“Du bakali…”

Epeyce bir zaman önce “Benzin bitti paşam…” yazısı ile Pardus proje yöneticiliğinden ayrıldığımı duyurmuştum. Geçen süre içerisinde biraz arkadaşlarım/eski çalışanlarım yolu ile, biraz (azcık uzun süren tatilimin ardından 🙂 yine özgür yazılım çevresinde bir iş yapma planlarım nedeniyle, biraz da meraktan Pardus’ta olup bitenleri takip ettim; her ne kadar “kapıdan dışarı, kafamdan dışarı” ilkesini uygulamayı çok istemiş olsam da.

Genel görüntü “benzin bitmesi”nin yalnızca benim için geçerli olmadığı, ve hatta benden daha fazla proje için geçerli olduğu yönündeydi. Benden önce başlayan (ki “ilk ben ayrılmayacağım, son ayrılan da ben olmayacağım” demiştim geçen sene bir iç toplantımızda mesai arkadaşlarıma)  ve özellikle yılbaşında hızlanan Pardus’tan ayrılma akımı Mayıs ayında hala ayrılmamış çalışanların başka projelere dağıtılması ile taçlandı ve TÜBİTAK 0 (yazıyla sıfır) Pardus geliştiricisi istihdam eder duruma geldi. Pek parlak bir gösterge değil di mi?

“Benzin” yazımda

Yine bana sorulduğunda söyleyeceğim, söylediğim kimi öneriler var; Pardus projesi için içsel ve dışsal kimi yeni unsurların devreye sokulacağı. Netekim söyledim de, yıllardır, aylardır ve son olarak da TÜBİTAK yönetim değişikliği ardından… Ancak yapılan değerlendirmelerde benim açıklamalarım, önerilerim, tekliflerim kabul görmedi; karar vericilerimiz Pardus projesini farklı bir şekilde yapılandırmayı tercih ettiler.

demiştim. Aslında sonuçtan durum tespit yapmıştım, kimse bana “Erkan, senin dediklerine katılmıyoruz, projeyi farklı bir şekilde yapılandırmayı düşünüyoruz” dememişti. Benim UEKAE ve TÜBİTAK yönetimlerine ilettiğim çok sayıda bilgi notu ve belge ardından, gerçek anlamda herhangi bir duyuru yapılmadan, fiili durum ile proje yönetiminden alındığım belli edildi. Pardus projesinin önce TÜBİTAK BTE’ye ve sonra TÜBİTAK ULAKBİM’e aktarılması ve elemanlarına “yol verilmesi” de fiili durumun bir parçası idi. Kalan geliştiricilere “bir ya da iki geliştirici kalacak TÜBİTAK’ta, gerisini dışarıda yaptıracağız” denmesi de farklı bir yol izleneceğini gösteriyordu.

Benim proje yönetiminden alınmamdan 5 ay sonra, bundan 3 ay önce bir çalıştay topladı TÜBİTAK, Pardus’un Yarını Çalıştayı. Bu çalıştayda olan biteni katılımcıların web günlüklerinden, Necdet YücelDoruk FişekSezai Yeniay ve Zeki Bildirici ağzından izleyebildik. Pardus’un en temel üç problemi başarısız proje yönetimidışarıdan katkılara kapalı olmak ve belirli bir politikası olmaması idi. Yukarıdaki çıkarımımda da vurguladığım üzere yeni ve belirgin bir politika oluşturulacak, dışarıdan katkılara açılacak ve proje yönetimi değiştirilecekti. “Proje yönetimi”nden kastın da sırf proje yöneticisi değil de genel bakış ve yöntem olması gerektiğini düşünüyordum.

Özellikle çalıştay sonuç metninde yıllardır şiar edindiğimiz ürün için tam Türkçe desteği/kolay kurulum ve kullanım/görev temelli kullanıcı merkezli geliştirme ve proje için yaygın ürün/sürdürülebilir organizasyon/teknolojik inovasyon hedeflerinin terkedilip  en iyi Türkçe desteği veren işletim sistemi gibi bir yeni hedefin belirlenmesi de bu politika değişikliğinin bir öncüsü olmalıydı. Daha önce camia katkısı ile şekillendirmeye çalıştığımız (ancak fazla katılımcı bir model izlemeye çalıştığımız için sürecin tanımlar aşamasını dahi geçemediğimiz) yönetişim modelinde yer alan Pardus Teknik Komitesi (PaTiK) ve Pardus Etik Komitesi (PEK) yerine ne yapacağı belli olmayan ve adından politika ve yönetim açısından karar verici konumda olmayacağı anlaşılan bir Danışma Kurulu müjdeleniyordu, ancak tek başına nelerin değişeceğini muştulayamıyordu.

Ardından yine uzunca bir sessizlik ve anladığımız kadarı ile yeni proje yönetimince de benimsenen bir “sürüm” ilanı, hem de “camia” tarafından. Bu konuya hiç girmeyeceğim, teknik ya da kavramsal açıdan  bu sürümün bir Pardus sürümü olup olmadığını isteyen tartışsın. Ancak dolaylı haberler değişimi işaret ediyordu, hem de proje Ankara’ya taşınmış ve sıfır geliştirici istihdam ederken.

Daha kısa bir sessizliğin ardından bu hafta başındaki tanışma/duyuru/lansman (yok canım daha neler!) toplantısı geldi. Bu toplantı ile ilgili bilgileri TÜBİTAK sayfasından aldım, çünkü Pardus resmi sayfasında haber yoktu, projenin yeni sahibi ULAKBİM’in sayfasında ise Pardus kelimesi pek geçmiyordu… İlk ve önemli haber Pardus proje yöneticiliğine Abdullah Erol’un atanmış olması. Abdullah beyle görev süremde birlikte çalıştığımız ve çalışmaktan memnun olduğumuz bir altyüklenici firma sahibi olması hasebiyle tanışıyoruz. Kendisini tebrik eder, görevinde başarılar dilerim.

Ancak cümleler ve paragraflar ilerledikçe bir şaşkınlık kapladı içimi. Tarif edilen iş modeli bizim yıllardır peşinde koştuğumuz unsurları içeriyordu; orası azcık fazla, burası azcık az; ama ana düşünce olarak neredeyse çakışık… Hatta kimi arkadaşlar “Pardus’a geri mi döndün, senin dediklerini söylemişler aynen” diye aradılar ve takıldılar. Bireysel sürüm, son kullanıcıya hitap etme, kurumsal sürüm, büyük göç projeleri, FATİH projesi, merkezi yönetim sistemi, eğitim sistematiği, iş ekosistemi oluşturma… İsteyen TÜBİTAK duyurusu ile Pardus Ana Sözleşmesi 2.0 arasında yedi benzerliği arasın 😉 ULAKBİM Müdür Vekili Ahmet Kaplan (ona da buradan hayırlı olsun diyeyim) dahi daha önceki konumunu değiştirmiş, “şu ana kadar yapılanları önemse[r]” hale gelmişti.

Bir ilginç nokta da eski hali ile katkılara kapalı olduğu için eleştirilen Pardus’un bu yeni duyurusunun, test edildiği söylenen yeni sürümünün, yeni yol haritasının, akla gelen herşeyinin tümüyle kapalı kapılar ardında kotarılmış olması… Müdür Vekili “şu hazır, bunu test ediyoruz” diyor, ortada ürün yok, ilaç için “benim evimde de dokunmatik ekran var, biraz da ben test edeyim” diyecek kullanıcıya, “kurumsal sürüm için şunu-bunu geliştirdim, ben de commit edeyim” diyecek geliştiriciye ya da herhangi bir şekilde inceleyecek, fikir beyan edecek, eleştirecek herhangi bir vatandaşa. Kimi şeyler kapalı yürütülmelidir, anlarız, biz de öyle yaptık ve çok eleştirildik zamanında… Ama kimi şeyler de açıktır ve açıkta olmalıdır. Ben ve ekibim svn depoları, listeler ve bloglar yolu ile, olmazsa da (maalesef sadece) söz ile olabildiğince fazla bilgi vermeye çalıştık çevreye, bilemediğimiz şeye “bilmiyoruz” dedik, yorum yapmak iş etiği açısından sorunlu olmaya başladığında manalı manalı sustuk… Yeni yönetim yalnızca tek bir kişi ile görüşüyor dışarıdan herhalde, gayrı-resmi sözcü rolüne soyunmuş… ismini anmak dahi istemiyorum, keselim… Ama çalıştayda “işler kapalı yürüyor” diye el kaldıran katılımcılardan hiçbirisi çıkıp da “yahu bunlardan bizim bile haberimiz” yok demiyor ya, o acayibime gidiyor. Ya da haberleri var ve işlerin böyle kapalı yürümesini (artık) içlerine sindirebiliyorlar…

