LKD – Pardus

Bu akşam birkaç basın mensubu ve LKD Yönetim Kurulu’nun nitelikli ekseriyeti ile bir akşam yemeği yedik. Ben, pisboğazlığım nedeni ile, ufak bir gıda zehirlenmesi geçiriyor olduğumdan biraz durgundum. Ama genelde güzel bir akşamdı, müzik yapmaya çalışan gençleri saymazsak…

Sevgili Bora Güngören‘den iki vaat kopardım gecede:

  • Çektirdiğimiz toplu fotoğrafı tarayarak günlüğüne koyacak Bora.
  • Bir de “Kwrite takviyeli” web günlüğüne bir RSS beslemesi açacak, tercihan aynı teknolojiyi kullanarak. Kendisi OpenTC projesi tamamlanana kadar web servislerine güvenmiyormuş da 😛
    Güncelleme: Bu vaat yerine getirildi. WordPress güvenlik meraklısı birisi için ilk blog seçeneği olmasa gerek, ama biz neticeye bakarız. Hadi bakalım, şimdi de fotoğraf…

Vaatlerin takipçisi olacak ve sonuçları burada duyuracağım sizlere…

Varan 3, 4, 5… 6…

Dünkü ve sekiz ay önceki “Varan”larda resmi sözleşmeler ile bilişim hizmetleri alan, kerli ferli Pardus kullanıcısı kurumları muştuladık sizlere. Ama bir de yelpazenin öteki ucu var, Pardus’un GPL lisansını, özgür yazılım yaklaşımını kullanan, kendi yağında kavrularak Pardus kullanan kurumlar. Bugün sıra bunlarda…

Güncelleme: Biraz geç başlayan oturum arasız 3,5 saat civarında sürdü. Çoğu ile ilk kez tanıştığım dört heyecanlı ve kararlı adam Pardus deneyimlerini anlattılar. ÇOMÜ için sevgili Necdet Yücel, Petrol İş için sevgili Nihat İlter “Abi”, Manisa İl Sağlık Müdürlüğü için sayın hekim Mustafa Sertel ve Neziroğlu Motorlu Araçlar için sevgili Ahmet Ateş. Bugün için ağzınıza, ayağınıza; son aylarda-yıllarda yaptıklarınız için ellerinize, zihninize sağlık. Harika işler başarıyorsunuz! Eğer size bunu yeterince hissettiremiyorsak büyük kabahat! Pardus erken uyarlamacıları olarak çok değerlisiniz bizim için. Yaşayın, özgürlük için… Türkiye ‘Pardus’ Diyor!

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi – ÇOMÜ Kütüphanesi’ndeki ince istemciler ve bağlı oldukları terminal sunucu, Mart 2007 içerisinde Pardus 2007.1 Felis chaus çalıştırır hale getirildi. Bu çalışmada Bilgi İşlem Müdürlüğü çalışanlarına Pardus proje ekibi uzaktan destek verdi. Üniversite’nin bilgisayar Mühendisliği laboratuvarında farklı bir Linux dağıtımı kullanan kişisel bilgisayarlar için de seçim Pardus yönünde kullanıldı. ÇOMÜ, Linux ve özgür yazılım konusunda son derece aktif bir bilişim topluluğuna sahip ve Pardus projesine başından beri destek veren üniversitelerin başında geliyor.

Petrol İş – Türkiye Petrol Kimya Lastik İşçileri Sendikası, 2006 yılından başlayarak masaüstü sistemlerinde Pardus işletim sistemi kullanma konusunda denemelere başladı. Pilot denemeleri sendika merkezinde Pardus 2007 kullanarak tamamlayan sendika, uygulamayı önümüzdeki günlerde 18 şubesindeki 500’ün üzerindeki çalışanına yaygınlaştıracak. Kurulum, eğitim ve destek çalışmalarını kendi Bilgi İşlem ekibi ile yürüten Petrol İş, deneyimleri ile sivil toplum kuruluşlarına örnek oluşturabilecek durumda.

