ET’s R’n'R gumbo

Erkan Tekman’ın hayatı ve eserleri
  • Home
  • Hakkında

Archive for the ‘Pardus’ Category

You are currently browsing the archives for the Pardus category.

25 Haz 2010

UEKAE Dergisi: “Pardus Projesi ve Türkiye Yazılım Sektörü”

UEKAE tarafından yayınlanmakta olan UEKAE Dergisi‘nin 3. sayısında Pardus ve yerli yazılım üzerine bir yazım yayımlandı. Zaman zaman alevlenen ve bugünlerde yine revaçta olan “Pardus ulusal mı, %100 yerli mi, …” tartışmalarına ışık tutması açısından yararlı bir veri noktası oluşturacağını düşünüyorum.

Pardus Projesi ve Türkiye Yazılım Sektörü

Pardus Projesi Vizyon ve Hedefleri

TÜBİTAK, 2003 yılı başında Başbakanlık tarafından milli bir işletim sisteminin olurluğunun araştırılması ve geliştirme işinin projelendirilmesi işi ile görevlendirildi. Bu kapsamda yapılan beyin fırtınası çalışmaları ardından, 2003 yılı sonbaharında, daha sonra Pardus adını alacak olan Özgür Yazılım Geliştirme ve Üretim (ÖZGÜR) projesi başlatılarak bir çekirdek ekip oluşturulması yoluna gidildi. ÖZGÜR projesi birkaç aylık bir değerlendirme sonucunda olurluk ve projelendirme çalışmalarından daha önemli ve öncelikli gördüğü işletim sistemi geliştirme işine yoğunlaştı. Uzunca süre UluDağ adıyla anılacak ve kimi yanlış anlaşılmalara yol açacak Ulusal Dağıtım projesi bu aşamada şekillendirildi. UluDağ kapsamında önce teknik olurluk çalışmaları ve değerlendirmeler yapıldı, kimi tasarım kararları verildi. Projenin başlamasından yaklaşık bir yıl kadar sonra, 2004 sonbaharında daha sistemli bir yaklaşım geliştirilmesi gereği duyularak bir Proje Ana Sözleşmesi oluşturuldu.

Proje Ana Sözleşmesi’nde Pardus şöyle tanımlanmakta:

"… bilişim okur-yazarlığına sahip bilgisayar kullanıcılarının temel masaüstü ihtiyaçlarını hedefleyerek; mevcut Linux dağıtımlarının üstün taraflarını kavram, mimari ya da kod olarak kullanan; otonom sisteme evrilebilecek bir yapılandırma çerçevesi ve araçları ile kurulum, yapılandırma ve kullanım kolaylığı sağlamak üzere geliştirilen bir GNU/Linux dağıtımı …"

Bu tanımdan Pardus projesinin Başbakanlık görevlendirmesinde vurgulanan ulusal güvenlik gereksinimlerine yoğunlaşmak yerine daha farklı bir yol seçtiğini görebiliyoruz: Pardus genel kullanıma yönelik bir işletim sistemi ve hatta bir işletim sistemi platformu oluşturmayı hedefliyor.

Proje Ana Sözleşmesi ile aynı zamanda inşa edilen proje misyonu da bu kanıyı güçlendirir yönde:

  • Ulusal teknolojik bağımsızlık, tasarruf ve güvenlik sağlamak,
  • Yerel bilgi birikimini artırmak,
  • Yüksek katma değerli üretim yapmak,
  • Ürün yol haritasına hakim olabilmek.

İlk misyon maddesi TÜBİTAK UEKAE’nin misyon cümlesinden alınma ve UEKAE’de yürütülen tüm projelerde ön planda tutulan ilkeleri içeriyor. Ancak Pardus Başbakanlık’ın "sipariş ettiği" ürünü gerçeklemeden önce bilgi birikimi sağlamayı (UEKAE içinde ve dışında) ve üretim yapmayı (yine UEKAE tarafından ve diğer) hedefliyor. Bu ufak gözlem dahi Pardus projesinin basit bir Linux dağıtımı işi olmaktan öte geçen, Türkiye yazılım sektörü ile ilgili çeşitli hedefleri olan bir çalışma olduğunu gözlemek için yeterli.

Pardus projesinin tarihçesi bundan yaklaşık 5 yıl önce, 3 Şubat 2005′te, Gaziantep Üniversitesi’nde düzenlenen Akademik Bilişim kongresinde Pardus Çalışan CD‘nin yayımlanması ile devam ediyor. Ancak bu yazı bağlamında tarihi gelişime yoğunlaşmak yerine stratejik plan ve uygulaması üzerinde duracağız. Yukarıda sözü geçen misyon kapsamında ortaya konan hedefler bir sacayağı yapısında:

  • Yaygın bir işletim sistemi dağıtımı,
  • Sürdürülebilir organizasyon,
  • Teknolojik inovasyon.

Geçen 5 yıl sonunda 200 bin üzerinde kullanıcı tarafından tercih edilen Pardus halen Türkiye’nin en yaygın Linux dağıtımı, pazar payının yaklaşık %2-3 civarında olduğunu tahmin ediyoruz. Sınırlı tanıtım olanakları ve fiili bir tekel ortamında ulaşılan bu düzey, yeterli olmamakla ve daha gidilmesi gereken çok yol olmakla birlikte, ümit verici.

Sürdürülebilirlik yalnızca finansal anlamda, projenin makul bir özyeterlilik sağlayacak gelirleri olması bağlamında ele alınmıyor. Bilgi birikiminin, insan kaynağının sürdürülebilirliği de en azından bu kadar önemli. Pardus’un yalnızca UEKAE bünyesinde yürütülen bir proje olmaktan çıkması ve geniş bir geliştirici camiası tarafından sahiplenilmesi bu noktada en önemli kazanım. 2008 yılında ufak çapta başlayan ve 2010 yılından itibaren ölçek değiştirerek devam eden milli bütçe (DPT Yatırım Planı kapsamında) desteği de vurgulanmaya değer.

Son olarak da proje kapsamında yapılanların basit bir entegrasyon ve adaptasyon çalışması olmanın çok ötesinde, teknoloji üretmeyi, üretilen teknoloji ile kullanıcıya değer katmayı hedefleyen bir yapı kurmaya yönelik olduğu görülüyor.

Pardus projesinin temel taşlarını hızla gözden geçirdiğimizde Türkiye yazılım sektörü ile ilgili önemli fikirlerle ve tasarımlarla karşılaşıyoruz. Dahası üretmeye, geliştirmeye niyetli gençlere, girişimcilere, bilişim yolu ile rekabet avantajı yaratmayı amaçlayan dinamik firmalara manifesto niteliğinde bir çağrı çıkıyor karşımıza.

İzleyen bölümlerde bu çağrının önemli bileşenlerini temel felsefe, mevcut durum ve gelecek planları ile büyüteç altına alacağız.

İş Ortakları

Pardus yazılım dizisinin özgür yazılımları kullanacağı ve özgür lisanslarla dağıtılacağı projenin başlangıcından itibaren biliniyordu. Yaygınlaşma ve iş geliştirme alandaki hedef de bir "iş platformu" oluşturmak şeklinde belirlenerek ve neredeyse tek bir satır kod yazılmadan, 2004 baharındaki Linux Şenliği’nde, ilan edilerek açık ve katılımcı yapının geliştirme ve dağıtım modelleri ile sınırlı olmayacağının altı çizildi. Pardus projesi, UEKAE ve TÜBİTAK oluşacak fikri mülkiyeti kamu yararına dönüştürmeyi ön plana alacak, kamuya açık bilginin kullanılması ile yaratılacak özel yarar için patent, lisans vb. tarzından bir mülkiyet talebinde bulunmayacaktı.

Bu yaklaşım ilk bakışta sürdürülebilirlik, özellikle finansal sürdürülebilirlik açısından doğru bir hamle olarak görülmese de biraz yakından incelendiğinde durumun bunun tam tersi olduğu görülecektir. Pardus’u ve Pardus üzerinde koşacak özgür yazılımları kamu ve özel sektörde, kurum / şirket boyundan bağımsız olarak ve Türkiye’nin her yerinde yaygınlaştırmak, TÜBİTAK ve UEKAE’nin misyon ve vizyonları, örgütlenme ve çalışma şekilleri ile uyuşmayan görevlerdir. Özellikle ulusal güvenlik birimleri ve kritik özellikteki kamu kurumları için bu görevler doğrudan UEKAE tarafından üstlenilse dahi hedef kitlenin çok büyük bir kesiminde bu operasyonu yürütmek için iş ortaklarına ihtiyaç duyulmaktadır. Ancak bu şekilde hem coğrafi dağılım ve hem de proje sayısı açısından ölçeklenebilir bir organizasyon oluşturulabilecektir.

