Avrasya’nın En Büyüğü: CeBİT 2005

Dün iş icabı CeBİT 2005‘teydim. E-imza ile ilgili olarak CNN Türk ekranlarında göründük, bazı

arkadaşlarla e-devlet ve e-ticareti konuştuk. Zamanın geri kalanında da normal bir vatandaş gibi fuarı gezeyim dedim, bakalım “Avrasya’nın en büyüğü” olarak tanıtılan fuar gerçekten denildiği gibi mi, yoksa yine Türk’ün Türk’e propagandasına mı denk geliyoruz…

Önce Nokia alanına gittim. 8800’ı aldım elime, evirdim, çevirdim ve vuruldum tek kelime ile. Evet, istediğim bu… Büyük değil, ağır değil, karmaşık değil, yalnızca telefon (hemen hemen). Kullanıcı arayüzünü standart System 60 görüntüsü yerine Siemens ya da Sony-Ericsson benzeri sırf resimli bir menü kullanmaları hoşuma gitmedi, ama o kadarı kadı kızında da olur. Para biriktirmem lazım, bir de eşimden harcama onayı almanın bir yolunu bulmam.

Nokia alanındaki sevimli kızlardan birine “770 var mı” diye sordum, tabii ki soran gözlerle karşılaştım. Kızcağız ekürisi olan (beyaz tişörtlü) bir oğlanı yakaladı. Aynı soruyu duyunca oğlan, tabii ki, “yok öyle bişi” tavrında hafif dalgaya girdi, ben de “İnternet tableti bu” diye bozdum çocuğu, ne yapayım. Çingene taklasının ortasında eli ayağına dolaşıp tepetaklak olmuş gibi süklüm bir vaziyette “bir dakika” deyip uzaklaştı. Bu sırada kız da “lacivert tişörtlülere sorsanız daha iyi, onlar Nokia’dan” dedi. Beyaz tişörtlü oğlanın sorumu ilettiği lacivert tişörtlünün kafa hareketine bakında 20 metreden durumu kavradım. 770’ün esamisini bile görmek olası olmayacaktı buralarda.

Ben de lacivertlinin yanına seyirttim, belki biraz daha teferruat alırım diye. Evet, bu arkadaş 770’in ne olduğunu biliyordu, ama, hayır, fuarda 770 yoktu ve olmayacaktı, hayır, Türkiye’de satılmayacaktı, hayır, kendisi de görmemişti. “Peki” dedim “Bluetooth kulaklık için durum ne?”, işte orada iş karıştı, Nokia’nın BT kulaklıkları tabii ki var, ama Türkiye’de satılmıyor, bulabildiklerim eskiden kalanlar olsa gerek, evet, yurtdışında var BT kulaklıklar, çok çeşitli modeller, ama model numarası vermek çok mümkün olmadı, hayır, fuar alanında BT kulaklık yok. Nokia alanından elim boş ayrıldım, “Avrasya’nın en büyüğü”nde hiç değilse bir tane denemelik 770 olsa gerekti 🙁

Yolda palm alanına denk geldim. Gen kız ve oğlanlar her biri ya elinde ya belinde bir treo telefon ile dingilder haldelerdi. Hey gidi hey, eski zamanlarda (palmturk günleri) bu alanlarda bizi tanıyanlar olurdu diye geçirdikten sonra ben de o tarafa yönlendim. Hayır, gerçek ve çalışan bir LifeDrive yoktu ellerinde, ama istersem maketi vardı, hayır, fuar boyunca gelmeyecekti LifeDrive, ama treo’ları vardı. İkinci gol, aylardır piyasada olan LifeDrive’dan bir tane bile getirememiş palm’ın Türkiye dağıtımcısı “Avrasya’nın en büyüğü”ne 🙁