Manisa İl Sağlık Müdürlüğü – Pardus projesinin ilk kurumsal kullanıcısı olan Manisa İl Sağlık Müdürlüğü, sağlık ocaklarına kadar uzanan dağıtık bilişim sisteminde işletim sistemi olarak Pardus 2007.1 Felis chaus kullanıyor. Pardus deneme ve çalışmaları Pardus 1.0 öncesine kadar dayanan Manisa İl Sağlık Müdürlüğü bu altyapı üzerinde Bilgi İşlem Şubesi tarafından geliştirilen e-sağlık uygulamasını kullanarak hizmet hız ve kalitesinde önemli kazanımlar sağladı. Tüm illere kolaylıkla yaygınlaştırılabilecek proje e-sağlık ve kamuda Pardus kullanımı açısından önemli bir başarı öyküsü konumunda.

Neziroğlu Motorlu Araçlar – Ankara’da altı noktadaki satış ve servis istasyonları ile motorlu araçlar satış, alış, kiralama, sigorta, bakım hizmetlerini yürüten Neziroğlu grubunda Linux kullanımı 2000 yılında sunucu sistemler ile başladı. 2006 yılı sonunda masaüstü sistemlerde Pardus kullanımını gündeme getiren şirket, bünyesindeki 190’ın üzerindeki kişisel bilgisayardan yarısı üzerinde Pardus 2007 kullanmaya başladı. Planlama, kurulum, eğitim ve destek işlevlerini Bilişim Grubu eliyle yürüten şirket sahip olma maliyetlerinde %70 civarında tasarruf etmiş durumda.

Başarı öykülerini gerçek kahramanlarının ağzından dinlemek için yarın (4 Mayıs Cuma) sabah ODTÜ Kültür ve Kongre Merkezi’ne gelin ve Türkiye ‘Pardus’ Diyor! çalıştayına katılın…

Varan 2

Bundan sekiz küsur ay önce Varan 1 başlığı ile bir günlük girdisi yazmış ve ilk büyük kurumsal Pardus kullanıcısını muştulamıştım. Bu kurumun Milli Savunma Bakanlığı ve Pardus kullanan biriminin Askeralma Dairesi (ASAL) olduğu aşikar oldu çoktan…

Bugün ikinci bir muştum var: Bir kamu kuruluşumuz daha, seçimini Pardus yönünde yaptı. Bu kuruluşumuz zaten bizim Enstitü ile bir proje yürütüyor ve bu proje kapsamında Linux yüklü sunucular ve istemci bilgisayarlar kullanmayı planlıyordu. Ancak yakın zamanda yapılan ayrıntılı değerlendirmeler sonucu kullanıcı bilgisayarlarında (ki sayıları 50-100 civarında, nasıl saydığınıza bağlı 🙂 ilk aşamadan itibaren, sunucularda ise hizmete almayı izleyen aşamalarda işletim sistemi olarak Pardus kullanımına karar verildi.

Proje ile ilgili işin hemen tümünü Enstitümüz’ün proje ekibi yürütüyor zaten. Bize düşen kimi özel uygulamaların paketlenmesinde yardımcı olmak, PiSi paketi hazırlama ve özel bir paket deposu oluşturma konularında eğitim ve danışmanlık vermek ve test depolarını bizim test deposuna paralel yürütecek şekilde otomatizasyona geçmelerine destek vermek. Tam bir alt-yüklenicilik uygulaması, Pardus’un kurumsal pazara girmesinde öngördüğümüz yönteme harika bir örnek…

Paralel olarak kurum çalışanları Pardus eğitiminden geçirildiler, son derece yetkin bir başka alt-yüklenici marifeti ile. Son derece memnun kaldılar öğrendikleri ve gördüklerinden. Öyle ki evlerindeki ve dizlerindeki bilgisayarlara bile Pardus kurup kullanmaya başlayanlar çıktı. En çok da beryl’e bayılmışlar, yapacakları iş için gerekli olmasa da 🙂 Bunlar da güzel haberler, hoş uygulamalar…

Kim mi bu kamu kuruluşu? Yarın Şenlik’te beni bulup söyleyene gazoz ısmarlıyorum, zaten Cuma günü duyuruyoruz…

Pardus Şenlik’te!

Linux Kullanıcıları Derneği (LKD) tarafından düzenlenen ve ODTÜ Kültür ve Kongre Merkezi’nde 3-6 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan VI. Linux ve Özgür Yazılım Şenliği ve Linux ve Özgür Yazılım Konferansı geldi çattı…

Pardus ekibinin tümü 3 Mayıs sabahından itibaren Şenlik’te olacak, geliştiriciler, katkıcılar ve kullanıcılar ile buluşacak. Ekip üyelerinin, geliştiricilerin ve kullanıcıların yer alacağı pek çok seminer ve çalıştay yer alıyor programda.