Bu değerlendirmeler ışığında 2008 yılı sonunda Pardus Göç Ortaklığı programı ilan edilerek ilk iş ortakları ile sözleşmeler yapılmaya başlanmıştır. Nisan 2010 itibarı ile sayıları 20′ye varan Pardus Göç Ortağı (PGO) geniş bir yelpazede Pardus tanıtım ve pazarlama çalışmaları yürütmekte ve hayata geçmekte olan göç projelerinde aktif olarak katkıda bulunmaktadırlar. UEKAE dahil her PGO’nun yaptığı göçlerden elde edilen bilgi birikimi ortak bir havuzda toplanmakta ve diğer iş ortakları ile paylaşılmaktadır. PGO’lar tarafından yürütülen göç çalışmaları UEKAE müşteri temsilcileri tarafından sürekli izlenmekte ve belirli bir kalite düzeyi tutturmaları sağlanmaktadır. Şimdilik yalnızca büyük şehirlerde yoğunlaşan PGO’ların 2010 yılı içerisinde tüm Türkiye sathına yayılması planlanmaktadır.

Göç projelerinin temel bileşenlerinden biri kurumların iş mantıklarını üzerinde çalıştıracağı uygulama yazılımlarıdır. Kurumsal kaynak planlama (ERP), imalat kaynak planlama (MRP), doküman ve içerik yönetimi, iş akış sistemi, müşteri ilişkileri yönetimi (CRM), veri madenciliği, iş zekası (BI) ve benzeri kurumsal yazılımlar ve bunlar üzerine kuruma özgü geliştirilen sistemler olmadan çoğu kurumun Pardus’a göçünü sağlamak mümkün olmayacaktır. Kurumların özellikle ilgilendikleri iş süreçlerini yönettikleri bu uygulama yazılımlarıdır, işletim sistemleri (ve işletim sistemleri ile kurumsal yazılımlar arasındaki katmanda yere alan web sunucular, veritabanı yönetim sistemleri, uygulama sunucular, uygulama çerçeveleri vb.) yalnızca bu yazılımlar için bir platform oluşturur. TÜBİTAK ve UEKAE’nin kurumsal yazılım geliştirme ve kurumlara özgü çözüm geliştirme görevlerini üstlenmesinin, özellikle ölçeklenme sorunları ve dikey pazar dinamikleri gözönüne alındığında, olurluğu bulunmamaktadır. Kurumsal yazılım ve çözümler konusunda da iş ortakları ile çalışmak doğru yol olarak görünmektedir.

Gerek kurumlar ve gerekse bireyler için işletim sistemi edinme yolları arasında en yaygını yeni donanım alımıdır. Dolayısı ile yaygın bir işletim sistemi dağıtımı olmayı hedefleyen Pardus’un yeni bilgisayarlarda ön-yüklü olarak satılıyor olması önemli bir gerektir. 2008 yılında bu yönde yapılan bir iş ortaklığından oldukça olumlu sonuçlar alınmıştır. Özellikle Pardus’un özgür yazılım olması sonucu yüksek sayıda Pardus yüklü bilgisayarın satılmakta olduğu da açık bir bilgidir. Buna karşın Pardus ön-yüklü satılan bilgisayarların önemli bir kısmının lisanssız sahipli yazılımlar ile çalıştırılmaya devam edildiği de bilinmektedir. 2010 ve özellikle 2011 yılı için hedeflenen bir yandan yeni donanım iş ortaklıkları ile bilgisayarların son kullanıcıya Pardus yüklü ulaşmasını sağlamak, diğer yandan da bu bilgisayarların Pardus kullanmaya devam etmesini sağlayacak şekilde tanıtıma ve destek hizmetlerine ağırlık vermek olacaktır.

Özgür yazılım ile dikey pazarlar için donanım/yazılım/servis tümleşik çözümler oluşturulması son derece kolay bir şekilde gerçekleştirilebilmektedir. Geliştirme maliyetlerinin düşüklüğü, pazara sunma zamanının kısalığı, dağıtım modellerinin serbestliği gibi özellikleri ile küçük firmalar ve genç girişimcilere son derece cazip iş fırsatları sunmaktadır. Pardus projesi girişimci iş ortakları ile ve gerekli durumlarda büyük sektör aktörlerinin de katkısı ile böylesi çığır açan ürünler geliştirmesine katkıda bulunmayı hedeflemektedir. Bu ürünleri yalnızca Türkiye çapında değil, küresel ölçekte de pazarlanabilir kılacak şekilde bir teknoloji içeriği oluşturmak yönünde üzerine düşenleri yapmaya hazırdır.

Eğitim Projeleri

Gerek Pardus kullanan kurumların ve gerekse bu kurumlara ürün ve çözüm üreten iş ortaklarının sayısının artması ile Pardus konusunda bilgi sahibi deneyimli işgücü ihtiyacı ciddi şekilde artacaktır. Bu ihtiyacın hızlı ve aynı zamanda belirli kalite düzeyinde karşılanması için en uygun çözüm standartlaşmış eğitim programları olacaktır. Bilişim sektöründe yaygın olarak kullanılmakta olan bu yöntem Pardus projesi tarafından da benimsenerek 2010 yılı ilk yarısında hayata geçirilmektedir.

Pardus eğitimlerinin profesyonellere hitap etmekte ve kariyer geliştirme amacına yönelik olarak tasarlanmaktadır. Birbiri ardına ya da bağımsız olarak izlenecek kurlar şeklinde kurgulanan bu eğitimler sonucunda TÜBİTAK gözetiminde yapılacak sınav sonrasında sertifikalandırma yapılacaktır. Mevcut ve geliştirilmekte olan kurlar şunlardır: Pardus Destek Elemanı (PDE), Pardus Destek Uzmanı (PDU), Pardus Sistem Yöneticisi (PSY), Pardus Sistem Uzmanı (PSU), Pardus Kullanıcı Eğitmeni (PKE) ve Pardus Yazılım Geliştiricisi (PYG). TÜBİTAK onaylı Pardus Eğitim Merkezleri’nde (PEM) sertifikalı eğitmenlere tarafından verilecek bu eğitimler kariyerini Pardus ve özgür yazılım çevresinde şekillendirmek isteyen bilişim profesyonelleri düşünülerek tasarlanmaktadır.

Bilgisayarları işinin bir parçası olarak kullanacak kişiler için de temel Pardus eğitimleri tasarlandı ve şekillendiriliyor. Genel bilgisayar oqkur-yazarlığının belgelendirilmesi niteliğindeki European Computer Driving License (ECDL) benzeri bir temel Pardus ehliyeti müfredatı Milli Eğitim Bakanlığı Halk Eğitim Genel Müdürülüğü ile işbirliği halinde geliştirilmektedir. Ortaya çıkacak ve Halk Eğitim onaylı bu müfredat öncelikle Halk Eğitim merkezleri, belediyeler, sivil toplum örgütleri gibi kanallarla işsizler, kadınlar ve gençlere sunulacak ve bu kesimlerin istihdama katkılarının artırılması hedefine odaklanılacaktır.

Eğitimin Pardus’un yaygınlaşmasındaki önemli bir işlevi de alışkanlıkların oluşturulması ve tanımlanması olacaktır. Bu nedenle özellikle Milli Eğitim Bakanlığı ile ortak yürütülecek çalışmalara önem verilmektedir. Halen Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü (EĞİTEK) ile yapılan bir protokol kapsamında formatör bilişim öğretmenlerine farklı seviyelerde Pardus ve özgür yazılım eğitimleri verilmektedir. Bu eğitimlerden geçen öğretmenlerin Türkiye sathında eğitim programları düzenleyerek diğer öğretmenlere bilgi aktarımında bulunması planlanmaktadır. Bu sayede her yıl 3.000′in üzerinde bilişim öğretmeni bu birincil ve ikincil eğitimlerden geçerek ilgili derslerde Pardus ve özgür yazılımlar konusunda eğitim verir hale geleceklerdir.

Üniversiteler ve Ar-Ge

Eğitim çalışmalarının son kademesi üniversiteler olacaktır. Bu aşamada ortak çalışmaları yalnızca eğitim ile sınırlı görmemek, üniversitelerin asli görevlerinden araştırma-geliştirmeyi de ufuk dahilinde görmek gereği açıktır. Seminerler, konuk dersler, bitirme projeleri, staj programları bu kapsamda gözönünde bulundurulan araçlardır. Pardus projesi, özellikle teknolojik inovasyon vizyonu ile, üniversite öğrencilerinin ilgisini çekecek niteliktedir. Nitekim 2007 yılından bu yana yürütülen staj programlarına gösterilen yoğun ilgi bunun bir göstergesidir. Önümüzdeki dönemde bu çerçevede yapılanları çeşitlendirerek artırmak hedeflenmektedir.