Bir sonraki hedef Canon, daha doğrusu Erkayalar alanıydı. Bir tane 20D, bir tane de 300D vardı alanda. Ben asıl yeni ilan edilen ve ön gösterim sürümleri sınırlı olarak dağıtılan 5D ile ilgileniyordum. Tam çerçeve (35 mm) CMOS algılayıcısı ile göz kamaştıran bir cihaz, ileri amatör-profesyonel kesime hitap eden bu yavrucağın fiyatı 3.500 $ olarak ilan edildi. Ama birkaç yıla, ki o zamana herhalde bir sayısal SLR alma kararı vermiş durumda olurum, 1.000 $’ın altına inecektir. Neyse, tabii ki alet alanda bulunmuyordu, hatta görevlinin makineden haberdar olduğu yönündeki beyanı da boş gibi geldi bana. Ama üzülmemeliydim, Cumartesi günü bir tane 1Ds Mark II gelecekti alana, daha ne isteyeyim… Demek ki “Avrasya’nın en büyüğü”ne gelenlere 5D’yi göstermek çok da gerekli değilmiş 🙁

Dönüp Canon yazıcılara baktım, “sayısal fotoları evde basmak anlamlı mı” saikinden hareketle. Pixma Modelinin I3000, I4000 ve I5000 modelleri var, ama farklarını, özellikle ilk ikisinin farkını anlamak güç. Biraz önceki arkadaştan yardım istedim, o yazıcılara bakmıyormuş, oradan bir pehlivan fırladı “ben bakarım” diye, ki kameracı arkadaş bile şaşırdı bu işe. Beklenildiği üzere birader kırık bir lehçe ile 3000 ile 4000 arasında bir fark olmadığını, ikisinin de aynı işi yaptığını söyledi. O zaman neden iki model vardı, bu netekim ikimizi de aştı. Neyse ki TeknoSA dükkanında daha bilgili bir elemanla karşılaştım sonrasında da 4000’de fotoğraf baskısı için ayrı bir siyah mürekkep haznesi olduğunu öğrendim, büyük olasılıkla hız açısından da ufak da olsa bir fark vardır.

Evet, ilk gün ben normal vatandaşlık yaptım ve alet/cihaz peşinde koştum. Bugün saat 14:00’de CNN Türk’de bu sefer Pardus’u konuşacağız. Microsoft ve Linux International’dan katılımla. geri kalan zamanda herhalde yine normal vatandaşlık yaparım. İlginç birşeyler bulursam sizlerle paylaşırım…

Nokia ve Açık Kaynak

Evet, biliyorsunuz, sonbaharda piyasaya çıkacak Nokia 770 Internet Tablet için gün sayar vaziyetteyim. Ve yine biliyorsunuz, söz kendileri Linux (daha net olmak gerekirse, debian GNU/Linux + Gnome + GTK + maemo) temelli bir cihaz.

Nokia’dan Açık Kaynak Yazılımlar Operasyon Direktörü Dr. Ari Jaaksi geçen hafta New York’ta düzenlenen LinuxWorld‘de bir sunum yaptı ve Nokia’nın açık kaynağa bakışını ayrıntılandırdı.

Herkese tavsiye ediyorum sunuma bir göz atmalarını. Nokia gibi bir şirketin açık kaynağa ilgi göstermesi, ilgi göstermenin ötesinde “yalnız almak olmaz, geri de vereceksin” demesi ve nasıl geri verdiğini göstermesi bence çok önemli. Kimleri çıkıp Nokia’nın hareketine burn büküyor, kimisi daha önceki Linux avuçiçi girişimlerinden sözedip 770’nin başarısızlığı kehanetinde bulunuyor. Ama ben, diyorum ya, Nokia’nın bu hareketini önemsiyorum.

Bakın Jaaksi’nin sunumundan bir parça, 770 için neden Linux’u seçtikleri hakkında:

Cihaza olası en iyi

  • İnternet deneyimini,
  • Bağlanırlığı, ve
  • Yazılım geliştirme ortamını

sağlayacak platform için bizim seçimimiz

  • Linux,
  • Açık kaynak bileşenlerinin yaygın kullanımı, ve
  • Donanım bütünleştirme ve kullanışlılık konusundaki deneyimimiz

bileşimi oldu.

