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Birlikte Çalışabilirlik Nasıl Sağlanır: İki Senaryo&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Birlikte çalışabilirliği sağlamanın kolay (?) ve ucuz (?) yolu tek bir üreticinin ürünlerini kullanmak. Bu üretici tüm ürünlerini, doğal olarak, birbiri ile çalışacak şekilde tasarlayıp ürettiği için sizin birlikte çalışabilirlik sorununuz tümüyle ortadan kalkacaktır. Buna karşın nurtopu gibi bir tedarikçi tekeliniz oluşacaktır. Tedarikçinizin ürünlerine sürüm atlatması sırasında oluşacak veri yapısı değişiklikleri, geriye uyumsuzluklar, vs. de cabası.&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Bir de zor yolu var birlikte çalışabilirliğin: Açık standartları kullanmak. Bu yol zor, çünkü pek çok farklı üreticiyi aynı standartları kabullenmeye ve ürünlerini tasarlar ve üretirken bu standartlara uydurmaya ikna etmek gerekiyor. Üreticiler görünürde performans, geliştirme hızı ve kolaylığı, güvenlik, inovasyon gibi bahanelerle, ama aslında sizi ürünlerine hapsetme ve tekel durumu oluşturmayı tercih ettiklerinden, ortak ve açık standartlara uymayı kabul etmek istemeyecekler; kimi zaman ayak sürüyüp, kimi zaman kendi belirtimlerini birlikte çalışabilirlik kurallarına eklemeye çalışacaklardır. Ama eğer tarafsız ve açık bir birlikte çalışabilirlik kuralları dizisi oluşturabildiyseniz ve daha önemlisi bu kuralları uygulayabiliyorsanız, açık rekabet, dolayısı ile tasarruf imkanı ve inovasyon fırsatı açısından önemli kazanımlar elde etmişsiniz demektir.&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;ODF, OOXML ve Birlikte Çalışabilirlik&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Gelelim güncele: Türkiye e-devletinin bir Birlikte Çalışabilirlik Kılavuzu var, hem de 2005 Ağustos'undan bu yana. Mevcut kılavuzda gelecek bir zamanda ofis dokümanları için OASIS tarafından geliştirilmekte olan ODF doküman formatının kamu kurumları arasında belge paylaşımı için tek standart olmasını öngörülüyor(du). Ama ne olduysa kılavuzun güncellenen yeni sürümünde  ODF'in yanına Microsoft'un rekabet, tasarruf ve inovasyon yerine hapsolma ve tekel vadeden OOXML formatı da ekleniverdi. Hem de Microsoft dahil tüm taraflar ve tarafsızlar “format savaşları”nda galibin ODF olduğunu açık açık beyan ederken...&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Buna herhalde “bile bile lades” denir.&lt;/em&gt;&lt;/blockquote&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://blog.erkantekman.org/feeds/4118786445527551994/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="https://www.blogger.com/comment.g?blogID=8282218606170413279&amp;postID=4118786445527551994" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/8282218606170413279/posts/default/4118786445527551994?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/8282218606170413279/posts/default/4118786445527551994?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://blog.erkantekman.org/2008/10/biliim-dergisi-bile-bile-lades.html" title="Bilişim Dergisi: &quot;Bile Bile Lades&quot;" /><author><name>ET</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15864601143515090670</uri><email>noreply@blogger.com</email></author><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total></entry><entry gd:etag="W/&quot;CEUBQ309eyp7ImA9WxdaEEw.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-8282218606170413279.post-973771009367839623</id><published>2008-08-18T01:13:00.005+03:00</published><updated>2008-08-18T01:30:52.363+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2008-08-18T01:30:52.363+03:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="OOXML" /><title>Komedi Devam Ediyor: OOXML'e İtirazlar Reddedildi</title><content type="html">Microsoft'un OOXML doküman belirtiminin bir ISO standardı haline gelmesi süreci üzerine duruşumu &lt;a href="http://blog.erkantekman.org/2008/04/aka-gibi-bir-standart.html"&gt;biliyorsunuz&lt;/a&gt;. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oylama sonrasında dört ülke, Güney Afrika, Brezilya, Hindistan ve Venezuella, ISO Teknik Yönetim Kurulu'na başvurarak bu kararı &lt;a href="http://www.iso.org/iso/pressrelease.htm?refid=Ref1136"&gt;temyiz&lt;/a&gt; etmişlerdi. Bu başvuruların önemi hayli karmaşık oylama süreci ardından hala bu sonucu sorgulayan ulusal standart örgütlerinin varlığı idi. Özellikle Mark Shuttleworth'un Güney Afrika başvurusunu desteklemesi ve Hindistan'ın &lt;strong&gt;da&lt;/strong&gt; (Microsoft'un tüm baskılarına karşın) temyizciler arasında bulunması iki önemli noktaydı. Bir de Danimarka'nın resmi olmayan mektubu vardı, oylama sürecini soruşturmakta olan Avrupa Birliği cephesinden...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonunda ISO ve IEC üyeleri kararlarını verdiler: Temyiz başvuruları daha fazla araştırılmayı gerektirecek nitelikte bulunmadı ve &lt;a href="http://www.iso.org/iso/pressrelease.htm?refid=Ref1151"&gt;reddedildi&lt;/a&gt;. Beklenen oldu... Cenevre'deki BRM Oy Çözümleme Toplantısı'nda yaşananlardan sonra zaten ISO'nun yanı ve yeri belli olmuştu. OOXML'in standartlaşma yolculuğunu "sorunsuz" tamamlaması için gerekenler yapılıyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine de dört aylık gecikme işe yaradı: Bu arada kullanıcılarının baskısına dayanamayan Microsoft, Office ürününde 2009 yılında ODF desteği vereceğini &lt;a href="http://www.infoworld.com/article/ 08/05/21/Microsoft-to-support-ODF-PDF-in-Office_1.html"&gt;ilan etti&lt;/a&gt;. OOXML desteği ise ufukta görünmüyor. Bu açıklama dahi ODF - OOXML çekişmesinde Microsoft'un OSP Açık Belirtim Taahhüdü'nün ne derece anlamsız ve alakasız kaldığını, tüm bu standart oyununun yeni bir hapsolma tuzağı olduğunu son derece net bir şekilde gösteriyor. Tabii ki gören gözlere, durumu farklı algılayanlar da &lt;a href="http://www.bilgitoplumu.gov.tr/yayin/BirlikteCalisabilirlikRehberiSurum2-Taslak.pdf"&gt;var&lt;/a&gt;...</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://blog.erkantekman.org/feeds/973771009367839623/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="https://www.blogger.com/comment.g?blogID=8282218606170413279&amp;postID=973771009367839623" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/8282218606170413279/posts/default/973771009367839623?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/8282218606170413279/posts/default/973771009367839623?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://blog.erkantekman.org/2008/08/komedi-devam-ediyor-ooxmle-itirazlar.html" title="Komedi Devam Ediyor: OOXML'e İtirazlar Reddedildi" /><author><name>ET</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15864601143515090670</uri><email>noreply@blogger.com</email></author><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total></entry><entry gd:etag="W/&quot;A08ASXoyfSp7ImA9WxdbGUQ.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-8282218606170413279.post-5024124242723525348</id><published>2008-08-17T21:58:00.003+03:00</published><updated>2008-08-17T22:04:08.495+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2008-08-17T22:04:08.495+03:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Bilişim" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Pardus" /><title>Bilişim Dergisi: "Özgürlük için... Bir Adım Daha"</title><content type="html">&lt;a href="http://www.tbd.org.tr"&gt;Türkiye Bilişim Derneği&lt;/a&gt;'nin &lt;a href="http://www.tbd.org.tr/yayinlar/dergi_listele.php?dergi=1"&gt;Bilişim Dergisi&lt;/a&gt;'nin Temmuz sayısında yayımlanan &lt;strong&gt;Özgürlük İçin...&lt;/strong&gt; köşesi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Özgürlük için... bir adım daha&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Yazılarımıza başladığımızdan bu yana özgür yazılım, inovasyon, açık standartlar gibi konularda ve biraz da kavramsal düzeyde sürdürdüğümüz diziye bu aylık ara vereceğiz. Çok daha somut ve güncel bir konuya değineceğiz bu kez. Hem de çok geçerli bir nedenle....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Yöneticisi olduğum ve TÜBİTAK UEKAE bünyesinde yürütülmekte olan Pardus projesinin en son ürünü, &lt;strong&gt;Pardus 2008&lt;/strong&gt; geçtiğimiz günlerde tamamlandı ve kullanıcılara sunuldu. Pardus 2008, projenin 2004 sonbaharında başlayan dağıtım geliştirme çalışmalarının dördüncü ürünü. 2005 Şubat ayında temelde gösterim amaçlı yayınlanan, ÇOMAR'ın bir ön sürümünü içeren, PiSi ve YALI gibi Pardus teknolojilerini barındırmayan &lt;strong&gt;Pardus Çalışan CD&lt;/strong&gt; ile başladık işe. 2005 yılının son günlerinde yayımlanan &lt;strong&gt;Pardus 1.0&lt;/strong&gt; bilgisayara kurulabiliyor ve masaüstü kullanıcısının hemen tüm gereksinimlerini karşılıyordu. Yine de gerek kararlılık, gerek işlevsellik ve gerekse Pardus teknolojilerinin olgunluğu açısından yapılacak çok şey vardı. Bir yıla varan çalışma sonrasında içimize çok daha sinen bir ürün çıkardık: &lt;strong&gt;Pardus 2007&lt;/strong&gt;. Üründen memnun olan yalnızca biz değildik: Dünyanın dört bir köşesinden son derece olumlu değerlendirmeler geldi. Aylık bilgisayar dergileri ürünlerimizi dağıtmak için neredeyse sıraya girdiler, 800 bin civarında CD dağıttık geçen 1,5 yıl içerisinde. Pek çok kurum ve şirket Pardus ile çalışmak için bize başvurdular. Güncelleme ara sürümlerimiz Pardus 2007.1 Felis chaus, Pardus 2007.2 Caracal caracal ve Pardus 2007.3 Lynx lynx merakla beklendiler ve heyecanla karşılandılar. Aynı şekilde Pardus 2008'in de gerek kullanıcılarımız (mevcut ve potansiyel) arasında, gerek iş ortaklarımız (mevcut ve potansiyel) tarafından ve gerekse küresel özgür yazılım camiasında etkili olacağından şüphemiz yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Pardus 2008 Neden Önemli?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Pardus 2008'in teknik özelliklerini, sürüm numaralarını, Pardus teknolojilerine getirdiğimiz yenilikleri, vb anlatmayacağım. Bunlar, başta web sitemiz &lt;a href="http://www.pardus.org.tr"&gt;www.pardus.org.tr&lt;/a&gt; olmak üzere, çeşitli mecrada yazıldı, çizildi; yazılıyor, çizilecek... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Ben, burada Pardus 2008'in Pardus projesi içerisinde nasıl bir değişime, dönüşüme işaret ettiğinden bahsetmek istiyorum. Evet, bir dönüşüm arefesindeyiz. Haydi Pardus 2008'i bir kilometre taşı olarak kullanıp Pardus'un bugününe ve yarınına bakalım: &lt;br /&gt;&lt;ul&gt;&lt;br /&gt;&lt;li&gt;Öncelikle Pardus 2008, birinci (ve birbuçuğuncu) nesil Pardus geliştiricilerinin azınlık olduğu, asıl ağırlığın ikinci nesil Pardus geliştiricilerine geçtiği bir ekiple tamamlandı. Özgür yazılım projeleri ve şirketlerine benzer bir sirkülasyon hızımız var, dolayısı ile bilgi birikimini kişilerden ekibe geçirmek zorundayız. Öyle anlaşılıyor ki bunu epeyce becermişiz. Ama bekleyin, asıl sınav Pardus 2009 için verilecek...&lt;br /&gt;&lt;li&gt;Pardus 2008, öncüllerinden farklı olarak daha beta ve RC (sürüm adayı) döneminde uluslararası düzeyde ilgi çekti ve olumlu değerlendirmeler aldı. Bu da Pardus'un kalıcılığının ve inovasyon özelliğinin küresel Linux camiasınca da onaylandığını gösteriyor. Artık Pardus'un ve Pardus teknolojilerinin dışarıdan çok daha dikkatle takip edileceğinden emin olabiliriz...&lt;br /&gt;&lt;li&gt;Pardus'un marka bilinirliği önceki sürümlerine göre hayli artmış durumda. Artık yalnızca bilişim meraklılarının bildiği  bir isim olmaktan çıkıp sokaktaki vatandaşın aşina olduğu bir markaya dönüştü “Pardus”. Zihin payının (mindshare) artması pazar payını artırmanın önemli bir ön koşulu...&lt;br /&gt;&lt;/ul&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Gelecek Pardus için Neler Vaat Ediyor?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Kısa kısa tahminlerimizi yazalım:&lt;br /&gt;&lt;ul&gt;&lt;br /&gt;&lt;li&gt;Pardus iş ortaklarının sayısı ve çeşidi artacak. Önümüzdeki aylarda duyurularımızı takip edin...&lt;br /&gt;&lt;li&gt;Pardus göçleri hızlanacak ve büyüyecek. Özellikle kamu kuruluşlarında... Öte yandan KOBİ'ler için de ilginç haberlerimiz olacak!&lt;br /&gt;&lt;li&gt;Pardus'un finansal gücü artacak. Dolayısı ile ekip büyüyecek, iş kolları çeşitlenecek ve en önemlisi daha rekabetçi olmak için gereken hareket kabiliyetine sahip olacağız sonunda...&lt;br /&gt;&lt;li&gt;Sonuncusu ve belki de en önemlisi, Özgür yazılımın, açık inovasyonun ve bu ikilinin temsil ettiği yeni iş modellerinin başarılı olabileceği kanıtlanmış olacak...&lt;/ul&gt;&lt;/em&gt;&lt;/blockquote&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://blog.erkantekman.org/feeds/5024124242723525348/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="https://www.blogger.com/comment.g?blogID=8282218606170413279&amp;postID=5024124242723525348" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/8282218606170413279/posts/default/5024124242723525348?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/8282218606170413279/posts/default/5024124242723525348?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://blog.erkantekman.org/2008/08/trkiye-biliim-dernei-nin-biliim-dergisi.html" title="Bilişim Dergisi: &quot;Özgürlük için... Bir Adım Daha&quot;" /><author><name>ET</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15864601143515090670</uri><email>noreply@blogger.com</email></author><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total></entry><entry gd:etag="W/&quot;CkcHQ3k9eSp7ImA9WxdaEE0.