Rehabilite Olan Eski bir Çalıcının Seyir Defteri

Tam bir yıl olmuş, Çaldım, Ama Sor Bakalım Neden Çaldım diye yazalı, Facebook anımsattı. Bir yılda neler değişmiş hızla gözden geçireyim istedim. Hızlı bir özet geçeyim, bir kısmı teknik, yazının sonunda maliyet bilgileri ve tam sistem var, isteyen oraya zıplasın…

  • Digiturk kutumu geri verdim. Zaten ulusal yayınları izlemiyordum, yalnızca İzTV, biraz Home & Entertainment’ta yemek programları, CNN International ve BBC. Bunlar için gereksiz bir para vermek bir yana, o saçma kutunun projektör parlaklığındaki ışıklarına katlanmak zorunda kalıyordum. Artık Digiturk kutum yok…
  • “Ama İzTV?” diyeceksiniz… Haklısınız. İzTV ve biraz da H&E yemek programları vb için Digiturk Play abonesiyim şimdi. Anlatacağım aşağıda, akıllı TV’de değil de oynatıcı kutumda kullanıyorum.
  • “BBC ve CNN?” diyeceksiniz ardından. Yaşadığım sitede uydu şebekesi varmış,  televizyonumda da tümleşik uydu alıcı. Biraz karıştırdım, dişe dokunur bişey bulamadım. CNN International’a açık bir uydu yayınından erişmek mümkün değil, geleceğiz buraya… BBC internet üzerinden, oraya da geleceğiz.
  • Bir önceki yazının hemen ardından Amazon Prime’a üye oldum. Akıllı TV’me Amazon Prime Video uygulamasını yükleyerek oldukça iyi bir film ve dizi arşivine sahip oldum bu şekilde. Özellikle kızımla Disney dışı animasyon filmleri bulup izlemek çok keyifli oluyor. Ama artık akıllı TV’den aldım bu işi, geleceğiz…
  • Amazon Prime dışında kalan ya da Amazon’da -bence- manasız paralara satılan içerik için “korsan” yöntemlere devam ettim. Neden derseniz bir önceki yazıya bakın, RTÜK, isteddiğin zaman (video-on-demand) elinin altında olması, arşiv oluşturmaktan bir türlü vazgeçmemek, …
  • Çok ilgili değil, ama arada bir xBox aldım, onunla da Amazon’a ulaşmak ya da Microsoft’tan içerik almak mümkün. Forza 6 ile araba yarışı, kızımla Dance Central ve yakın zamanda da Guitar Hero… 20 küsur sene sonra yeniden oyunlarla ilgileniyorum 🙂
  • Bu çok ilgili, arada bir Amazon Fire TV aldım. Amazon Prime ile çok güzel uyum içindeler, X-Ray vb özellikler harika… Digiturk Play ve BBC için iPlayer bu kutu üzerinde çalışıyor. Bu uygulamalar Amazon dükkanında olmadığı için yandan yükledim ve telefon/tablet uygulamaları oldukları için Amazon uzaktan kumandasını fareye dönüştüren bir uygulama da ekledim.
  • Yerel içerik için kullandığım Dune kutusunu emekliye ayırdım, yerine büyükçe bir disk aldım.
  • Amazon Fire TV disk üzerindeki içeriğe doğrudan erişemediği için bir sunucuya ihtiyacım oldu. Bir Raspberry Pi 2 aldım, kurdum üzerine debian’ı, evde hardcore Linux yönetmeye başladım, her ne kadar istemesem de. Sorunları yok mu, hala var, ama oldukça memnunum bu düzenlemeden.
  • Son olarak Netflix’e üye oldum, hayır Türkiye’de değil, yine Amerika’da, kırpılmış içerik istemiyorum… Onu da Amazon Fire TV’ye yükledim.
  • Bu içerik için ABD’de ya da İngiltere’de olmam gerekiyor. Bunun için bir hizmet kullanıyorum, internette ararsanız alternatiflerini bulabilirsiniz.
  • Bu dönüşümün en büyük kaybedeni CNN International oldu. Çünkü hemen hiç internet akış yayını yok. Kendileri kaybeder 🙂 Ben zaten özellikle Amanpour ve Ferid Zekeriya GPS için izliyordum; olsa iyiydi, ama napalım.
  • Bir soru “Netflix varken neden Amazon Prime da?” olabilir, bunu ben de sosruyorum kendi kendime. Sanırım en önemli neden buradan akış tipi yayın yanında film ve müzik satın almak ve indirmek de mümkün. Hala eski kafayla arşiv (oynatma listesi değil 🙂 ) yapmaya devam eden benim gibiler için iyi. Ayrıca Prime üyesi olunca ayda bir e-kitap ödünç alınabiliyor, seçki çok zengin olmasa da. Son olarak da ABD içinde bedava ve hızlı gönderim var. Neticede verilen para bir şekilde çıkıyor…
  • Müzik için genelde Turkcell Müzik dükkanını kullanıyorum, daha az da Amazon’u; albüm satın alıyorum (arşivcilik alışkanlığı). Ama Deezer ya da Spotify kullanmaya başlamak da istiyorum. Gerçi şimdi de zaman zaman seyahat esnasında Deezer, spor için yürürken de Spotify kullanıyorum; ama para vererek abone olunan servislerine geçme konusunda emin değilim. Eğer aboneliği seçersem Amazon Prime’a biraz daha az iş düşmeye başlayacak.
  • Bu dönüşümün büyük kazananı da internet servis sağlayıcım oldu. Eve giren her yayın internet hattından geçiyor, özellikle Amazon ve Netflix acımasızca HD gönderiyorlar. Bağlantımı 50 Mbps “kotasız”a çevirdim. AKK diye anılan kota 150 GB, gerekirse ayda bir 50 GB ek yapabiliyorum.

