Volvo Ocean Race: Yolun Yarısı

Yelken sporunu seviyorum; mümkün olduğunca yapmaya çalışıyorum, öyle “sokağa çıkayım da bi koşayım” rahatlığında mümkün olmuyor her zaman, ama yapmaya çalışıyorum. Yelkene genelde ilgiliyim; mesela gerçeğini olmasa bile yelken yarışının sanalını yapmaya çalışıyorum, zaman ayırabildiğim sürece oldukça iyiyim (TK kaptanlarda [Türkiye’nin kodu TK, teknelerin yelkenlerinde yer alan noları TK ile başlıyor] ilk 5, dünyada meraklıları arasında ilk 500 diyebilirim, iddialı bir şekilde), çoğu zaman işten-güçten ve diğer sosyal yaşamdan yeterince zaman ayıramıyorum, ayrılan zaman azalınca başarı olasılığı da düşüyor. Gerçek yarışlara katılmak gibi bir hedefim / niyetim var; mesela bir aşağı yarışında mürettebat olmak… becerebilir miyim, zamanı ve diğer şartları biraraya getirebilir miyim bilmiyorum, ama her yıl bir niyetleniyorum. Öte yandan “eksik kalmasın” babından model yelkencilik ile de ilgilenmeyi düşünüyorum günü birinde, mesela söyle bir Volvo Ocean 65 modeli ile ve birkaç kafa dengi arkadaş bulup haftasonlarında durgun sularda yarışmak filan…

Yelkenle böyle ilgili birisi için en önemli yarış olayı kanımca Volvo Ocean Race. Kimileri Vendee Globe ya da Clipper Round the World ya da Sydney Hobart‘ı ilk sıraya yerleştirebilir, son derece haklı olarak, ama “kanımca” dememden de anlaşılacağı üzere benim seçimim Volvo…

Volvo Ocean Race 1973’de Whitbread biracılık şirketi destekçiliğinde ve Kraliyet Donanması Yelken Derneği’nin işbirliği ile başlamış. O zamanlar yarış İngiltere’den başlıyor, hemen hemen ticaret kalyonlarının izlediği geleneksel rota izlenerek önce güneye Ümit Burnu’na, oradan doğuya dönüp Avustralya’ya gidiliyor, Horn burnu dönülerek Amerika’ya geçiliyor ve Atlantik geçişi ile İngiltere’de sona eriyordu. İlk yarışlarda belli uzunluk sınırları dahilinde keç tekneler kullanılırken 90’larda Whitebread 60 (sonrasında Volvo Ocean 60 ve Volvo Open 70) sınıfları tasarlandı. İlk yarışlar 4 yılda bir düzenlenirken 90’larda Volvo’nun devralması ile 3 yılda bir düzenlenmeye başladı.

Volvo Ocean Race 2014-15 - Auckland Stopover

Volvo Ocean Race üç yılda bir düzenleniyor. Sonbaharda İspanya’dan ve Volvo Ocean Race organizasyonunun şimdiki merkezi olan Alicante’den başlıyor. Yaklaşık 9 ayakta, ve yaklaşık 9 ayda, yaz mevsiminde yine Avrupa’da bir limanda sona eriyor. Klasik rota Alicante – Cape Town, Cape Town – Abu Dabi (çünkü hemen her yarışta bir Abu Dabi teknesi oluyor), Abu Dabi – Sanya (çünkü artık her yarışta bir de Çin teknesi oluyor), Sanya – Auckland (Yeni Zelanda, Fransa ile yelkenciliğin milli spor olduğu memleketlerden birisi), Auckland – Itajai (meşhur Güney Okyanusu dönüşü), Itajai – ABD, ABD – Avrupa, sonrasında da katılan teknelerin milliyetlerine göre (ama her zaman Fransa olacak şekilde) Avrupa kıyılarında birkaç ayak daha…