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-8282218606170413279.post-1975857664438696022</id><published>2008-08-17T20:23:00.007+03:00</published><updated>2008-08-17T22:07:12.761+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2008-08-17T22:07:12.761+03:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Pardus" /><title>Ah mazi... reloaded</title><content type="html">Arada bir Pardus projesinin geçmişini &lt;a href="http://blog.erkantekman.org/2008/02/ah-mazi.html"&gt;deşiyorum&lt;/a&gt;. Hem "nereden nereye" ya da "eskiden buralar dutluktu" nostaljisi yapmak babından, hem de bugünün geçmişin geleceği olması hasebi ile bugünden geçmişe bakmanın bugünden geleceğe bakış için de anahtar olacağı inancı ile. Sağlıklı birşey geçmişi deşmek, zaman zaman yapmak lazım ;-)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün anılar kutumuzdan çıkan belge &lt;a href="http://tr.pardus-wiki.org/Pardus:Proje_Ana_S%C3%B6zle%C5%9Fmesi"&gt;Proje Ana Sözleşmesi&lt;/a&gt;. Bu belge 2004 sonunda yeniden start alan Pardus projesinin o anki ve dört yıldır yürümekte olduğumuz yönün belirledi. İlginçtir, belgenin tam tarihine ulaşmak mümkün olmadı. Pardus web sitesinde 25 Şubat 2005 diyor, &lt;a href="http://pardus.org.tr/belgeler/sozlesme.pdf"&gt;PDF dokümanı&lt;/a&gt; üzerinde 16 Mart 2005 tarihi var. Oysa bu doküman Eylül 2004'de o zamanki Pardus ekibi elinde şekillenip Ekim 2004'ün ilk haftasında yayınlanmıştı. Netekim yarı-resmi proje tarihçemiz (sevgil MEren'in kulaklarını çınlatalım bu noktada, bu güzel çalışma için) 16 Ekim 2004 gününe &lt;a href="http://tr.pardus-wiki.org/Pardus:Pardus_Tarihçesi#16_Ekim_2004"&gt;işaret ediyor&lt;/a&gt;. Enteresandır, o zamanlar tek listemiz olan Uludag'da &lt;a href="http://liste.pardus.org.tr/uludag/2004-October/thread.html"&gt;Ekim 2004&lt;/a&gt; boyunca bu konuda bir mesaj yok, nasıl ilan etmişiz Ana Sözleşme'yi merak ettim. LKD'nin Linux-sohbet listesinde sevgili Barış bir soruya &lt;a href="http://liste.linux.org.tr/pipermail/linux-sohbet/2004-November/000374.html"&gt;yanıt olarak bahsetmiş&lt;/a&gt; Ana Sözleşme'den, tarih Kasım 2004. Neyse, bu kadar vakanüvislik yeter, Ekim 2004'ün ilk yarısı diyelim ve devam edelim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uludağ Proje Ana Sözleşmesi tam olarak (bir iki yazım hatasını düzelttikten sonra) şu metin:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Uludağ&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Proje Ana Sözleşmesi&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;1 Giriş&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;1.1 Vizyon&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uludağ, UEKAE tarafından, bilişim okur-yazarlığına sahip bilgisayar kullanıcılarının temel masaüstü ihtiyaçlarını hedefleyerek; mevcut Linux dağıtımlarının üstün taraflarını kavram, mimari ya da kod olarak kullanan; otonom sisteme evrilebilecek bir yapılandırma çerçevesi ve araçları ile kurulum, yapılandırma ve kullanım kolaylığı sağlamak üzere geliştirilen bir GNU/Linux dağıtımıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;1.2 Destekleyici&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TÜBİTAK/UEKAE&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;1.3 Yürütücü&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkan Tekman, Proje Yöneticisi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;1.4 Varsayımlar&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Proje GPL lisanslı bir özgür yazılım projesi olacaktır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Proje özgür yazılım felsefesine uygun olarak kamuya açık olarak yürütülecek ve katkıcıların yardımlarını kullanacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Proje diğer Linux dağıtımlarının mimarilerini ve bileşenlerini devir alabilecek, açık kaynak kodlu (dağıtım bağımsız) projeleri doğrudan kullanabilecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Özgür yazılımlar için yapılan yerelleştirme (Türkçeleştirme) çalışmalarının ürünlerin doğrudan kullanılacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;2 Proje Tanımı&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;2.1 Amaç&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dürtücü Teknolojiler (DT) olarak adlandırılan dağıtım altyapısını, Harcıalem Dağıtım (HD) olarak adlandırılan klasik dağıtım anlayışı ile birleştirerek; kullanışlı, kararlı ve geliştirilebilir bir işletim sistemi oluşturmak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;2.2 Sınırlar&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Mevcut dağıtımların paketlere harcadıkları emek devir alınacak, paketlere (yazılımlara) dair yapılacak güncellemeler bunların üzerine yapılacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Kurulum uygulaması (installer), paket yönetim sistemi ve yapılandırma araçlarının ortak kullanacağı, merkezi bir altyapı (birleştirici katman) hazırlanacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Birleştirici katman hazırlanmadan önce kurulum uygulaması, paket yönetim sistemi ve yapılandırma araçları ya bu katman olmadan hazırlanacak ya da var olan özgür yazılımlardan seçilecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Dağıtım öncelikle Türkçe kullanan kullanıcılar için hazırlanacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;2.3 Kaynaklar&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Özgür yazılımlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Mevcut Linux dağıtımları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Açık standart komiteleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Dürtücü Teknolojiler üreten, diğer yenilikçi projeler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;2.4 Kısıtlar&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Proje Mayıs 2005 tarihinde yukarıdaki amacı gerçekleştirmiş bir deneme  sürümü çıkarmak zorundadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Proje 2004 yılı içerisinde en fazla iki yeni eleman alabilecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;3 Riskler ve Varlıklar&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;3.1 İlk 10 Risk&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;1.&lt;/strong&gt; Ortak yol haritası oluşturamamak. Proje elemanlarının hedefe ulaşmak için tek bir yol ve ortak bir amaç üzerinde anlaşamamaları. Risk elemanlardan istenilen (ve beklenen) verimin alınamamasına neden olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;2.&lt;/strong&gt; Terminolojide anlaşamamak. Tüm elemanların kullandığı ve tanımları yapılmış bir terminolojide anlaşamamak proje toplantılarının uzamasına, daha önemlisi kararların her eleman tarafından anlaşılamamasına neden olur. Alınan kararların anlaşılamamasından ötürü elemanlar görevlerini beklenen şekilde yerine getiremezler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;3.&lt;/strong&gt; Fikir/amaç uyumsuzlukları. Karar alma sürecine dahil olan elemanlar arasındaki fikir ve amaç uyumsuzluğu karar alma sürecini tıkar. Yavaş işleyen karar alma süreci verimi düşürür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;4.&lt;/strong&gt; Aldatıcı riskler üretmek. Tasarım toplantılarının yalnız fikir çatışması olarak görülmesi ve varsayımlar üzerinden yeni riskler üreterek tasarım toplantılarının değiştirilmesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;5.&lt;/strong&gt; Uygulanmayan kararlar. Tüm ekip tarafından ortak karar ile kabul edilen ve/veya proje yöneticisi tarafından alınan kararların elemanlar tarafından uygulanmaması/uygulanamaması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;6.&lt;/strong&gt; DT'nin cazibesi. DT'nin cazibesine kapılıp HD bünyesinde yapılacak işlerin zamanından çalmak. Yapılacak tüm işi engeller, anlaşmazlıkları ortaya çıkarır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;7.&lt;/strong&gt; HD'nin gerekliliğinin abartılması. HD'nin gerekliliği nedeni ile DT'nin zamanından çalmak. DT'yi engeller, anlaşmazlıkları ortaya çıkarır, vizyonun gerçekleştirilememesine neden olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;8.&lt;/strong&gt; Eldeki güce göre iş planı yapılamaması. Eldeki insan gücü (ve kaynağa) göre iş tanımı yapamamak, ulaşılması kaynaklar ile mümkün olmayan hedefler koymak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;9.&lt;/strong&gt; Yeni eleman alımında zorluklar. İstenilen yeteneklerde, gidilen yolu benimseyecek yeni elemanlar alamamak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;10.&lt;/strong&gt; Kullanılan araçlarda verimsizlik. Kullanılan geliştirme, iletişim, raporlama, vb. araçlarda; programlama dillerinde elemanların tam hakimiyet kuramamaları nedeni ile veya kullanılan araçların gerçekten verimsiz olmaları.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;3.2 Varlıklar&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Uzun bir zaman dağıtımların teknik problemleri ve bu problemlerin çözümlerine dair fikir oluşturmuş olduk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Şimdiye kadar tasarım/fikir oluşturma/üretim(kodlama)/bilgi aktarma konularında yaptığımız tüm yanlışlar bu yanlışları daha kolay tanıyabilmemize yardımcı olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Daha önce bir dağıtım oluşturmuş, mevcut dağıtımların nasıl çalıştıklarını hızlı bir şekilde çözüp çıkartabilen elemanlarımız var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;3.3 İş Durumu&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Projenin bir iç ya da dış müşterisi bulunmamaktadır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• UEKAE tarafından stratejik bir proje olarak değerlendirilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Ürünün rekabetçi ve sürdürülebilir olması durumunda uygun iş modelleri oluşturulabilecektir.&lt;/em&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu metne bakınca, öncelikle bir koalisyon görüyorum. Bundan dört sene önceki Pardus ekibi, içerisindeki farklı yaklaşımlar ve o anda son derece soyut olan tartışmalara referans noktası oluşturabilecek bir öncülün olmayışı nedeni ile ana sözleşmeye öyle sözcükler ve ifadeler dahil etmişiz ki... Sonra hayli fazla muğlaklık görüyorum bu belgede. Örneğin, &lt;em&gt;birleştirici katman&lt;/em&gt; diye birşeyden sözediyoruz, şimdinin COMAR'ına denk geliyor büyük ölçekte, ama tarifimiz pek tarif edici olmamış. Ama bu da anlaşılır, Ana Sözleşme sonrasındaki üç sürümde COMAR iki kere baştan yazıldı, sonraki bir sürümde de ciddi bir altyapı değişikliği geçirdi. Muğlaklığı pratikte kaldırmak dahi kaç yılımızı almış...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dikkatimi çeken bir nokta İlk 10 Risk listesi... Sevgili Barış tarafından ve ekibin görüşleri doğrultusunda oluşturulan bu liste ve sonrasında güncellemeleri ile projenin risk yönetimini yapmaya çalıştık. Çok yapısal bir çaba değildi, ama bence genelde başarılı da olduk. Dönüp baktığımda en çok 8 ve 9. risklerin başımıza bela olduğunu görüyorum. 8. risk her zaman, 9. risk özellikle 2006'nın ikinci yarısından itibaren. Ve şu anda da güncel bu riskler. Bir diğer önemli risk de 6. sıradaki, yine hala bu tehlikeyi yaşıyoruz, ve doğal olarak önlemlerimizi almaya çabalıyoruz diğer yandan da. Risk yönetimi çalışmalarına yeniden başlıyoruz, risk muhtarı olarak sevgili Ozan Çağlayan'ı belirledik; pek yakında ilk 10 Risk listesi ile karşımıza gelecektir diye ümit ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son olarak da dehşet bir öngörü görüyorum Ana Sözleşme'de. Dikkat adiniz, bu belge Pardus projesinin sıkıntılı ve karanlık bir sürecinde, neredeyse bir son çareye başvurulduğu sırada kaleme alındı. Başarısızlığın karşılığı projenin kapatılması olacaktı. Ama iki-üç haftada üzerinde anlaşmaya varabildiğimiz bu doküman yalnızca günü kurtarmadı, projenin izleyen üç yılını da tarif etti. Üç yıl diyorum, Pardus 2007 sonrasında artık bu belge projeyi yönlendirmekte yetersiz kalmaya başladı, yavaş yavaş yeni ve gözden geçirilmiş bir Ana Sözleşme gereksinimi hissedilmeye başlandı; ama o günkü koşullarımız bu değişikliğe izin verecek şekilde oluşmamıştı, emektar belgemiz bizi bir yıl daha taşıdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, Pardus projesi takvim üzerinde 5. yılını tamamladı ve mevcut Proje Ana Sözleşmesi ile hemen hemen 4 yıl yürütüldü. Şimdi sırada yeni bir Ana Sözleşme hazırlamak var: Pardus'un 2009-2011 yılları için planlarını yaparken bize rehberlik edecek, ilk sürümüne göre çok daha sağlam temellere dayanan ve dolayısı ile ilkine göre çok daha iddialı olacak olan, ilkinin teknoloji ve sonra kullanıcı ağırlıklı yaklaşımını iş ve kullanıcı ağırlıklı bir yaklaşım ile değiştiren bir Ana Sözleşme...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çalışmalara başladık bile: Ben bir taslak üzerinde çalışıyorum. Kısa zamanda tamamlanacak olan taslağı Pardus ekibi ve UEKAE ile paylaşarak son halini vereceğiz. En sonunda da UEKAE yönetiminin onayı ile resmiyet kazanacak Ana Sözleşmemiz. Hedefimiz ilki gibi Ekim başı...</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://blog.erkantekman.org/feeds/1975857664438696022/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="https://www.blogger.com/comment.g?blogID=8282218606170413279&amp;postID=1975857664438696022" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/8282218606170413279/posts/default/1975857664438696022?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/8282218606170413279/posts/default/1975857664438696022?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://blog.erkantekman.org/2008/08/ah-mazi-reloaded.html" title="Ah mazi... reloaded" /><author><name>ET</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15864601143515090670</uri><email>noreply@blogger.com</email></author><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total></entry><entry gd:etag="W/&quot;C0IBQnw7fSp7ImA9WxdbF00.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-8282218606170413279.post-5190179473779114988</id><published>2008-08-14T11:11:00.001+03:00</published><updated>2008-08-14T11:12:33.205+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2008-08-14T11:12:33.205+03:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Pardus" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="English" /><title>remember? "a new pardus... in town..."</title><content type="html">&lt;a href="http://www.linux.com"&gt;&lt;img src="http://cekirdek.pardus.org.tr/~tekman/resim/xlc_logo.gif" border="0" alt="" width="330" height="82" /&gt;&lt;/a&gt;    &lt;blockquote&gt;&lt;em&gt;My experience with Pardus was quite positive. The attention to detail, right down to skinning Amarok with the Pardus colors, is matched by the elegance of the installer and the efficacy of Kaptan and PiSi. Booting and running Pardus is quite speedy on my old AMD Sempron 2800+ with 512MB RAM; other distributions with similar features (such as Ubuntu) run slower on the same hardware. In short, I think Pardus is a distribution worth looking at for any Linux users who aren't happy with their current choice.