Duyuruda göremediğim ve eksik olan tek şey Pardus idi, hani şu PiSi’si, CoMar’ı, PTSP’si, mutasavver KoYonA’sı ile hem inovasyon yaparak ürettiğimiz, hem de üzerine inovatif çözüm ve ürünler inşa ettiğimiz (ve iş ekosistemimizin de etmesini teşvik ettiğimiz) Pardus. Anladığım şu oldu: Yeni yönetim eski strateji ve hedeflerden (özellikle iş alanında) hemen hemen memnun. Ancak teknoloji konusunda mevcut dağıtımdan memnun değil. Bunu değiştirecekler. Bilemiyorum, birkaç ay sonra bir Ubuntu türevini Pardus markası ile piyasada görürsek şaşırmayalım. Yanlış anlaşılmasın, bunun yanış bir teknolojik çözüm olduğunu söylemiyorum, 2003’te irdelediğimiz modellerden biri de (o zaman Ubuntu, ya da fedora ya da openSUSE yoktu; RedHat, SuSE ve debian vardı) bu idi. Biz o günü koşullarından hareketle Pardus yolunu seçmiştik, o zaman için doğru karardı o yolda gitmek için ekip olarak doğru hareketleri yaptık, ancak bu yazıya sığmayacak nedenlerle sonuçta o yol başarılı olmadı (ya da olamadı mı, ya da oldu mu?). Ancak önemli bir nokta bir Ubuntu türevine “Pardus” adı vermenin (etik manada) doğru olmayacağıdır, nasıl bir Pardus türevine Turkuvaz adını vermek doğru değildiyse…

Yok eğer hala Pardus’un (bizim bildiğimiz Pardus) teknolojik olarak doğru yol olacağını düşünüyorlarsa bu işin 1 ya da 2 geliştirici ile yapılamayacağının da farkına varmışlardır. Ya da geçen ay çıkan “sürüm”ün herhangi bir gelecek ya da güvenilirlik vadetmediğini. Gerçek bir Linux dağıtımı ekibine ihtiyaçları var. E kardeşim daha birkaç ay önce böyle bir ekip, hem de en afililerinden, elinizdeydi; neden dağıttınız o ekibi? Şimdi ekibe haberler gönderip “aman geri dönün, sizi işe alalım, şöyle-böyle yapalım” diye teklifler yapılırsa hiç şaşmam. 5 kişiyle başlarlar, iki yıl sonra 10 olur, 5 yıl sonra 30-50… 2003 Aralık’ında yaptıklarımızı 2012 Ekim’inde tekrar etmeye başlarlar…

Eh o zaman ben de sorarım “kardeşim iş modeli, strateji ve politika aynı; teknoloji çözümü aynı; ekip dizilimi ve hatta kişiler bile aynı… bir tek proje yöneticisi değişmiş! e ağam siz bu işi neden yaptınız?” diye… Diyemediniz mi “Erkan Tekman, biz senin bu projenin başında olmanı istemiyoruz, ya sen git ya biz atacağız” diye? Giderdik kardeşim…

Not: Türkiye özgür yazılım dünyasının içerisinde olduğum sürece Pardus’ta olanları takip edeceğim, gerek görürsem böyle yazacağım. Çünkü Pardus’a ne olduğu ve ne olmadığı beni de doğrudan ya da dolaylı etkiliyor. Artık ben de “camia”nın bir parçasıyım. Günün birinde TÜBİTAK ve UEKAE’nin mevcut ve önceki yönetimleri Pardus’la ilgili neler yaptılar ve neler yapmadılar; projeden (aslında) neden ayrıldım; ve benzeri konuları da yazabilirim, emin değilim… Koray Löker ve Bahadır Kandemir ve A Murat Eren‘in düşündükleri ve önerdikleri “Pardus’un resmi olmayan tarihçesi” ve “bir Linux distro HOW-TO ve HOW-NOT-TO” belgelerini oluşturmak için bir-iki ilk adım attım, ama benden başka meraklısı çıkmadı; artık emeklilik günlerimize herhalde 🙂

“Benzin Bitti Paşam…”

Pardus projesinin, milli/ulusal/yerli işletim sistemi “macerası”nın, Türkiye’nin 60’lar ve 70’lerde yaşadığı yerli otomobil hareketlerine benzerliği konularında bu web günlüğü de dahil olmak üzere pek çeşitli yerlerde yazıldı, konuşuldu. Ben Pardus’un hikayesini Devrim arabalarından çok Anadol STC’ye benzetenler arasında yer aldım hep. Hatta Pardus-Devrim benzerliği kuranlara itiraz edip nedenlerini açıklamaya çalıştım. Biraz da bu nedenle, Devrim Arabaları filmi vizyona girip piyasaya çıkınca seyretmemeyi seçtim, bilinçli ve hatta kasıtlı olarak. Genç arkadaşlar “yahu bizim aynımız, herkes var, Serdar Hoca var, Umut bile var…” dediklerinde dahi merakıma ket vurdum, işi bir ilke meselesi düzeyine yükselttim, kendi kendime… Sonunda birkaç hafta önce filmin DVD’sini satın alıp izledim, durum onu gerektiriyordu artık… Gerçekten herkesler vardı, ben bile varmışımdı…

Fakat Pardus ile yerli otomobil girişimlerini karşılaştırma konusunda fikrim değişmedi, Pardus Devrim arabası değildi. Devrim arabalarına getirilen en önemli itirazlardan birisi, hatta çiçeği burnunda DPT’nin dahi söylediği yapılan işin seri üretime uygun olmadığı, çalışmanın genel fizibiliteden yoksun olduğu idi. Oysa 10 sene sonra yola çıkan Ekber Onuk ile Eralp Noyan ve arkadaşları özellikle ve öncelikle tasarlayacakları otomobillerin seri üretiminin yapılabilmesini, maliyetinin rekabetçi olmasını, kısacası projenin fizibilitesini gözönüne alıyorlardı. Sonunda tasarlayıp ürettikleri otomobilin nesli de bu tip sıkıntılardan değil, başka nedenlerle tükendi.

Biz de Pardus’u ilk düşünmeye başladığımız zamanlarda teknik konuları olduğu kadar iş modelini de şekillendirmeye çalıştık. İlk zamanlardan başlayarak “ekosistem” sözcüğünü dilimize doladık, “birileri Pardus’tan para kazanmalı ki milleti Pardus kullanmaya ikna etsinler” diye konuştuk. Daha Pardus 2007 piyasaya çıkmadan sektördeki donanımcı, yazılımcı, entegratör, eğitimci, sivil toplum örgütçü, akademisyen onlarca hatta yüzlerce kişinin kapısını çaldık; çoğunun ilk kez adını duyduğu Pardus’u, adını duyduğu ama ne olduğunu bilmediği Linux’u anlatmaya çalıştık, bu duydukları ve gördüklerinden bir iş fırsatı çıkarıp çıkaramayacaklarını sorduk, birlikte çalışma fırsatlarını araştırdık. 2006 yılı ortasında DPT’ye sunduğumuz, sonra hemen hç değiştirmeden 2008 yılında yeniden sunduğumuz ve 2010 yılından itibaren ciddi bir kaynak aldığımız proje önerisine ekosistem oluşturma işini, hem de başlıkta yer alacak şekilde yerleştirdik. Kısacası Pardus’u Anadol STC gibi tasarladık ve şekillendirdik.