Ben de Cuma günü Türkiye ‘Pardus’ Diyor! çalıştayında oturum başkanı olarak görev yapacağım ve Cumartesi günü Pardus 2007.1 Felis chaus‘un harika duvarkağıdı fotoğrafını çeken DoğaBel‘i izleyenlere takdim edeceğim. Geri kalan zamanda da hukuk ve iş konulu oturumları izleyeceğim ve genelde Şenlik alanında olacağım. Tüm Pardus kullanıcıları ve penguenlerin sorularına yanıt vermek için, görüşlerini dinlemek için ve eleştirilerini almak için. Hepinizi Şenlik’e davet ediyorum…

3 Mayıs Perşembe
11:15 Pardus Projesi’nin Anatomisi Ekin Meroğlu Salon B
13:30 Python ve Web 2.0 Gökmen Göksel Salon B
15:15 Java Programcıları için Pardus Mehmet D. Akın Salon B
 
4 Mayıs Cuma
9:30 Pardus Çalıştayı: Türkiye ‘Pardus’ Diyor! Çanakkale Onsekiz Mart Üniv.
Petrol İş Sendikası
Salon D
11:15 Pardus Çalıştayı: Türkiye ‘Pardus’ Diyor! Manisa İl Sağlık Müdürlüğü
Neziroğlu Motorlu Araçlar
Salon D
13:30 Pardus Çalıştayı: Pardus’la Başardım Doç. Dr. Server Acim
Salon D
15:15 Pardus Çalıştayı: Pardus’la Başardım Affan Taner
Ali Işıngör
Salon D
 
5 Mayıs Cumartesi
9:30 Nasıl Pardus Geliştiricisi Olunur? A. Murat Eren Salon B
11:15 Linux ve Pardus Deneyimlerim Mehmet Sucu Salon B
13:30 Pardus Teknolojileri Ekin Meroğlu Salon C
15:15 Felis chaus’un öyküsü DoğaBel Salon B
 
6 Mayıs Pazar
9:30 Tembel Penguenlere Çekirdek Programlama Faik Uygur Salon D
11:15 Fuzz Testing: Yazılımlar Ne Kadar Güvenli? İsmail Dönmez Salon B
13:30 KDE4 Teknolojileri Barış Metin
İsmail Dönmez
Salon B
15:15 Linux Çekirdeği: Dünü, Bugünü ve Yarını Faik Uygur Salon D

Pardon, sizin şirket nasıldı?

İşim icabı (güzel bir giriş oldu mu?) pek çok blogu, haber sitesini vb takip ediyorum. Tercih ettiğim yazılım da Kontact’a çok güzel entegre edilmiş olan ve Pardus’ta öntanımlı gelen akregator. Blog ve gezegenleri izlemek için harika bir uygulama, yeter ki içeriği RSS beslemesi ile tam olarak versin.

Epeydir Novell yöneticilerinin bloglarını ya yamru-yumru görüyor, ya da hiç göremiyordum. Bugün, sonunda “dur bi şuna web’den bakayım” dedim, yine favori internet tarayıcım Konqueror‘ı açtım. Durum yine aynı, bir başlık var, sonrası yok… Allah Allah… Belki, olmaz ya, standart dışı bişiler kullanmışlardır, çok sevdikleri bir firmanın sahipli teknolojilerine bağlıdır, felan deyip Konqueror’da tarayıcı kimliğini “IE 6.0 on XP”ye değiştirdim. I-ıh… Du-bakali deyip son çare ikinci favori tarayıcım olan Firefox’la giriştim. Bu sefer gösterdi, harbiden de orada bir içerik varmış ve Konqueror ile akregator anlamıyormuş bunu…

Nedenini araştırdım, şu kod parçası:


<meta http-equiv=”CONTENT-TYPE” content=”text/html; charset=utf-8″ /> <title />
<meta name=”GENERATOR” content=”OpenOffice.org 2.0 (Linux)” />
<meta name=”AUTHOR” content=”Jeff Jaffe” />
<meta name=”CREATED” content=”20070318;10075400″ />
<meta name=”CHANGEDBY” content=”Jeff Jaffe” />
<meta name=”CHANGED” content=”20070408;12471800″ />
<style type=”text/css”>–
@page { size: 8.5in 11in; margin: 0.79in }
P { margin-bottom: 0.08in }
–>
</style>

dokümanın ortasında bir yerde peydah olmuş. Büyük olasılıkla <title >‘den dolayı manalı bir HTML çözümleyici affetmiyor, Firefox ve (herhalde) IE ise daha müsamahalı davranıyorlar… Sonuçta IE ve Firefox’da görünen Konqueror ile akregator’da namevcut…

Yahu bu firma Linux satar, bişi değil koca Microsoft’a bile Linux sattırır, açık kaynaktan bahseder… Ama CTO’sunun blogunda bu sakatlık mevcuttur ve kimse de farkına varmaz (benden başka?). Ne diyeyim?

…biz çıkalım kerevetine

Bakanlık’ın yaklaşık 4,5 milyon € değerinde Microsoft lisansı alımı için Şubat ayında açtığı ihale, yine Bakanlık tarafından iptal edildi. Dernek, ihale şartnamesinin yalnızca tek bir üreticinin 11 dağıtıcısını kapsadığını ve ilgili yasanın “Kamu kurumları yazılım satın alırken özgür yazılım dahil tüm seçenekleri değerlendirmeli” hükmüne aykırı olduğunu belirterek ihalenin iptali için mahkemeye başvurmuştu. Bakanlık, mahkemenin konuyu görüşmesini ve bir karar almasını beklemeden geri adım attı. Dernek bu durumu, bilgiye özgür erişim (açık formatlar), güvenilir teknolojilerin kullanımı (özgür yazılım) ve kamu parasının vatandaşlar yararına harcanması açısından tarihi bir zafer olarak niteliyor. Dernek’in icraatları devam edecek…

“Hangi dernek, hangi bakanlık, hangi ihale?” dediğinizi duyar gibi oldum. Hemen söyleyeyim: İtalyan Özgür Yazılım Derneği, Çalışma ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın ihalesi, şu basın bildirisinde anlatılan hikaye…

Sivil toplum örgütlerinin kamu yararını korumasına iyi bir örnek. Kazanan İtalyan vergi mükellefi, İtalyan kamu kuruluşları ve İtalya vatandaşları olmuş. Darısı bizim başımıza…

Draft for GPL v3 is out…

The 3rd discussion draft of the GNU General Public License version 3, which have been worked on for a while, have been published on Free Software Foundation web site. As I expressed before, I don’t think that a license text can solve all the problems related to the freedom of software. Neither I think is necessary to modify the GPL v2, which only recently have begun to be endorsed within the business circles. I think FSF (of which I am an associate member) is acting in a highly ideological manner, which may lead to some very disastrous forking of GPL licenses…

I should change the verbs in the above statements with past perfect. The latest draft is a much more relaxing and soothing (a la GPL v2) text. In stark contrast to the infamous EULA’s protection for the owner and for some cases for the developer of proprietary software, GPL puts the user at the front stage and enforces the freedom of the user. This approach, as I’ve just said, has been approved as a very meaningful distribution and sharing model, not only in the software and IT context, but for the business world as well. The former drafts of GPL v3 have tried to extend this mission to protect and oversee the freedom of society and third parties as well. The clauses against Tivo-ization and DRM have been redefining the borders of the freedom. The present draft has a much softer wording, emphasizing the freedom of the user, again.

The anti-patent approach and the clauses referring to the infamous Microsoft-Novell pact are also new. In fact these were the reason for the draft’s missed deadline. I think these are somewhat unnecessary references to the current headlines, still the text in the present draft is acceptable. These clauses cover the developer and consequently guards and immunizes the user against the possible patent scams.