&lt;/em&gt;&lt;/blockquote&gt;  yazının t&amp;uuml;m&amp;uuml; &lt;a href="http://www.linux.com/feature/144002"&gt;burada&lt;/a&gt; // the article is &lt;a href="http://www.linux.com/feature/144002"&gt;here&lt;/a&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://blog.erkantekman.org/feeds/5190179473779114988/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="https://www.blogger.com/comment.g?blogID=8282218606170413279&amp;postID=5190179473779114988" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/8282218606170413279/posts/default/5190179473779114988?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/8282218606170413279/posts/default/5190179473779114988?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://blog.erkantekman.org/2008/08/remember-new-pardus-in-town.html" title="remember? &quot;a new pardus... in town...&quot;" /><author><name>ET</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15864601143515090670</uri><email>noreply@blogger.com</email></author><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total></entry><entry gd:etag="W/&quot;DEMDRXg6eyp7ImA9WxRWFEk.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-8282218606170413279.post-629373036328877792</id><published>2008-07-21T14:14:00.007+03:00</published><updated>2008-10-31T11:47:54.613+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2008-10-31T11:47:54.613+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Bilişim" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="özgür" /><title>Bilişim Dergisi: "Bir Hapsolma Masalı"</title><content type="html">&lt;a href="http://www.tbd.org.tr"&gt;Türkiye Bilişim Derneği&lt;/a&gt;'nin &lt;a href="http://www.tbd.org.tr/yayinlar/dergi_listele.php?dergi=1"&gt;Bilişim Dergisi&lt;/a&gt;'nin Haziran sayısında yayımlanan &lt;strong&gt;Özgürlük İçin...&lt;/strong&gt; köşesi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Bir Hapsolma Masalı&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son olarak Microsoft OOXML örneği üzerinden giderek standartlaşmanın temeli ve açık standartların özgür yazılımın gelişmesi açısından önemine değinmiştik, oradan devam edelim. Donanımı ve yazılımı genelde tedarik eden kullanıcının, yani sizin, bilişim sistemlerindeki tek varlığınız bu sistemlere girdiğiniz bilgi: Veri, malumat, enformasyon, bilgi, bildirim... Ne isimle anarsanız ve hangi işlenmişlik düzeyinde olursa olsun, kısaca “bilgi”. Aslında tüm bilişim sistemi bilgilerinizi saklayacağınız ve işleyerek yeni bilgiler elde edeceğiniz bir depolama ve üretim ortamından başka bir şey değil. Bilişim sistemlerinizin (donanımın, yazılımın, vb) sahipliğini sorgulamayabilirsiniz, ama bilgilerinizin, özellikle bilişim sistemine girdikten sonraki, sahipliğine çok dikkat etmelisiniz. Sonuçta, dedik ya, bu sistemde sizin olan tek varlık bilgi!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Bir varmış bir yokmuş...&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir bilişim sistemine belli bir yatırım yapıyorsunuz, donanımını ve yazılımını satın alıyorsunuz, kullanıcılarınızı eğitiyorsunuz, bakım ve desteğini alıyorsunuz, tedarikçilerinize tavsiye ediyor ve hatta zorunlu kılıyorsunuz, bu sistem üzerine size özel geliştirmeler ve değişiklikler yaptırıyorsunuz... Tüm bilgilerinizi bu sistemde depoluyor, işliyor ve yeniden depoluyorsunuz. Gittikçe daha yaygın ve daha etkin kullanmaya başlıyorsunuz bu sistemi... Bir süre sonra kendi üretim ve yönetim sistem ve süreçlerinizden biri haline geliyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak gün geliyor bu sistemle ilgili çeşitli soru işaretleri beliriyor zihninizde: Acaba çok mu para harcıyorsunuz bu sisteme? Alternatifleri daha çok işinize yarar mı görünüyor? Çok mu çağdışı kalmış sizin sistem, başkaları çok daha modern ve inovatif sistemler kurmuşlarken? Bakımı ve tutumu gittikçe daha zorlaşıyor ve pahalanıyor mu? Başka limanlara yelken açmanın zamanı gelmedi mi? Kararınızı veriyorsunuz: “Yarından tezi yok bu sistemden kurtulacağım, artık başka bir sistem kullanmam daha doğru!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve ertesi sabah acı gerçekle yüzyüze geliyorsunuz: Ne yazık ki epey bir zaman önce siz bu bilişim sistemine hapsolmuşsunuz, kurtuluş imkansız! İngilizce'ye lock-in diye yerleşmiş olan, bizim en yakın anlamı ile hapsolmak dediğimiz sendromun temelinde bilginize sahip olma/olamama çelişkisi yatıyor işte. Yıllarca büyük bir rahatlık ve güvenle bu bilişim sistemine girdiğiniz bilgiler geçen zaman içerisinde hayli evrilmiş ve artık yalnızca bu sistem tarafından işlenebilir hale gelmiş. Bu bir şey değil, artık bilgilerinizi bu sistemden alıp farklı bir sisteme taşımanız bile mümkün değil. Mümkün olsa bile çok yüksek maliyetle yapılacak bir iş, yeni sisteme geçişin size kazandıracağı pek çok avantajı bir kalemde silebilecek nitelik ve nicelikte bir maliyet!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Mutsuz Son ve Mutlu Son&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizin açınızdan hayli hazinli bir son: Mevcut sistemle hayatınıza devam ediyorsunuz. Ne kadar çağdışı kalsa, ne derece performansı düşse, maliyeti ne kadar fahiş olsa da... Başka çareniz yok çünkü, dedik ya, hapsolmuşsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki bu masalda mutlu kimse yok mu? Var tabii... Mevcut sistemi size satan, kuran, işletenler. Artık inovasyon yapmak, üretim maliyetlerini düşürmek, süreçlerini etkinleştirmek zorunda değiller. Çünkü onlara mahkumsunuz, hapsolmuşsunuz! Önünüze sürecekleri faturayı ödemekten başka çareniz yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu masalın sizin için mutlu şekilde bitmesini sağlayacak bir sihirli değnek var aslında: Açık standartlar. Bilginin yalnızca bilişim sistemleri arasında gidiş gelişte değil, bir bilişim sisteminde depolanmışken de açık standartlara uygun bir yapıda olmasını talep etmek. Bu sayede bilişim sistemi üreticilerinin hapsetme olanaklarını (ya da heveslerini) engellemek; bu sayede donanım ve yazılım üreticilerinin performans, işlevsellik, güvenlik ve maliyet alanlarında rekabet etmelerini şart koşmak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avrupa Komisyonu (EC) ile Microsoft arasında son yıllarda yaşanan anlaşmazlığın, yüz milyonlarca Avroluk cezaların, OOXML oylaması ile ilgili soruşturmaların... altında yatan temel sorunsal bu işte. EC Microsoft'un (haydi orada sınırlı tutmayalım, iTunes ve iPod ile Apple'ın da) bilgiyi hapsetmemesini istiyor. Yoksa bu firmaları yazılım ve ürün bazında sorgulamıyor ya da kısıtlamıyor, tam tersine rekabete açık bir ortamda bu yazılımların ve ürünlerin daha da iyileşeceklerini düşünüyor ve ümit ediyor. Temel endişesi Avrupalı kullanıcının hapsolmaması, bilgisine sahip çıkması ve sonuçta özgürleşebilmesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özgür olmak için sizin de bilginize sahip çıkmanız gerekiyor, bunun için de hapsolmamanız..&lt;/em&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Not:&lt;/strong&gt; Yazının başlığı basılı dergide "Bir Mahkumiyet Masalı" olarak yer almış, doğrusu, yukarıda da yazdığı üzere, "Bir Hapsolma Masalı" olacaktı.</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://blog.erkantekman.org/feeds/629373036328877792/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="https://www.blogger.com/comment.g?blogID=8282218606170413279&amp;postID=629373036328877792" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/8282218606170413279/posts/default/629373036328877792?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/8282218606170413279/posts/default/629373036328877792?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://blog.erkantekman.org/2008/07/blog-post.html" title="Bilişim Dergisi: &quot;Bir Hapsolma Masalı&quot;" /><author><name>ET</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15864601143515090670</uri><email>noreply@blogger.com</email></author><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total></entry><entry gd:etag="W/&quot;C0INQn8-eip7ImA9WxdXEUs.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-8282218606170413279.post-6053970004525469086</id><published>2008-06-22T11:18:00.006+03:00</published><updated>2008-06-22T22:06:33.152+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2008-06-22T22:06:33.152+03:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Pardus" /><title>Yaşasın "Özgürlük İçin..."</title><content type="html">&lt;a href="http://www.ozgurlukicin.com" target="_blank"&gt;&lt;img border="0" alt="Özgürlük için Pardus..." title="Özgürlük için Pardus..." src="http://www.ozgurlukicin.com/media/img/banner/banner01.png"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.ozgurlukicin.com"&gt;Özgürlük İçin...&lt;/a&gt; hareketinin doğumu Şubat 2007'de olmuştu sanırsam, bir Pardus geliştiricileri toplantısında. Sonrasında ismi ve alanadını bir portala çevirme işini yürütmek üzere UEKAE, sevgili Ali Işıngör'ün firması artistanbul ile sözleşme imzaladı. pardus-oyun.org ve pardus-linux.org sitelerinden kimi katılımlar oldu, pardus-linux.org sitesinden kimi itirazlar yükseldi, vb. Ardından da site yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladı, ilk başta ittire kaktıra; sonrasında gümbür gümbür. Her geçen gün içeriği güçlendi, altyapısı sağlamlaştı ve katılımcı sayısı arttı Özgürlük İçin...'in. Yeni, bir görsel tasarım ve forum ile yeni bir atak yaptı sonrasında. Tabii ki OOXML'e Hayır kampanyası ile Türkiye özgür yazılım camiasının liderliğine soyundu, Ankaralar'a kadar bizimle geldi, devlet kademelerine OOXML'in hukuksal ve kavramsal sıkıntılarını anlattı. Seminerler vermeye başladı, üniversitelerde şenliklere, sivil oluşumlara katıldı... Sonrasında e-Dergi geldi, harika görsel tasarımı ve gittikçe sağlamlaşan içeriği ile... Artık bilgisayar dergilerinin aranan elemanlarıydılar "Özgürlük İçin... referanslı" genç yazarlar. Oyun sunucusu devreye girdi ve doldu doldu taştı... Bunları yazarken "yahu gerçekten bu işin başlangıcından bu yana yalnızca bir buçuk yıl mı geçti, 2006 olmasın?" diye düşünmekten alamıyorum kendimi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muhteşem bir iş çıkardı camiamız, benim beklentilerimi kesinlikle aştı ve ileriye çok ümitle bakmamıza vesile oldu. artistanbul'un hakkı da ayrı; başta sevgili Ali, sonra Ahmet(ler), Akın ve Seda, hemen ardından Uğur, Denis ve Rasim; tüm takım sözleşmenin gerektirdiğinin kat kat fazlasını yaptılar, camiaya örnek oldular. Sonra camiadan arkadaşlarımız, Deniz Ege, Ekrem, Gökmen, Eren, adlarını şu anda anımsayamadığım için kendilerinden özür dilediğim onlarca diğeri... Pardus camiasının oluşmasına yaptığınız katkıların ne kadar önemli olduğunu söylememe gerek yok ve bunun Türkiye'de özgür yazılımın gelişmesine vereceği desteği. Ellerinize kollarınıza sağlık!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunları neden yazıyorum ve neden bugün yazıyorum? Biraz önce öğrendiğime göre &lt;a href="http://www.lkd.org.tr"&gt;Linux Kullanıcıları Derneği&lt;/a&gt;'nin geleneksel yarışmasında En İyi Basılı/Görsel İçerik dalında Özgürlük İçin..., Yılın Pengueni seçilmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm Özgürlük İçin... camiasına tebrikler, yapacaklarınızın yanından şimdiye kadar yaptıklarınızın   sönük kalacağından eminim, hatta bunu biliyorum. Yanınızdayız, arkanızdayız!</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://blog.erkantekman.org/feeds/6053970004525469086/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="https://www.blogger.com/comment.g?blogID=8282218606170413279&amp;postID=6053970004525469086" title="1 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/8282218606170413279/posts/default/6053970004525469086?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/8282218606170413279/posts/default/6053970004525469086?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://blog.erkantekman.org/2008/06/yaasn-zgrlk-iin.html" title="Yaşasın &quot;Özgürlük İçin...&quot;" /><author><name>ET</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15864601143515090670</uri><email>noreply@blogger.com</email></author><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">1</thr:total></entry><entry gd:etag="W/&quot;Dk4CQ3o6fip7ImA9WxdQE00.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-8282218606170413279.post-462786908002511303</id><published>2008-06-13T00:02:00.003+03:00</published><updated>2008-06-13T00:09:22.416+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2008-06-13T00:09:22.416+03:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Bilişim" /><title>Bilişim Dergisi: "'Tehlikenin Farkında mısınız?'"</title><content type="html">&lt;a href="http://www.tbd.org.tr"&gt;Türkiye Bilişim Derneği&lt;/a&gt;'nin &lt;a href="http://www.tbd.org.tr/yayinlar/dergi_listele.php?dergi=1"&gt;Bilişim Dergisi&lt;/a&gt;'nin Mayıs sayısında yayımlanan &lt;strong&gt;Özgürlük İçin...&lt;/strong&gt; köşesi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;"Tehlikenin Farkında mısınız?"&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birkaç yazıdır inovasyon üzerine yoğunlaşmış durumdayız. İnovasyon yeni şeyler yapma ya da eski şeyleri yeni şekillerde yapma durumuna verdiğimiz ad. İlla bir icat ya da keşif kadar çarpıcı ve parlak olmak zorunda değil. Ama sonuçta hızla yarara dönüşecek kadar gerçeğe yakın ve pratik olmalı. İş dünyasının gözünden baktığınızda onyıllar değil aylar ve yıllar içerisinde üretime aktarılabilecek ve rekabet avantajı ya da doğrudan kar getirecek bir şey. İnovasyonda her zaman daha öncekine göre bir farklılık ve yenilik var, ama her farklı ve yeni olan da inovasyon değil. Belki de inovasyon kavramının iş çevrelerinde bu derece cazip olmasının bir nedeni de bu muğlak tanımı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Standartlaştırma ise çoğu zaman inovasyona ters yönde, en azından inovasyonu engelleyici nitelikte bir hareket. İşlerin, şeylerin ne olduğunu ve nasıl yapıldığını herhangi bir şüpheye meydan vermeyecek şekilde iyi tanımlamak gerekiyor bir standart üretmek için. Çünkü standartlaşmanın temel amacı kaliteyi yükseltmek, maliyetleri düşürmek ve rekabeti artırmak. Standartların varlığı pazardaki büyük ve güçlü aktörlerin çok arzu ettiği bir şey değil, ama giriş engellerini düşürmesi nedeniyle yeni ya da küçük aktörler için bir güvence. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son kullanıcı ve tüketici açısından ise bu ikili yapının sürekli bir dönüşüm içerisinde olması en iyisi: Pazarın düşük fiyatları ve rekabeti tercih ettiği alanlarda standartlaşma yönünde baskı ve çabalar artıyor, yeni işlevsellik gerektiğinde ise standart dışına taşan inovatif değişimler ön plana çıkıyor. Bu sayede ne çağdışı kalmış standartlara mahkum kalıyoruz sürekli, ne de baş döndüren ama gerçek anlamda değer yaratmayan bir inovasyon çılgınlığına kapılıyoruz. Aslında hem o, hem de diğeri. Sektörün ve pazarın durumuna göre kimi standartlar onlarca yıl dayanabilirken, kimileri ancak sürekli güncellenerek gereksinimlere yanıt verebiliyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Standart oluşturma, özellikle büyük aktörlerin baskın konum elde etmemeleri için, uluslar ve şirketler üstü tarafsız organlar (ISO ve TSE gibi) eliyle yürütülüyor. Bu sayede standartların gerçek amacı, yani rekabeti artırma işlevi yerine gelebiliyor. İnovasyon ise büyüklü küçüklü her türlü piyasa aktörü tarafından hayata geçirilebiliyor; her ne kadar yaygın kanı büyük aktörlerin inovatif olma konusunda biraz geri kaldıkları yönünde olsa da.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özgür yazılımların gelişmesi ve yaygınlaşması standartların açık ve hatta özgür olması ile son derece ilişkili. Sonuçta hiçbir bilişim sistemi tek başına işlev görmüyor artık, farklı sistemlerle birlikte çalışıyor, ya veri alıyor, ya veri gönderiyor; ya iş yaptırıyor, ya iş yapıyor başkalarına. Farklı sistemler arasındaki arayüzlerin “ne olduğunu ve nasıl yapıldığını herhangi bir şüpheye meydan vermeyecek şekilde iyi tanımlamak gerekiyor” birlikte çalışabilmeleri için. Özellikle özgür yazılım ürünleri genelde zaten sahipli ürünlerin mevcut olduğu sistemlere dahil edildikleri için bir tekel oluşmaması, ya da özgür yazılımların önüne bir engel çıkarılmaması için bu, yani standartlaşma son derece elzem. Tabii ki bu standartların özgür yazılım geliştiricilerine açık, kolayca erişilebilir olması gerekiyor; erişildiklerinde de makul bir çaba ile gerçeklenebilmeleri, herhangi bir fikri mülkiyet hakkı engeline ya da rüçhan hakkı ödemesine takılmadan kullanılabilmeleri. Aksi durumda  mevcut sahipli yazılım ürünleri özgür yazılımlara birlikte çalışma fırsatı tanımadan bir tekel oluşturabiliyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçtiğimiz ay Microsoft tarafından geliştirilen ve aslında bir standart değil de bir “ürün” olarak kabul edilmesi gereken Office Open XML (OOXML) dosya biçemi belirtimi, Microsoft'un dünya çapındaki lobi faaliyetleri ve kimi sorgulanabilir girişimleri sonucu ISO tarafından bir uluslararası standart (ISO/IEC DIS 29500) olarak kabul gördü. OOXML içerisinde neler yok ki: Mevcut ve hayli güncel bir uluslararası standart (ISO/IEC 26300 OpenDocument Format) ile büyük ölçüde çakışma ve çelişme, 8.000 sayfa civarında dokümantasyon, Microsoft dahil herhangi bir üretici tarafından gerçeklenmemiş bir belirtim, bol miktarda sahipli teknolojilere atıf, fikri mülkiyet (patentler vb)  kapsamında korunmakta olan teknolojiler, daha neler neler... Şimdi yazdıklarımızı başından itibaren bir kez daha okuyun, “tehlikenin farkında mısınız?”&lt;/em&gt;&lt;/blockquote&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://blog.erkantekman.org/feeds/462786908002511303/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="https://www.blogger.com/comment.g?blogID=8282218606170413279&amp;postID=462786908002511303" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/8282218606170413279/posts/default/462786908002511303?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/8282218606170413279/posts/default/462786908002511303?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://blog.erkantekman.org/2008/06/biliim-dergisi-tehlikenin-farknda-msnz.html" title="Bilişim Dergisi: &quot;'Tehlikenin Farkında mısınız?'&quot;" /><author><name>ET</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15864601143515090670</uri><email>noreply@blogger.com</email></author><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total></entry><entry gd:etag="W/&quot;C08ESXkzeSp7ImA9WxdQE0w.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-8282218606170413279.post-3169130928424652420</id><published>2008-06-12T22:40:00.006+03:00</published><updated>2008-06-13T02:03:28.781+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2008-06-13T02:03:28.781+03:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Pardus" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="English" /><title>newspapers write it: "there is a new pardus in town"</title><content type="html">&lt;a href="http://blogs.the451group.com/opensource/"&gt;&lt;img src="http://cekirdek.pardus.org.tr/~tekman/resim/451.png" border="0" alt="" width="280" height="85" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;blockquote&gt;&lt;em&gt;There are sporadic examples of Turkish open source projects. In August 2007 Turkey’s Military Recruitment Division, which is part of the Ministry of Defense, announced that it was switching to Pardus Linux on all of its 4,500 desktops and more than five hundred servers.&lt;br&gt; &lt;br /&gt;Pardus is also being used by Turkish Radio and Television Supreme Council as part of its digital television archive and analysis project.&lt;br&gt;&lt;br /&gt;[...] Other early adepter success stories include Manisa Health Directorate, Petrol-Is, and Neziroglu Motors, all of which are using Pardus Linux.&lt;/em&gt;&lt;/blockquote&gt; &lt;br /&gt;yazının tümü &lt;a href="http://blogs.the451group.com/opensource/2008/06/12/open-source-tour-of-europe-turkey"&gt;burada&lt;/a&gt; // the article is &lt;a href="http://blogs.the451group.com/opensource/2008/06/12/open-source-tour-of-europe-turkey"&gt;here&lt;/a&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://blog.erkantekman.org/feeds/3169130928424652420/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="https://www.blogger.com/comment.g?blogID=8282218606170413279&amp;postID=3169130928424652420" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/8282218606170413279/posts/default/3169130928424652420?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/8282218606170413279/posts/default/3169130928424652420?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://blog.erkantekman.org/2008/06/newspapers-write-it-there-is-new-pardus.html" title="newspapers write it: &quot;there is a new pardus in town&quot;" /><author><name>ET</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15864601143515090670</uri><email>noreply@blogger.com</email></author><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total></entry><entry gd:etag="W/&quot;CEMESX0-cSp7ImA9WxdRFk0.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-8282218606170413279.post-2906590614337035798</id><published>2008-06-04T14:10:00.007+03:00</published><updated>2008-06-04T21:00:08.359+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2008-06-04T21:00:08.359+03:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Pardus" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="English" /><title>"... and they lived happily ever after"</title><content type="html">&lt;center&gt;&lt;img src="http://cekirdek.pardus.org.tr/~gokmen/timer.php?en&amp;black"&gt;&lt;/center&gt;&lt;br /&gt;The #1 Pardus supporter outside Turkey Mr. Willem Gielen and his beloved fiance Ms. Mahican Emeni are married as of today. The wedding ceremony took place in Rotterdam Museum of Natural History, if I'm not mistaken, and under a bright sunny sky, what looks like. Willem is the founder of the Dutch Pardus Users' Group, and pardus-linux.nl web site, and Pardus world forum. Mahican is pursuing a career in medicine, as Willem (he indeed does; IT, Linux and Pardus are his hobbies). They both are very lovely personalities and their hospitality is world class, I should add.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;I, hereby, unofficially, declare that, the &lt;a href="http://worldforum.pardus-linux.nl/index.php?topic=1725.0"&gt;Pardus 2008 Beta1&lt;/a&gt;, which has been released today, shall be known as &lt;strong&gt;"Willem-Mahican"&lt;/strong&gt; from now on.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dear Willem and Mahican, I wish the best for you on behalf of the Pardus core team, developers, and users; and a life full of love and happiness...</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://blog.erkantekman.org/feeds/2906590614337035798/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="https://www.blogger.com/comment.g?blogID=8282218606170413279&amp;postID=2906590614337035798" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/8282218606170413279/posts/default/2906590614337035798?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/8282218606170413279/posts/default/2906590614337035798?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://blog.erkantekman.org/2008/06/and-theyve-lived-happily-ever-after.html" title="&quot;... and they lived happily ever after&quot;" /><author><name>ET</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15864601143515090670</uri><email>noreply@blogger.com</email></author><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total></entry><entry gd:etag="W/&quot;D0QCQXs7fip7ImA9WxdQE00.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-8282218606170413279.post-382138168390740981</id><published>2008-05-25T02:08:00.012+03:00</published><updated>2008-06-13T00:16:00.506+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2008-06-13T00:16:00.506+03:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Pardus" /><title>Pardus'a Saldırmanın Karşı Koyulmaz Cazibesi...</title><content type="html">&lt;blockquote&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Ön not:&lt;/strong&gt; Bu yazının kafamda ilk şekillenen hali hayli kişisel, 10-15 yıllık bir seyahatin mola noktalarına değinen, deyim yerindeyse proje gibi kendimi de hayli faş eden bir metindi. Sonradan bu yapıdan vaz geçtim, belki de çekindim ve korktum; daha resmi, daha mesafeli ve daha objektif bir konumda kalmayı tercih ettim. Bir gün "Bu Pardus da Nereden Çıktı?" mealinde bir kitap yazacak olursam, o zamanlara kadar hafızam bana fazla ihanet etmezse, o gün geldiğinde çekinmez ve korkmazsam o hikayeyi de öğrenebilirsiniz.&lt;/em&gt;&lt;/blockquote&gt;Pek çok özgür yazılım projesini gıpta ile izliyorum, o projelerin yöneticilerinin yerinde olmak istemiyorum, ama Pardus'un değil de o projelerin başında olmanın nasıl bir hafiflik duygusu yaratacağını merak ediyorum. Neden mi? Anlatayım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benzer bir Linux dağıtımı projesinin başındaki kişi olarak yıllar süren çabalarınız ve son derece hassas ve dikkatli çalışmalarınız sonrasında bir kişisel bilgisayar üreticisini kendi dağıtımınızı ön-yüklü dağıtmaya ikna etseniz başarılı addedilir, alkışlanır, takdir toplarsınız...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya da bir özgür yazılım projesi yöneticisi olarak amaç ve hedefini bir ürün ortaya koymanın ötesine geçirseniz, proje olarak o memleketin bilişim sahnesinde kayda değer bir değişiklik yapmayı hedeflediğinizi ilan etseniz, "bilişim ihracatı"ndan bahsetseniz hemşehrileriniz bunları duymaktan sevinir, heveslenir, daha şevkle sarılırlar işlerine...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Misal, işinizi yalnızca bir yazılım projesini yönetmek olarak görmeyip proje ve ürününüzün basın ve halkla ilişkilerine, tanıtımına, camia ilişkilerine de eğilseniz ve projeler geliştirseniz, bir yandan mekanik yazılım üretim sınırını aştığınız için takdirle karşılanır, diğer yandan da giriştiğiniz işin zorluğu karşısında destek bulursunuz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Veya bir Linux dağıtımının yöneticisi olarak bir dizi danışma sonrasında sürüm isimleri ile çevre ve doğa bilinci ve sevgisini geliştirmeye, dikkati nesli tehlikedeki canlılara çekmeye karar verseniz bu hareketiniz çevreciler tarafından büyük destekle, diğerleri tarafından da saygıyla karşılanır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pardus projesinin başındaysanız, ASLA! Herhangi bir yapıcılığı olmayan "yannışsın!" tonunda eleştirilirsiniz, itham edilirsiniz, dalga geçerler sizinle, hakarete uğrarsınız...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src="http://cekirdek.pardus.org.tr/~tekman/resim/pardusman_bm.png" style="float: left; margin-right: 10px;" width="108" height="200"&gt;Neden? Anlamakta çok güçlük çekiyorum... Neden bir yandan çok amansız birer özgür yazılım, Linux ve hatta Pardus destekçisi olduklarını söyleyen kişiler projenin ileri doğru adım atmasından ya da hedefini büyük tutmasından rahatsız olur? Neden yaptıklarınız ya da yapmaya çalıştıklarınız, hem de dokuz kat yabancılar tarafından değil, aslında omuz omuza ter dökmeniz gerekenlerce küçük görülür ve küçük gösterilmeye çalışılır? Neden kendi lisanınızda, aynı toprakları paylaştığınız insanlarca yazılmış olumlu ya da ciddi ve derinlikli değerlendirme yazıları bulamazsınız, buna karşın Kanada'dan, Polonya'dan, Japonya'dan alkışlar ulaşır kulaklarınıza? Neden daha iyiye ve daha güzele doğru yarışmak için çabalarken sürekli çelmeler, tekmeler gelir bacaklarınıza, ayaklarınıza? Neden bir Cumartesi gecesi saatin 3'ünde yeni projeleri, atılımları, aşılacak zorlukları değil de bunları düşünür ve yazarken bulursunuz kendinizi? Neden?