Üniversitelerle yürütülecek ortak çalışmalar arasında önemli yer tutan tematik ortak geliştirme projeleri olacaktır. Bunun ilk örneği Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) ile yapılan 64-bit projesi olmuştur. ÇOMÜ’de bir öğretim görevlisi önderliğinde bir grup öğrencinin oluşturduğu proje ekibi, UEKAE Pardus ekibinin de katkı ve desteği ile, 2009 yılı ortasından itibaren Pardus’un 64-bit sürümünü hazırlamaya başlamış ve 2010′un ilk aylarında bu çalışmalar ana geliştirme deposuna dahil edilmiştir. Artık Pardus’un 32-bit ve 64-bit sürümleri aynı kaynak deposundan ve aynı anda üretilebilecektir. Özgür yazılım yaklaşımı ile ve fakat belli bir organizasyonel yapı dahilinde yürütülen çalışmalar benzer projelerin oluşturulması için bize ilham vermiştir. Önümüzdeki günlerde çok sayıda üniversite ile benzer yapıda tematik ortak geliştirme projeleri başlatma hazırlıklarını yürütüyoruz.

Özellikle üniversite öğrencileri tarafından ilgi gören bir başka çalışma Google Summer of Code (GSoC) programıdır. Google’ın dünya çapında özgür yazılım projelerini desteklemek amacıyla uzun süreli stajyer öğrencilere ve ustalarına maddi destek vermesine dayalı program 2005 yılından bu yana yürütülmektedir. Pardus projesi 2008 yılından bu yana ve her yıl 5 öğrenci/proje ile GSoC programına dahil olmaktadır. Bu kapsamda öğrencilere doğrudan ürün ağacına katkıda bulunma ve Pardus geliştiricileri ile birebir çalışma olanağı sağlanmaktadır.

Staj, tematik proje ve GSoC programına dahil olan öğrencilerin gelecekte kariyerlerini özgür yazılım çerçevesinde şekillendirmelerini ümit ediyoruz. Bu sayede yalnızca Pardus ekibine nitelikli bir insan kaynağı yaratılmakla kalınmayıp Türkiye özgür yazılım camiasına da yeni yüzler kazandırılabilecektir. Orta vadede hedefimiz bu programlarda yılda 400 öğrencinin yetişmesi planlanmaktadır. Mezun olduklarında doğrudan üretime katkıda bulunacak şekilde donanımlı ve yetkin bir çalışmadan geçen bu genç geliştirici ve girişimcilerin yazılım ve bilişim sektörüne katkıları büyük olacaktır.

Pardus Ekosistemi

Orta vadede PGO’lar, yazılım ve çözüm ortakları, donanım ortakları, eğitim merkezleri ile çeşitlenen ve genişleyen Pardus ekosisteminin Türkiye yazılım ve bilişim pazarında önemli bir ağırlık oluşturacağını öngörüyoruz. Bu ekosistem kurumsal göç projelerinde işbirliği ve sinerji ilkesini ön planda tutarak hızlı, ekonomik, güvenilir ve kaliteli çözümler üretir hale gelecektir. Türkiye çapında hizmet veren, çeşitli dikey pazarlarda yetkinleşmiş, tüm kurumsal yazılım dizisine hakim bir ekosistem, Pardus’un en güçlü varlığı haline gelebilecektir. Öngörümüz orta vadede Pardus ekosisteminin 2.000 kişiye doğrudan istihdam sağlayacağını (mevcut istihdamın yaklaşık %5′i) ve yıllık 50 milyon ABD Doları büyüklüğe ulaşacağını tahmin ediyoruz. Bu sayede Türkiye yazılım sektörünün yeni ve değişik bir gelişme / genişleme alanı ortaya çıkacak, küresel rekabet avantajı oluşturma yönünde bir fırsat yakalanabilecektir.

Bu sayede ulusal güvenlik kaygısı ile ve ürün odaklı başlatılan bir proje, yalnızca 8 yıl içerisinde istihdam yaratan, yüksek katma değerli üretimi hedefleyen, mikro ve makro ölçekte rekabet avantajı oluşturan önemli bir ekonomik enstüman haline gelecektir. Dünyada esmeye başlayan özgür yazılım rüzgarının Türkiye’de hem temsilcisi ve hem de önderi Pardus olacaktır. Pardus projesi artık hedefini "Türkiye bilişim sektörünün evriltilmesi" şeklinde çizmektedir…

25 Haziran, 2010 at 9:39 by ET

Posted in Pardus, UEKAE, g, özgür | No Comments »

3 Şub 2010

Pardus 5 Yaşında – I: Zaman Tüneli

Pardus macerası bugün pek önemli bir kilometre taşını geçiyor: İlk ürünümüz olan Çalışan CD‘nin çıkışının üzerinden tam 5 yıl geçmiş. 1, 5, 10, 25, 50 … önemli yıldönümleri; hayır, diğerlerinden farklı olduğundan değil, sayının yuvarlaklığından etkilenip özel anlamlar yüklediğimizden; gümüş, altın, platin yıl diye isim bile koyduğumuzdan. Beş yaş, kalıcılığın kesinleştiği, buna karşın geleceğe dönük beklentilerin arttığı bir dönem. Pardus’un geçmişine ve geleceğine baktığımızda da benzer şeyler görüyoruz.

Pardus’un katettiği yolu anlamak için en iyisi bu 5 yılda çıkardığımız ürünlerin üzerinden geçelim birer birer:

Pardus Çalışan CDGaziantep Üniversitesi’nde düzenlenen Akademik Bilişim konferansında 2 Şubat 2005′te duyuruldu Pardus Çalışan CD ve dağıtılmaya başlandı. Çalışan CD’ye giden yol başlıbaşına roman konusu olur. Ben birkaç konu başlığı vermekle yetineyim: Master CD’lerin basılışı ve teslimatı, evde unutulan anahtar, Acıbadem-Atatürk Havalimanı hattı, Pardus kartonetinin otomobil ve uçaktaki macerası, “kaymağım”, İmam Çağdaş, katmer ve sıcak sütle kahvaltı… Ürüne gelirsek dört aylık sıkı bir çalışmanın sonucu, Pardus’la ne yapmak istediğimizin güzel bir örneği. Görseller (sevgili Umut, kulakların çınlasın!) harika, arayüzler temiz ve kullanışlı. Altta, biraz sıkıntılı da olsa, bir nevi ÇOMAR çalışıyor. En önemlisi marka sorunlu Uludağ ismi yerine Pardus gelmiş, aslanlar… yok yok parslar gibi!

Pardus Çalışan CD 1.1Yeni bir ürün çıkarmanın aslında kolay, mevcut olanı sürdürmenin ise zor olduğunu öğrenme “fırsat”ını Pardus Çalışan CD 1.1 zamanlarında bulduk. “İki haftada hallederiz” diye giriştiğimiz güncelleme, hata giderme ve kimi teknolojilerimizi törpüleme / cilalama işi üç ayı aşıyor. Aslında daha da uzar, ama bir noktada dur demek gereğini -biz bile- hissediyoruz. Son gece ÇOMAR ile gereksiz oynamalar (sevgili Serdar Hoca, biz bu mereti neden yedik?), sabaha kadar süren bir ralii… Sonunda sessiz sedasız ortaya çıkıyor Çalışan CD 1.1. Arada “Çalışan CD ile övünmek TÜBİTAK’a yakışmaz”, “Taktım CD’yi çalışmadı, rezalet” ve benzeri değerlendirmeler cabası…

Pardus 1.0Pardus 1.0 kritik bir sürümdü. Bir kere PiSi’yi tasarlamak ve geliştirmek gerekiyordu. Sonra gerçek anlamda çalışan ve sürekli çalışabilecek bir de ÇOMAR. Ekip biraz büyüdü, tasarım tartışmaları biraz sertleşti, diğer işleri nedeniyle proje yöneticisi ofise biraz daha az uğramaya başladı… Sonunda sevgili Çağlar tarihi açıklamasını yaptı: “Bu sürüm bu yıl içerisinde çıkmazsa kendimi Boğaz Köprüsü’nden atacağım!”. Çağlar sevgisi ağır bastı ve yılın bitmesine dört gün kala Pardus 1.0 arz-ı endam etti. Bizim için önemli bir adımdı, ama herhalde yapılmış en iyi Linux dağıtımı değildi. Yine de büyük sükse yaptı…

Pardus 2007Bir yaşını kazasız belasız atlatan Pardus, daha da dişli yeni hedefine yöneldi: Yeni bir sürüm çıkarmak. Bu hedefe ulaşırken önemli bir de hata yaptı, kısmen isteyerek: Pardus 1.0′ı ölüme terketti. 1.0′ın gerek tasarım hataları ve gerekse yeterince oturmamış kod temeli zaten geliştirici ekibi rahatsız ediyordu. Bu arada ekip gelişmiş ve Türkiye’de özgür yazılımın rüya takımı haline gelmişti. Pek çok şey gözden geçirildi, yeniden yazıldı. Sevgili Barış YALI’yı rock-solid hale getirdi, sevgili Gürer ÇOMAR’ı ve pek çok yönetsel aracı ele aldı, sevgili Faik PiSi’yi ayağa kaldırdı. Sürüm yöneticimiz sevgili Çağlar, yanında multimedya gurusu sevgili Onur, güvenlik ninjası ve herşey sorumlusu sevgili İsmail… Sevgili Ekin testçi kisvesi altında Pardus kariyerine hazırlanıyordu. Genç arkadaşlarımız sevgili Bahadır ile Gökmen de abilerine destek oluyordu. Grafik için Umut, sosyal ve camia işleri için sevgili Löker. Bir tek sevgili Meren‘i kaybettik yolda, medeni hal değişimi ve akademia sevdası ile. Bu ekip ile yapılamayacak iş göremiyorum ben…