Beklentilerimiz

  • Kodun önemli bir kısmını açık kaynakta almak,
  • Özel gereksinimlerimizi karşılayacak teknolojileri geliştirmek için çeşitli açık kaynak projeleri ile birlikte çalışmak, ve
  • Bunların tümünü cihaza bütünleştirebilemekti.

Ayrıntılı bir çözümleme sonucunda varılmış bir karar gibi duruyor, değil mi? Özellikle başta Symbian, Pocket PC, PalmOS, hatta çeşitli sahipli gömülü Linux çözümleri dururken.

Palm ile 6 Yıl

Altı yılı doldurdum, sanırım 25 Mayıs 1999’dan bu yana Palm (ya da PalmOS) avuçiçi cihazları kullanıyorum; en azından takvimde ilk giriş 25 Mayıs 1999 saat 11:00’ı gösteriyor. ULAKBİM’de Ağ Teknolojileri Birimi yeni elemanları ile görüşmüşüm, bir buçuk saat. Öğleden sonra da Müşteri İlişkileri Birimi ile toplanmışım, iki saat. Altı yılda önce Palm V, sonra Visor Prism, en sonunda da Palm Tungsten T kullandım. Bakalım gelecek 6 yılda neler kullanacağım?

Normalde iki yılda bir avuçiçimi yeniliyorum. Bu güncellemenin aile bütçesine verdiği zarar eşim tarafından sürekli protesto ediliyor olsa da teknoloji ve yaşam beni mecbur ediyor 😉 Tabi yalnız cihazın yenilenmesi yetmiyor, klavye de değişiyor. Ekstra kablolar alınıyor, belki birkaç yazılımın yeni sürümü. Derken 500-600 $’lık bir fatura çıkıyor ortaya. Diyorum ya, yaşam zorluyor insanı.

Bu kez iki yıllık süreyi uzatacağım. Hayır, parasızlıktan (şükür ki) ya da eşimin vetosundan (daha da büyük şükür ki!) değil, terfi edecek bir ürün bulamadığımdan.

Palm’ın yeni ürünü LifeDrive beni heyecanlandırmadı. MP3 çalıcımda bile sabit disk değil de silikon hafıza tercih etmişken avuçiçimin içinde birşeyin fırdola-dönmesini istemem kesinlikle. Hem LifeDrive’ın ne adı, ne de özellikleri içimde birşeyler kıpraştırdı. Hayır, LifeDrive Palm V gibi aylarca bekleyeceğim, Prism gibi elime geçmesi için gün sayacağım bir ürün değil.

Seçeneği ne? Hayır Treo 650 de değil. Cep telefonum ile avuçiçimin ayrı cihazlar olmasını istiyorum. MP3 çalıcım da ayrı olsun, henüz kullanmıyorum ama sayısal fotoğraf makinem da ayrı, . ben toplaşmaya (konsolidasyon) inanmıyorum. Treo 650 çok şık bir alet, heyecan verici, ama benim için değil!

Günün birinde bir PocketPC makine kullanırken hayal edemiyorum kendimi, ama kabuslarımı süslüyor. Eğer alternatifler kartlarını akıllıca oynamazlarsa maalesef sonumuz o olacak. Ürkütücü! Ama o gün gelene kadar, ki henüz gelmedi, Pocket PC cihazların özelliklerine bakmak, avuçiçi beğenmek, teknolojiyi takip etmek dahi istemiyorum. Bu da değil!