December 31, 2014. Practice Race in Abu Dhabi: Team SCA

Volvo Ocean Race bu sefer (2014-2015) tek-tip (one-design) teknelerle yapılıyor. Daha önceki yarışlarda (Whitbread 60, Volvo Ocean 60 ve Volvo Open 70 zamanları) temel tasarıma uymak şartı ile her tam kendi teknesini kendi tasarlayıp inşa ediyordu. Takımlar genelde bir ana destekçi etrafında (ki tekneye adını verir) çok sayıda destekçi ile oluşturuluyor. Dev bir organizasyon ve dolayısı ile hayli masraflı bir iş. Tekne yapılacak, takım oluşturulacak, yarış boyunca deli gibi lojistik işleri… bir tekne maliyetinin 20 milyon €’ya vardığı oluyormuş. Paranın bol olduğu 90’larda ve 2000’lerede işler daha kolaymış; 2005-2006’da ABN Amro’nun iki, 2008-2009 yarışında Ericsson ve Telefonica’nın ikişer teknesi varmış. 2011-2012’de yalnızca altı takım girince organizayson da bir çıkış yolu aramaya başladı ve 2014-2015 için destekçi maliyetini 15 milyon € altında tutmak için önlemler almaya ve bunun için de tek-tip teknelere geçmeye karar verdi. Yeni Volvo Ocean 65 organizasyon tarafından tasarlandı, imal ettirildi ve yarışa girecek ekiplere satıldı…

Volvo Ocean Race’in şu anki yarışında her bir ekip 8 kişiden oluşuyor, eğer bir ekip yalnızca kadınlardan oluşursa (ki bir takım, Team SCA, öyle) 11 kişi oluyorlar. Ayrıca her teknede yelken ve yarış işlerine karışmayan, yemek vb lojistik işlere yardım edebilen bir tekne muhabiri (On-Board Reporter) var. Volvo Ocean Race yalnızca yelkencilerin bir kapışması olmaktan çıkıp satılabilir bir medya olayı haline gelince / getirmek için medya ayağı önem kazanmaya başladı. Şu anki yarışta bu konuda epeyce mesafe katedilmiş durumda, @settar pek güzel anlatıyor. Ayrıca her ekipte en az bir kişinin 30 yaş altında olması şartı var.

m33858_crop8_1024x1024_proportional_1421143436373C

Volvo Ocean Race hakkında genel bilgi bu kadar…. Peki bu yazıyı yazış sebebim? Sürmekte olan yarış bu aralarda yarılandı, tekneler en zorlu ayak olan Auckland – Itajai’yi tamamladılar. Güney Okyanusu’nun soğuk suları, dev dalgaları ve uluyan rüzgarları ile boğuşma -hemen hemen- kazasız ve belasız sona erdi. Geçenlerde yarış sitesinde ilginç bir dizi istatistik yayımlandı ve ben de bunu blog’uma Volvo Ocean Race ile ilgili birşeyler yazmak için iyi bir vesile olarak gördüm. Evet, yukarısı girizgah idi, şimdi asıl yazıya buyrun:

m33615_crop8_1024x1024_proportional_142079894010E2

4 Ekim ile 27 Mart arasında Team CSA (İsveç) 30.346, Abu Dhabi Ocean Racing (Birleşik Arap Emirlikleri) 30.050,  Dongfeng Race Team (Çin) 29.967, Team Brunel (Hollanda) 30.301, Team Alvimedica (Türkiye & ABD) 30.153, MAPFRE (İspanya)  30.327 ve Team Vestas Wind (Danimarka) 11.803 deniz mili mesafe katetti. Team Vestas Wind Cape Town-Abu Dabi arasındaki 2. ayakta Mauritius yakınlarında bir mercan kayalığında karaya oturduğu için kalan ayaklara katılamadı. Takımın Haziran ayında yeniden sulara dönmesi bekleniyor.

Volvo Ocean Race 2014-15 - Team Vestas Wind Rebirth

Team Alvimedica bir yiyecek soğutucusu, Dongfeng Race Team bir uzaktan kumandalı drone kaybetti… Tüm takımlar da doldrum‘larda pek çok kıymetli zaman 🙂

4 Çinli yelkenci ilk açık deniz deneyimlerini yaşadılar, 23 iribaş deniz kaplumbağasına dönüştü (Amerikanca’daki “pollywog to shellback” deyiminden, ilk kez Ekvator çizgisini geçenler için düzenlenen -az eğlenceli ve az iğrenç ve az acımasız- tören), 18 doğumgünü kutlandı, 2 Şükran Günü partisi verildi, ve bolca Sevgililer Günü mesajları iletildi 🙂

m35744_crop8_1024x1024_proportional_1423929017DD82

Youtube’daki Volvo Ocean Race kanalında 51 milyon dakikalık görüntü izlendi, yarışlar dünyada toplam 1 milyar kişiye TV üzerinden iletildi, günlük The Inside Track programı 1 milyon kezden fazla izlendi.