Ekip hakkını verdi ve Pardus’un sürüm kalitesi kat kat yükseldi. Yavaş yavaş kurumsal kullanıcıların ve (belki daha önce) küresel Linux camiasının dikkatini çekecek özelliklerde bir ürün çıktı ortaya. Durumun verdiği özgüven ile güncelleme sürümleri yayımlamaya başladık, bunlara da Anadolu’nun nadir ve nadide hayvanlarının adlarını verdik. Pardus 2007′nin en önemli başarısı Milli Savunma Bakanlığı’nın Türkiye çapında 600 biriminde ve 5.000 üzerinde istemcide Pardus (2007 temelli “Kurumsal 1″) kullanmaya başlaması idi. 2007 güzel bir yıl oldu…

Pardus 20082007 bir yandan böyle parlak geçerken bir yandan da rüya takım’ın dağıldığı dönem oldu. Hatta öyle zamanlar oldu ki biz bile projenin geleceğinden, hadi en azından kısa vadede geleceğinden, endişe duymaya başladık. Ama isimlerini özellikle saymak istediğim üç genç arkadaş, sevgili Gökçen, sevgili Ozan ve sevgili Fatih birinci ve birbuçuğuncu nesil geliştiriciler ile birlikte harika işler çıkardılar ve Pardus 2008, istediğimizden biraz geç de olsa, sevgili Ekin‘in sürüm yöneticiliğinde yayımlandı. Gerek kullanıcılarımızdan, gerekse küresel Linux camiasından aldığı tepkiler Pardus 2007′nin gerisinde değildi, hatta daha bile iyiydi. Şimdilerde bile sıkı tartışmalardan birisi en iyi Linux sürümünün Pardus 2007.3 Lynx lynx mi, yoksa Pardus 2008.2 Canis aureus mu olduğu yönündedir. Pardus ekibi kısmen kurumsallaştığını, sürdürülebilirliğinin kişi bağımsız olduğunu göstermişti. Hem de 2008′i çıkarırken 2007′yi öldürmemiş, ikisine de destek vereye devam etmiştik. Ekip ve süreç olgunlaşıyordu…

Pardus 2009.1Kimi diğer dağıtımlardan farklı olarak biz güçlü görsel efektleri ve yeni nesil etkileşim paradigması sunan KDE4′e biraz mesafeli durduk. Bleeding edge tekno-geyikler kadar sıradan kullanıcı, KOBİ’ler ve hatta kurumların tercih ettiği bir dağıtım olarak kararlılığı da gözardı etmememiz gerekiyordu. KDE4′in girişi Pardus 2009 ile oldu. Ve çok da bomba oldu… Sevgili Onur yönetiminde ekibimiz pek çokları (bu arada KDE geliştiricileri) tarafından “en iyi KDE4 gerçeklemesi” olarak anılan bir sürüm çıkardılar. Diğer yandan 2008 desteğini de sürdürerek (ve hatta Pardus Kurumsal 2 için KDE3 arayüzünü tercih ederek) aynı anda iki ana kanalda da iş görebileceğimizi gösterdik. 2009 şu anda kendinden emin bir şekilde yaşamına devam ediyor, bu yıl sonunda Pardus 2011 çıkana kadar buraların efendisi o!

Görüldüğü üzere karnemiz oldukça etkileyici. Hele bu işleri rakibimiz / kıyaslama yaptığımız dağıtımların 3, 5 ve hatta 10′da biri büyüklükte bir ekiple yaptığımızı düşündüğümüzde oldukça etkileyici. 5. yıl değerlendirmelerimize diğer açılardan devam edeceğiz…

3 Şubat, 2010 at 14:15 by ET

Posted in Pardus, g | 3 Comments »

11 Ağu 2009

it’s official: there is a new pardus in town

Pardus has a lot to recommend it and definitely rates a try for anyone who wants an excellent KDE 4 implementation. Pardus isn’t perfect, but its flaws and shortcomings are relatively minor compared to many if not most other distributions I’ve tried, including recent releases of some of the big names in Linux. It’s easy enough to install and use that I would certainly consider it a good candidate distribution for a new Linux user, yet it doesn’t lack the features and, apart from the YALI installer, the flexibility an experienced user will desire. I am definitely impressed with Pardus 2009.

gözden geçirmenin tümü burada // the review is here

11 Ağustos, 2009 at 22:37 by ET

Posted in English, Pardus | No Comments »

12 Tem 2009

definitely strikes back: there’s a new Pardus in town…


As a Python fan and the main developer/maintainer of PyKDE, it certainly gives me that warm fuzzy feeling inside to see Python, PyQt and PyKDE put to such great use. It is also very impressive to see how such a small team of developers can put together such an impressive distribution. It is a great demonstration of why it is important to choose the right tool for the job. As one of the developers said to me, Pardus would not exist without PyQt and PyKDE.

The task for the future is to see how we, KDE and Pardus, can better work together to share code and make sure that more things can go up stream into KDE. The next major release of Pardus is due in about two weeks, is KDE 4.2 based and is definitely worth checking out. Keep up the good work Pardus!

yazının tümü burada // the article is here

12 Temmuz, 2009 at 18:00 by ET

Posted in English, Pardus | No Comments »

30 Nis 2009

Özgürlükİçin: “Atlantik’in İki Yakasında Özgür Yazılım İş Modelleri”

Özgürlükİçin.com‘un aylık e-dergisinin Nisan sayısında yayımlanan yazım:

Atlantik’in İki Yakasında Özgür Yazılım İş Modelleri

Son aylarda özgür yazılımın ne olup ne olmadığına hep yazılım tarafından baktık, ki doğru olanı da buydu. Kim Richard Stallman’ın özgürlük manifestosuna, kaynak kodunun açılması ve yazılımın özgürleşmesi için verdiği mücadeleye bakıp da FSF’ye (Özgür Yazılım Vakfı) üye olmak istemez? Öte yandan özgür yazılımın hayatımıza girişi, çoğu zaman, Stallman’ın felsefi hatta ideolojik düsturları ile değil de kar amacı güden bir şirketin kar amacı güttüğü bir faaliyetiyle oluyor.

Hayatımızın gerçeği bu, fazlasıyla ticarileşmiş, kapitalist üretim biçiminin hakim olduğu bir dünyada yaşıyoruz… Tam da bu nedenle birkaç yazı ile özgür yazılım üzerine kurulu iş modellerine eğilme gereği duydum.

Kazanç için mi, Değer için mi?

Özgür yazılım, iş ve iş modelleri kavramlarına girmeden, belki biraz da aceleyle, önemli bir coğrafi ayrıma dikkatinizi çekmek istiyorum: Özgür yazılım temelli iş modelleri ABD ile Avrupa arasında oldukça belirgin, kategorik bir farklılık gösteriyorlar. Bu farklılık aslında şu anda içinde olduğumuz küresel krize neden olan sosyal ve sosyo-antropolojik güdülere kadar giden bazı köklere sahip. Her kategorik genelleme gibi bunun da yanlışları vardır, ama ilk yaklaşım olarak kullanılabilecek bir ölçüt. Basitleştirerek anlatayım…

Atlantik’in ötesinde, “özgürlükler ülkesi” Amerika’da, insanların hayali “zengin olmak”, refah içerisinde ve hatta gereksinimlerinin çok ötesinde yaşamak. Bunun sonucu olarak girişimci gençlerin de kafasında tek bir hedef beliriyor: “Zengin olmak”. Nedir zengin olmanın yolları? Şirketi büyütüp dev bir şirkete (mesela Google’a ya da Microsoft’a) koca bir çek karşılığı satmak. Ya da başarılı bir iş modeli kurup bir girişim sermayedarını (yani VC, yani venture capitalist) şirkete büyükçe bir çek yazmaya ikna etmek. Ya da gerçekten boş bir alanda hızla büyümek (mesela FaceBook ya da twitter gibi) sonrasında da kullanıcı sayısını gelire dönüştürecek bir iş modeli bulmaya çalışmak. Ama sonuçta sürekli ve daima kazanç‘a odaklanmak. Şirketleri hep pazar değeri ile sıralamak…

Bu durum, doğal olarak, özgür yazılım iş modellerine de yansıyor. “Bir sonraki bir milyar dolarlık özgür yazılım şirketi hangisi olacak sizce?” sorusunu kimbilir kaç kez duydum ve okudum. Dolayısı ile özgür yazılım yaklaşımının hafif dışına taşan iş modelleri pek makbuller: Sahipli yazılımın başarılı iş modelini örnek almak, kodun bir kısmını açarken bir kısmını kapalı tutmak ve aynen eleştirdiğimiz sahipli yazılım şirketleri gibi kapalı/sahipli yazılımlar satarak gelir, hatta büyük gelir elde etmek. Yakın zamanlarda bu türden özgür yazılım iş modellerine yeni yeni isimler bulmak moda oldu: Önceleri “çift lisans”, şimdilerde “özgür çekirdek lisanslama”, …

Atlantik’in berisinde ise başrolde şirketlerden çok hükumetleri, kanun koyucuları, yerel yönetimleri görüyoruz. Evet, bunlar gerçek anlamda iş modeli oluşturucuları ve icracıları değiller. Sonuçta iş yine kar amacı güden şirketlerin kar amacı güttükleri faaliyetleri ile görülüyor. Ama, bu yönetim organları koydukları yasa ve kurallarla iş modellerini şekillendiriyorlar. Ve bunu yaparken de üretilen değer‘i ön plana çıkarıyorlar. Yerel ekonominin, Avrupa’da istihdamın gelişmesini temel hedef olarak belirliyorlar. Avrupa temelli ve özellikle Avrupa’da faaliyet gösteren özgür yazılım şirketleri daha çok hizmete, desteğe, katma değerli işlere yoğunlaşıyorlar. Şirketin bilançosu, hisse fiyatı, pazar değeri o kadar da ön plana çıkmıyor.