Düzeneği özetleyeyim bir daha:

Diskler: 7 TB. Üzerinde “çalıntı” içerik, DVD (200+) ve CD (900 civarı) arşivimin sayısallaştırılmış hali, satın aldığım MP3’ler ve kişisel içerik (fotoğraflar, videolar, vb) duruyor.

Medya sunucu: Raspberry Pi 2. Plex Media Server çalışıyor üstünde, bir de “çalıntı” içeriği edinmek için birkaç güzel uygulama.

Medya oynatıcı: Amazon Fire TV. Amazon Prime ve Netflix için. Ayrıca Plex istemcisi, TV için de Digiturk Play ve BBC iPlayer.

Oyun Konsolu: Yalnızca oyun için.

Akıllı TV ve A/V alıcı: Yalnızca gösterim ve ses için.

Bu sistemi kurmak için ne kadar para harcadım, zaman içerisinde diskler için sanırım toplam 1.500 TL, medya sunucu tüm alengiratı ile 200 TL, Amazon Fire TV 80 €, xBox bir dizi oyunla sanırım 400+ €, TV ve alıcı çok para…

Peki bu sisteme içerik sağlamak için ne kadar para harcıyorum, onu da söyleyeyim: Amazon Prime yılda 100 $, Netflix ayda 10 $ (HD olanı), “yer değiştirme hizmeti” ayda 5 $, Digiturk Play ayda 5 TL (sinema paketi, telefon/tablet için), internet hizmeti ayda 80-100 TL (ek kota alıp almamaya bağlı olarak). Yani ayda toplam 150-175 TL veriyorum, eski durumda (Digiturk ve internet, gerisi “korsan”) 120 TL verirken. Bence çok manalı bir dönüşüm oldu… Hele eriştiğim içeriğin çeşitliliği, güncelliği ve kalitesi (Digiturk Play çamur gibi, ama Digiturk kutusundan gelen de öyleydi!) gözönüne alındığında…

Bakalım bir sene daha geçince nerede olacağız?