Pardus’un projenin başlamasından yaklaşık 8,5, ilk ürünün yayımlanmasından yaklaşık 7 yıl sonra durumuna baktığımızda, bu tasarım ve şekillendirme ile çok da orantılı olmayan bir halde olduğunu görüyoruz. Teknik açıdan Pardus’u bir başarı hikayesi olarak görüyoruz, yalnız biz değil, Linux dağıtımı geliştirme işinden az buçuk anlayan herkes de (özellikle muasır medeniyettekiler) öyle görüyor. Oysa iş (business manasında) veçhesinde durumlar pek o kadar iç açıcı değil: Kurumsal pazarda yaygınlık, çözüm ortağı sayısı, ekonominin büyüklüğü, yatırımın geri dönüşü vb ölçütlere baktığımızda 7 yılda beklenen aşama katedilmiş durumda değil. Bu halin çeşitli nedenleri var, bana sorarsanız kimi açıklamalar, eksikler yanlışlar sıralarım. Ama sonuç değişmiyor, “in the tabele…”

Neticede ortada (eh, tamam “başarısızlık” demeyelim, ama) bir başarı eksikliği var. Pardus projesini bu rotasında yürütmeye devam ettirmenin hiç bir manası yok. Başka ve yeni bir yol bulmak, açmak, seçmek gerekiyor. Yine bana sorulduğunda söyleyeceğim, söylediğim kimi öneriler var; Pardus projesi için içsel ve dışsal kimi yeni unsurların devreye sokulacağı. Netekim söyledim de, yıllardır, aylardır ve son olarak da TÜBİTAK yönetim değişikliği ardından… Ancak yapılan değerlendirmelerde benim açıklamalarım, önerilerim, tekliflerim kabul görmedi; karar vericilerimiz Pardus projesini farklı bir şekilde yapılandırmayı tercih ettiler. Öyle sanıyorum ki Pardus için teknik ve iş alanında tercih edilen hareket tarzı önümüzdeki gün ve haftalarda Türkiye’de Pardus ve özgür yazılım için düşünen, konuşan/yazan ve çalışan kişi, grup ve kuruluşlar ile paylaşılacak.

Son 2,5 ay boyunca Pardus projesinin yönetilmesi görevim fiilen ortadan kalktı. Diğer projelerle ilgili iş ve sorumluluklarımı da 1 ay kadar önce tamamladım. Kısacası artık TÜBİTAK’ta yapacak bir işim kalmadı 😉 Uzun lafın kısası, 2 Ocak 2012 tarihi itibarı ile TÜBİTAK’taki görevimden ayrılıyorum, bu da bir “veda” yazısı… “Başlık nereden geliyor?” diyecek olursanız, daha önce projeden ayrılmış arkadaşların son günlük yazılarına bakıp “walla ne güzel başlık atmışlar, edebi ve hem de manalı” diye iç geçirişimin bir neticesi. Ve yazının başı bağlantı kuracak olursak Devrim Arabaları filminin beni çok etkileyen repliği: Celal Aga siyah Devrim arabasına biner, alkışlar arasında Meclis yoluna ilerlerler… 100 metre kadar ileride, kaçınılmaz olarak, aracın benzini biter, titreyerek durur. Mühendis çabalar, nafile. Celal Aga döner “ne oldu” diye sorar mühendise. Mühendis tükenmiş vaziyette yanıt verir: “benzin bitti paşam…” Üç sözcükte koca bir hikaye, son derece samimi bir de itiraf… İşte bana soracak olursanız “neden gidiyorsun?” diye vereceğim yanıt da bu üç sözcük, benzin bitti paşam… Yanlış anlaşılmaya; benzini biten Pardus projesi değil, kişi olarak bendeniz. Artık Pardus projesine verebileceklerimin sonuna geldiğimin bir ifadesi.

Pardus projesine hayatımın önemli bir kısmını verdim, belki de en verimli ve enerjili olduğum dönemini. Ürünün ve kimi bileşenlerinin adı dahil pek çok şeyde elim, dilim ve kafam var. Özgür yazılımın ne olduğunu, ne olması gerektiğini burada öğrendim; belki burada da öğrettim. Ben Pardus projesini şekillendirirken o da beni şekillendirdi. Pardus ile aramızdaki ilişki ve bağı anlatmak hayli zor, anlatmaya çalışmayacağım da… Pardus projesinin yoluna devam etmesi, benim yönetimimde yapamadıklarını yapması, iş alanında da bir başarı hikayesi haline gelmesi en büyük temennim. Sevgili kızım birkaç yıl sonra “okuma okulu”na gitmeye başladığında Pardus çalıştıran akıllı tahtalar ve tabletler kullansın istiyorum, Pardus onun için yalnızca babasının ve kendisinin tişörtlerindeki kedi kafası olarak kalmasın. Pardus ekibinde kalan, yeni gelecek olan, camianın parçası olan herkese vasiyetim bu: Pardus’u yaşatın ve benim götüremediğim yerlere götürün!

Önümüzdeki zamanda ne iş yapacağımı bilmiyorum. Bir süre dinleneceğim sanırım, hayli yoğun ve bir miktar sıkıcı geçti son 2 yılım ve özellikle son birkaç ayım… Sonrasında özgür yazılım çevresinde ve tercihan Türkiye’de bir işte çalışmak istiyorum (iş tekliflerine açığım :-P), yine tercihan bölgesel ve küresel etkiler yapabilecek bir pozisyonda. Tabi bir olasılık da 10 yıllık alan değiştirme periyotuma uyarak bilişim ile alakası olmayan bir alana transfer olmak, kim bilir! Sevgili Koray Löker’in önerisine uyup Pardus projesinin tarihçesini, doğru ve yanlışları belirleyerek, bizden sonra bu ormana dalacak gezgin ve maceraperestlere yol gösterecek şekilde, yazma/kaydetme kolektifini başlatmak ya da bir parçası olmak da aklımda… Bu web günlüğü hep canlı kalacak diye düşünüyorum, özgür yazılımla, okuduğum kitaplarla, sahip olduğum ve hiç olamayacağım dolmakalem ve saatlerle, kızımla yetiştirmeye çalıştığımız orkidelerle, yeniden çalmayı öğrenmeye çalışacağım basımla, gerçek okyanuslarda dolaştırdığım sanal yelkenlilerle ilgili şeyler yazmak için bir yere ihtiyacım hep olacak…

Pardus projesine nasıl katıldığımı, kimlerle çalıştığımı, ne kavgalar edip, ne hayallar kurduğumu, bu ekiple çalışmaktan nasıl keyif aldığımı anlatıp yol arkadaşlarımın cümlesine ismiyle teşekkür etsem, kimilerinden hellalik istesem bu yazı bitmez. İyisi mi ben de teamüle uyayım, “so long and thanks for all the fish” (balıklar için teşekkürler ve sağlıcakla!) deyip zaten haddinden uzun sürmüş bu yazıyı bitireyim!

Pardus YN: Ana Sözleşme 2.0

Pardus projesi 2004 yılı sonbaharından bu yana mevcut bir Ana Sözleşme çerçevesinde işliyor. Oldukça uzun bir zamandır bu ana sözleşme metninin Pardus projesinin geleceğini şekilendirmekte yetersiz olduğunun farkındaydık. Ancak bir değişiklik yapabilmek için önce projenin finans kaynağının yeterli ve tutarlı bir hale gelmesini, daha sonra da elimizdeki zamanlı işlerin tamamlanmasını bekledik Nihayet geçtiğimiz aylarda Pardus projesinin temellerini, amaç ve stratejilerini gözden geçirmeye ve tartışmaya başladık. bu çalışmalar sonucunda yeni Ana Sözleşme için bir taslak oluşturabildik. TÜBİTAK ekibi tarafından üzerinde bir miktar çalışılan taslağı burada camiamız ve kamuoyu ile paylaşıyorum. Gerek TÜBİTAK ekibinden ve gerekse dışarıdan gelen öneriler doğrultusunda son halini alacak olan Ana Sözleşme TÜBİTAK BİLGEM UEKAE yönetimi ile paylaşılıp sponsor onayı aldıktan sonra önümüzdeki haftalarda yürürlüğe girecek.


PARDUS PROJE ANA SÖZLEŞMESİ

GİRİŞ

Vizyon

Pardus projesi, özgür yazılım yaklaşım ve yöntemlerini kullanarak, kurumsal kullanıcılar için rekabetçi ve yenilikçi bir Linux dağıtımı geliştirmeyi ve bu dağıtım üzerinde kurumsal pazar için ürün ve çözümleri doğrudan ya da Türkiye özgür yazılım ekosistemi eliyle üretmeyi hedefler.

Destekleyici

TÜBİTAK BİLGEM UEKAE

Yürütücü

Erkan Tekman, Proje Yöneticisi

Varsayımlar

  • Pardus projesi, özgür yazılım felsefesine uygun olarak kamuya açık olarak yürütülecek ve yönetilecektir.
  • Pardus projesi ürünleri, GNU GPL lisansı ile özgürce dağıtılacaktır.
  • TÜBİTAK BİLGEM UEKAE sözleşmeli projeleri kapsamında yapılacak çalışmalar ve geliştirilecek ürünler yukarıdaki maddelere istisna oluşturabilirler.
  • Pardus projesi öncelikli olarak Türkiye pazarını hedefleyecektir.