Dolayısı ile Avrupa’da özgür yazılım şirketleri yazılım satışından çok hizmet satışına odaklanıyorlar. Danışmanlık, çözüm, destek, katma değerli hizmetler alanlarına yoğunlaşıyorlar. Ürün odaklı Avrupa firmaları eninde sonunda Amerikan firmaları tarafından satın alınıyorlar, SuSE gibi, MySQL gibi…

Bizde Durum

Türkiye’de iş dünyası Amerika’ya, kamu da Avrupa’ya benzer bir şekilde yapılanır ve davranır. Bunların arasında kalan vatandaş da müthiş bir adaptasyon yeteneği ve esnekliğe erişir. Özgür yazılım üzerine kurulan işlerde de durum oldukça benzer. Özgür yazılım şirketleri, ki hemen hepsi KOBİ büyüklüğündedir, doğal olarak, kazanca odaklı ve büyüme hedefli iş planları yaparlar. Büyük şirketler özgür yazılımı hemen her zaman bir tasarruf aracı, nadir olarak da geliştirme maliyetlerini düşürücü bir unsur olarak görürler.

Kamu destekli Pardus projesi ise daha Avrupai bir şekilde oluşturulan değere ve katma değeri artıracak şekilde organize olmuş ekosisteme odaklanmış durumda. Daha da ötesi, özgür yazılım kullanımının Türkiye bilişim sektörüne küresel ölçekte rekabet edebilirliğin kapılarını açabileceğini düşünüyor Pardus. Bu nedenle özgür yazılım şirketleri arasında rekabetten çok işbirliği olmasına, bilginin (iş ile ilgili bilgi de dahil) olabildiğince serbest ve açık paylaşımına, kendi yürüttüğü projelerde de olabildiğince fazla çözüm ortağı kullanarak birlikte çalışma deneyiminin artmasına dikkat ediyor.

30 Nisan, 2009 at 14:43 by ET

Posted in Pardus, g, Özgürlükİçin, özgür | No Comments »

1 Nis 2009

hasta la vista… Pardus

2003 yılı sonbaharında (o zamanlar adı olmayan) Pardus projesi için TÜBİTAK UEKAE’ye katıldım ve 2004 yılı sonbaharında (o zamanlar Uludağ adıyla tanınan) Pardus projesine yönetici oldum.

4,5 yıla yakın zamanda 4 ana, 5 ara sürüm, pek çok seçki yayımladık. Onbinlerce, kimi arkadaşlara göre yüzbinlerce kullanıcıya Linux ve özgür yazılım kullanmanın yollarını açtık. Koca bir kurumsal kullanıcıyı baştan ayağa Parduslarla donattık. Pek çok kurumsal kullanıcı özgür lisansımız sayesinde kendi kendilerine ya da bizim haberimiz olmadan Pardus’a geçtiler, özgürleştiler. 40 civarında gence Pardus ekibinde profesyonel olarak çalışma, onun 3 katı civarında geliştiriciye proje ve ürün katkıda bulunma, 50′ye yakın öğrenciye projeye ve ürüne staj projeleri ile dahil olma imkanı sağladık. Sayıları hızla artan özgür yazılım ve bilişim firma ile iş ve çözüm ortağı ilişkisi kurduk, para kazanmalarına katkımız oldu, bunu yaparken özgür yazılım da yaygınlaştı güçlendi.

Bu gelişmelerde en büyük pay, her zaman söylediğim gibi ve şüphesiz, TÜBİTAK UEKAE’de görevli Pardus ekibinde oldu hep. Birinci nesil ekipten birbuçuk ve şimdi de ikinci nesle tüm arkadaşlarım fedakarca ve neredeyse fiziksel sınırlarını zorlayacak derecede çok çalıştılar. Özellikle sorumluluk ve yükümlülüklerimizin hızla arttığı, buna karşın ekip büyüklüğü ve kaynaklarının sabit kaldığı 2008 yılında en az çalışanımız dahi iki kişilik iş çıkardı. Onların hakkı ödenmez…

Ne yazık ki 2009 yılında da, özellikle küresel ekonomik kriz nedeniyle, kaynaklarımızın sabit tutulacağını öğrenmiş bulunuyoruz. Bu da en az çalışanımızın üç kişilik iş çıkarması manasına geliyor. Durumu ekip arkadaşlarımla paylaştım geçtiğimiz günlerde. Aldığım yanıt pek iç açıcı değildi: Arkadaşlarımızın önemli bir kısmı bu şartlar altında projede kalmalarının mümkün olmayacağını bildirdiler. Hatta birkaç arkadaşımız, aramızda kalması koşulu ile, birlikte Pardus desteği veren bir şirket kurmaya karar verdiklerini söylediler. Tam olarak “bunca senedir biz geliştirdik, millet kullandı; biraz da başkaları geliştirsin, kaymağını biz yiyelim” dediler. Kendilerine başarılar dilemekten başka birşey gelmiyor elimden. Ama bu gidişle geliştirecek “başkaları”nı bulamayacağız.

Elde kalan çok az sayıda eleman ile ne yapılabilir diye baktık biraz, yeni geliştirici almayı falan düşündük. Ama oradan da pek birşey çıkmadı. Millet artık değil Pardus’ta çalışmayı, adını duymak dahi istemiyormuş. “Bedavaya yazılım mı olurmuş, pazarı batırdınız” dedi sektörün eskileri, yeni mezunlar da “krizde bile çalışılmaz, ben yazılım satıp para kazanmak istiyorum, kaynak kodu mu açılırmış” diye kızdılar. Sonuçta ekibe katılabilecek yeni kan da bulamadık.

Bu durumda kader arkadaşlarımız ile son bir toplantı yaparak projeyi kapatmaya ve herkesin kendi başının çaresine bakmasına karar verdik. Arkadaşlarım ya enstitü içinde diğer projelere geçmeye karar verdi, ya da iş bulabilenleri (Pardus projesinde çalışmanın iyi bir referans olmadığını da öğrendik bu şekilde) özel sektöre transfer oldular.

Projenin kodları ortalıkta, GNU GPL ile isteyen alıp kullanır. Pardus markası da TÜBİTAK’ın, nasıl kullanılabileceğini oradan öğrenirsiniz. Zaten olacağı buydu, devlet desteği ile işletim sistemi, Linux dağıtımı geliştirmek olmayacak duaydı. Bireysel ve kurumsal kullanıcılarımızdan özür diliyoruz, ama onların da baştan bu işin olmayacağını düşünmeleri gerekirdi. Bize güvenerek mi girdiniz bu işe, hiç akıl alıyor mu?

Ben mi? Ben de bu yaştan sonra yeniden iş aramaya başladım. Neyse ki kısa zamanda bir teklif aldım. Sahipli yazılım felan yapıyor, özgür yazılım proje ve şirketlerini dava ediyor ya da dava etmekle korkutuyor, ürünleri de zaman zaman kullanıcı tarafından beğenilmiyor, ama olsun. Neticede geçim dünyası… Neme lazım çok iyi para veriyorlar. Hem zaten yıllardır ben de gizli gizli onların ürünlerini kullanırdım evde, Pardus’la cebelleşmektense.

Bugün, yani Bir Nisan itibarı ile, bendeniz de bu büyük, çok büyük şirketin Seattle’daki merkezinde çalışmaya başlıyorum. Siz bu mesajı okurken, yani Bir Nisan günü, ben Atlantik üzerinde uçuyor olacağım.

Daha da gelirsem… Benim için Pardus bitmiştir!