Takımlar 3 Çinli kavançası attı (hayli hızlı giderken istemsiz bir kavança ile teknenin rüzgarüstüne yan yatması), 2 çılgın tayfun atlattılar, yalnızca Facebook’ta 3 milyon kişiye ulaştırılan 1 mükemmel kurtarma operasyonu yürütüldü. Bu raporun oluşturulmasından birkaç gün sonra da Dongfeng Race Team direk kırdı…

Yarıın ilk yarısında 3 okyanus geçildi (Atlantik, Hint, ardından da Pasifik/Güney Okyanusu), Ekvator 3 kez geçildi, ayaklarda 4 farklı, liman-içi yarışlarda 4 farklı birinci (Itajai liman-içi yarışı ile 5 oldu) çıktı, 15.000 saat üzerinde harika seyir yapıldı, 3.750 vardiya değişimi, 5.000 kurutulmuş-dondurulmuş yemek servisi yapıldı, teknelerden Alicante’deki Yarış Kontrol merkezine 10.923 e-posta gönderildi…

m35902_crop8_1024x1024_proportional_1424261546A157

1 kulak zarı yırtıldı, 1 disk fıtığı oldu, 1 el ve bir elde 1 kemik kırıldı, 2 kaburga kırıldı, 2 tanesi de çatladı…  Ve bol miktarda bandaj ve ağrı kesici kullanıldı 🙁

Kesin olan birşey varsa hem yarışçılar, hem de izleyiciler bol bol keyif aldılar!

Alesta Kavança!

Doğa-insan-teknoloji sacayağına oturan sporlardan hoşlanıyorum; özellikle arkasında sağlam bir hikayesi olan, ciddi ve çok disiplinli bir takım çalışması gerektiren… Formula 1 örneklerden birisi: Teknoloji harikası bir otomobil ve bir sürücü… yerçekimi, sürtünme, merkezkaç “kuvveti”, türbülans gibi kuvvetlere karşı mücadele ediyorlar; tabii ki diğer otomobil+sürücü takımlarına da… Le Tour bir diğeri: Son derece iyi tasarlanmış ve ayarlanmış bir bisiklet ve üzerinde bir atlet… yüzlerce km’lik yol, tırmanışlar, inişler, sprintler… Bir ay süren bir öldüresiye bir mücadele… Ne yazık ki iki favori sporumun da son birkaç yılda suyu çıktı: Formula 1’de Red Bull-Renault‘un geliştirdiği rakipsiz otomobil ve Vettel‘in (Schumi kadar olmasa da) çizgiüstü sürücülüğü ile sezonun bitişine haftalar kala “yarış bitti”… Le Tour ise rezalet bir illetle boğuşuyor: doping… Hala her iki yarışı da izliyorum, ama eski keyfi vermiyorlar.

Yeni gözdem biraz daha farklı: Açık deniz yat yarışları! Bir grup arkadaşlar kendimizce yelkenli eğitimi ile rüzgarın kokusuna, denizin tadına aşinalık kazandık bir yıldır. Bir yandan mavi yolculuk gibi son derece cazip bir tatil seçeneğinin kapıları “kendin pişir-kendin ye” açıldı önümüze, öte yandan, ki beni daha fazla heyecanlandıran, yat yarışları dünyası ile tanışıklık oluşturdu. Günün birinde -yakın olur, uzak olur, ama günün birinde- bir yat yarışı ya da regatta’ya katılacağım, kafaya koydum. Öte yandan da profesyonelleri izlemeye çalışıyorum zaman buldukça. Efsanevi Sydney-Hobart yarışı mesela… Ya da yine efsanevi Volvo Ocean Race, ya da eski adıyla Whitbread Round the World Race.