Memleketimden e-Ticaret Manzaraları

Sanırım 1998 yılında tanıştım e-ticaret ile, ve yanlış anımsamıyorsam Amazon ile oldu. Amazon’dan neler neler ısmarlamadım, kitaplar, CD’ler, DVD’ler, sonra envai çeşit elektronik (fotoğraf makineleri, video kameralar, …)… Sonra, tam neden anımsamıyorum, yeni bir Amazon hesabı açmam gerekti, iki hesabı birleştiremiyorum (şirket politikaları), ve 18 yıllık tarihin bir kısmı gizlide kaldı. Şimdi girip baksam görürüm herhalde ilk siparişimi, ikincisini, felan. Amazon’u çok seveEkran Görüntüsü - 2015-12-09 08-22-23rim, birden çok kere “yahu paketiniz elime geçmedi, dünya kadar vakit oldu” deyince sorgusuz sualsiz aynı paketi yeniden gönderdiler, sonra ilk gönderdikleri de geldi. Geri gönderme masrafı manasız olduğu için ikinci kopyaları arkadaşlarıma dağıttım, “Amazon benden daha zengin nasılsa, bu kadar da kıyakları olsun” diyerek. Başka arkadaşlarımın başına da aynı şey geldi. Bir maldan iki tane alan arkadaşım “mal bozuk çıktı” diyince ikisini birden gönderip, “ya siz onu geri göndermekle uğraşmayın, bozukları da sizde kalsın” dedikleri oldu. Söyledikleri zamanda paket ulaştıramadıklarında en azından bir hediye çeki verdiler kimi arkadaşlarıma. Amerikan usulü müşteri memnuniyeti, akıllı bir tüccarın yapacağı derecede karını-zararını takip etmek ve ufak hesaplarla uğraşmamak, her zaman birinci derecede hizmet… benim Amazon deneyimim her zaman iyi oldu… Şimdilerde kitapları neredeyse tamamen elektronik ortamda alıyorum, hele bilmemkaçıncı kez kaybettiğim Kindle’ımın yenisi gelsin haftaya listem kabarık 🙂 Ayrıca Amazon Prime ile filmler ve diziler. Haftaya bir de Amazon  Fire TV geliyor, artık film ve dizi izlemek ve satın almak daha kolay olacak.Amazon’dan son fiziksel paket (Kindle’ları vb yurtdışındaki adreslere gönderdiğim için sayılmaz 🙂 ) herhalde 2-3 yıl önce gelmiştir.

Ekran Görüntüsü - 2015-12-09 08-24-39Türkiye’de ise idefix ile başladı e-ticaret maceram. Yine kitaplar, CD’ler… Onlarla pek sorun yaşadığımı anımsamıyorum, ama benim memnuniyetim için yaptıkları ve “vay be, adamlara bak…” dediğim bir jest de yok aklımda. Amazon’un tersine hayatımı sayısallaştırdıkça idefix ile ilişkim azalmaya başladı. Çünkü e-kitap dışında sayısal ürün satmıyorlar. E-kitaplarını Kindle’da okumak da o kadar düz bir işlem değil, uğraştırıyor. Üstüne bir de Türkiye’de e-kitabın malum hikayesi eklenince… Müziklerimi artık Turkcell Müzik‘ten alıyorum, eğer Amazon’dan daha ucuzsa. DVD almıyorum, ya da D&R’larda indirim sepetlerinden 🙂 Ama aslen Amazon Prime’dan. Ne ilginç değil mi, Türkiyeli içerik için birincil kaynağım idefix yavaş yavaş resimden çıkarken yükünün bir kısmını taa Amerika’dan gelen Amazon’a devretmiş. Memlekette sayısallaşma ve e-ticaretin durumu ile ilgili ilginç bir anekdot…

Şimdilerde ne alıyorum e-ticaretle? Son 1-2 ay içerisinde yurtdışından neler aldım bir sayalım: Expedia‘dan uçak bileti (çünkü Türk Hava Yolları’dan daha ucuza satıyorlar onların biletlerini), eBay üzerinde bir dükkandan bir puro çakmağı (eskisini kaybettiğimi sandım 🙂 hem de çok hoş bir parça), Goulet Pens‘den özel bir mürekkep , Amazon’dan bi dünya şey (Kindle ve Fire TV’den Guitar Hero Live gitarına kadar)… Artık dünyadaki e-ticaret firmaları ile hiç sıkıntım olmuyor desem yerEkran Görüntüsü - 2015-12-09 08-28-24idir, hatta yine son derece harika hareketler… Mesela, kalemciler mürekkebim Türkiye’ye gelip, bir şekilde beni bulamayıp (PTT’nin marifeti, biliyorum, daha önce de bir kez olayazmıştı aynı şey) Amerika’ya geri dönünce hiç ses etmeden ve ek bir ödeme de talep etmeden (ki bu yüzden toplamda zarar ettiklerini dahi düşünüyorum) yeniden gönderdiler. Türkiye’nin acayip gümrük işleri, PTT’nin kötü çalışması, kargo paralarının yüksekliği, kimi ürünlerin Türkiye’ye gönderilmemesi (mesela Amazon’un tüm elektronik dükkanı) küresel ya da Amerikan e-ticaret şirketlerini daha fazla kullanmamamın en önemli sebebi…