1 Nisan, 2009 at 0:24 by ET

Posted in Pardus, g | 4 Comments »

31 Ara 2008

2008 Biterken, 2009 Başlarken

Her senenin sonunda biten senenin bir muhasebesini yapmak ve yeni başlayan için hedefler koymak iyi bir alışkanlık. Pardus projesi bağlamında ben de katılayım bu gidişata…

2008 yılı Pardus için pek çok ilke sahne oldu:

  • İlk Pardus ön-yüklü sistem satışını escort Bilgisayar yaptı. 2009 yılında yeni katılımlar bekliyoruz.
  • İlk kez Google Summe of Code programında yer aldık. Programa dahil olan 5 Linux dağıtımından biri idi Pardus. Yürüttüğümüz 5 projeden 4′ü başarı ile sonuçlandı. GSoC projelerinde görev alan genç arkadaşlara teşekkürler! Önümüzdeki senelerde GSoC’a abone olacağız…
  • İlk kez iki Pardus sürümünü aynı anda canlı tutmayı ve geliştirmeyi başardık. Pardus 2009 çalışmaları sevgili Onur kontrolünde son hız devam ediyor. Bu arada da Pardus 2008′in güncelleme sürümlerini çıkarıyoruz. Artık sürüm çıkarma işini öğrendik…
  • Kullanışlılık ve etkileşim tasarımı alanına girdik Pardus projesi olarak. Yıldız Teknik Üniversitesi İletişim Tasarımı Bölümü, İnteraktif Medya Tasarımı Ana Bilim Dalı (İMT) ile yaptığımız anlaşma gereğince sevgili Oğuzhan Özcan hoca ve arkadaşları danışmanımız oldular. 2009′da bu işbirliğini daha da genişletmek niyetindeyiz…
  • İlk kez TÜBİTAK UEKAE ekibi dışından bir arkadaşımızı bir sürümle ilgili kilit görevlerden birine getirdik. Sevgili Selim Ok, Pardus 2009 için Ürün Yöneticisi olarak görev yapıyor ve ürünün şekillenmesinde camianın talep ve önceliklerini çekirdek ekibe iletiyor. 2009′da bu yönde yeni gelişmeler olacak ve Pardus projesi geliştirici camiasını gittikçe daha fazla işin içine sokacak…
  • İlk logo programımız olan Pardus Göç Ortaklığı’nı duyurduk. Şimdiden üç göç ortağımız çeşitli kurumları Pardus ve özgür yazılıma göç ettirme yönünde çalışıyorlar. 2009 yılı için Pardus Göç Ortaklığı programının patlamasını bekliyorum, aklımdaki hedef sayıyı telaffuz etmeye dahi korkuyorum…
  • E-dükkan aracılığı ile Pardus ürünleri satımına başlandı. 2009 yılı içerisinde dükkanımız hem çeşitlenecek, hem de çok ilginç kampanyalar başlatacak.
  • Resmi forumumuz yayına girdi. Bir yıldan az bir sürede 6 bine yaklaşan kullanıcısı ve 25 bine yaklaşan mesaj sayısı ile Pardus kullanıcıları ve özgür yazılım camiasının toplanma yeri haline gelen forum için, başta sevgili Ali Işıngör, tüm artistanbul tayfasına ve camiamızdan foruma destek veren arkadaşlara kucak dolusu teşekkürler.
  • E-dergimiz yayın hayatına başladı. GErek görsel ve gerekse içerik açısından harika bir çalışma! Her ay 60 sayfayı aşan ve neredeyse 10 bin kişiye ulaşan mükemmel bir kaynak. Bir önceki maddedeki arkadaşlara bir alkış daha!
  • Resmi camia portalımız Özgürlük İçin bu yılın son günlerinde trafiği ile resmi sitemizi solladı. Özgürlük İçin’in dur-durak bilmez yükselişi 2009′da da devam edecek gibi görünüyor. artistanbul ve camiaya üçüncü alkış! 2009 yılı içerisinde resmi sitemiz yeni görünüm, içerik ve kavramsal yapısı ile artık daha çok (potansiyel ve mevcut) iş ortakları ve kurumsal kullanıcılara hizmet vermeye başlayacak.

Tabii devam eden işlerimiz de var:

  • Pek çok aksilik ve olumsuzluk arasında ciddi doğum sancıları ile yeni bir sürümümüz hayata geldi: Pardus 2008. Ve en azından abisi/ablası Pardus 2007 kadar başarılı oldu. Başta sürüm yöneticimiz sevgili Ekin olmak üzere tüm ekibe fedakarca ve kimi zaman insanüstü çabalarından dolayı kocaman bir tebrik!
  • Ekibimizden üç arkadaş (sevgili Gökmen, Gökçen ve Ozan) KDE geliştiricisi olurken sevgili Ozan kernel geliştiricileri arasına dahil oldu. İsimler değişse de ekibin bilgi ve yeteneğinin sürdürülebilir olduğunu gördük, sevindik. Tebrikler çocuklar!
  • Geliştirici seviyesinde ilk kez “milli” olduk. Sevgili Gökçen Linux Foundation Users’ Summit’e ve sevgili Pınar da GSoC Mentors’ Summit’e katıldı. 2009 yılında çekirdek ekip küresel etkinliklerde gittikçe daha fazla yer almaya başlayacak…
  • Ürünlerimizin küresel Linux ve özgür yazılım camiasında takdirle karşılanması devam etti. Pardus 2008 için Fransa’dan Filipinler’e pek çok portal, haber sitesi ve kişisel blog’da çok iyi şeyler yazıldı. Yazılmaya devam da edilecek…
  • İlk büyük kurumsal kullanıcımız Milli Savunma Bakanlığı (MSB) Pardus sistemlerini canlı kullanıma başladı. Türkiye çapında 600′e yakın noktada 5 bine civarında kullanıcıyı kapsayan sistemde Pardus terminal sunucular (PTSP), Pardus çalıştıran ince istemciler, web, e-posta, dosya, vb sunucular mevcut. MSB projesi bize çok şey öğretti…
  • Staj programımız 2008′de de devam etti. Bu yıl 23 stajyere tanıtım filminden network-manager kodlamasına varan envai çeşit iş yaptırdık. Bir yandan ürünümüz güçlenir ve işlevselleşirken bir yandan da özgür yazılım geliştirici camiasına yeni üyeler kazandırdık. Staj programımıza devam…

2008′den diğer akılda kalanlar:

  • Meşhur OOXML format belirtimi ile ilgili ISO oylamasında TSE “Çekimser” oyu kullandı. 2007 sonbaharındaki oylamada “Evet” oyu verdiği anımsandığında ve son oylamada tüm dünyanın Microsoft akımına kapıldığı düşünüldüğünde önemli bir oy değişikliği. Bu değişiklikte Pardus projesinin katkısı olması bizim açımızdan sevindirici. Durumu iyi bir şekilde değerlendiren ve kararlarını dirayetle savunan TSE yönetimine tebrikler!
  • DPT Bilgi Toplumu Dairesi tarafından hazırlanan Birlikte Çalışabilirlik Rehberi’nin ikinci sürümünün taslağı kamuoyu görüşüne sunuldu. Tekelci uygulamaların ve hapsolma senaryolarının önüne geçmek için çabalarımız bu platformda da devam etti ve edecek…

Herkese güzel bir 2009 diliyorum!

31 Aralık, 2008 at 11:14 by ET

Posted in OOXML, Pardus, g, özgür | No Comments »

31 Ara 2008

Pardus’un İkinci Üç Yılı

Pardus projesi, TÜBİTAK’ın Başbakanlık tarafından bir “ulusal işletim sistemi”nin olurluğunu araştırmak ve projelendirmek ile görevlendirilmesi ardından 2003 yılı sonbaharında UEKAE bünyesinde başlatıldı. UEKAE’ye katılmam da aynı tarihlere denk geliyor, -o zamanlar adı dahi olmayan- Pardus’un özellikle iş geliştirme faaliyetlerini üstlenerek. Pardus’un ilk bir yılı hayli hareketli ve çalkantılı bir dönemdi, iş bir olurluk çalışmasından dağıtım geliştirmeye evrildi, ilk teknik arkadaşlar (sevgili Barış Metin ile sevgili Serdar Hoca) aramıza katıldılar, projeyi tarif etmeye başladık, çeşitli anlaşmazlıklar oluştu, vb…

Yanlış anımsamıyorsam 9 Eylül 2004 günü Pardus projesinin yönetimi ile görevlendirildim. Ben projenin miladını o yakınlara tarihlemeyi tercih ediyorum. Çünkü o aralarda yazarak ve çizerek projenin amacını, hedefini, kaynakları ve kısıtlarını, takvimini ve risklerini belirlemeye başladık. Bir barometre ile projenin nabzını kontrol etmeyi denedik ve teknik ekibi hızla genişlettik. Nitekim Ekim 2004 içerisinde projenin ilk (ve şimdilerde hayli eskimiş, ciddi bir elden geçirme bekleyen) Ana Sözleşmesi’ni hazırladık ve yayımladık. Ardından da hayli yoğun bir çalışma ile Şubat 2005 başında Pardus Çalışan CD ortaya çıktı. Bana sorarsanız Pardus projesi dört yaş civarında ve bir ay kadar sonra da Pardus ürününün dördüncü yaşgününü kutlayacağız.