Groupama teknesi tam arma seyrinde
Paul Todd / Volvo Ocean Race

Mükemmel tasarım ve teknoloji ürünü 70 ayaklık (21,5 metre ediyor) Volvo Open 70 tekneler işin bir ucu. 40 knot’lık (knot yazılır “nat” okunur, mil/saat karşılığı hız birimi, anımsatalım: 1 deniz mili de 1.852 m) rüzgarlarla başa çıkıp 24 saat ortalama 25 knot’lık hız tutturabilen bu zarif ve güçlü tek gövdeliler, dokuz aylık yarışta, zorlu güney okyanuslarında 40.000 mil üzerinde yol gidecekler. Tekne, hem zayıf hem de kuvvetli rüzgarlarda, rüzgaraltına ve rüzgarüstüne, yüksek hızla seyredebilecek bir arma ve yelken tasarımına sahip. Dar apaz seyirde rüzgar hızının üzerinde seyretmek mümkün! Teknenin oynar salmaları sayesinde şaşkınlık veren açılarda denge ve performansı en üst düzeye çıkararak seyir yapılabiliyor. Bu bilgilere bakınca hemen tüm önemli tek gövdeli hız rekorlarının Volvo Open 70’ın elinde olmasına şaşmamak gerekli.

Groupama ekibinden Charles Caudrelier
Yann Riou/Groupama Sailing Team/Volvo Ocean Race

İkinci unsur ekip. 11 kişiden oluşuyor bir Volvo Ocean Race ekibi: Skipper (dümenci yani), navigator (yani seyirci), 4 havuzluk trimci (arka havuzlukta yelken ayarlarını yapan abiler), 2 başüstü (en önde dalgalarla boğuşan, ön yelkenlerle uğraşan adamlar), takımdan takıma değişen 2 muhtelif işlerci (trimci ya da taktisyen ya da nöbetçi kaptan) ve MCM (yani Media Crew Member, yani Mürettebat Muhabiri). Ekibin her bir etapta 20 gün civarında okyanus seyri yapacağı düşünüldüğünde bu elemanların pek çok işi daha yapması gerekiyor: İki kişinin uygun tıbbi eğitimi var, acil müdahaleler tekneden yapılıyor; bir yelken tamircisi var; bir de ustabaşı mekanikçi, teknenin acil ve ufak tamirlerini de ekip yapıyor. MCM fotoğrafçı, kameraman, editör, yönetmen, muhabir, sosya ağ elemanı olmanın yanında ahçı ve bulaşıkçı da… Gerçi pişirme işi donmuş kuru hazır yemeklere sıcak su eklemek kadar basit, ama bunu 24 saat çalışan ekip için ve her türlü seyir koşulunda yapmak gerekince işler çetrefilleşiyor. Teknedeki koşullar hayli zorlayıcı: Sıcaklıklar -5 ile 40 derece arasında değişiyor, dalgalı seyirde tüm hatch’ler (kabin pencereleri) kapatılıyor ve kimi zaman kabin dayanılmaz bir hal alıyor, 24 saat boyunca birilerinin güvertede olması gerekiyor, rahatsız ranzalar dönüşümlü olarak kullanılıyor, herkesin yalnızca iki takım yelken kıyafeti var, vesaire. Tabii dev dalgalar arasında, tipiye varan fırtınalarda, sürekli ıslak bir şekilde dümen tutmak, yelken toplamak ve trim yapmak da var, hatta yarış zaten bu! Ekibin tüm elemanlarının bedenen ve ruhen sağlam olmaları ve aylar boyunca sağlam kalmaları şart. Ekibin gerçekten bir takım olması, birlikte hareket etmesi yaşamsal önemde…

PUMA Ocean Racing powered by BERG teknesinin navigasyon masasında Noel hediyeleri
Amory Ross/PUMA Ocean Racing/Volvo Ocean Race

Sonra yine teknolojiye ve yine insana dönüyoruz: Rota ve taktik belirleme. Her etap 5-6.000 mil mesafede iki liman arasında 20 gün civarında bir yolculuk. Bu zaman ve alanda hava durumunun değişiklikleri takımlar arasındaki birkaç dakikalık, birkaç millik farkları oluşturmak için temel fırsatlar. Rakiplerinizin bilmediğini bilmek, onlardan önce harekete geçmek ve planladığınızı gerçeğe dönüştürmek zorundasınız. Bunun için öncelikle olabildiğince fazla bilgiye ihtiyacınız var: Önünüzdeki 20 gün boyunca bu geniş alanda hava nasıl olacak, nerede rüzgar esecek, nerede duracak, nerede dalgayı kafadan alacaksınız, nerede fırtınanın göbeğinde kalırsınız… Bu bilgiler sürekli karadan tekneye akıyor, her an ekibin kullanımına hazır durumda. Bu noktada navigator ve co-navigator’lerin önemi ortaya çıkıyor. Bu abiler hava durumu falına bakıp teknenin hangi yoldan gitmesi gerektiğine karar veriyorlar. Skipper ile birlikte alınabilecek ve alınmayacak riskleri belirliyorlar. Bir risk almışlarsa ve çarşıdaki hesap evdekine uymuyorsa ne zaman vazgeçmeleri gerektiğine karar veriyorlar. Sürekli rakiplerini izleyip avantaj elde etmeye çalışıyorlar.