Among others, Linus Torvalds is pretty pleased with the present draft of GPL v3. Way to go…

GPL v3 taslağı yayınlandı…

Bir süredir üzerinde çalışılmakta olan GNU Genel Kamu Lisansı sürüm 3’ün 3. taslağı Özgür Yazılım Vakfı web sitesinde yayınlandı. Daha önce de söylediğim gibi bir lisans metninin yazılımın özgürlüğü ile ilgili tüm problemleri çözebileceğine inanmıyorum. GPL v2 gibi, özellikle iş alemlerinde kendini yeni yeni kabul ettirmekte olan, sağlam bir metni değiştirmek gerektiğine inanmıyorum. (Üyesi de olduğum) FSF’in bu noktada fazlasıyla katı bir ideolojik tavır takınması sonucu GPL’in çatallanması tehlikesini dehşetle gözlüyorum…

Ya da “-idim” diyeyim ile değiştireyim yukarıdaki önermelerimin fiil çekimlerini. Son çıkan taslak çok daha rahatlatıcı, GPL v2 gibi huzur veren bir metin olmuş. EULA’nın sahipli yazılımların sahiplerini ve kimi durumlarda geliştiriciyi kollayan havasına GPL kullanıcıyı ön plana çıkarıp, kullanıcının özgürlüklerini teminat altına alarak yanıt vermişti. Bu yaklaşım da, dediğim gibi yazılım ve bilişim çevrelerini aşıp iş alemlerinde dahi anlamlı bir dağıtım ve paylaşım modeli olarak algılanmaya başlanmıştı. GPL v3’ün daha önceki yaklaşımı toplumun ya da üçüncü kişilerin özgürlüklerini korumak ve kollamak gibi yeni bir görev üstlenmekti. Tivo-laştırmaya ve DRM’lere karşı hükümleri ile özgürlük sınırlarını yeniden tanımlar haldeydi. Bu noktalarda mevcut taslaktaki hükümler hayli yumuşak, yine kullanıcı özgürlüklerini ön plana çıkarıyor.

Yeni taslağın patent karşıtı yaklaşımı ve dolayısı ile Microsoft-Novell anlaşmasına gönderme yapan maddeleri de yeni. Zaten taslağın gecikmesinin ardında bu kısım vardı. Bence gereksiz bir şekilde güncele gönderme yapıyor, ama mevcut taslaktaki hali hala kabul edilebilir bir metin. Bu maddeler geliştiriciyi koruma şemsiyesi altına alıyor ve dolayısı ile kullanıcıya olası patent şantajlarına karşı bağışıklık sağlıyor.

Linus Torvalds dahil GPL v3’ün yeni taslağı genelde olumlu tepkiler alıyor. Hadi hayırlısı…

Sam Williams: “Free as in Freedom: Richard Stallman’s Crusade for Free Software”

Richard M. Stallman özgür yazılım camiasında en sevdiğim ya da örnek aldığım kişiler arasında yer almıyor, biliyorsunuz. RMS’in saldırgan tavırlarını, karşısındakine saygı duymayan üslubunu ve en çok da kendisini desteklemek isteyenleri fırçalamak gibi şekillerde tezahür eden gözünü kör etmiş inatçılığını beğenmiyorum. Özellikle bu yanının özgür yazılıma katkıları kadar zararı da olduğunu düşünüyorum.

Ancak bu sert ve sivri düşüncelerin ne derece yerinde olduğu, bir haksızlık ya da yanlışlık içerisinde olup olmadığım gibi bir takım düşünceler de bir süredir beynimi kemirip duruyordu. Geçenlerde işverenimin konusunda hayli zengin, üstelik istediğimiz konularda genişlemeye son derece müsait ve hevesli kütüphanesinin raflarında Free as in Freedom ile karşılaşınca hemen ödünç aldım ve hızla okudum. RMS hakkındaki fikirlerimin nasıl değiştiği ya da değişip değişmediği konusunu sona bırakıp kitaba odaklanalım biraz…

Kitabın müellifi Sam Williams, ve bence en güzel hikayesi de Sam’in eşi Tracy Pattison ile bu kitabın ilk fikirleri sayesinde tanışmış olmaları. Sam’in kitabın sonunda yazdığı oldukça kişisel bir muhasebe, yani SonSöz, şu saptamaları içeriyor:

Since July, 2000, I have learned to appreciate both the seductive and the repellent sides the Richard Stallman persona. Like Eben Moglen before me, I feel that dismissing that persona as epiphenomenal or distracting in relation to the overall free software movement would be a grevious mistake. In may ways the two are so mutually defining as to be indistinguishable.