PROJE TANIMI

Hedefler

  • Pardus Kurumsal: Masaüstü ve sunucu bileşenlerine sahip, kurumsal pazarda aranan işlevleri yerine getiren,uzun dönem desteklemeye uygun içerik ve özellikte bir Pardus Kurumsal sürümü yaklaşık üç yıllık periyotlarla geliştirilecek ve yayımlanacaktır.
  • Pardus 2000 Serisi: Pardus Kurumsal sürümünün geliştirme temelini oluşturmak üzere, bilişim okuryazarı son kullanıcının temel masaüstü ihtiyaçlarını karşılayan, Türkçeleştirme, kullanışlılık ve görsel çekicilik özelliklerine önem veren, kısıtlı destek süresine dahip bir Pardus 2000 serisi sürümü 6-12 ay periyotla geliştirilecek ve yayımlanacaktır.
  • Pardus Teknolojileri: Mevcut Linux dağıtımlarının genel kabul gören çözümler sunamadığı alanlarda, özellikle kurumsal kullanıcı gereklerini yerine getirmek amacıyla, kurumsal çözümlerde temel teşkil edebilecek mimarida, geliştirme maliyeti, rekabet gücü ve sürdürülebilirliği düzgün şekilde analiz edilip planlanarak Linux dağıtımı araç, bileşen ve ürünleri geliştirilecektir.
  • Camia: Pardus 2000 serisi ürünlerin resmi olmayan destek sistemini oluşturmak ve Pardus projesi ve Türkiye özgür yazılım ekosisteminin işgücü gereksinimini karşılamak amacıyla, katılımcı ve şeffaf yöntem ve mekanizmalar kullanarak, mevcut ve yeni özgür yazılım camiaları desteklenecek ve geliştirilecektir.
  • Projeler: Kurumsal kullanıcı adaylarının talepleri üzerine ve ilk olma ve örnek oluşturma durumları, ölçekleri, gizlilik gereksinimleri, ana ürün yol haritası ile uyumları ve yenilikçilik olanakları gözönüne alınarak TÜBİTAK BİLGEM UEKAE sözleşmeli projeleri başlatılacak ve yürütülecektir.
  • Ekosistem: Sözleşmeli projelerin gerçeklenmesinde, kurumsal kullanıcıların gereksinimlerinin karşılanmasında ve tüm pazarlara ürün ve çözümler geliştirme konusunda altyüklenici, yüklenici, çözüm ortağı olarak işlev görecek şekilde bir iş ortaklığı sistematiği ve ağı oluşturulacaktır.

Sınırlar

  • Mevcut Pardus ürünleri ve teknolojileri, kısa vadede, pazar ve kullanıcı algısı da gözönüne alınarak, olabildiğince korunacak.
  • Kullanılabilir işgücü, mevcut ekip büyüklüğü ile TÜBİTAK BİLGEM eleman alım politikaları kısıtları çerçevesinde planlanacak.
  • İşgücü eksikliği oluşması durumunda hedefler ağırlık ve öncelikleri ile uyumlu bir şekilde gözden geçirilebilecek, ürün ve teknolojilerde gerekli değişiklikler yapılacak.

Kaynaklar

  • Mevcut özgür yazılımlar, Linux dağıtımları ve açık standartlar
  • Mevcut Pardus paketleri ve kod temeli

Kısıtlar

  • Proje, 2012 yılı ilk çeyreğinde Pardus Kurumsal 2 Teknoloji Güncellemesi 1 sürümünü çıkarmak zorundadır.
  • Proje, 2012 yılı ilk yarısında Pardus 2012 sürümünü çıkarmayı hedeflemektedir.
  • Mevcut TÜBİTAK BİLGEM UEKAE sözleşmeli projelerindeki yükümlülükler tam olarak ve zamanında yerine getirilmelidir.

RİSKLER ve VARLIKLAR

Riskler

  1. Ürün yönetimi Pardus sürümlerinin özelliklerini yeterince iyi tanımlayamamak, ürünün planlanan şekilde değil de geliştirilen şekilde şekillenmesi.
  2. Organizasyonel sorunlar Karar alma, kararları uygulama, işlerin delegasyonu ve izlenmesi konularında mesafe katedememek.
  3. Düşük üretkenlik İşgücünün elverdiği nitelik ve nicelikte üretim yapamamak.
  4. Ters işgücü dağılımı Ağırlıklı ve öncelikli hedeflere yeterince işgücü ayırmamak, ikincil ürün ve çözümlerle daha fazla ilgilenmek.
  5. Anakaynak sorunları Ürün gerekleri, kullanıcı gereksinimleri ve yol haritasının anakaynak yetenek ve yol hartiası ile uyumlu olmaması.
  6. Biz yapmadık (NIH) sendromu Mevcut Linux ve özgür yazılım teknolojileri yerine marjinal (ya da olmayan) yararları gözönüne alarak gereksiz ve sürdürülemez teknoloji üretimine girişmek.
  7. Pazarda kabul görmemek Kurumsal kullanıcıların istenen/beklenen hızda artmaması.
  8. Finansman desteği eksikliği 2013-2015 dönemi için ya da 2015 sonrasında DPT desteğinin kesilmesi, buna eş zamanlı olarak yeni bir iş modeli oluşturamamak.
  9. Camia ilişkilerinde sorunlar Camiaların beklenen/istenen şekilde büyümemesi, etkinleşmemesi ve üretim ve destek konusunda katkıda bulunmaması.
  10. Ekosistemin büyümemesi İş ve çözüm ortaklarının yeni iş, proje ve gelir oluşturmada yavaşlığı ve/veya başarısızlığı.

Varlıklar

  • Pardus projesi ekibi 33 (31 TZ + 2 YZ) kişidir. DPT projesi kapsamında dağıtım ekibinin 2011 sonunda 48 ve 2012 sonunda 58 kişiye ulaşması öngörülmüştür.
  • Pardus’un 2005 yılı başından bu yana hemen hemen düzenli sürüm çıkaran 2000 serisi ve ilk genel ürününü 2011 yıl başında veren Kurumsal sürümleri mevcuttur.
  • Pardus teknolojileri kapsamında bir dizi mevcut ve geliştirilmekte olan bileşen ve ürün mevcuttur.

İş Durumu

  • Pardus projesi 2010-2012 yılları için DPT Yatırım Programı’ndan destek almıştır. Toplam destek miktarı 14,3 milyon TL civarındadır. DPT projesi dağıtım geliştirme ve ekosistem oluşturma kapsamlıdır.
  • Pardus projesi UEKAE’nin çeşitli birimleri ve projelerine ortak geliştirme ve destek hizmeti vermektedir.
  • Pardus projesinin … sözleşmeli kurumsal müşterisi bulunmaktadır. Toplam proje bedeli yaklaşık … milyon TL civarındadır. Kullanıcı sayısı … civarındadır.
  • Pardus projesi … müşteri ile sözleşme aşamasınadır. Toplam proje bedeli yaklaşık … milyon TL civarındadır. Kullanıcı sayısı … civarındadır.
  • Pardus projesinin … civarında göç ortağı, … civarında da iş ve çözüm ortağı bulunmaktadır. Bu ortaklara dışkaynaklanan iş miktarı … milyon TL civarındadır. Ortaklar aracılığı ile kayda değer bir proje geliri sağlanmamıştır.

Not: Metinde TÜBİTAK BİLGEM UEKAE tarafından kamuoyu ile paylaşılmasında sakınca görülebilecek bir-iki rakamsal veri karartılmıştır. Bunlar dışında TÜBİTAK ekibi tarafından tartışılan ve TÜBİTAK BİLGEM UEKAE onayına sunulacak metin kullanılmıştır.

Pardus YN: Strateji

2 Nisan 2011 günü İstanbul Bilgi Üniversitesi‘nde, Linux Kullanıcıları Derneği ve İstanbul Bilgi Üniversitesi Bilgisayar Bilimleri Bölümü işbirliği ile düzenlenen Özgür Yazılım ve Linux Günleri‘nde, Pardus’un geçmişi, bugünü ve geleceği konusunda bir konuşma yapma ve Pardus kullanıcısı ve geliştiricisi konumundaki katılımcılarla bu konuları tartışarak irdeleme fırsatı buldum.