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk gününden beri Pardus projesine çok saldırıldı. &lt;strong&gt;Saldırı&lt;/strong&gt; diyorum, çünkü başka sözcük bulamıyorum durumu tarif için. İçeriden, dışarıdan; yukarıdan, aşağıdan; gizli, açık çok saldırıldı... Sinirsel ve zihinsel olarak kesinlikle, bu yetmez gibi fiziksel olarak çok yıpratıldık. Tüm hal ve tavırlarımızda olmasa bile eğilim ve yönelimimizde doğru olduğumuzu biliyorduk, dayandık... Artık haklı çıktığımız daha iyi ortaya çıkıyor: Misal, GSoC'dayız; misal, escort Pardus ön-yüklü kişisel bilgisayarlar satıyor; misal, Kubuntu gelecek sürümlerinde Pardus teknolojilerini kullanmayı tartışıyor, düşünüyor; misal, camia sitemiz Özgürlükİçin.com haftadan haftaya, aydan aya erişim sayısını katlıyor... Daha misaller çok, sıradalar, birer birer suyun yüzüne çıkacaklar. Ve eminim ki saldırılar durmayacak, hatta belki daha da artacak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben Erkan Tekman... Pardus projesini yönetiyorum... Türkiye'de ve dünyada Pardus'un ve özgür yazılımın başarısı için çalışıyorum ve bu yolda çalışmaya devam edeceğim... Gücüm yettiğince, sabrım elverdiğince... Onlar da saldırmaya devam etsin... Buradayım! Beklerim...</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://blog.erkantekman.org/feeds/382138168390740981/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="https://www.blogger.com/comment.g?blogID=8282218606170413279&amp;postID=382138168390740981" title="12 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/8282218606170413279/posts/default/382138168390740981?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/8282218606170413279/posts/default/382138168390740981?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://blog.erkantekman.org/2008/05/pardusa-saldrmann-kar-koyulmaz-cazibesi.html" title="Pardus'a Saldırmanın Karşı Koyulmaz Cazibesi..." /><author><name>ET</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15864601143515090670</uri><email>noreply@blogger.com</email></author><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">12</thr:total></entry><entry gd:etag="W/&quot;CUYASHY9fip7ImA9WxdTEk0.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-8282218606170413279.post-8233360140316667544</id><published>2008-05-08T02:27:00.002+03:00</published><updated>2008-05-08T02:32:29.866+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2008-05-08T02:32:29.866+03:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Bilişim" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Pardus" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="özgür" /><title>Bilişim Dergisi: "Pardus, İnovasyon ve TIO"</title><content type="html">&lt;a href="http://www.tbd.org.tr"&gt;Türkiye Bilişim Derneği&lt;/a&gt;'nin &lt;a href="http://www.tbd.org.tr/yayinlar/dergi_listele.php?dergi=1"&gt;Bilişim Dergisi&lt;/a&gt;'nin Nisan sayısında yayımlanan &lt;strong&gt;Özgürlük İçin...&lt;/strong&gt; köşesi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Pardus, İnovasyon ve TIO&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sözümüzü TIO'dan, yani “toplam inovasyon fırsatı”ndan bahsederek bitirmiştik son yazımızda. Oradan devam edelim, hem de birkaç örnek vererek TIO'dan neyi kastettiğimizi ve özgür yazılımın neden yüksek TIO vadettiğini açıklayarak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pardus, biliyorsunuz, temelde bir Linux dağıtımı: Linux çekirdeği, çok bilinen çeşitli özgür yazılım uygulamaları (başta Firefox, OpenOffice.org olmak üzere gimp, Amarok, K3B ...), az bilinen pek çok özgür yazılım uygulaması (digikam, Akregator, Kopete ...) ve bunların bir arada, barış içerisinde yaşamasını sağlayan tümleştirme (entegrasyon) çerçevesi ve uygulamaları (kurulum yazılımı, paket yönetim sistemi, yapılandırma sistemi ...). Dünyada 400'ün üzerinde Linux dağıtımı var, binlerce kişinin katkıda bulunduğu “evrensel” işletim sistemi Debian'dan birer kişilik mikro projelere. Buna karşın bahsettiğimiz tümleştirme çerçeveleri sayıca pek az: Red Hat/Fedora'nın RPM temelli sistemi, SuSE/Novell'in YaST merkezli sistemi, Debian ve türevlerinin (örneğin Ubuntu ailesi) dpkg temelli sistemi, Gentoo'nun emerge temelli sistemi. Pardus macerasının ta başında, bu sistemleri hallice bir değerlendirmeden geçirip, artı ve eksilerini tartıp, hiçbirisini kullanmamaya ve yeni bir çerçeve yaratmaya karar verdik. Sonuçta, benim “Pardus teknolojileri” diye adlandırdığım paket yönetim sistemi PiSi, yapılandırma çerçeve ve araçları ÇOMAR, yapılandırma arayüzleri TASMA ve Kaptan, kurulum yazılımı YALI ve iki elin parmaklarını geçmeyen kuzenlerinden oluşan yepyeni ve hayli inovatif bir yapı oluşturduk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kararımız yıllardır sürekli sorgulandı, “Neden bu insan gücünü farklı bir alana yönlendirmediniz? Neden tekerleği yeniden keşfetmek istediniz?” diye soruldu duruldu. Ama özellikle son zamanlarda gördük ki, Pardus teknolojileri sayesinde Pardus temelli sistem ve çözümlerde inovasyon yapma ve değer katma potansiyeli, hadi adını koyalım, toplam inovasyon fırsatı, yani TIO çok çok artmış. Bir yandan modüler, hafif ve güne uygun bir tasarım kullanan, diğer yandan da Pardus ekibince geliştirilmesi nedeniyle ciddi bir bilgi birikimi üzerine oturan Pardus teknolojileri sayesinde, başka sahipli ya da açık/özgür sistemlerle gerçekleştirilmesi çok zor, hatta imkansız olacak çözümler, hızla ve kolayca gerçeklenebiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk örnek dağıtık bir mimariye sahip bir kurumsal kullanıcımızdan: Yüzlerce noktada kullanılacak, buna karşın yerinde yüksek yetenekli bir işletme ve bakım ekibi bulundurulamayacak sistemleri için kolay ve hızlı kurulabilen, ayrıca uzaktan yönetilebilen bir yapı gerekiyordu. ÇOMAR üzerine yaptığımız bir ek ile uzaktan yönetimi, YALI'ya yaptığımız ekler ile hızlı kurulumu sağladık. Sonuçta başka sahipli ve açık sistemlerle günler ve hatta haftalar sürebilecek kurulum işini günlere ve hatta saatlere sığdırabildik. Öte yandan hazır ürünlerle gerçeklenmesi için yüzbinlerce YTL harcanması gerekecek uzaktan yönetim sistemini hayli cüzi bir insan gücü kullanımı ile gerçekleştirebildik. Pardus teknolojileri kullanıcıya özgü inovatif çözümleri hızla ve makul bir maliyetle geliştirebilmemizi sağladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir başka örnek de potansiyel çözüm ortaklarımızdan birisi ile yaptığımız çalışma: İşletim sistemi yüklü olarak dağıtımı yapılacak ama yönetici parolası belirleme ve kullanıcı hesabı oluşturma işleri uç noktalarda gerçekleştirilecek çok sayıda PC için bir çözüm arıyorlardı. YALI'da yaptığımız ufak tefek değişikliklerle işletim sistemi kurulumunu merkeze, ilk tanımlamaları uçlara taşıdık. Hem de uçtaki kullanıcılardan herhangi bir teknik bilgi ve beceri kullanımı beklemeden. Birkaç günde geliştirdiğimiz YALI_OEM ile hem bu kullanıcının ve hem de pek çok olası müşterinin sorunlarını kolaylıkla çözüverdik. Aynı şeyi farklı bir Linux dağıtımı ile gerçekleştirmenin hiç de bu kadar kolay olmayacağından emin olabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pardus teknolojileri hem biz, hem çözüm ortaklarımız ve hem de kullanıcılarımız için hayatı kolaylaştırıyor. Hem, sadece ilk geliştirildikleri halleri ile değil, sundukları inovasyon fırsatları, yüksek TIO ile. Tüm sistemin özgür bir lisansla dağıtılıyor ve aktif bir camia tarafından destekleniyor olması da bağımsız geliştiricilerin elde edilebilirlik ve sürdürülebilirlik konusundaki soru işaretlerini tümüyle ortadan kaldırıyor. İyi ki özgür inovasyon yolunu seçmişiz...&lt;/em&gt;&lt;/blockquote&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://blog.erkantekman.org/feeds/8233360140316667544/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="https://www.blogger.com/comment.g?blogID=8282218606170413279&amp;postID=8233360140316667544" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/8282218606170413279/posts/default/8233360140316667544?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/8282218606170413279/posts/default/8233360140316667544?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://blog.erkantekman.org/2008/05/biliim-dergisi-pardus-inovasyon-ve-tio.html" title="Bilişim Dergisi: &quot;Pardus, İnovasyon ve TIO&quot;" /><author><name>ET</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15864601143515090670</uri><email>noreply@blogger.com</email></author><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total></entry><entry gd:etag="W/&quot;AkUCSHY8fip7ImA9WxZaEU8.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-8282218606170413279.post-4359426631016517476</id><published>2008-04-24T23:54:00.004+03:00</published><updated>2008-04-25T15:57:49.876+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2008-04-25T15:57:49.876+03:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Pardus" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="English" /><title>Pardus Welcomes GSoC Students...</title><content type="html">From our beloved Çağlar's &lt;a href="http://cekirdek.pardus.org.tr/~caglar/zangetsu/blog/2008/04/22/340/"&gt;blog&lt;/a&gt;:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;em&gt;The Pardus Project is pleased to announce that Google has agreed to sponsor five student slots.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Congratulations, and welcome to the Pardus community! We are looking forward to the successful completion of the following interesting projects:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;strong&gt;A System Restore Project for Pardus&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;by &lt;strong&gt;Mehmet Ozan Kabak&lt;/strong&gt;, mentored by Gökmen GÖKSEL&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;strong&gt;Pardus CD/DVD/USB Distribution Wizard&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;by &lt;strong&gt;Türker Sezer&lt;/strong&gt;, mentored by S.Çağlar Onur&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;strong&gt;Internet Connection Share Module&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;by &lt;strong&gt;Cihangir Beşiktaş&lt;/strong&gt;, mentored by Pınar Yanardağ&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;strong&gt;802.1x support for network manager&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;by &lt;strong&gt;İşbaran Akçayır&lt;/strong&gt;, mentored by Gökçen Eraslan&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;strong&gt;PISI - Package Signing Mechanism&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;by &lt;strong&gt;Serdar DALGIC&lt;/strong&gt;, mentored by Faik Yalçın Uygur&lt;/ul&gt;&lt;br /&gt;Student projects will be worked on roughly full time (~40 hours/week) between May 26th and August 18th.&lt;/em&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;A hearthly welcome to the "maginificent five" from me as well... Hope you will each become a-heck-of-a-free-software-developer by late August!</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://blog.erkantekman.org/feeds/4359426631016517476/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="https://www.blogger.com/comment.g?blogID=8282218606170413279&amp;postID=4359426631016517476" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/8282218606170413279/posts/default/4359426631016517476?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/8282218606170413279/posts/default/4359426631016517476?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://blog.erkantekman.org/2008/04/pardus-welcomes-gsoc-students.html" title="Pardus Welcomes GSoC Students..." /><author><name>ET</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15864601143515090670</uri><email>noreply@blogger.com</email></author><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total></entry><entry gd:etag="W/&quot;CkMGRX0zfCp7ImA9WxZaEEo.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-8282218606170413279.post-9095761991470475433</id><published>2008-04-24T22:37:00.004+03:00</published><updated>2008-04-24T23:53:44.384+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2008-04-24T23:53:44.384+03:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="muhtelif" /><title>Küresel-Ulusal İkilemi</title><content type="html">Biliyorsunuz, ilk halk karşısına çıktığı 2005 Şubatı'ndan bu yana Pardus'un göbek adı "Ulusal İşletim Sistemi". Bu göbek adını pek çok platformda, hatta proje ekibinden arkadaşlara bile, defalarca açıklamam ve hatta savunmam gerekti geçen üç yıl boyunca. Sanırım en deerli toplu ve doyurucu açıklamam yine bu günlükte yer alan &lt;a href="http://blog.erkantekman.org/2007/05/milli-yerli-egemenlik.html"&gt;bir yazı&lt;/a&gt; oldu. Başka mecralarda da "ulusal"dan, "milliyetçilik"ten ne anladığımı yazdım-çizdim zamanında; meraklısı ya biliyordur, ya bulur okur. Ama son tahlilde bir "yurtsever" olduğum itiraf etmek durumundayım, mevcut konumum da bunu açıklıyor ya zaten...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öte yandan da bireyin üstünlüğüne, sınırsız yaratıcılığa, rekabete inanan, ve bu bağlamdan hareketle de insanları ayıran her türlü betimlemeye (cinsiyet, ırk, din, millyet, ...) karşı çıkan biriyim. Evet, "enternasyonalist" ve "globalist"im; her ikisi de çeşitli çekincelerle :-P&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğal olarak bu iki cami arasında bi-namaz kalıyorum zaman zaman ve hatta sık sık. Küresel-ulusal ekseninde zihnim sünüp duruyor, bir o yana bir bu yana sallanıp duruyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alın son günlerden iki haber: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src="http://www.radikal.com.tr/veriler/2008/04/21/bin.gif" width="160" height="112" style="float: left; margin-right: 10px;"&gt;İstanbul Belediyesi'nin şovunda 165 bin domino taşı bir fiske ile devrilerek &lt;a href="http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=253568"&gt;Türkiye rekoru kırılmış&lt;/a&gt;. Ne güzel! Japonyalar'da, Hollandalar'da izlediğimiz o şovlar artık bize de geliyor; biz de daha büyük, daha çok, daha uzun domino taşı dizileri yapıp devirmeye başlayacağız artık. Dünya rekoru 4 milyonmuş, ne gam; her uzun yol bir adımla başlar, zamanı gelecektir milyonların da. İlk PiSi paketinin oluşturulduğu günü anımsıyor musunuz? Ama o da ne? Meğersem İstanbul'daki dominoları dizenler de Hollanda'dan gelmişler. Tasarım ithal, taşlar ithal, operasyon (en azından operasyonun yönetimi) ithal. Bizim katkımız olsa olsa "amelelik", gösterilen yere gösterilen taşı koymak. Katma değeri düşük, kolaylıkla yeri doldurulabilir, rekabet gücü az... E, o zaman bunun neresi "Türkiye rekoru"? Sırf İstanbul'da oldu diye mi? Eh o zaman parasını bastırsalardı da 5 milyon taş dizdirselerdi, şanımız yürürdü...