İlk kısma katılıyorum, RMS, özgür yazılımdan söz ederken ihmal edilmemesi gereken bir şahsiyet. Ama ikinci kısmı yalnızca kitabın yazıldığı (basımı Mart 2002) zamanlarda geçerli olan bir önerme olarak görüyorum. Özgür yazılım artık yazılım ile sınırlı kalmayıp bilginin özgürlüğüne evrilmiş, ve bunu yaparken de Stallman’ın sekter yaklaşımından farklı olarak pragmatik bir yol izlemiş, hatta sonuçta hayli popüler “Web 2.0” hipini dahi içerisinden çıkarmış bir hareket. Bu evrimde, ne yazık ki, RMS’in ya da daha geniş bir bakışla Linux’un ya da özgür yazılımın fazla bir doğrudan katkısı olmamış. Sonuçta Web 2.0 dünyayı yeniden tanımlamak iddiasındayken Linux ve özgür yazılım kurumların bilişim dizisinde yalnızca birkaç katmana sıkışmış kalmış…

Kitaba geri dönelim: Aslında kitapta bol miktarda tanıdık öykü var: Meşhur yazıcı konusu… Emacs’ın hikayesi… Linux’un ortaya çıkışı, HURD ve Stallman’ın tepkisi… Ama benim için yeni öyküler de var: Örneğin sevgili Ian Murdock’ın Debian’ın bir GNU/Linux olmasını vurgulamasının FSF, Stallman ve özgür yazılım hareketine verdiği desteğin önemi… Örneğin RMS’in son derece parlak kolej yılları, matematik ve yazılım konusundaki üstün yeteneği…

Belki benim için en ilginçlerinden birisi Stallman ve Torvalds’ın ilk kez bir araya geldikleri, 1996’daki Conference on Freely Redistributable Software. Hikayesini silahsever ESR’dan dinleyelim:

By the time of the conference, the tension between those two camps have become palpable. Both groups had one thing in common, though: the conference was their first chance to meet the Finnsh wunderkind in the flesh. Surprisingly, Torvalds proved himself to be a charming, affable speaker. Possessing only a slight Swedish accent, Torvalds surprised audience members with his quick, self-effacing wit. Even more surprising, says Raymond, was Torvalds’ equal willingness to take potshots at other prominent hackers, including the most prominent hacker of all, Richard Stallman. By the end of the conference, Torvalds’ half-hacker, half-slacker manner was winning over older and younger conference-goers alike.

“It was a pivotal moment,” recalls Raymod. “Before 1996, Richard was the only credible claimant to being the ideological leader of the entire culture. People who dissented didn’t do so in public. The person who boreke that taboo was Torvalds.”

Benim için en bilgilendirici kısım ise GNU GPL’in hikayesi: Bu lisansın nasıl Stallman tarafından kaleme alındığı, bu aşamada nasıl bir matematik problemi çözercesine sistemli çalıştığı, sonuçta hukukçular tarafından saygı duyulacak bir metin ortaya çıkarken aynı zamanda özgür yazılım felsefesinin nasıl bu metne yedirildiği… GPL’i çok anlamlı bir lisans metni olarak görüp kullanırken bu ayrıntıyı bilmiyordum. Sırf bunun için dahi RMS özgür yazılımın en önde gelen isimlerinden biri olmayı hakediyor, kanımca…

Bir de kitabın sonlarında “Bundan yüz yıl sonra Richard Stallman bir dip not mu olacak, yoksa bir bölüm başlığı mı?” sorusuna çeşitli kişilerden gelen yanıtlar eğlenceli. Bunlardan ESR’ınkisi Stallman’ı biraz hafife alıyor, Moglen’inkisi ise biraz fazla taltif ediyor; ama bir ortalamaları ilginç olabilir. RMS’in kendi değerlendirmesinde vurguyu “savaşı kimin kazanacağı”na yapması ve “Linux”u (“GNU/Linux”u değil) özgür yazılımın önünde bir engel olarak görmesi, sanırım, kişilik özelliklerini gayet iyi yansıtıyor. Ben mi ne düşünüyorum, işte burada:

Richard Stallman, yazılımın özgürlüğünü “hacker” camiasına hediye eden kişi, bu anlamda bir Prometheus. Prometheus kitaplarda nasıl anılıyorsa, RMS de öyle anılacak kanımca. Ama RMS’in yaklaşımı ile ateş hep ilkel halinde kalacaktı, üzerinde yemek pişirilecek ya da sobaya hapsedilip ısı yayacak bir şey. Buhar makinesini “icat” edip ateşi çok farklı ve çok büyük şekillerde kullanmanın önünü açan kişi, özgür yazılım dünyasının Watt’ı, ise Linus Torvalds oldu. Linux’suz özgür yazılım pek mesafe katedemeyecekti, GNU’suz Linux ise yalnızca bir üniversite öğrencisinin projesi olarak kalacaktı. İkisi birbirinin mütemmim cüzü… Kitaplar özgür yazılımdan bahsederken hemen ardından Linux’u anacaklar, hem de “Linux” olarak anacaklar (“GNU/Linux” olarak değil, nasıl “ateşli buhar makinesi” demiyorsak) RMS’in hoşuna gitse de, gitmese de…

Netice: Kitabı okuyun, özgür yazılımın tarihçesinden, RMS’in kim olduğundan haberdar olmak için. Bu kitabı okumadan “Özgür yazılım hakkında her şeyi biliyorum!” demeyin sakın…

“Acemiden Uzmana Tüm Detaylarıyla” Pardus

Bir süredir geliştiricilerimizin bir kısmının da dahil olduğu heyecanlı ve hummalı çalışmalar sona erdi ve BytePlus dergisinin Şubat 2007 Pardus Özel Sayısı piyasaya çıktı. Başta Pardus’un basın ilişkilerini yürüten sevgili Ali Işıngör olmak üzere katkısı geçen herkesin, özellikle Byte yazarlarının ellerine sağlık.

Dergide neler mi var? Şunlar var:

  • Linux Nedir? A. Murat Eren
  • Pardus Kurulumu
  • Pardus Projesi A. Murat Eren
  • Pardus, Dün ve Yarın Erkan Tekman
  • Windows Kullanıcılarına Linux Rehberi Aziz Şahin Özdemir
  • Pardus’ta Yabancılık Çekmeyin: Bir Pardus Macerası Daron Dedeoğlu
  • Kurulumsuz Linux Keyfi Hüzeyfe Önal
  • Pardusça Eğlenceye Merhaba Daron Dedeoğlu
  • VMware Pardus’ta Ali Rıza Babaoğlan
  • VirtualBox ile Sanallaştırma
  • Dosya Aktarımına Çözüm Çağatay Çebi
  • Linux’ta Dosya Sistem Hiyerarşisi Çağatay Çebi

Evet, benim de, naçizane, bir yazım var dergide; şimdiden uyarayım, boşuna reklamını yapmıyoruz 😉 Pardus’un güçlü taraflarını ve başarısının sırlarını özetlemeye çalıştım, kendi bakış açımdan:

Pardus projesinin Türkiye’de özgür yazılım için “milat” niteliğinde bir aşama olduğunu sanırım herkes kabul eder. İşletim sistemi pazarına etkilerini ise yeni yeni görmeye başlıyoruz, henüz çok iddialı konuşmak için gerekli ortam oluşmuş durumda değil. Çok belirgin olmayan, ama özellikle biz Pardus geliştiricilerinin gönülden inandığımız bir nokta da Pardus’un bilişim sektörümüz, özellikle yazılım sanayimiz açısından çok önemli bir fırsat teşkil ettiği ve düzgün değerlendirilmesi durumunda ekonomik ve stratejik bir atılımın temelini oluşturabileceği.

Peki, daha üç yıl önce ismi (ki o zamanki ismi Uludağ projesi idi) çok dar bir çerçeve dışında duyulmamış bir çalışma nasıl oldu da bu noktaya erişebildi?

En İyi Geliştiriciler, Mükemmel bir Takım

[…]

Açık Geliştirme ve Karar Verme Süreci

[…]

“Özgürlük için…” Yaklaşımı

[…]

Neden ve Hangi “Ulusal”?

[…]

Başta sevgili MEren‘in harika Linux yazısı olmak üzere doyurucu içerik ile birlikte Pardus 2007 ISO görüntüsü ve son derece güncel tam paket deposunu edinmek için en yakın gazete bayiine kadar gidiverin, hediyesi 10 YTL imiş…