Evet, mükemmel bir tekne, fişek gibi bir ekip ve durmadan işleyen bir (dizi) beyin. Karşılarında Neptün’ün elinde ne varsa üzerlerine saldığı (ya da salmadığı) doğa güçleri. Harika bir kombinasyon değil mi? Kesinlikle…

Volvo Ocean Race etaplar

Volvo Ocean Race üç yılda bir düzenleniyor. 2011-2012 serisi Kasım ayında İspanya’nın Alicante limanında başladı. Sırasıyla Güney Afrika’da Cape Town, Birleşik Arap Emirlikleri’nde Abu Dabi, Çin’de Sanya, Yen Zelanda’da Auckland, Brezilya’da Itajai, Amerika Birleşik Devletleri’nde Miami, Portekiz’de Lizbon, Fransa’da Lorient limanlarına uğranacak. Yarış İrlanda’nın Galway limanında sona erecek. Uzun ve zorlu açık deniz etapları yanında her limanda bir de limaniçi yarışı var, özellikle seyir amaçlı. Yarışa altı takım katılıyor: Franck Cammas liderliğinde Groupama (Fransa), iki olimpiyat madalyalı ve son Volvo Ocean Race birincisi Ian Walker önderliğinde Abu Dhabi Ocean Racing (Birleşik Arap Emirlikleri), Ken Read skipper’lığında PUMA Ocean Racing powered by BERG, Chris Nicholson ve ekibi ile CAMPER with Emirates Team New Zealand, iki kez Volvo Ocean Race kazanmış Mike Sanderson yönetiminde Team Sanya (Çin) ve iki olimpiyat madalyalı efsanevi skipper Iker Martinez ile Team Telefonica (İspanya).

İlk iki etap sonunda her iki etabı da önde bitiren Team Telefonica 66 puanla önde götürüyor yarışı. CAMPER 58 ve Groupama 42 puanla izliyorlar onları. Üçüncü etap bugün Adu Dabi limaniçi yarışı ile başlayacak. Yarın da ekipler Sanya için çıkacaklar. (Daha doğrusu Somalili korsanlara bulaşmamak için kısa bir sprint yarışı sonrasında bir gemiye yüklenecekler ve Hint Okyanusu’nda bilinmeyen bir limana taşınacaklar, yarış oradan yeniden başlayacak.)

[youtube http://www.youtube.com/watch?v=ys4cvWIJUQ4&w=560&h=315]

Volvo Ocean Race haberleri için en doğru yer resmi site, volvooceanrace.com. Haberler videolar, fotoğraflar ve en önemlisi sık sık güncellenen zengin canlı veriler ve canlı yayın. Görebildiğim kadarı ile Digiturk’te Sports TV HD bir miktar yayın yapıyor, mesela bugün limaniçi yarışını verecekler. Özellikle yelkenle ilgilenenler için aylık yelken/yat/tekne dergilerini tavsiye edeceğim, özellikle Yelken Dünyası ile Motorboat and Yachting.

Merak edenlere, ilgi duyanlara tavsiye ederim; insan ve teknolojinin doğa ile kapışmasını izleyin. Daha da işin içine girmek isteyenlere sanal alemde nasıl dünya turu yaparlar, gelecek sefere de onları yazayım…

Not: Yazının başlığı bir yelken cümlesi. Kavança bir çeşit dönüş, rüzgaraltına yapılıyor, dikkat ve hassasiyet gerektiriyor. Alesta ise hazır anlamına geliyor. Neticede “alesta kavança!” skipper tarafından havuzluk elemanlarına “kavança atmaya hazır olun” manasında söylenen (daha doğrusu haykırılan) bir söz. Havuzluktan tüm “alesta!”ları (“hazırım” manasında) alan skipper bu kez “kavança!” der ve dönüş icra edilir…