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src="http://muze.sabanciuniv.edu/ssm/userfiles/Image/SSM/koleksiyonlar/hat/hat_kols_2_210x230.jpg" width="210" height="230" style="float: right; margin-left: 10px;"&gt;Sakıp Sabancı Müzesi (SSM) Osmanlı Hat Koleksiyonu Sevilla'da Real Alcazar Sarayı'nda &lt;a href="http://muze.sabanciuniv.edu/bulletin/bulletin.php?lngBulletinID=54"&gt;sergilenmeye başlanmış&lt;/a&gt;. Rahmetli Sakıp Sabancı'nın dillere destan bir hat koleksiyonu vardı. Sağlığında SSM'yi kurup bu koleksiyon da dahil pek çok eser, bu arada oturmakta olduğu evi de müzeye bağışlayınca koleksiyon SSM Osmanlı Hat Koleksiyonu adını aldı. Sakıp Ağa'nın koleksiyonu iken tüm dünyayı gezen hatlar, bu bahar, bu kez yeni adı ile, yeniden yollara düştü ve önce Madrid'de, şimdi de Sevilla'da sergileniyor. Hem de, ironik bir şekilde, Kanuni Süleyman'ın Avrupa'daki baş rakibi Şarlken'in sarayında. Ne güzel! Küratörü bizden, eserleri bizden, sahibi de bizden... Ama bir bakıyoruz, o meşhur Alkazar Sarayı'nın en hususi odalarında koleksiyonun sunumunu tasarlayan mimari ofisi dışarıdan. Yahu, Türkiye'de ne tasarımcılar, ne mimarlar var, bu eserleri o mekana doğru bir şekilde yerleştirecek bir adem evladı bulamadınız mı? Tarihin derinliklerinden kaynayıp gelen bu eserlerin sunumunu da çağdaş bir Türkiye tasarımcısı yapıverse, kremayı da o koyuverseydi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu durumlarda ulusalcı/milliyetçi/yurtsever damarım şaha kalkıyor, delleniyorum. Evet, bireyin üstünlüğüne, sınırsız yaratıcılığa, rekabete inanıyorum. Ama kendini bu memleket ile anmayı seçen, buraların vatandaşı olmuş arkadaşların üstünlüğüne ve sınırsız yaratıcılığına da inanıyorum, Hollandalı domino dizicilere ve memleketini bilmediğim mimarlara inandığım kadar. Bizim domüno dizicilerimiz ile bizim mimarlarımızın dünyanın dört bir köşesinde meslektaşları ile rekabet içerisinde olmaları gerektiğine de fena halde inanıyorum. Ama eğer biz domino dizicilerimize ve mimarlarımıza ilk adımı atma şansı vermezsek bu arkadaşların uzun yolculuklarına bir türlü başlayamayacaklarını da görüyorum. Pardus'un MSB'de masaüstü (ve kısmen sunucu) işletim sistemi olarak seçilmesi sürecini anımsıyorum ve bu arkadaşların duygu ve düşüncelerini anlayabiliyorum. Gerek İBB'nin, gerekse SSM'nin tedarik kararlarında memlekette yaratılacak katma değeri artırıcı, yurttaşların rekabet gücünü artırıcı yolları tercih etmeleri gerektiğini düşünüyorum. İBB'nin laleler konusunda yaptıklarına, SSM'nin de müze müdürü ve koleksiyon küratörü (aynı kişiler) seçimine baktığımda aslında onların da bu kaygılara pek de yabancı olmadıklarını düşünüyorum. Biraz daha fazlasını istiyorum...</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://blog.erkantekman.org/feeds/9095761991470475433/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="https://www.blogger.com/comment.g?blogID=8282218606170413279&amp;postID=9095761991470475433" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/8282218606170413279/posts/default/9095761991470475433?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/8282218606170413279/posts/default/9095761991470475433?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://blog.erkantekman.org/2008/04/kresel-ulusal-ikilemi.html" title="Küresel-Ulusal İkilemi" /><author><name>ET</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15864601143515090670</uri><email>noreply@blogger.com</email></author><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total></entry><entry gd:etag="W/&quot;DUMDSX85fip7ImA9WxZUGEs.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-8282218606170413279.post-2806715233282602917</id><published>2008-04-11T01:35:00.002+03:00</published><updated>2008-04-11T01:44:38.126+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2008-04-11T01:44:38.126+03:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Pardus" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="özgür" /><title>Özgürlük İçin e-dergi</title><content type="html">Genelde bağlantı yayınlamaktan hoşlanmam, ya alıntı yaparım ya hiç bahsini etmem. Ama şu anda elimde öyle bir malzeme var ki bunun bağlantısını yayınlamamak büyük ayıp, ayıp ne kelime günah olur! Özgürlük İçin tarafından yayınlanan e-derginin Nisan 2008 tarihli &lt;a href="http://www.ozgurlukicin.com/e-dergi/"&gt;ilk sayı&lt;/a&gt;sı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.ozgurlukicin.com/e-dergi/"&gt;&lt;img src="http://www.ozgurlukicin.com/media/upload/image/oi-edergi-kapak.jpg" width="" height="" style="float: right; margin-left: 10px;"&gt;&lt;/a&gt;e-dergi'yi biraz önce LKD gezegenine düşen RSS haberinden gördüm (kişisel açıdan hoş bir çelişki), indirdim, şöyle bir göz attım ve bayıldım. Evet evet, daha başlıklar hariç tek satırını okumadım, ama yine de bayıldım. Görsel aşıdan harika, içerik açısından son derece doyurucu, bilgi açısından büyük olasılıkla yetkin ve yeterli... Daha ne diyeyim! Tüm emeği geçenlere binlerce teşekkür... Bu arkadaşları aralarından çıkaran camiaya binlerce sevgiler... Özgürlük İçin camiasının oluşturulması herhalde Türkiye özgür yazılım hareketinin en önemli kilometre taşlarından bir olarak anılacak &lt;br /&gt;ileride!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;e-dergi'yi henüz okumadıysanız indirin ve okuyun! Okuduysanız arkadaşlarınıza alık verin! Ayda bir yayınlanacakmış, şimdiden gelecek sayıyı beklemeye başlayın! Ne kadar ele ulaşsa azdır...</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://blog.erkantekman.org/feeds/2806715233282602917/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="https://www.blogger.com/comment.g?blogID=8282218606170413279&amp;postID=2806715233282602917" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/8282218606170413279/posts/default/2806715233282602917?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/8282218606170413279/posts/default/2806715233282602917?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://blog.erkantekman.org/2008/04/zgrlk-iin-e-dergi.html" title="Özgürlük İçin e-dergi" /><author><name>ET</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15864601143515090670</uri><email>noreply@blogger.com</email></author><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total></entry><entry gd:etag="W/&quot;CUYASHY9fyp7ImA9WxdTEk0.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-8282218606170413279.post-6233552371268463775</id><published>2008-04-02T14:54:00.004+03:00</published><updated>2008-05-08T02:32:29.867+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2008-05-08T02:32:29.867+03:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Bilişim" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="özgür" /><title>Bilişim Dergisi: "Özgür Yazılım Neden Satıyor?"</title><content type="html">&lt;a href="http://www.tbd.org.tr"&gt;Türkiye Bilişim Derneği&lt;/a&gt;'nin &lt;a href="http://www.tbd.org.tr/yayinlar/dergi_listele.php?dergi=1"&gt;Bilişim Dergisi&lt;/a&gt;'ne Mart sayısı için yazdığım &lt;strong&gt;Özgürlük İçin...&lt;/strong&gt; köşesi huzurlarınızda:  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Özgür Yazılım Neden Satıyor?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen yazımızda özgür yazılım şirketleri arasında başarı hikayesi olarak adını geçirdiğimiz MySQL'in Sun Microsystems tarafından, hem de 1 milyar ABD Doları'na satın alınması pek çok gözün, bir kez daha, özgür yazılım tarafına çevrilmesine neden oldu. Ardından da QT uygulama çerçevesinin geliştiricisi Trolltech'in Nokia'ya 150 küsur milyon ABD Dolar'ına satılması... Koca koca şirketler neden minik (kendi boylarına ve kimi endüstri ölçütlerine göre) özgür yazılım şirketlerini satın alıyorlar? Hem de bu minik şirketlerin yıllık gelirlerinin 10-20-50 katı paralar ödeyerek. Yanıt basit: Özgür yazılım satıyor! Geçen yıl 50 milyon ABD Doları kazanan MySQL'in bu yıl 70 milyon ABD Doları'nı rahatça geçmesi bekleniyor: Yılda %40 büyüme, hem de yıllardır bu şekilde sürdürülebilen bir büyüme. İşte bu yazımızın temel sorusu: İnsanlar, daha önemlisi kurumlar, neden özgür yazılım ürünleri satın alıyorlar?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özgür yazılım ürünleri, adı üzerinde, yazılım ürünleri. Yani, kullanıcı, bir yazılım ürününden beklediklerini bekliyor özgür yazılım ürünlerinden de. Bu beklentileri üç eksende toplayabiliriz: İşlevsellik, güvenlik ve maliyet. Hayal ve ümit edilen, kullanıcı tarafından arzu edilen tüm işlevleri yerine getirirken hiçbir güvenlik sorunu yaratmayan, buna karşın makul bir fiyatı olan yazılım ürünleri. Doğal olarak bu mümkün değil, hatta bir eksende ilerledikçe diğer eksenlerde geriliyorsunuz genelde. İşlevselliği artırmaya çalıştıkça hem güvenlik sıkıntıları yaşamaya başlıyorsunuz, hem de fiyat yükseliyor. Sistem çok güvenli olsun deyince hem işlevleri kırpmanız gerekiyor, hem de maliyet artıyor. Ucuza mal olsun dediğinizde ne iş görüyor, ne de güvenli oluyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özgür yazılımın temel iddiası, özgür yazılım ürünlerinin her üç eksende sahipli yazılıma göre daha avantajlı olabileceği yönünde. Yani daha ucuza, daha işlevsel ve daha güvenli kod üretmek ve bu kodu yaşatmak mümkün. Böyle olursa, doğal olarak, kullanıcılar da seçimlerini özgür yazılım ürünlerinden yana kullanırlar, herkes özgür yazılım satın alır, özgür yazılım şirketlerinin gelirleri artar ve bu şirketlerin de piyasa değerleri yükselmeye başlar. Ve öngörüsü kuvvetli büyük şirketler, eğer kültürel açıdan da bir sorun yaratmazsa ufak özgür yazılım şirketlerini satın almaya başlarlar; geleceğe hazırlık...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki, özgür yazılım neden satıyor? Özgür yazılım ürünlerinin edinme maliyeti 0, yazıyla “sıfır”. GPL ve çoğu özgür lisans bunu sağlıyor. Sırf bu açıdan bakınca özgür yazılımın çok ciddi bir avantajı varmış gibi duruyor, ama özgür yazılım şirketlerinin de para kazanması imkansız hale geliyor. Oysa, bir yazılım ürününün gerçek maliyetini ölçmek için farklı bir ölçü var: TCO = Total Cost of Ownership, yani toplam sahip olma maliyeti. Bedavaya edindiğiniz yazılımı sisteminize adapte etmek, bakımını ve güncellemesini yapmak, kullanıcılarınızı eğitmek ve diğer işler için harcamanız gereken parayı, sistemin çalışmamasından doğacak işgücü kaybını, vb. baştan hesaba katmanız gerekiyor. Tabii aynı masraflar lisans ücretini ödeyerek aldığınız sahipli yazılımlar için de söz konusu. Artık oyun bir TCO karşılaştırması haline geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama unutmamalı ki GPL'in ve diğer özgür lisansların sağladığı yalnızca bedelsiz dağıtım değil. Özellikle kaynak koduna erişme son derece önemli bir unsur. Sahipli yazılım üreticileri ve taraftarları çoğu zaman bu özelliği “son kullanıcı ya da kurumsal kullanıcı kaynak kodunu ellemiyor ki hiç” diyerek değersiz göstermeye çalışırlar. Oysa kaynak kodunun açık olması, bilginin özgürce el değiştirmesi, fikri mülkiyetin paylaşımı bir yandan özgür yazılım ürünlerinin işlevsellik ve güvenlik eksenlerindeki üstün performansının temel nedeni olurken, diğer yandan da bedelsiz dağıtım modelinin sürdürülebilirliğini sağlıyor. Yani işin kaynağında kaynak kodu var!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ötesi, özellikle son yıllarda daha fazla dillenmeye başlayan yeni bir kısaltma var: TIO – Total Innovation Opportunity, yani toplam inovasyon fırsatı. Pek çok kişi kaynak kodunun açık olmasının inovasyonu artırıcı bir etkisi olduğunu, özgür yazılım kullanan firmaların -kaynak koduna müdahale etsinler ya da etmesinler- bilişimde ve bilişme bağlı operasyonlarında inovasyon yaratarak rekabet avantajı elde etmelerinin daha kolay olacağını, hikayenin basit TCO hesabından çok daha derine indiğini savlıyorlar. Artık yazılım alımlarında TCO, ve daha önemlisi TIO karşılaştırması da yapmanın zamanı geldi mi dersiniz?&lt;/em&gt;&lt;/blockquote&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://blog.erkantekman.org/feeds/6233552371268463775/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="https://www.blogger.com/comment.g?blogID=8282218606170413279&amp;postID=6233552371268463775" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/8282218606170413279/posts/default/6233552371268463775?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/8282218606170413279/posts/default/6233552371268463775?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://blog.erkantekman.org/2008/04/bilim-dergisi-zgr-yazlm-neden-satyor.html" title="Bilişim Dergisi: &quot;Özgür Yazılım Neden Satıyor?&quot;" /><author><name>ET</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15864601143515090670</uri><email>noreply@blogger.com</email></author><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total></entry><entry gd:etag="W/&quot;D0MGRnwzcCp7ImA9WxdQE00.