Gelelim Türkiye’ye, neler alıyorum yakın zamanda. Öncelikle Kahve Fabrikası‘ndan çekirdek kahve; her ne kadar Fatih hocam arada yeni keşiflerinden bizi haberdar etse de Şerif bey ilk göz ağrımız. Sonra Portakal Bahçem, artık tüm narenciyem Finike’den geliyor. Bu arkadaşlarlakargo şirketlerini değiştirdiklerinde enteresan bir deneyimim oldu: Kargocular genelde benim evde olmadığım zamanlarda geldikleri için zaman içerisinde son derece etkin bir çözüm oluşturduk birlikte, paketlerimi site güvenliğinin bilgisi dahilinde balkonuma (bahçe katında oturuyorum 🙂 ) bırakmaya başladılar. Kızıma “posta kutumuzu bir kontrol edelim” diyorum, dışarından her gelişte önce balkona bir göz attığımızdan. Neyse, Portakal Bahçem kargo şirketini değiştirdi ve yEkran Görüntüsü - 2015-12-09 08-31-06eni şirketin elemanı balkona paket bırakmayı reddetti, TC kimlik numarası vb zırvalarla. Ben de gidip kargocuların şubesinden almayı reddettim, bir yandan 20 bilmemkaç kiloluk şeyi taşımak, öte yandan parasını verdiğim hizmeti eksik almak istemediğimden. Koli şubede günlerce bekledik, Portakal Bahçem’e bir araba kapris yaptım, sonunda halloldu… Ardından da hem Portakal Bahçem’in çalışmakta olduğu, hem de balkona paket bırakmak politikaları ile çelişmeyen bir kargo şirketi seçtim de rahatladık hepimiz. Sonra bir vesile ile Mete Apaydın bey ile tanıştık, konuştuk, kargo şirketlerini anlattı, hak verdim vb… Narenciyeler Finike’den, bundan böyle aklınızda bulunsun!

Evet, listeye geri dönelim: Migros oldukça sık kullandığım ve memnun kaldığım bir e-dükkan. Standart ve bozulmayacak malları, ve kimi zaman fazlasını da, internetten sipariş veriyorum. Teslimat saatlerini de ya evde olduğum vakitlere, ya da kızımın bakıcısı olduğu zamanlarda ona denk getiriyorum; keyifler keka. Ama geçenlerde hoş olmayan bir deneyimim oldu, anlatayım: Araba fırçası denen şeylerden almam gerekiyor, temizlik konusunda yardımcı olan Canan hanımın siparişi, tüm mallar yalnızca fırça ucu, 5 TL civarında sanırım. Sonra Sctoct Brite mı bir markada saplı fırça gördüm, 15 TL miydi ne, “ulan ne güzel sapıyla gelsin” diyip bastım tepesine. Teslimatı getiren arkadaşa “yahu fırçam vardı, o nerede, sopa göremiyorum” deyince ortaya çıktı ki ürün resmi hatalı, sopa felan yok, aynı şeyi 3 katına satıyorlar. Orada iade etmem, ya da getiren elemanın geri alması, vb beklenirdi; ya da daha önce de şikayetler olduğunu söyledi arkadaş, yanlış fotonun düzeltilmesi vb… Yok, herşey aynı şekilde devam ediyor. Müşteri memnuniyeti ile ilgili ufak bir tespit. Bir de Migrosçular kimi zaman benim seçtiğim teslimat vakti öncesinde geliyorlar “abi yolumuzun üzerindeydin” diyerek… O zaman ya balkon, ya da “sonra gelin üleyn!…”, hatta çağrı merkezlerine şikayet bile ettim “o saat gelmeyecekseniz neden bana zaman seçtiriyorsunuz” diye, o veritabanına da gıcık müşteriolarak kaydolduk, hamdolsun… Öte yandan Migros ile ilgili çok iyi deneyimlerim de var, çürük ya da bayat gelmiş ürünler yenisini, ben talep etmeden ve de jet hızıyla bana ulaştırmaları taktire şayan mesela; birden fazla kere oldu…

Konuya dönelim, yeni dönem gözdelerimden Tazedirekt… Zaten manav alışverişimin önemli bir kısmını Real’in “organik” reyonundan yapıyordum, hem mevsiminde, hem de taze olduğu için. Endüstriyel tarımdan olabildiğince uzak durmaya çalışıyorum. Tazedirekt ilaç gibi geldi bu konunda, yalnızca e-dükkan değil aynı zamanda üretici de olduğu için… Kırmızı etimi artık sadece onlardan alıyorum örneğin. Tarım üreticisi olmak, kendi dağıtım ağını kurmak, vb iş planları ile ilgili soru işaretlerim var, ama onu da Aslanoba düşünsün, ne yapayım. Tazedirekt ekibi de benim balkonla tanışık 🙂