O da ne? Aradığıma benzeyen birşey ufukta görünüyor: Nokia 770 Internet Tablet. Henüz gerçek bir üründen çok pazarlama abidesi gibi duruyor. Ama olsun, heyecanlandım. Neler yok ki: Hem 802.11 b/g WiFi hem Bluetooth 1.2, 64 MB RAM + 64 MB Flash + SD/MMC kart, USB disk olarak bağlanabilme, üstüne üstelik 800×480 dokunmatik ekran, el yazısı tanımalı. Yazılımı da kuvvetli: İnternet tarayıcı, hem de Flash Player’lı, e-posta istemcisi, İnternet radyosu, haber okuyucu (RSS?!), PDF gösterici, çokluortam araçları (ses, resim, video; hem de envai biçemde), ajanda (PIM) işlevleri, oyunlar. Zamanla ofis araçları da geliştirilecektir, eminim! Internet Tablet 2005 diye bir işletim sistemi (havagazından tayyare?, bir çeşit Symbian???, yoksa bir çeşit Linux?!?!) ile geliyor, bir yıl sonra 2006’ya terfi edecek. Göründüğü kadarıyla üzerinde bir tek GSM telefon yok, Nokia olmasına karşın. Hah, bir de disk yok, her şey silikon!

İddiaya göre 2005’in son çeyreğinde çıkacak piyasaya. Tahminim max. 700$ olacak, belki daha da ucuz! Yıl sonunda 500$’a bulunmaya başlar diye düşünüyorum İnternet dükkanlarında. Şimdiden para biriktirmeye başlayayım. Eşimden devraldığım ikinci Tungsten T’nin günleri olmasa da ayları sınırlı sanırım.

Tatilde ne kadar teknoloji?

Datça’ya giderken dizüstü bilgisayarı eşimin vetosuna takıldı. Ben Palm’ın klavyesini de vetoya dahil ettim. Bu şekilde yalnızca Palm’ım ve Nokia 6600 ile yollara koyuldum. Teknolojim yetti mi, arttı mı; bakın anlatayım.

6600 e-posta işlerimde hemen hemen eksiksiz işlev gördü. Yalnızca bir faks dosyasından iletilmiş TIFF dosyalarını açmakta sorun yaşadı. Bunun için Palm’ımda da bir program barındırmıyormuşum, üzüldüm. Gerçi önemli birşey değildi/miş, ama yine de hazırlıklı olmak gerekir.

E-posta yazmak için 6600 bulunabilecek en iyi cihaz değil, fazla uzun mesajlara uygun değil. Ama gayet işe yarar bir icat, inanın bana. Otelin, plajların fotoğraflarını çekip çekip tatil yapamayan arkadaşlarıma gönderdim, onlar da beni unutmadılar 🙂

6600 ile interneti gezerken artık sadece Opera kullanıyorum. Dizilişte ufak-tefek sorunları olmakla birlikte beni çok az yarı yolda bırakıyor. Ama flash dolu sitelere yapabileceği birşey yok (ya da ben bilmiyorum şimdilik). Arkadaşlar, flash kullanmayın, ya da otomatik olarak düşülen bir flashsız site de inşa edin!

Fotoğraf konusunda, herhalde her cep telefonu gibi, çamur üretme seviyesinde iş görüyor. Ama bu günlük için bu kadarı yetiyor (şimdilik). Sayısal fotoğraf makinesine geçmeyi daha birkaç yıl düşünmeyeceğim için hızlı durumlarda bununla idare edeceksiniz 🙂

Palm ile 6600’ın konuşamaması az da olsa sorun yarattı. Arada sırada Palm’ımı güncelleme ve bağlanma gereği duydum. Tabi hüsran! Acayip bir şekilde IR ile de bağlanamadım, belki bir ara araştırırım. Özellikle günlük gazeteleri/köşe yazılarını indirmenin bir yolunu bulsam iyi olacaktı. Ama bunu PC olmadan yapmak ta başından beri sorunlu olmuştu.

En büyük hatam klavyeyi götürmemekmiş. Hem günlüğümü sıcağı sıcağına tutabilme olanağını kaçırdım, hem de kitaplarla ilgili not tutma işini dönüşe erteledim. Eşim de klavyenin veto-dışı olduğunu söyledi, artık daha akıllı davranacağım.