Pardus’un 2005-2008 arasını kapsayan dört yıllık tarihçesini yazmak bu yazının sınırlarını zorlayacaktır, belki başka bir zamana. Ama şunu ifade edeyim: Bizlerin (en azından benim) beklentilerimizin üzerinde bir başarı ve gelişme kaydettik. Pardus artık Türkiye’nin en büyük özgür yazılım projesi, işletim sistemi pazarında ciddiye alınması gereken bir seçenek ve yavaş yavaş küresel özgür yazılım sahnesine çıkmaya hazırlanan inovatif bir proje. Bunda en büyük pay, tabii ki, geliştirme işini yüklenmiş olan sevgili ekip arkadaşlarımın. Onların fedakar ve kimi zaman insanüstü çabaları ve daha önemlisi Pardus aşkları olmasa bırakın buraları, çok daha azını gerçekleştiremezdik. İkinci büyük teşekkür beş yılı aşkın bir süredir Pardus projesini özkaynakları ile finanse eden UEKAE’ye ve özellikle Enstitü Müdürü sayın Önder Yetiş’e gidiyor. Şimdilerde 18 kişilik bir ekibe ve yıllık 1 milyon ABD dolarına yaklaşan bütçeye sahip olan Pardus onların bize inancı ve güveni sayesinde gerçekleşebildi.

Ben, Pardus’un sözünü ettiğimiz ilk dört yılını “Pardus’un ilk üç yılı” olarak tanımlıyorum, biraz saçma da olsa. Nedeni basit: 2007 yılı ikinci yarısında Pardus’un ilk çizilen hedeflere ulaştığı ve artık vites değiştirmesi gerektiği bariz hale gelince 2008 yılı için daha farklı bir yapılanma ve finansman modeli üzerinde çalışmaya başladık. Çeşitli nedenlerle bu çalışmalarımız olumlu sonuç vermedi. Öngörülerimiz doğrultusunda, 2008 yılı içerisinde, eski yapılanma ve finansman modelimiz ile çok zorlandık. Kimi fırsatları kaçırdık, kimilerini riske attık. Temel işimiz olan dağıtım işinde bile sıkıntılı zamanlar yaşadık. Neyse ki, yine harika ekibimiz sayesinde, Pardus 2008 kazasız belasız çıktı ve sevgili Ekin Meroğlu eli ile gayet sorunsuz bir şekilde ara sürümlerini de veriyor. Ama 2008 Pardus için karanlık bir yıl oldu; ben 2008 yılını saymıyorum bu nedenle :-P

Aynı hesaba göre 2009-2011 yılları “Pardus’un ikinci üç yılı” olacak. Bu dönem için, neyse ki, yeni yapılanma ve finansman modelini hayata geçirebileceğiz gibi duruyor, aman nazar değmesin (pisi info knazar)… Biz de bu ikinci üç yılı biraz daha rahat, yeni heyecan ve ümitlerle planlıyoruz. Planların sürüm ile ilgili teknik kısmını birkaç hafta önce bir e-posta listesinde, farklı bir bağlamda açıklamıştım. Ama belki daha geniş bir kitleye ulaşır ve hem de kayıt düşmüş oluruz düşüncesi ile bir kez da burada yayınlayayım istedim. Önümüzdeki günlerde Pardus’un ikinci üç yılı ile ilgili başka yazılar da yazacağım umarım.

Pardus 2007 şu aralarda sadece güvenlik güncellemelerini alır durumda hemen hemen. Sürümleri oluşturup güncelleme sonrasında bir de ortadan kaldırma sürecini tanımlamak gerekiyor. Bu işi tamamladık gibi, bir-iki ufak rötuş yapıp yayımlayacağız. Sevgili Ekin bu işi üstlenmiş durumda, önümüzdeki günlerde açıklamalarını bekleyin. Özetle eski sürümlerin nasıl sadece güvenlik güncellemesi durumuna geçeceğini ve sonrasında da nasıl dondurulacaklarını yaklaşık bir takvim ile açıklayacağız. Pardus 2007′nin düzgün bir şekilde ölüme gönderdiğimiz ilk sürümümüz olmasını bekliyoruz.

Pardus 2008.2, biliyorsunuz, Ocak 2009 sonunda yayımlanacak. Ardından Pardus 2008 daha çok kurumsal kullanıcıya hitap edecek şekilde bir “kararlı” ve “sadece güvenlik” deposuna evrilmeye başlayacak. Amacımız bir sonraki kurumsal sürüme kadar (bkz. aşağıya) göç yapacak özellikle büyük kurumsal kullanıcıların Pardus 2008′i kullanmaları. Bu amaçla kurumsal yönetim gereklerine yanıt verecek kimi yeni Pardus teknolojileri geliştirmeye başlayacağız önümüzdeki aylarda, özellikle ahenk temelli. Bir yandan da Pardus teknolojilerine Pardus 2009 (yani KDE4) için yapılan iyileştirmeleri Pardus 2008 (yani KDE3) ortamına geri yüklemeye (backport) başlayacağız.

Pardus 2009′un çıkış tarihi, bildiğiniz üzere, Mart-Nisan 2009 olarak açıklandı. Benim tahminim Şubat ortalarında çıkacak bir alfa ve Nisan sonunda çıkacak bir sürüm şeklinde. Doğal olarak KDE4.2 takvimi de belirleyici olacaktır. 2009 da ara sürümler verecek, 2009.1 ve 2009.2 kesin görünüyor. 2009.3′ün varlığı 2010 yolunun nasıl şekilleneceğine bağlı. Benim tercihim 2009.x’lerin yalnızca paket güncelleme içerikli olması yönündeki ama çok büyük olasılıkla çekirdek takımın tercih ve isteği doğrultusunda Pardus teknolojilerine yenilikler de eklenecektir (2007.x ve 2008.x’de olduğu üzere). 2009 için kurumsal bir sürüm düşünülmüyor, çünkü zaten söz konusu evrilme yaklaşık 1 yıla yakın bir zaman anlamına geliyor, bkz. aşağı. Bu konularda sürüm yöneticimiz sevgili Onur Küçük çok daha ayrıntılı duyurular yapacaktır önümüzdeki haftalarda…

Pardus 2010 için hazırlıklar 2009 yazında (ve belki de Pardus 2009 çıkışı ile birlikte) başlayacak ve Pardus 2010 ya 2009 sonlarında, ya da 2010 başlarında yayımlanacak. Ardından geçen 6 aylık sürede de 2010 için bir kurumsal (yukarıda bahsi geçtiği üzere “kararlı” ve “sadece güvenlik” deposu) sürüm oluşturulacak ve 2010 yılı sonu ile 2012 yılı ortası arasında bir zamanda bu kurumsal sürüm 2008 kurumsal sürümünün yerini tümüyle alacak. 2008 kurumsal sürümüne ne şekilde ve ne süre ile destek verile(bile)ceği mevcut kurumsal müşterilerle yapılacak görüşme ve anlaşmalar çerçevesinde belirlenecek.

Pardus 2010 ile birlikte sürüm yönetimini daha değişik bir modele oturtmayı planlıyoruz. Pardus 2009 için Ürün Yöneticiliği görevini üstlenmiş, TÜBİTAK UEKAE dışından ve camiadan bir arkadaşımız, sevgili Selim Ok var. Selim camianın ve kullanıcıların Pardus 2009′da hangi özellikleri görmek istediklerini, hangi hataların kritik görüldüğünü ve daha ğek çok ilintili konuyu derliyor ve sürüm yöneticimiz Onur’a iletiyor. Bu uygulamanın başarısını önümüzdeki aylarda iyice sınayacağız, sürecin oturması için yapılması gerekenleri bulacağız ve iyileştirmelere girişeceğiz. Ama Pardus 2010 için iki ürün yöneticisi kullanmak gibi bir fikir oluştu şimdiden kafamızda. Biri TÜBİTAK UEKAE elemanı, daha çok iş ortaklarımız ve kurumsal kullanıcılarımız aracılığı ile gelen talepleri işleyecek, ismin genelgeçer tanımına daha uygun bir Ürün Yöneticisi. Diğer ise Selim gibi camiadan gelen Ürün Camia Temsilcisi. Bu şekilde Pardus’un hem üretici merkezli (vendor centric), hem de camia merkezli (community centric) hibrit bir yapıya oturması için bir adım daha atmış olacağız.

Belki Pardus’un ikinci üç yılı içerisinde bir zamanda, tahminim 2011 içerisinde diğer yaygın/büyük dağıtımlar gibi 6 aylık (mevcut ortalama 1 yıllık yerine) bir sürüm periyodu belirlemek, uzun süreli destek (bizim “kurumsal” sürüm mealinde) için daha kestirilebilir bir sistematik oluşturmak, camia sürümünü (mevcut “bireysel” ???) ayrı bir yönetişim modeli ile geliştirmeye başlamak, vb konuları düşünmeye ve konuşmaya başlayacağız.