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-8282218606170413279.post-3900981349862261737</id><published>2008-04-01T23:44:00.006+03:00</published><updated>2008-06-13T00:17:07.288+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2008-06-13T00:17:07.288+03:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="OOXML" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="özgür" /><title>Şaka gibi bir standart</title><content type="html">&lt;img src="http://cekirdek.pardus.org.tr/~tekman/resim/isomeeting.jpg" style="float: left; margin-right: 10px" width="350" height="324"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 Nisanlar'da genelde ilk okumada inandırıcı, ardından şaşırtıcı, şakanın farkına varınca da eğlendirici mesajlar dolanır internette. Çünkü 1 Nisan şaka günüdür. Bugün de böylesine bir mesaj düştü posta kutularımıza: İlk okumada inandırıcı, ardından şaşırtıcı... ama ne yazık ki eğlendirici değildi... şaka da değildi. Bu nedenle de daha şaşırtıcı idi, hem de biraz hayal kırıklığı yaratan, insanın enerjisini çeken cinsten. Evet, Microsoft'un ofis dokümanı formatı OOXML artık bir ISO standardı, &lt;a href="http://www.iso.org/iso/pressrelease.htm?refid=Ref1123"&gt;ISO/IEC DIS 29500&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konunun pek çok cephesi var, neresine değinmeli bilemiyorum. İsterseniz ufak bir tarihçe ile başlayalım: &lt;a href="http://www.oasis-open.org"&gt;OASIS&lt;/a&gt; (Organization for the Advancement of Structured Information Standards) isimli organizasyon, 2002 yılı sonlarından itibaren ofis dokümanları için XML temelli açık ve özgür bir format geliştirme işine girişti. Bu örgütün üyeleri arasında StarOffice'i satın alan Sun Microsystems ve Lotus Suite'in geliştiricisi IBM yanında Microsoft Office'in geliştiricisi Microsoft da vardı. Ancak Microsoft eş zamanlı olarak kendi XML temelli formatı üzerinde çalışmaya başladığından OASIS'in çalışmalarına pek de rağbet etmedi. Çalışmanın başında format belirtiminin ismi Open Office XML olarak belirlenmişti. İki buçuk yıllık bir çalışma sonunda belirtim, 2005 ortalarında OpenDocument Format (ODF) adı altında yayınlandı. Bu yeni, açık ve özgür formatı öntanımlı doküman formatı olarak kullanacağını çok öncesinden ilan eden OpenOffice.org'un ODF destekleyen ürünleri birkaç ay içerisinde belirmeye başladı. Ardından da KOffice, Google Docs, Zoho ve Lotus Symphony ofis setleri ODF kullanmaya başladılar. OASIS, 2005 yılı sonlarında ODF belirtimini ulusalarası bir standart olarak kabul edilmek üzere ISO'ya sundu, altı ayı geçen inceleme süresi sonunda oybirliği ile kabul edildi ve ISO/IEC 26300:2006 adı ile bir uluslararası standart haline geldi. Bu gelişmelerin Microsoft'un ofis seti pazarındaki güçlü (neredeyse tekel) konumu için bir tehdit oluşturduğunu Gartner ta başından &lt;a href="http://www.gartner.com/resources/111600/111667/111667.pdf"&gt;söylemişti&lt;/a&gt;, ki öyle de oldu... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src="http://cekirdek.pardus.org.tr/~tekman/resim/ooxml.png" style="float: right; margin-left: 10px" width="314" height="348"&gt;Diğer yandan Microsoft kendi XML format belirtimleri üzerinde çalışıyordu, ta 2000'den beri. Hatta Office 2003 o zamanki XML formatındaki dosyaları destekler durumdaydı. Office 2007 ise öntanımlı olarak yeni bir XML temelli format kullanacaktı. Microsoft'un ofis dokümanı formatları hemen her zaman kapalı, gizlilik anlaşmaları ve fikri mülkiyet hukuku ile koruma altında olmuştu. Bir önceki sürümlerde kullandığı XML temelli formatları bir sonraki sürümde desteklememek ise &lt;a href="http://www.robweir.com/blog/2007/06/file-format-timeline.html"&gt;en sık rastlanan uygulama&lt;/a&gt; idi. Bu arada bilişim dışı arenada da ilginç gelişmeler yaşanıyordu: Kullanıcılar ofis dokümanlarının açık standartlara uygun formatlarda saklanmasını istemeye başlamışlardı. Hatta AB 2004 yılında OASIS'e desteğini belirtirken Microsoft'a da format belirtimini açmasını ve standartlaştırmasını &lt;a href="http://ec.europa.eu/idabc/en/document/2592/5588"&gt;öneriyordu&lt;/a&gt;. Microsoft bu öneriyi ciddiye aldı. Ama ancak çeşitli Avrupa ülkeleri ve kimi ABD eyaletleri o zaman mevcut tek açık format belirtimi olan ODF'i desteklemeye başladıklarında. Hem de ODF'in ISO'ya sunulmasının hemen ardından... &lt;a href="http://www.ecma-international.org"&gt;ECMA&lt;/a&gt; (European Computer Manufacturers Association) altında oluşturulan bir teknik komite ile ve bir yıllık bir çalışmanın ardından, tam da ISO'nun ODF'i yayınlamasının ardından ECMA, Office Open XML (OOXML) format belirtimini yayınladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk başta işler OOXML'in, ve dolayısı ile Microsoft'un, aleyhine gelişti: 6000 sayfayı aşan, buna karşın sınırlı itiraz süresinde 20 ülkeden 3000'in üzerinde teknik eleştiri (her ikisi de "ISO rekoru") alan, mevcut standartları kullanmak yerine sahipli ve kapalı kimi formatlara gönderme yapan, kapalı bir süreç ile geliştirilen, içinde pek çok patent ve korunmş fikri mülkiyet barındıran OOXML'ini hem de hızlı hattan (&lt;em&gt;fast track&lt;/em&gt;) ISO kabulü alması pek olası görünmüyordu. Öyle de oldu, Eylül 2007 başında yapılan oylamada OOXML her iki kriterde de (ana üyelerin 2/3 kabulü, tüm üyelerin 1/4'ten az reddi) başarısız oldu. Ardından komedi başladı... ISO bu aşamada hızlı hat sürecini dururup metni ECMA'ya iade etmesi gerekirken süreci işletmeye devam etti. Şubat sonunda Cenevre'de düzenlenen Oy Çözümleme Toplantısı'nda 2000'e yakın teknik eleştiriye ECMA'nın verdiği yanıtlar tek bir oylama ile (mevcut ülkelerin ezici çoğunluğu böyle bir oylamaya katılmamayı tercih etti) "kabul" edildi. 29 Mart günü sonuçlanacak olan nihai oylama için Microsoft tüm dünyada her türlü lobi ve baskı çalışmasını elini kolunu sallayarak yürüttü... Daha birkaç yıl önce &lt;a href="http://www.iso.org/iso/pressrelease.htm?refid=Ref832"&gt;Tek Standart, Tek Test: Heryerde Muteber&lt;/a&gt; sloganları atan ISO da bu gidişe göz yumdu, hatta yataklık etti. Ayrıntıları OOXML'e karşı küresel dayanışma sitesi &lt;a href="http://www.noooxml.org"&gt;NoOOXML&lt;/a&gt;'den ve camia sitemiz &lt;a href="http://www.ozgurlukicin.com/etiket/ooxml/"&gt;Özgülükİçin.com&lt;/a&gt;'dan izleyebilirsiniz. Sonuç: Oy veren 32 ana üyeden 24'ü OOXML'i kabul etti ve oy veren 71 üye ülkenin yalnızca 10'u OOXML'i reddeti. OOXML her iki kriteri de açık ara sağlayarak bir ISO standardı haline geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src="http://cekirdek.pardus.org.tr/~tekman/resim/drbill.jpg" style="float: left; margin-right: 10px" width="303" height="420"&gt;Peki bu sonucun sonucu ne olacak? Kısaca tahmin ve kehanetlerimizi sıralayayım:&lt;ul&gt;&lt;li&gt; Onyıllardır kimi sıkıntılar yaşasa da genelgeçer ve tarafsız bir standart organizasyonu olarak kabul gören ISO'nun itibarı ciddi zara görecek. "Parayı veren düdüğü çalar" misali sahipli standartlar çıkarmak için dev şirketler Microsoft'u takip edecekler. ISO tabutuna ilk çiviyi kendi elleri ile çaktı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;li&gt; Son günlere kadar Microsoft lobi ve baskısına boyun eğenlerin daha çok yolsuzluğa bulaşmış ve   çürümüş ülkeler olduğu &lt;a href="http://www.effi.org/blog/kai-2007-09-05.en.html"&gt;düşünülüyordu&lt;/a&gt;. Bu tez tümüyle çöktü, hele Almanya ve Fransa gibi örnekler göz önündeyken. Artık tutunacak dalımız yok!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;li&gt; ISO "vuruşması"ndan "zafer"le çıkan Microsoft yine de o kadar rahat değil. Bilgiye özgürce erişmeyi talep eden toplumların baskısı ile bonck boncuk terler döküyor yazılım devi. Ürünlerinde inovasyon sıkıntısı yaşayan, bunun ve tekelci taktiklerinin bir sonucu olarak &lt;a href="http://www.visibilitypr.com/pdfs/BrandPowerRankings07.pdf"&gt;gittikçe daha az sevilen&lt;/a&gt; Microsoft, eninde sonunda açıklığa ve özgürlüğe boyun eğecek. Keskin sirke küpüne zarar!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;li&gt; ISO'nun yol vermesi, "temiz" ülkelerin de rica, minnet, rüşvet ve tehdide boyun eğmesi ardından açık ve özgür standartların en yılmaz temsilcisi olarak Avrupa Birliği kaldı. Microsoft'un tekelci taktiklerine ceza üzerine ceza kesen, en başında OOXML'in ISO standardı olmasını şart koşan, sonrasında OOXML oylamasında dönen dolapları cesurca soruşturmaya başlayan yine eski dünya oldu. Tekelciliğe, bağımlılığa ve güdülmeye karşı çıkanlar, AB ile aynı safta durun!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;li&gt; OOXML'in yalnızca &lt;em&gt;de facto&lt;/em&gt; "standart" olmakla kalmayıp ISO kabulü alması, başta OpenOffice.org olmak üzere tüm özgür yazılım geliştiricileri için kötü bir haber. Bir yandan açık standartlara vurulan bir darbe, diğer yandan da &lt;a href="http://ec.europa.eu/idabc/en/document/7546/469"&gt;haksız rekabet&lt;/a&gt; için yeni bir platform. Terlemeye hazır olun, yol biraz daha yokuşlaşacak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;li&gt; OOXML'in standart olması, özellikle e-devlet uygulamalarında, otomatik olarak tercih edilen standart olmasını gerektirmiyor. AB'deki gelişmeler, örneğin Norveç'ten gelen haberler bu yönde. Rakibin gücünü, etki alanını ve nasıl pis oynadığını bilerek çalışmaları bu alana kaydırmak gerekiyor. Ayağa kalkıp mücadeleye devam!&lt;/ul&gt;&lt;br /&gt;Son bir söz de Türkiye ve TSE ile ilgili: Bizim de dahil olduğumuz &lt;a href="http://www.ozgurlukicin.com/forum/haberler/410/"&gt;bir girişim&lt;/a&gt; ile TSE'nin ISO oylamasındaki oyu EVET'ten ÇEKİMSER'e çevrildi. TSE'nin resmi açıklaması henüz elimizde değil, ama bu değişiklik için temel nedenlerin karar verme sürecinin yeterince katılımcı bir şekilde yürütülmemiş olması, buna karşın paydaşlar arasında bir konsensus oluşmadığının görülmesi, TSE yönetiminin tartışmanın geriplanı hakkında tarafsız ve yeterli şekilde bilgilendirilmemesi olduğunu tahmin ediyorum. Microsoft Türkiye'nin sürece dahil oluş şekli de kimi kuşkuları destekleyecek şekildeydi, ne yazık ki. Uzun süredir talep ettiğimiz açık ve katılımcı süreç işletilebilmiş olsaydı Türkiye'nin oyunu HAYIR'a da çevirebileceğimizi düşünüyorum, her ne kadar nihai sonucu değiştirmeyecek olsa da. Ancak TSE'nin inisiyatif kullanması ile Türkiye'nin lobi ve baskı etkisinde karar vermekten imtina etmesi dahi son derece önemli bir duruş. Çabalarımımızın geleceği için ümit verici bir gelişme. Sağolasın TSE!</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://blog.erkantekman.org/feeds/3900981349862261737/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="https://www.blogger.com/comment.g?blogID=8282218606170413279&amp;postID=3900981349862261737" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/8282218606170413279/posts/default/3900981349862261737?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/8282218606170413279/posts/default/3900981349862261737?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://blog.erkantekman.org/2008/04/aka-gibi-bir-standart.html" title="Şaka gibi bir standart" /><author><name>ET</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15864601143515090670</uri><email>noreply@blogger.com</email></author><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total></entry><entry gd:etag="W/&quot;DU8ARXcyeCp7ImA9WxZVEE0.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-8282218606170413279.post-8843332928793213899</id><published>2008-03-20T11:24:00.002+02:00</published><updated>2008-03-20T12:10:44.990+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2008-03-20T12:10:44.990+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Pardus" /><title>Pardus 2008 Yolunda Önemli bir Gelişme</title><content type="html">Resmi günlüğümden:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;em&gt;&lt;p&gt;T&amp;uuml;m kullanıcılarımızın ve meraklıların Pardus 2008&amp;#39;i d&amp;ouml;rt g&amp;ouml;zle beklediklerinin farkındayız. Geliştirme &amp;ccedil;alışmalarımız son hızla devam ediyor. 2008 k&amp;ouml;k dosya sistemi ile ilgili gelişmelere &lt;a href="http://ekin.fisek.com.tr/blog/?p=93"&gt;buradan&lt;/a&gt; ve &lt;a href="http://ekin.fisek.com.tr/blog/?p=95"&gt;buradan&lt;/a&gt; erişebilirsiniz. &amp;Ccedil;ok yakın zamanda pencerelerimiz de &amp;ccedil;alışmaya başlayacak. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Pardus 2008&amp;#39;e ulaşacak yolun hayli kısaldığını s&amp;ouml;ylemek m&amp;uuml;mk&amp;uuml;n.  Buna paralel olarak organizasyonel olarak yapmamız gerekenler de var, ve bunlarla da ilgileniyoruz. Son proje toplantımızda bu konuda &amp;ouml;nemli bir aşama kaydettik: Sevgili Ekin&amp;#39;i &lt;strong&gt;Pardus 2008 S&amp;uuml;r&amp;uuml;m Y&amp;ouml;neticisi&lt;/strong&gt; se&amp;ccedil;tik. K&amp;ouml;k dosya sisteminden son &amp;uuml;r&amp;uuml;ne giderken ve sonrasında depomuzun &amp;uuml;zerinde Ekin&amp;#39;in sevecen diktat&amp;ouml;rl&amp;uuml;ğ&amp;uuml; h&amp;uuml;k&amp;uuml;m s&amp;uuml;recek.  &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Pardus teknolojilerinin geliştirilmesi işini g&amp;ouml;zeten, eşg&amp;uuml;d&amp;uuml;m&amp;uuml; sağlayan ve ana geliştiriciler ile birlikte y&amp;ouml;neten &lt;strong&gt;Teknik Direkt&amp;ouml;r&lt;/strong&gt;&amp;#39;&amp;uuml;m&amp;uuml;z sevgili Faik de diğer akıncı grubunun &amp;ouml;n&amp;uuml;nde y&amp;uuml;r&amp;uuml;meye devam edecek.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;T&amp;uuml;m geliştirici, katkıcı ve kullanıcılarımızdan Ekin ve Faik&amp;#39;e bu zorlu g&amp;ouml;revlerinde destek olmalarını rica ediyorum. Hayırlı olsun...&lt;/p&gt;&lt;/em&gt;&lt;/blockquote&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://blog.erkantekman.org/feeds/8843332928793213899/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="https://www.blogger.com/comment.g?blogID=8282218606170413279&amp;postID=8843332928793213899" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/8282218606170413279/posts/default/8843332928793213899?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/8282218606170413279/posts/default/8843332928793213899?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://blog.erkantekman.org/2008/03/pardus-2008-yolunda-nemli-bir-gelime.html" title="Pardus 2008 Yolunda Önemli bir Gelişme" /><author><name>ET</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15864601143515090670</uri><email>noreply@blogger.com</email></author><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total></entry><entry gd:etag="W/&quot;Ck4FRHwyeyp7ImA9WxZWGEk.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-8282218606170413279.post-133196542948342855</id><published>2008-03-18T12:01:00.003+02:00</published><updated>2008-03-18T13:48:35.293+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2008-03-18T13:48:35.293+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Pardus" /><title>Pardus yeni stajyerlerini bekliyor!</title><content type="html">Staj programımızı &lt;a href="http://blog.erkantekman.org/2007/03/pardus-ekibi-gen-gelitiricileri.html"&gt;geçen yıl&lt;/a&gt; başlatmış ve sonuçlarından çok da memnun kalmıştık. Öyle ki stajyerlerimizden birini (sevgili Gökçen) tam zamanlı, ikisini de (sevgili Fatih ve Ozan) yarı zamanlı olarak ekibimize katmıştık. Diğer arkadaşlarımızın hemen hepsi de birlikte çalışmaktan keyif aldığımız ve ileride yine birlikte olmak istediğimiz özgür yazılım geliştiricileri haline geldiler. Staj projesi olarak geliştirilen bir ürün (Windows&amp;tm; göç aracı) kararlı sürüm içinde yerini almaya hazırlanıyor, X yapılandırma aracı da Fatih'in staj çalışması üzerine inşa ediliyor. Kısacası Pardus Staj 2007 projesi bizim açımızdan pek bi' başarılıydı... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim acemiliğimizden olsa gerek, hazırlık, organizasyon ve yönlendirme konusunda kimi eksiklerimiz oldu. Etkinliğin azalması, ürünlerin kararlı sürümde konumlandırılamaması, motivasyon kaybı ... nedeni ile kaçırılmış fırsatlar var, biliyoruz ve tahmin ediyoruz. Bu nedenle Pardus Staj 2008 projesine çok daha iyi hazırlanıyoruz. Bu kez stajyerlerimizi çok daha önceden havaya sokmayı, Gebze'ye geldiklerinde hızla oryantasyondan geçirmeyi ve iyi belirlenmiş ve Pardus açısından önemli hedeflere yönlendirmeyi planlıyoruz. Ayrıca geçen sene 12 olan stajyer sayısını bu yıl 15-20 arasına çıkarmayı da düşünüyoruz. Stajyerlerimizin hem Pardus projesi, hem de  özgür yazılım dünyası için önemli bir genç ve yeni insan kaynağı oluşturduğunu düşünüyoruz ve bu kaynağa elimizden geldiğince önem vermeye ve özen göstermeye çalışıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pardus Staj 2008 projeleri &lt;a href="http://tr.pardus-wiki.org/Staj2008"&gt;burada&lt;/a&gt;, başvuruları bekliyoruz...</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://blog.erkantekman.org/feeds/133196542948342855/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="https://www.blogger.com/comment.g?blogID=8282218606170413279&amp;postID=133196542948342855" title="7 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/8282218606170413279/posts/default/133196542948342855?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/8282218606170413279/posts/default/133196542948342855?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://blog.erkantekman.org/2008/03/pardus-yeni-stajyerlerini-bekliyor.html" title="Pardus yeni stajyerlerini bekliyor!" /><author><name>ET</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15864601143515090670</uri><email>noreply@blogger.com</email></author><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">7</thr:total></entry><entry gd:etag="W/&quot;DkUHQHo8cSp7ImA9WxZWGE4.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-8282218606170413279.post-1521945899192368355</id><published>2008-03-18T11:25:00.006+02:00</published><updated>2008-03-18T11:57:11.479+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2008-03-18T11:57:11.479+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Pardus" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="English" /><title>Pardus projects in the Google Summer of Code</title><content type="html">Today we have received great news via dear Faik:&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;em&gt;Congratulations!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Your organization "Pardus project" has been accepted in to the Google &lt;br /&gt;Summer of Code(tm) 2008. You have been assigned as primary point of &lt;br /&gt;contact and as an administrator for your organization.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Please make sure you review the information we have on your &lt;br /&gt;organization and about you by logging in to the Google Summer of &lt;br /&gt;Code(tm) 2008 web application at &lt;br /&gt;http://code.google.com/soc/mentor_step1.html. You can then visit &lt;br /&gt;http://code.google.com/soc/mentor_home.html to make any updates to your &lt;br /&gt;organization profile. Make sure you are logged in using your Google &lt;br /&gt;Account.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Thanks.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; - Your friendly Google Summer of Code administrators&lt;/em&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;This is our second application for GSoC; alas, our &lt;a href="http://blog.erkantekman.org/2007/03/pardus-ideas-for-google-summer-of-code.html"&gt;first attempt&lt;/a&gt; was not succesful. I was not very optimistic about this one neither, and told so to my colleages just yesterday. I'm very happy to turn out to be wrong, and my heartly kudos to those who prepared the &lt;a href="http://en.pardus-wiki.org/SummerOfCode2008Ideas"&gt;ideas page&lt;/a&gt; and the formal application; Faik, Gökçen and Pınar are the ones to get much of the credit.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Now we are waiting for the student applications...</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://blog.erkantekman.org/feeds/1521945899192368355/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="https://www.blogger.com/comment.g?blogID=8282218606170413279&amp;postID=1521945899192368355" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/8282218606170413279/posts/default/1521945899192368355?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/8282218606170413279/posts/default/1521945899192368355?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://blog.erkantekman.org/2008/03/pardus-projects-in-google-summer-of.html" title="Pardus projects in the Google Summer of Code" /><author><name>ET</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15864601143515090670</uri><email>noreply@blogger.com</email></author><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total></entry><entry gd:etag="W/&quot;CUYASHY8eyp7ImA9WxdTEk0.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-8282218606170413279.post-1180131241768530581</id><published>2008-03-14T07:56:00.004+02:00</published><updated>2008-05-08T02:32:29.873+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2008-05-08T02:32:29.873+03:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Bilişim" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="özgür" /><title>Bilişim Dergisi: "'Organize İşler' Bunlar..."</title><content type="html">&lt;a href="http://www.tbd.org.tr"&gt;Türkiye Bilişim Derneği&lt;/a&gt;'nin &lt;a href="http://www.tbd.org.tr/yayinlar/dergi_listele.php?dergi=1"&gt;Bilişim Dergisi&lt;/a&gt;'ne yazdığım &lt;strong&gt;Özgürlük İçin...&lt;/strong&gt; yazılarını gecikmeli olarak blog'umdan yayınlamaya &lt;a href="http://blog.erkantekman.org/2008/01/biliim-dergisi-bedava-m-ak-m-zgr-m.html"&gt;devam&lt;/a&gt; edelim.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şubat ayının yazısı burada:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;“Organize İşler” Bunlar...&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özgür yazılımın lisansı gereği bedava olmadığından söz etmiştik geçen yazımızda. Ancak, lisansının kullanıcıya sağladığı özgürlüklerin bir sonucu olarak pazar fiyatının sıfır olması son derece mantıklı. Siz GPL lisanslı bir ürünü 100'e satıyorsunuz diyelim. Rakibiniz ürünü sizden alıp 90'a satmaya başlayamaz mı? Başlar. Birisi de ondan alıp 80'e satar... Böyle böyle fiyat 0'a düşüverir, açık rekabet koşullarında. Yani bir anlamda özgürlük (as in freedom), bedava (as in free beer) olma halini yanında getirir. Haydi özgür yazılım geliştirenleri, zamanını ve kafasını vererek kod özgür yazanları bir kenara bırakalım; onların mutlaka bir motivasyonları vardır. Özgür yazılım üzerine iş kuranlara, bu işi iş (business) olarak yapanlara ne diyeceğiz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pardus, özgür bir yazılım ürünü. Yukarıdaki mantıkla fiyatı sıfır olmak zorunda. Buna karşın Pardus proje ekibi olarak karşılığında para aldığımız işlere de giriyoruz, deyim yerindeyse “Pardus satıyoruz”, hem de sıfırdan farklı bir fiyata! Bunu ilk duyduğunda, özgür yazılım yaklaşımına biraz yabancı bir yöneticimiz, o günlerin popüler bir filmine gönderme yaparak, “Yahu, siz de 'Organize İşler'e döndünüz!” deyivermişti. O günden beri özgür yazılım iş modellerinin geleneksel iş yaklaşımı gözünde nasıl anlaşılmaz olduğunu vurgulamak için kullanıyorum bu sözleri...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, özgür yazılım temelli bir iş kurmak, bu işten para kazanmak, hem de çok para kazanmak mümkün. En temel örneği en büyük özgür yazılım şirketi RedHat (www.redhat.com): Yıllık 500 milyon $'lık satışı ile 5 milyar $ civarında bir pazar değerine sahip. Ve temel ürünü, RedHat Enterprise Linux (RHEL) bir özgür yazılım ürünü! RedHat aslında yazılımı değil güncelleme hizmetini, desteğini ve marka kullanım hakkını satıyor. İsterseniz üründen RedHat markası ile ilgili tüm unsurları çıkarıp özgürce yeniden dağıtabilirsiniz, ki bunu yapanlar da var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir başka özgür yazılım başarı hikayesi veritabanı yazılımı MySQL (www.mysql.com), ve 75 milyon $'lık yıllık geliri ile önümüzdeki yıllarda halka açılmaya hazırlanan şirketi MySQL AB. MySQL bir özgür yazılım ürünü, internet üzerinden indirip kullanabiliyorsunuz. Ama tümüyle aynı ürünü özgür olmayan lisanslarla da satın alabiliyorsunuz, özellikle OEM üreticiler ve kimi kurumsal müşteriler bunu tercih ediyor. MySQL'in 5.000 civarında para ödeyen müşterisi var. Dikkat ediniz: Bedava olan ürünün birebir aynısı için para ödüyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pek enteresan bir başka örnek de ilk uzay turisti Mark Shuttleworth tarafından finanse edilen ve son zamanların en gözde Linux dağıtımı Ubuntu (www.ubuntu.com). İlk zamanlarda dünyanın her tarafından isteyene bir set CD gönderecek kadar büyük masrafları göze alan Ubuntu, şimdilerde kimi Dell bilgisayarlarında ön-yüklü işletim sistemi statüsünde gelir getiriyor. Ürün özgür, internetten indirilip kullanılabilir halde, buna karşın bir fiyatı var ve satılıyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de  özgür yazılım ürününden değil de ilintili hizmetlerden para kazanan şirketler var. Bu şirketlerin iş modelleri sahipli (proprietary) yazılım kuzenlerinden çok da farklı değil. Neticede, yazılım yaşam döngüsünde danışmanlık, kurulum, özelleştirme, eğitim, destek, bakım vb hizmetler, ürünün sahipli ya da özgür olmasından bağımsız olarak, talep ediliyor ve satın alınıyor. Mutlaka özgür yazılım ve sahipli yazılım hizmet şirketlerinin üretim ve işleyiş süreçleri birbirinden farklılıklar gösterecektir, ama neticede yapılan şey hizmet satışı, burada sürpriz yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısacası, fiyatı sıfır olan bir ürün çok ciddi bir işin temeline oturabiliyor. Bir Gartner çalışmasına göre, özgür yazılımın küresel pazardaki payı 2006'da %13'ten 2011'de %27'ye yükselecekmiş. Yani, özgür yazılım için 45 küsur milyar $'lık ek bir pazar potansiyeli varmış. Google, IBM, HP, Oracle başta olmak, ve hatta Microsoft da dahil olmak, üzere onlarca-yüzlerce dev-büyük-ufak şirketin özgür yazılım üretim süreci ve özgür yazılım iş modelleri üzerine kafa patlatmasının nedeni bu işte. Gerçekten de “Organize İşler” bunlar...&lt;/em&gt;&lt;/blockquote&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://blog.erkantekman.org/feeds/1180131241768530581/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="https://www.blogger.com/comment.g?blogID=8282218606170413279&amp;postID=1180131241768530581" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/8282218606170413279/posts/default/1180131241768530581?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/8282218606170413279/posts/default/1180131241768530581?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://blog.erkantekman.org/2008/03/biliim-dergisi-organize-iler-bunlar.html" title="Bilişim Dergisi: &quot;'Organize İşler' Bunlar...&quot;" /><author><name>ET</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15864601143515090670</uri><email>noreply@blogger.com</email></author><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total></entry><entry gd:etag="W/&quot;D0MAR3c4eCp7ImA9WxdQE00.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-8282218606170413279.post-6928982983315582911</id><published>2008-02-20T08:28:00.004+02:00</published><updated>2008-06-13T00:17:26.930+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2008-06-13T00:17:26.930+03:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Pardus" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="OOXML" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="özgür" /><title>OOXML Üzerine İki Görüş</title><content type="html">Microsoft tarafından geliştirilen ve ECMA tarafından uluslararası standart haline getirilerek tahsisli yoldan (&lt;em&gt;fast track&lt;/em&gt;) ISO standardı olarak kabul görmesi için ISO'ya sunulan OOXML doküman format belirtiminin macerası sona yaklaşıyor. Gelecek hafta ulusal standart örgütleri Cenevre'de biraraya gelerek Eylül ayında yapılan ve OOXML'in standart haline gelmemesi yönünde sonuçlanan oylamanın son karar toplantısını (BRM - &lt;em&gt;Ballot Resolution Meeting&lt;/em&gt;) yapacaklar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye, bildiğiniz üzere, Eylül ayında yapılan oylamada EVET oyu kullanmıştı. İki ayı aşkın süredir  bir yandan Özgürlük İçin portalı, bir yandan da Pardus projesi ve UEKAE olarak bu oyun yeniden gözden geçirilmesi ve HAYIR olarak değiştirilmesi yönünde çeşitli bilgilendirme çalışmaları ve kampanyalar düzenliyoruz. Ne yazık ki, tüm çağrılarımıza rağmen, Özgürlük İçin dışında, sivil toplum örgütlerinden güçlü bir ses çıkaramadık konuda. TSE'nin görüş istediği kamu kurumları, özel firmalar, sivil toplum örgütleri ve üniversitelerin kimisinden de hayli güçlü olumsuz raporlar gittiğinden haberdarız. Şimdi beklentimiz konunun tüm paydaşlarının dahil olacağı genel bir ulusal değerlendirme toplantısı yapılması ve Türkiye'nin oyunun konsensüs ile olmasa bile katılımcı bir şekilde belirlenmesi. TSE, bu tip bir toplantıyı 21 Ocak'ta yapmayı planlamış, ama aralarında bizim de bulunduğumuz çeşitli paydaşların talebi doğrultusunda daha ileri bir tarihe ertelemişti. Önümüzde üç iş günü kaldı, ama TSE'den henüz bir ses yok bu konuda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu blogun ulaştığı tüm kişilerden ricam, TSE'nin ilgili birimlerine (Standart Hazırlama Merkezi, Uluslararası  Standartlar Müdürlüğü ve Bilgi İşlem Dairesi) erişerek OOXML formatının bir ISO standardı olmasına karşı olduğunuzu, Türkiye'nin Eylül ayında verdiği EVET oyunu değiştirmesi gerektiğini düşündüğünüzü, ulusal oyun belirlenmesi sü