Palm her zaman olduğu gibi en sıkı yardımcımdı. Para hesaplarını tutmada, benzin harcaması hesaplamada, ayın ve yıldızların pozisyonlarını bulmada, Onsuz işim hayli zor olurdu!

Tabi her iki cihazın da şarj edevatlarını taşımam gerekti. Arabayla gittiğimizden sorun değil, ama daha hafifi olmak gerektiğinde Palm için seyahat adaptörü şart; ama çok da pahalı 🙁

Nokia 6600 ve Bluetooth

Eşimin doğumgünü hediyesi Nokia 6600 ile iyice içli dışlı oldum. Nokia sağolsun, Bluetooth yığınını nasıl gerçekleyeceğine bir türlü karar veremediğinden Palm ile tam haberleşemiyor çocuklar. Gerçi HP compaq nx7000 ile de sorunları var gibi, ama orada durumlar çok daha iyi.

Telefonun alınmasından birkaç gün önce (hediyenin sürpriz olmadığını söylememe gerek var mı, bilmem 🙂 Palm – 6600 BT problemi hakkında birşeyler okumuştum. Ama aletin güzelliği ve özelliği bu soruna rağmen “alalım” dememe yetti de arttı. Bu karardan bırakın pişmanlık duymayı, sürekli memnun olur haldeyim. Çok canavar bir makine! Tek zayıf yanı herhalde fotoğraflarındaki bulanıklık, ama o kadar kusur kadı kızında da olur.

Neyse, gelelim BT sorunlarıma: nx7000 BT üzerinden GPRS ile internete bağlanabiliyor, Amerikalıların “with flying colors” dediği şekilde, hiç sorunsuz. PC Suite ile işler biraz şekerrenk, BT ile göremiyor aleti. COM7’de (ki seri bağlantı noktası) birşey bulamıyor, COM5’te ise (ki bu da HotSync bağlantı noktası) Palm HotSync ile çakışma oluyor. Ben de, ne yapayım, paşa paşa IR ile görüyordum bu işimi. Ama dün makineyi Windows’ta açtığımda BT bağlantı da çalıştı ve şakır-şukur eşleme yaptım. Harika! Galiba yalnızca açılışta yapabiliyor bu işi, çalışan makinede yine IR’a mahkumum. Ama bir de Palm HotSync’i kapatıp deneyeceğim, belki çakışma kalkar ortadan.

Palm ile işler daha karmaşık: Nokia 6600 için sürücü çıkmamış olduğundan BT hemen hiç çalışmıyor. 6310i sürücüsü ile SMS kontrolü yapmıştım, o da yalnızca SIM karttakilere bakabiliyordu. 6310i’yi uçurunca o da gitti. Artık neredeyse Palm ile Nokia haberleşmez durumda. Eşlemeyi PC üzerinden yapıyorum, sağolsun Outlook 🙂 İnternetsel tüm faaliyeti 6600’a aktarmayı, Palm’ı ise kopuk (offline) işler için (iSilo, AvantGo gibi) kullanmayı düşünüyorum. Tabii bu arada da Palm’ın sürücü çıkarmasını, ya da Nokia’nın firmware güncellemesi yapmasını hararetle bekliyorum. Son olarak Nova Media firmasının yazdığı beta sürücüyü kullandım. Bağlantı sağlayabiliyor, hatta GPRS de açılıyor, IP adresini felan alıyor. Ama hemen sonra kopuyor bağlantı, Palm da şaşıp kalıyor. En kötüsünden IR ile bağlantıyı deneyeceğim, GPRS’de sorunsuz çalışması beklenir, bakacağız.

Ya çabucak PalmOS6 cihazlar çıksın, UTF-8 kullansınlar ve Nokia sürücüleri tam olsun; ya da en azından 6600 için doğru çalışan bir sürücü çıksın. Kuramsal olarak mümkün şeylerin gerçekte yapılamayışı fena halde gıcık ediyor beni, o kadar da hacker değilim ki oturup kendim yazayım 🙁