Bi baktım Türkiye e-ticaret girişimleri ile ilişkimiz dünyanın geri kalanının Türkiye ile ticaret ilişkisine benziyor: sadece taze sebze ve kuru meyve 😛 Eh biraz öyle olmuş. Ama kabahat bende değil, bakın müzik için Turkcell Müzik‘i kullanıyorum dedim, “Oxford vardı da biz mi gitmedik” yani…

Neyse, bu durumu kısmen kıracak bir gelişme son bir hafta içerisinde yaşandı, yaşanayazdı, yaşanacaktı neredeyse… Bu  yazıyı yazmamın sebebine geldik. Şirkette ortaklardan birinin, sevgili Akın’ın, getirdiği ufak bir projeksiyon aletimiz var. İç toplantılarımızda, az da olsa bizim ofiste yapılan müşteri ve tedarikçi toplantılarında kullanılıyor. Ama emektar hem çok yaşlandı (deli gibi sesi çıkıyor, el kadar aletin), hem de artık  eskisi gibi değil bize karşı (deli gibi ölü piksel doldu görüntü); biz de yenisini alalım dedik. Hazır şirket de kara geçiyor ya, hovardalık yaptık ve bir TV almaya karar verdik. Tüm macera da böyle başladı…

Önce MediaMarkt‘a gittim, son derce makul bir fiyata, hem de Samsung bir TV buldum. Verdim siparişi, sitede yazıldığı gibi “bir haftada kargoya verilmesi”ni bekliyorum. Bir yandan da “yahu oldukça iyi görünüyor alet, bu paraya nasıl kalmış ellerinde, şansa bak” diyorum. Öyle bir şans yokmuş, bu hafta başında bir telefon: “Tedarikçi bu ürünü temin edemediği için siparişinizi iptal ediyoruz”… Efendim? Ama siz benim kredi kartımdan tahsil ettiniz parayı? Kredi kartına iade de 3 gün sürecekmiş… Nasıl? Benim paramı alıp 1 hafta aktifinizde bekletip Ekran Görüntüsü - 2015-12-09 08-36-27(dikkat edin, bu sırada kendileri herhangi bir siparişte bulunmadıkları, yalnızca talep ettikleri için pasiflerine girmiyor, resmen yan etki olarak bilanço oyunu…) sonra da “mal yok yahu” deyip geri veriyorlar?!?! Neden, mesela Amazon gibi, önce provizyon alıp, malı kargoya verirken tahsilatı gerçekleştirmiyorlar? Ya da, hadi Amazon bir efsane, haksız karşılaştırma yamayalım, Migros ve Tazedirekt gibi gerçek teslimat listesi belli olunca tahsilatı gerçekleştirmiyorlar. Tama, öbürleri market, ama sizin de onlarca şubeniz, deponuz vb var, stoktan çalışmıyorsanız olup olmadığından emin olamadığınız mal için nasıl benden tahsilat yapıyorsunuz? Neyse, bakama şüpheli işlem başvurusunda bulundum, bugün-yarın da tüketici hakemine başvuruyorum, onlar düşünsünler… Bir de e-posta ile yaptığım şikayetlere herşey normalmiş gibi standart ve soğuk yanıtlar veriyorlar. Bunu yapan da Alman firması. Oralarda böyle yapsalar tası tarağı toplarlardı, Türkiye onlar için de “fırsatlar ülkesi”…