Bu ve izleyecek bir dizi günlük yazısı ile bu konuşmanın içeriğini, konuşma süresine sığdıramadığım bir dizi ilgili hususu ve özellikle önümüzdeki dönem için görüşlerimi paylaşmak istiyorum. İlk yazımızda hayli kısa bir durum değerlendirmesi ardından mevcut Pardus stratejisi ve planlanan/uygulamaya konulan değişiklikler üzerine odaklanacağım.

DURUM DEĞERLENDİRMESİ

2003 yılı Eylül ayında TÜBİTAK UEKAE bünyesinde Özgür Yazılım Geliştirme ve Üretim (ÖZGÜR) iç destekli stratejik projesinin başlatılması ile ilk adımları atılan Pardus, geçen 7,5 yıl içerisinde çok mesafe katetti. Sayısal olarak değerlendirdiğimizde 4 kişilik bir ekiple başlatılan proje, şu anda 35 kişiye yaklaştı ve 2011 sonunda 50 kişi hedefleniyor. Neredeyse olmayan bir bütçeden şu anda 25 milyon TL’lik bir proje portföyüne ulaşıldı, 2011 sonu itibarı ile 35 milyon TL hedefleniyor. 2010 yılı içerisinde dışkaynaklama ve altyüklenicilik yoluyla 1 milyon TL’ye yakın bedelde bir dizi iş çeşitli çözüm ortakları ve özgür yazılım firmalarına yaptırıldı.

Nitel değişiklikler de son derece önemli: Proje bir olurluk çalışması ve projelendirme çalışması olarak başlatıldı. Hemen ilk zamanlarda proje bir dağıtım geliştirme amacıyla yeniden yapılandırıldı. 2009 yılı itibarı ile kurumsal sürümün gündeme gelmesi ve ardından kurumsal yazılımı dizisi geliştirme hedefi kapsama dahil edildi. Aynı zamanlı olarak Türkiye’de özgür yazılımın yaygınlaştırılması ve bir özgür yazılım ekosisteminin geliştirilmesi yönünde çalışmalara da öncülük edilmeye başlandı.

2011 başına takvimlenen Pardus 2011 ve Pardus Kurumsal 2 sürümlerinin yayımlanması ardından ekip olarak zaman ve enerjimizi strateji, organizasyon ve politikalar açısından geldiğimiz noktayı değerlendirmek ve önümüzdeki 3-5 yılı planlamak için ayırabileceğimizi değerlendiriyoruz.

STRATEJİ

2004 yılının ikinci yarısında Pardus (o zamanki adı ile Ulusal Dağıtım’dan Uludağ) projesi son derece basit bir strateji belirlemişti:

  • Yaygın bir işletim sistemi dağıtımı geliştirmek,
  • Bu dağıtımı geliştiren organizasyonun sürdürülebilirliğini (finansal, insan kaynağı, teknolojik, vb açılardan) sağlamak,
  • Bunları teknolojik inovasyon yaparak gerçekleştirmek.

Geçen 6,5 yılda bu stratejiye uygun yapıların oluşturulduğunu, genel hatlarla bakıldığında hedeflere ulaşıldığını görüyoruz. Bununla birlikte, girişte sıraladığımız ilerleme belirteçleri bu strateji cümlelerinin artık fazla genel olduğu, daha odaklanmış bir strateji belirlenmesi ve uygulamaya konması gerektiğini gösteriyor.

Yaygın Dağıtım

Halen Türkiye’nin en çok kullanılan Linux dağıtımı olan Pardus artık iki farklı kulvarda iki farklı ürünle kullanıcılarla ulaşıyor olacak: Daha çok bireysel kullanıcıyı hedefleyen, teknolojik gelişmeleri daha yakından takip etmeyi hedefleyen, desteği daha çok camia modeli ile sağlanan Pardus 2000 serisi ile doğrudan kurumsal kullanıcıları hedefleyen, masaüstü yanında sunucu kullanımında da ciddi iddiası olan, kararlılık ve sürekliliği hedefleyen, desteği ciddi iş modellerine dayanan profesyonel kanallarla sağlayan Pardus Kurumsal. Artık Pardus’un “yaygınlık”ı hedeflemenin ötesinde bu iki kulvarda nasıl hareket edeceğini daha net belirlemesi ve ilan etmesi gerekiyor.

Bu bağlamda, Pardus 2000 serisini daha kullanıcı merkezli, 1.0 ve 2007 sürümlerindeki kadar kolay kullanımlı, 2007 ve 2008 sürümlerindeki kadar yenilikçi bir yörüngeye yerleştirmeyi hedefliyoruz. Pardus 2000 serisinin geliştirici camiasının sürece daha fazla dahil olduğu, daha açık ve daha katılımcı bir geliştirme ve yönetişim modeli ile oluşturulmasının altyapısını tanımlama aşamasındayız.

Pardus Kurumsal için ise ekosistem oluşturma hedefine paralel bir geliştirme ve yönetişim modeline evrilip, zamanla daha çok sahipli yazılım ürünleri için duymaya ve görmeye alıştığımız “ürün yöneticisi”, “pazarlama yöneticisi” benzeri profesyonel pozisyonların devreye girmesi planlanıyor.

Sürdürülebilir Organizasyon

Organizasyonun sürdürülebilirliğinin en önemli ayağı finansal kıstaslar ve bu alanda TÜBİTAK mevzuatının bize gösterdiği yol da sözleşmeli projeler. 2007 yılında Milli Savunma Bakanlığı için yapılan çalışmalar ile başlayan proje tarihçemiz 2010 yılı başında Enerji Piyasaları Düzenleme Kurumu projesi ile ivme kazandı. Şu anda mevcut 2 projemize ek olarak sözleşme aşamasında 4, hazırlık ve iş geliştirme aşamasında ise 10’un üzerinde projemiz mevcut. Makul bir sözleşmeye dönüşme oranı ile Pardus projesinin milli bütçeden sağlanan kaynağın ötesinde büyüyebileceği, sahada faaliyet göstererek gerçek talebe uygun ürünler geliştirebileceği bir yapıya ulaşabileceğini ümit ediyoruz.

Bu alanda kıstasların daha belirgin hale gelmesi, TÜBİTAK’ın hangi ve ne tip projelerde doğrudan yüklenici olacağı, bu projelerde nasıl bir dışkaynaklama ve altyüklenici politikası güdeceği; hangi ve ne tip projelerde doğrudan yer almayıp ekosistem firmalarını kullanma/önerme yoluna gideceğinin açık ve net bir şekilde tanımlanması ve ilan edilmesi gerekiyor. Neticede sürdürülebilirliğin çok önemli bir ayağı da sağlıklı ve güçlü bir ekosistem oluşturulması.

Mevcut eğilim TÜBİTAK’ın

  • belli bir büyüklüğün üzerinde, dolayısı ile karmaşık bir proje yönetimi gerektiren projelerde,
  • özgün çözümler gerektiren ve teknolojik inovasyon yaratılacak projelerde,
  • güvenlik kıstasları nedeniyle TÜBİTAK’ın görev alması gerekli olan projelerde

ana yüklenici olarak yer alması, bunun dışındaki işlerde gerekirse altyüklenici, bu da gerekmezse danışman ya da izleyici pozisyonunda bulunması yönünde. İlk gruptaki projelerde ağırlıklı olarak, ikinci ve üçüncü gruptaki projelerde de proje niteliğinin izin verdiği ölçekte altyüklenici kullanılması ve bilgi birikiminin ekosistem ile birlikte geliştirilmesi ve/veya ekosistem ile paylaşılması planlanıyor.

Teknolojik İnovasyon

Geçtiğimiz 7 yıl içerisinde Pardus teknolojilerinin gidişatına baktığımızda inovasyon konusunda, özellikle bu dönemin ilk yarısında bir sıkıntı yaşamadığımızı görebiliyoruz. Başta PiSi olmak üzere, YALI, Kaptan, Comar, ahenk, mudur serisi, bir dizi yönetici geliyor aklıma isim olarak. Ancak inovasyonun yalnızca fikri ortaya atıp ilk ürünü çıkarmakla sınırlı olmadığını, bu yeniliklerin sürdürülebilir olmaması durumunda çok anlamı kalmadığını da düşünüyorum.