Eh, madem o televizyonu alamıyoruz, yenisine bakalım dedim ve Vatan Bilgisayar‘a yöneldim. Vatan, şirket olarak da kişi olarak da çok sayıda mal aldığımız (genelde dükkanlarından alıiveriş yapıyoruz, çünkü stoklarına oldukça hakimler, hangi dükkanda ne var şak diye gösteriyorlar) bir yer, “en kötü ne olabilir ki” dedim. Tabii arada daha ucuza bilindik, ya da bilinmedik (mesela 58″ Samsung TV’ler gördüm, ilk kez böyle bir ekran boyundan haberdar oldum 🙂 yaşasın paralel ithalat!) seçenEkran Görüntüsü - 2015-12-09 08-41-37eklerle karşılaştım, ama bildiğim/güvendiğim yerden almak adına pas geçtim onları. Vatan’dan TV’yi beğendim, kaydımı tamamladım (hep dükkandan aldığımız için e-dükkanda kaydım yokmuş) Siparişi Onayla tuşuna bastım… ki ne oldu? Bir ekran çıktı ve bana “bu işlemin kredi kartı onay kodunu bankanızdan öğrenin ve SMS ya da WhatsApp ile bize gönderin. 3 günde göndermezseniz siparişiniz iptal olur” dedi… NEDEEEEN? 3D güvenlik kullanamamışım?!?!? Ulan sormadınız ki kullanacak mısın diye!!?! Sonra sevgili Akın bir simülasyon yolu ile denedi ve yanyana iki tane Siparişi Onayla tuşu olduğunu keşfetti, soldaki benim bastığım, sağda olan ise  Siparişi Onayla (3D)… Hasta mısınız siz? Aynı formda iki tane Onayla tuşu olur mu? Web sayfasını patronun ortaokuldaki yeğeni mi tasarladı?!? Yahu ben 18 yıldır e-ticaret dünyasındayım böyle mallık görmedim. Neyse, anında bir e-posta gönderdim ve “ben zaten işlerim hızlı olsun diye e-dükkanınızı kullanıyorum, böyle kalem kürek işler ile uğraşacak olsan mağazaya gelirdim, bu haliyle siparişi geçmiyorsanız hiç işleme almayın” yazdım… Birkaç saat sonra bir telefon, “Alo?!”, “Efendim!?”, sonuçta politikaları gereği bu siparişi bu şekilde işleme alamayacaklarını söylediler, “Çok güzel, o zaman iptal edin, ben de sizinle çalışmayayım bir daha…”, “Tabii, siz bilirsiniz, ama kredi kartına iade 10 gün sürüyor…” NEEE?!?! 10 GÜN MÜ???? MediaMarkt hiç değilse yarısını tedarikçi ile, yarısını bankayla toplam 1 hafta demişti. Burada zaten tedarik felan yok 10 gün! Resmen dolandırıcılık bu. e-Çakallık!!! evet, güzel deyim, e-çakal… Bunu yapan da Türkiye’nin en büyük 3 teknoloji marketinden birisi… Doğal olarak onlar da bankama ve tüketici hakemine anlatacaklar sıkıntılarını. Gerçi haklarını vereyim, twitter’da bu arkadaşlara sondan menşınlı mesaj atınca ilgilendiler, az hararet yapınca ilk taksidi hızla iade ettiler, ama geri kalanı hala kredi kartımda bloke, arkadaşların hesabında da alacak görünüyor.

Sonunda ne mi yaptım? TeknoSA‘nın web sitesinden bir TV beğendik, gittik Erenköy Carrefour’daki dükkanlarına, ellerinde olduğundan emin olduk, verdik siparişi, Perşembe günü bekliyoruz 🙂 Bu da memlekette  üzüm-fındık dışında e-ticaret işine girince başına geleceklerin bir örneği… Kimse bana “ama öyleyken böyle…” demesin, kendini Amazon ile, kenardaki kalemci dükkanıyla, bizden Portakal Bahçem ile, bir yere kadar Migros ve Tazedirekt ile karşılaştırsın. Bunlar seviyesinde hizmet veremeyecekse, müşteri memnuniyeti sağlayamayacaksa bu işe hiç girmesin. İnternetten alışveriş yapan insanın beklentileri ve ölçütleri farklı, e-çakallık bir yere kadar, ama sonra gerçek dükkanınızdaki işinizi de kaybedersiniz; Vatan için böyle oldu…

Eh, buraya kadar okuduysanız zaten anlamışsınızdır, başıma tatsız birşey geldi ve blog yazısı yazmaya koştum doğrudan… Genç Erkan’dan farklı olarak “yahu hep olumsuz, hep olumsuz; içimizi şişirdin” lafı önce kendime söylediğimden konuyu memnun olduğum, iyi örneklerle açtım. İyi ki de öyle yapmışım, 15 küsur yıldır hayatımı kolaylaştıran ve keyiflendiren birkaç firmanın adını şurada saymak bana da olumlu bir etki yaptı, “hayat güzel be kardeşim” havasına girdim sabah sabah (şu anda burada saat 6:30) 🙂 Hem de aylardır süren sessizliğimi kırdım, elde bekleyen ve taslak halindeki birkaç yazıyı bir an önce bitirip yayımlamak için motivasyon kazandım.

Herkese mutlu ve mesut e-alışverişler…