Bu noktada network-manager uygulamacığını irdeleyelim biraz: Daha Pardus 1.0 zamanında, o zamanlar sahipliler dahil (Windows ve MacOS için konuşuyorum) herhangi bir işletim sisteminde bulunmayan, kolay kullanışlı ve çalışan/iş gören network-manager çok başarılı bir inovasyon örneği oluşturuyordu. Ancak zaman içerisinde, özellikle işgücü eksikliği sorunlarından hareketle, network-manager işlev olarak ilerleyemedi, teknolojik altyapı açısından ise açıkça geride kaldı. Pardus 2011 ve Pardus Kurumsal 2’de, ne yazık ki, network-manager kullanmıyoruz artık. Onun yerini GNOME altyapısı ve GNOME ve KDE4 arayüzleri (Pardus geliştiricilerinin ciddi katkısı ve müdahalesi ile) aldı. Kişisel görüşüm mevcut çözümlerin (Pardus, diğer Linux dağıtımları ve sahipli işletim sistemleri dahil) bizim network-manager ile karşılaştırıldığında kullanışlılık ve kolaylık açısından hala geride oldukları yönünde. Heyhat!

Diğer Pardus teknolojilerine baktığımızda, bu yazılımların da geliştiriciler ve kullanıcıların gereksinimlerine uygun bir hızla gelişemediğini tespit ediyoruz. Bunun önemli nedenlerinden birisi Pardus teknolojilerinin tümüyle (çok ufak istisnalar hariç) TÜBİTAK ekibi tarafından geliştiriliyor olması, bir camia oluşturma konusunda başarılı özgür yazılım projeleri kadar mesafe kaydedememesi kanımca. İlk sürümden bu yana 6 yıl geçmesine karşın Pardus teknolojilerini kullanan, Pardus temelli ikinci bir dağıtımın çıkmamış olması da bu eksikliğin bir göstergesi.

Pardus projesinin artık daha hesaplı inovasyon yapması, parlak bir fikri bir ürüne çevirirken bu ürünün sürdürülebilirliğini ciddi bir şekilde değerlendirmesi gerektiğini düşünüyorum. Yeni teknolojiler geliştirirken camia ve ekosistemi daha fazla içine alacak bir teknoloji yönetişimi yapısı kurulması yerinde olacak. Bunun yanında icrada yapılması gerekenler de var: Yol haritasının daha belirgin ve açık olması, kullanıcı ve geliştirici önerilerinin daha fazla dikkate alınması, bu teknolojilerinin geliştirilmesinde proje yönetimi pratiklerinin daha fazla kullanılması gibi…

Aslında tüm bu yazdıklarımız Pardus teknolojilerinin birer projeden daha çok birer ürün gibi görülmesi gereğine işaret ediyor. Geliştirme ve dağıtımın özgürlüğüne halel getirmeden, ama ürün ciddiyeti ve sürekliliğine sahip bir şekilde teknoloji geliştirirsek inovasyon konusunda bir sıkıntı yaşamayacağımızı tahmin ediyorum.

Doğal olarak tek çeşit ve tek bir ürün geliştirmek için, sözleşmeli projeleri son derece kuramsal bir seviyede ele alarak, inovatif fikirleri hızla çözüme dönüştürme heyecanı ile 6 yıl önce oluşturduğumuz organizasyon bu beklentileri karşılamaktan uzak. Pardus 2011 ve Pardus Kurumsal 2 geliştirilirken bu eksikliği ciddi bir şekilde hissettik. Şimdi sürümler tamamlandığına göre yapmamız gereken şekillenmeye başlayan bu yeni strateji ile uyumlu bir organizasyon ve camia yönetişimi yapısı oluşturmak. Bu konulara da önümüzdeki yazılarda değineceğim…

UEKAE Dergisi: “Pardus Projesi ve Türkiye Yazılım Sektörü”

UEKAE tarafından yayınlanmakta olan UEKAE Dergisi‘nin 3. sayısında Pardus ve yerli yazılım üzerine bir yazım yayımlandı. Zaman zaman alevlenen ve bugünlerde yine revaçta olan “Pardus ulusal mı, %100 yerli mi, …” tartışmalarına ışık tutması açısından yararlı bir veri noktası oluşturacağını düşünüyorum.

Pardus Projesi ve Türkiye Yazılım Sektörü

Pardus Projesi Vizyon ve Hedefleri

TÜBİTAK, 2003 yılı başında Başbakanlık tarafından milli bir işletim sisteminin olurluğunun araştırılması ve geliştirme işinin projelendirilmesi işi ile görevlendirildi. Bu kapsamda yapılan beyin fırtınası çalışmaları ardından, 2003 yılı sonbaharında, daha sonra Pardus adını alacak olan Özgür Yazılım Geliştirme ve Üretim (ÖZGÜR) projesi başlatılarak bir çekirdek ekip oluşturulması yoluna gidildi. ÖZGÜR projesi birkaç aylık bir değerlendirme sonucunda olurluk ve projelendirme çalışmalarından daha önemli ve öncelikli gördüğü işletim sistemi geliştirme işine yoğunlaştı. Uzunca süre UluDağ adıyla anılacak ve kimi yanlış anlaşılmalara yol açacak Ulusal Dağıtım projesi bu aşamada şekillendirildi. UluDağ kapsamında önce teknik olurluk çalışmaları ve değerlendirmeler yapıldı, kimi tasarım kararları verildi. Projenin başlamasından yaklaşık bir yıl kadar sonra, 2004 sonbaharında daha sistemli bir yaklaşım geliştirilmesi gereği duyularak bir Proje Ana Sözleşmesi oluşturuldu.

Proje Ana Sözleşmesi’nde Pardus şöyle tanımlanmakta:

"… bilişim okur-yazarlığına sahip bilgisayar kullanıcılarının temel masaüstü ihtiyaçlarını hedefleyerek; mevcut Linux dağıtımlarının üstün taraflarını kavram, mimari ya da kod olarak kullanan; otonom sisteme evrilebilecek bir yapılandırma çerçevesi ve araçları ile kurulum, yapılandırma ve kullanım kolaylığı sağlamak üzere geliştirilen bir GNU/Linux dağıtımı …"

Bu tanımdan Pardus projesinin Başbakanlık görevlendirmesinde vurgulanan ulusal güvenlik gereksinimlerine yoğunlaşmak yerine daha farklı bir yol seçtiğini görebiliyoruz: Pardus genel kullanıma yönelik bir işletim sistemi ve hatta bir işletim sistemi platformu oluşturmayı hedefliyor.

Proje Ana Sözleşmesi ile aynı zamanda inşa edilen proje misyonu da bu kanıyı güçlendirir yönde:

  • Ulusal teknolojik bağımsızlık, tasarruf ve güvenlik sağlamak,
  • Yerel bilgi birikimini artırmak,
  • Yüksek katma değerli üretim yapmak,
  • Ürün yol haritasına hakim olabilmek.

İlk misyon maddesi TÜBİTAK UEKAE’nin misyon cümlesinden alınma ve UEKAE’de yürütülen tüm projelerde ön planda tutulan ilkeleri içeriyor. Ancak Pardus Başbakanlık’ın "sipariş ettiği" ürünü gerçeklemeden önce bilgi birikimi sağlamayı (UEKAE içinde ve dışında) ve üretim yapmayı (yine UEKAE tarafından ve diğer) hedefliyor. Bu ufak gözlem dahi Pardus projesinin basit bir Linux dağıtımı işi olmaktan öte geçen, Türkiye yazılım sektörü ile ilgili çeşitli hedefleri olan bir çalışma olduğunu gözlemek için yeterli.

Pardus projesinin tarihçesi bundan yaklaşık 5 yıl önce, 3 Şubat 2005’te, Gaziantep Üniversitesi’nde düzenlenen Akademik Bilişim kongresinde Pardus Çalışan CD‘nin yayımlanması ile devam ediyor. Ancak bu yazı bağlamında tarihi gelişime yoğunlaşmak yerine stratejik plan ve uygulaması üzerinde duracağız. Yukarıda sözü geçen misyon kapsamında ortaya konan hedefler bir sacayağı yapısında:

  • Yaygın bir işletim sistemi dağıtımı,
  • Sürdürülebilir organizasyon,
  • Teknolojik inovasyon.

Geçen 5 yıl sonunda 200 bin üzerinde kullanıcı tarafından tercih edilen Pardus halen Türkiye’nin en yaygın Linux dağıtımı, pazar payının yaklaşık %2-3 civarında olduğunu tahmin ediyoruz. Sınırlı tanıtım olanakları ve fiili bir tekel ortamında ulaşılan bu düzey, yeterli olmamakla ve daha gidilmesi gereken çok yol olmakla birlikte, ümit verici.

Sürdürülebilirlik yalnızca finansal anlamda, projenin makul bir özyeterlilik sağlayacak gelirleri olması bağlamında ele alınmıyor. Bilgi birikiminin, insan kaynağının sürdürülebilirliği de en azından bu kadar önemli. Pardus’un yalnızca UEKAE bünyesinde yürütülen bir proje olmaktan çıkması ve geniş bir geliştirici camiası tarafından sahiplenilmesi bu noktada en önemli kazanım. 2008 yılında ufak çapta başlayan ve 2010 yılından itibaren ölçek değiştirerek devam eden milli bütçe (DPT Yatırım Planı kapsamında) desteği de vurgulanmaya değer.

Son olarak da proje kapsamında yapılanların basit bir entegrasyon ve adaptasyon çalışması olmanın çok ötesinde, teknoloji üretmeyi, üretilen teknoloji ile kullanıcıya değer katmayı hedefleyen bir yapı kurmaya yönelik olduğu görülüyor.

Pardus projesinin temel taşlarını hızla gözden geçirdiğimizde Türkiye yazılım sektörü ile ilgili önemli fikirlerle ve tasarımlarla karşılaşıyoruz. Dahası üretmeye, geliştirmeye niyetli gençlere, girişimcilere, bilişim yolu ile rekabet avantajı yaratmayı amaçlayan dinamik firmalara manifesto niteliğinde bir çağrı çıkıyor karşımıza.

İzleyen bölümlerde bu çağrının önemli bileşenlerini temel felsefe, mevcut durum ve gelecek planları ile büyüteç altına alacağız.

İş Ortakları

Pardus yazılım dizisinin özgür yazılımları kullanacağı ve özgür lisanslarla dağıtılacağı projenin başlangıcından itibaren biliniyordu. Yaygınlaşma ve iş geliştirme alandaki hedef de bir "iş platformu" oluşturmak şeklinde belirlenerek ve neredeyse tek bir satır kod yazılmadan, 2004 baharındaki Linux Şenliği’nde, ilan edilerek açık ve katılımcı yapının geliştirme ve dağıtım modelleri ile sınırlı olmayacağının altı çizildi. Pardus projesi, UEKAE ve TÜBİTAK oluşacak fikri mülkiyeti kamu yararına dönüştürmeyi ön plana alacak, kamuya açık bilginin kullanılması ile yaratılacak özel yarar için patent, lisans vb. tarzından bir mülkiyet talebinde bulunmayacaktı.

Bu yaklaşım ilk bakışta sürdürülebilirlik, özellikle finansal sürdürülebilirlik açısından doğru bir hamle olarak görülmese de biraz yakından incelendiğinde durumun bunun tam tersi olduğu görülecektir. Pardus’u ve Pardus üzerinde koşacak özgür yazılımları kamu ve özel sektörde, kurum / şirket boyundan bağımsız olarak ve Türkiye’nin her yerinde yaygınlaştırmak, TÜBİTAK ve UEKAE’nin misyon ve vizyonları, örgütlenme ve çalışma şekilleri ile uyuşmayan görevlerdir. Özellikle ulusal güvenlik birimleri ve kritik özellikteki kamu kurumları için bu görevler doğrudan UEKAE tarafından üstlenilse dahi hedef kitlenin çok büyük bir kesiminde bu operasyonu yürütmek için iş ortaklarına ihtiyaç duyulmaktadır. Ancak bu şekilde hem coğrafi dağılım ve hem de proje sayısı açısından ölçeklenebilir bir organizasyon oluşturulabilecektir.

Bu değerlendirmeler ışığında 2008 yılı sonunda Pardus Göç Ortaklığı programı ilan edilerek ilk iş ortakları ile sözleşmeler yapılmaya başlanmıştır. Nisan 2010 itibarı ile sayıları 20’ye varan Pardus Göç Ortağı (PGO) geniş bir yelpazede Pardus tanıtım ve pazarlama çalışmaları yürütmekte ve hayata geçmekte olan göç projelerinde aktif olarak katkıda bulunmaktadırlar. UEKAE dahil her PGO’nun yaptığı göçlerden elde edilen bilgi birikimi ortak bir havuzda toplanmakta ve diğer iş ortakları ile paylaşılmaktadır. PGO’lar tarafından yürütülen göç çalışmaları UEKAE müşteri temsilcileri tarafından sürekli izlenmekte ve belirli bir kalite düzeyi tutturmaları sağlanmaktadır. Şimdilik yalnızca büyük şehirlerde yoğunlaşan PGO’ların 2010 yılı içerisinde tüm Türkiye sathına yayılması planlanmaktadır.

Göç projelerinin temel bileşenlerinden biri kurumların iş mantıklarını üzerinde çalıştıracağı uygulama yazılımlarıdır. Kurumsal kaynak planlama (ERP), imalat kaynak planlama (MRP), doküman ve içerik yönetimi, iş akış sistemi, müşteri ilişkileri yönetimi (CRM), veri madenciliği, iş zekası (BI) ve benzeri kurumsal yazılımlar ve bunlar üzerine kuruma özgü geliştirilen sistemler olmadan çoğu kurumun Pardus’a göçünü sağlamak mümkün olmayacaktır. Kurumların özellikle ilgilendikleri iş süreçlerini yönettikleri bu uygulama yazılımlarıdır, işletim sistemleri (ve işletim sistemleri ile kurumsal yazılımlar arasındaki katmanda yere alan web sunucular, veritabanı yönetim sistemleri, uygulama sunucular, uygulama çerçeveleri vb.) yalnızca bu yazılımlar için bir platform oluşturur. TÜBİTAK ve UEKAE’nin kurumsal yazılım geliştirme ve kurumlara özgü çözüm geliştirme görevlerini üstlenmesinin, özellikle ölçeklenme sorunları ve dikey pazar dinamikleri gözönüne alındığında, olurluğu bulunmamaktadır. Kurumsal yazılım ve çözümler konusunda da iş ortakları ile çalışmak doğru yol olarak görünmektedir.

Gerek kurumlar ve gerekse bireyler için işletim sistemi edinme yolları arasında en yaygını yeni donanım alımıdır. Dolayısı ile yaygın bir işletim sistemi dağıtımı olmayı hedefleyen Pardus’un yeni bilgisayarlarda ön-yüklü olarak satılıyor olması önemli bir gerektir. 2008 yılında bu yönde yapılan bir iş ortaklığından oldukça olumlu sonuçlar alınmıştır. Özellikle Pardus’un özgür yazılım olması sonucu yüksek sayıda Pardus yüklü bilgisayarın satılmakta olduğu da açık bir bilgidir. Buna karşın Pardus ön-yüklü satılan bilgisayarların önemli bir kısmının lisanssız sahipli yazılımlar ile çalıştırılmaya devam edildiği de bilinmektedir. 2010 ve özellikle 2011 yılı için hedeflenen bir yandan yeni donanım iş ortaklıkları ile bilgisayarların son kullanıcıya Pardus yüklü ulaşmasını sağlamak, diğer yandan da bu bilgisayarların Pardus kullanmaya devam etmesini sağlayacak şekilde tanıtıma ve destek hizmetlerine ağırlık vermek olacaktır.

Özgür yazılım ile dikey pazarlar için donanım/yazılım/servis tümleşik çözümler oluşturulması son derece kolay bir şekilde gerçekleştirilebilmektedir. Geliştirme maliyetlerinin düşüklüğü, pazara sunma zamanının kısalığı, dağıtım modellerinin serbestliği gibi özellikleri ile küçük firmalar ve genç girişimcilere son derece cazip iş fırsatları sunmaktadır. Pardus projesi girişimci iş ortakları ile ve gerekli durumlarda büyük sektör aktörlerinin de katkısı ile böylesi çığır açan ürünler geliştirmesine katkıda bulunmayı hedeflemektedir. Bu ürünleri yalnızca Türkiye çapında değil, küresel ölçekte de pazarlanabilir kılacak şekilde bir teknoloji içeriği oluşturmak yönünde üzerine düşenleri yapmaya hazırdır.

Eğitim Projeleri

Gerek Pardus kullanan kurumların ve gerekse bu kurumlara ürün ve çözüm üreten iş ortaklarının sayısının artması ile Pardus konusunda bilgi sahibi deneyimli işgücü ihtiyacı ciddi şekilde artacaktır. Bu ihtiyacın hızlı ve aynı zamanda belirli kalite düzeyinde karşılanması için en uygun çözüm standartlaşmış eğitim programları olacaktır. Bilişim sektöründe yaygın olarak kullanılmakta olan bu yöntem Pardus projesi tarafından da benimsenerek 2010 yılı ilk yarısında hayata geçirilmektedir.

Pardus eğitimlerinin profesyonellere hitap etmekte ve kariyer geliştirme amacına yönelik olarak tasarlanmaktadır. Birbiri ardına ya da bağımsız olarak izlenecek kurlar şeklinde kurgulanan bu eğitimler sonucunda TÜBİTAK gözetiminde yapılacak sınav sonrasında sertifikalandırma yapılacaktır. Mevcut ve geliştirilmekte olan kurlar şunlardır: Pardus Destek Elemanı (PDE), Pardus Destek Uzmanı (PDU), Pardus Sistem Yöneticisi (PSY), Pardus Sistem Uzmanı (PSU), Pardus Kullanıcı Eğitmeni (PKE) ve Pardus Yazılım Geliştiricisi (PYG). TÜBİTAK onaylı Pardus Eğitim Merkezleri’nde (PEM) sertifikalı eğitmenlere tarafından verilecek bu eğitimler kariyerini Pardus ve özgür yazılım çevresinde şekillendirmek isteyen bilişim profesyonelleri düşünülerek tasarlanmaktadır.

Bilgisayarları işinin bir parçası olarak kullanacak kişiler için de temel Pardus eğitimleri tasarlandı ve şekillendiriliyor. Genel bilgisayar oqkur-yazarlığının belgelendirilmesi niteliğindeki European Computer Driving License (ECDL) benzeri bir temel Pardus ehliyeti müfredatı Milli Eğitim Bakanlığı Halk Eğitim Genel Müdürülüğü ile işbirliği halinde geliştirilmektedir. Ortaya çıkacak ve Halk Eğitim onaylı bu müfredat öncelikle Halk Eğitim merkezleri, belediyeler, sivil toplum örgütleri gibi kanallarla işsizler, kadınlar ve gençlere sunulacak ve bu kesimlerin istihdama katkılarının artırılması hedefine odaklanılacaktır.

Eğitimin Pardus’un yaygınlaşmasındaki önemli bir işlevi de alışkanlıkların oluşturulması ve tanımlanması olacaktır. Bu nedenle özellikle Milli Eğitim Bakanlığı ile ortak yürütülecek çalışmalara önem verilmektedir. Halen Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü (EĞİTEK) ile yapılan bir protokol kapsamında formatör bilişim öğretmenlerine farklı seviyelerde Pardus ve özgür yazılım eğitimleri verilmektedir. Bu eğitimlerden geçen öğretmenlerin Türkiye sathında eğitim programları düzenleyerek diğer öğretmenlere bilgi aktarımında bulunması planlanmaktadır. Bu sayede her yıl 3.000’in üzerinde bilişim öğretmeni bu birincil ve ikincil eğitimlerden geçerek ilgili derslerde Pardus ve özgür yazılımlar konusunda eğitim verir hale geleceklerdir.

Üniversiteler ve Ar-Ge

Eğitim çalışmalarının son kademesi üniversiteler olacaktır. Bu aşamada ortak çalışmaları yalnızca eğitim ile sınırlı görmemek, üniversitelerin asli görevlerinden araştırma-geliştirmeyi de ufuk dahilinde görmek gereği açıktır. Seminerler, konuk dersler, bitirme projeleri, staj programları bu kapsamda gözönünde bulundurulan araçlardır. Pardus projesi, özellikle teknolojik inovasyon vizyonu ile, üniversite öğrencilerinin ilgisini çekecek niteliktedir. Nitekim 2007 yılından bu yana yürütülen staj programlarına gösterilen yoğun ilgi bunun bir göstergesidir. Önümüzdeki dönemde bu çerçevede yapılanları çeşitlendirerek artırmak hedeflenmektedir.

Üniversitelerle yürütülecek ortak çalışmalar arasında önemli yer tutan tematik ortak geliştirme projeleri olacaktır. Bunun ilk örneği Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) ile yapılan 64-bit projesi olmuştur. ÇOMÜ’de bir öğretim görevlisi önderliğinde bir grup öğrencinin oluşturduğu proje ekibi, UEKAE Pardus ekibinin de katkı ve desteği ile, 2009 yılı ortasından itibaren Pardus’un 64-bit sürümünü hazırlamaya başlamış ve 2010’un ilk aylarında bu çalışmalar ana geliştirme deposuna dahil edilmiştir. Artık Pardus’un 32-bit ve 64-bit sürümleri aynı kaynak deposundan ve aynı anda üretilebilecektir. Özgür yazılım yaklaşımı ile ve fakat belli bir organizasyonel yapı dahilinde yürütülen çalışmalar benzer projelerin oluşturulması için bize ilham vermiştir. Önümüzdeki günlerde çok sayıda üniversite ile benzer yapıda tematik ortak geliştirme projeleri başlatma hazırlıklarını yürütüyoruz.

Özellikle üniversite öğrencileri tarafından ilgi gören bir başka çalışma Google Summer of Code (GSoC) programıdır. Google’ın dünya çapında özgür yazılım projelerini desteklemek amacıyla uzun süreli stajyer öğrencilere ve ustalarına maddi destek vermesine dayalı program 2005 yılından bu yana yürütülmektedir. Pardus projesi 2008 yılından bu yana ve her yıl 5 öğrenci/proje ile GSoC programına dahil olmaktadır. Bu kapsamda öğrencilere doğrudan ürün ağacına katkıda bulunma ve Pardus geliştiricileri ile birebir çalışma olanağı sağlanmaktadır.

Staj, tematik proje ve GSoC programına dahil olan öğrencilerin gelecekte kariyerlerini özgür yazılım çerçevesinde şekillendirmelerini ümit ediyoruz. Bu sayede yalnızca Pardus ekibine nitelikli bir insan kaynağı yaratılmakla kalınmayıp Türkiye özgür yazılım camiasına da yeni yüzler kazandırılabilecektir. Orta vadede hedefimiz bu programlarda yılda 400 öğrencinin yetişmesi planlanmaktadır. Mezun olduklarında doğrudan üretime katkıda bulunacak şekilde donanımlı ve yetkin bir çalışmadan geçen bu genç geliştirici ve girişimcilerin yazılım ve bilişim sektörüne katkıları büyük olacaktır.

Pardus Ekosistemi

Orta vadede PGO’lar, yazılım ve çözüm ortakları, donanım ortakları, eğitim merkezleri ile çeşitlenen ve genişleyen Pardus ekosisteminin Türkiye yazılım ve bilişim pazarında önemli bir ağırlık oluşturacağını öngörüyoruz. Bu ekosistem kurumsal göç projelerinde işbirliği ve sinerji ilkesini ön planda tutarak hızlı, ekonomik, güvenilir ve kaliteli çözümler üretir hale gelecektir. Türkiye çapında hizmet veren, çeşitli dikey pazarlarda yetkinleşmiş, tüm kurumsal yazılım dizisine hakim bir ekosistem, Pardus’un en güçlü varlığı haline gelebilecektir. Öngörümüz orta vadede Pardus ekosisteminin 2.000 kişiye doğrudan istihdam sağlayacağını (mevcut istihdamın yaklaşık %5’i) ve yıllık 50 milyon ABD Doları büyüklüğe ulaşacağını tahmin ediyoruz. Bu sayede Türkiye yazılım sektörünün yeni ve değişik bir gelişme / genişleme alanı ortaya çıkacak, küresel rekabet avantajı oluşturma yönünde bir fırsat yakalanabilecektir.

Bu sayede ulusal güvenlik kaygısı ile ve ürün odaklı başlatılan bir proje, yalnızca 8 yıl içerisinde istihdam yaratan, yüksek katma değerli üretimi hedefleyen, mikro ve makro ölçekte rekabet avantajı oluşturan önemli bir ekonomik enstüman haline gelecektir. Dünyada esmeye başlayan özgür yazılım rüzgarının Türkiye’de hem temsilcisi ve hem de önderi Pardus olacaktır. Pardus projesi artık hedefini "Türkiye bilişim sektörünün evriltilmesi" şeklinde çizmektedir…