Önümüzdeki yıl geliştirici camiası için de yenilikler getirecek. Bir kısmını sürprizi bozmamak için açıklamıyorum. Ama 2009 yılı içerisinde büyük olasılıkla ekipten bir Camia Yöneticisi belirleyerek geliştiricilerimizin sesinin karar mekanizmasında daha fazla çıkmasını sağlayacağız. Planlanan yönetişim araçlarından birisinde de geliştirici camiasının temsil edilmesi gibi bir fikrimiz var. Önümüzdeki aylarda bu konuda daha fazla şey söyleyebileceğiz.

Oniki saat sonra, benim tanımımla, Pardus’un ikinci üç yılı başlıyor. Sizleri şimdiden bu yolculukta bizlere eşlik etmeye çağırıyoruz…

31 Aralık, 2008 at 9:43 by ET

Posted in Pardus, g | No Comments »

30 Ara 2008

Pardus için GZFT

Özellikle girişimcilik açısından güçlü ABD gibi memleketlerde sık kullanılan, bu nedenle de Anglosakson yol ve yordamları almaya hevesli bizim gibi topluluklara da bulaşmış bir alışkanlıktır: Bir işe başlarken, bir şirket kurarken, bir due diligence yaparken illa önce bir SWOT analizi yaparlar. SWOT, yani Strengths-Weaknesses-Opportunities-Threats, yani Güçlü-Zayıf-Fırsat-Tehdit, yani GZFT. Bir zamandır Pardus projesi için oluşturmuş olduğum ve güncel tutmaya çalıştığım GZFT analizini buradan paylaşayım:

Güçlü

  • Oturmuş marka İlk Pardus ürününün yayımlanmasından bu yana geçen dört yılda Pardus ismi hem bilişim camiasında, hem teknoloji kullanıcıları arasında ve hem de genel olarak toplumda daha yaygın bilinir ve duyulur hale geldi. Pardus markalı ürünler pazarda bilinilirlik için yeni bir marka kadar çaba sarfetmek sorunda değiller.
  • (hemen hemen) Oturmuş sürüm süreci Yalnızca kurulabilen sürümler sayıldığında dahi Pardus projesi, üç ana ve dört ara sürüm yayımlamış durumda. Beşinci ara sürüm de bu belgenin yazılması esnasında tamamlanma aşamasında. Bireysel kullanıcıya hitap eden masaüstü sürümleri gözönüne alındığında, iyileştirmeye açık yanları olmakla birlikte, iyi tanımlanmış ve uygulanmakta olan bir sürüm süreci mevcut.
  • Geliştirici ve kullanıcı camiası Pardus projesinin hevesli ve dinamik bir geliştirici ve kullanıcı camiası oluşmaktadır. Özgür yazılımları sahipli yazılımlardan ayıran en önemli özelliklerinden ve özgür yazılım projelerinin en önemli varlıklarından biri olan “camia”, Pardus için hayli yol alınmış bir alandır ve gelecek planlarında dikkate alınması gereken bir unsurdur.
  • Mevcut ve potansiyel kurumsal kullanıcılar Pardus ürünleri halen çok sayıda kurumsal kullanıcı tarafından iş süreçlerine uyarlanmış ve üretim ortamında kullanıma başlanmıştır. Bu kullanıcılar pazarlama isimlendirmesi açısından “erken uyarlayıcılar” (early adaptors) kategorisine girmektedirler. Ürünün “yararcılar” (pragmatists) ve sonrasında “şüpheciler” (skeptics) kategorilerine yayılması aşamasında bu kullanıcı tabanının varlığının önemli bir kolaylık sağlama etkisi olacaktır.
  • (hemen hemen) Tamamlanmış takım Pardus projesi başlatıldığında oluşturulmaya başlanan ve geçen süre içerisinde yeni katılımlarla genişleyen ve fakat kimi ayrılmalar da yaşanan UEKAE’de görevli çekirdek ekip sayılan güçlü yanların oluşturulmasında birinci derecede önemli rol oynamıştır. Ekibin dönüm oranı özgür yazılım projeleri ve bilişim sektörü ortalamaları ile uyumludur. Bununla birlikte bilgi birikiminin yeni elemanlara geçirilmesinde önemli bir sorun yaşanmamakta ve süreç pürüzsüz bir şekilde yürütülebilmektedir.
  • TÜBİTAK markası Kamu görevi üstlenen ve kar amacı gütmeyen TÜBİTAK UEKAE’nin Pardus projesinin destekleyicisi olması ve hatta sahibi olarak algılanması hem kamu kurumlarında ve hem de genel olarak kullanıcılarda olumlu bir izlenim yaratmaktadır. Projenin özgür lisanslama ve dağıtım modeli ile birleşince bu izlenim Pardus’un kullanıcı, katkıcı ve geliştirici cezbetmesinde etken olmaktadır.

Zayıf

  • Dengesiz iş/işgücü oranı Benzer ve kıyaslama (benchmarking) Linux dağıtımlarına bakıldığında ortalama bir Pardus geliştiricisinin iş yükü ortalama bir Linux dağıtımı geliştiricisinin kat kat üzerindedir. Mevcut hali ile bu durum kalite zafiyeti, takvime uyamamak, dönüm oranında yükselme gibi olumsuz sonuçlara yol açabilmektedir.
  • Eksik yazılım dizisi Özellikle kurumsal kullanıcılar için işletim sistemi yalnızca bir platform olarak işlev görmekte, asıl iş mantığı uygulama katmanına yerleşmektedir. Mevcut hali ile Pardus projesi daha çok bireysel kullanıcıya hitap etmekte, iş mantığı uygulamaları konusunda zayıf kalmaktadır. Sonuç olarak Pardus ve özgür yazılımlara göç, yalnızca işlevsel gerekleri çok temel seviyede kalan “erken uyarlayıcı” kategorisindeki kurumlar tarafından benimsenmektedir.

Fırsat

  • e-Devlet için mevcut gereksinim e-Devlet konusunda son yıllarda yaşanan gelişmelere karşın Türkiye’de hala belirgin bir e-dönüşüm gereksinimi hissedilmektedir. Özellikle e-Dönüşüm Türkiye Projesi çalışmaları, Eylem Planları ve Bilgi Toplumu Stratejisi kapsamında daha pek çok kamu hizmetinin sanal ortama aktarılması çalışmaları sürmektedir. Bu çalışmalarda Pardus ve özgür yazılımların kullanılması, başta lisans bedellerinden tasarruf etme olmak üzere, pek çok kazanım sağlayacaktır.
  • Düşük bilgisayarlaşma oranı Ülkemizde kişisel bilgisayar yaygınlığı hala OECD ve AB ortalamalarının altında seyretmektedir. Gelir düzeyi ve eğitilmişlik ortalaması gibi unsurlardan kaynaklanan bu durumun değişmesi için gerek devlet tarafında ve gerekse bilişim sektörü aktörlerince çeşitli çalışmalar yürütülmektedir.
  • Düşük fiyatlı kişisel bilgisayarlar Düşük bilgisayarlaşma oranını yükseltmek için izlenecek yollardan biri işlevsel açıdan makul düzeyde, buna karşın düşük fiyatlı kişisel bilgisayarların piyasaya sunulması olabilir. Dünyada da özellikle son yıllarda izlenen bu yöntemin bilgisayar üreticisi ve satıcısı firmalar ile işbirliği halinde Türkiye’ye de uygulanması mümkündür.
  • Kişisel bilgisayar dışı cihazlar Aynı şekilde, özellikle internete bağlanmak ve temel işlevler için kişisel bilgisayardan daha küçük form faktörüne sahip cihazlar da bilgisayarlaşma oranını yükseltmek için bir seçenek olabilmektedir.
  • Genç nüfusun istihdam gereksinimi Özgür yazılım sürecinin özellikle giriş engellerini (barrier to entry) düşürücü ve yok edici etkisi ile yeni girişimcilere ve serbest yazılımcılara büyük olanaklar sağladığı açıktır. Genç ve istihdam edilememiş nüfusun çok olduğu ülkemizde bu durum bir fırsata dönüştürülebilecek niteliktedir.

Tehdit

  • Kanıksanmış “korsan” yazılım Ne yazık ki Türkiye’de “korsan” yazılım kullanımı oldukça yüksek oranlara ulaşmış, kanuni açıdan yasak olan bu yöntemin yaygınlaşması ahlaki sıkıntıların da ikinci plana atılmasına yol açmıştır. Bu durumun aşırı reklam ve tanıtım kampanyaları ile birleştiğinde özgür yazılımı anlatmak ve yaygınlaştırmak önünde önemli bir engel oluşturacağı düşünülmektedir.
  • “Bedava” beklentisi Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de, özgür yazılımın dağıtım modelinden kaynaklanan fiyat avantajı kimi zaman diğer özelliklerini gölgelemektedir. İngilizce’de free sözcüğünün hem özgür, hem de bedava anlamına gelmesi Free Software hareketini ilk izlenimde neredeyse yalnızca bu fiyat avantajına indirgeyebilmektedir. Bu durum, bir yandan kullanıcıda özgür yazılımla ilgili olarak herhangi bir bedel ödemeyeceği beklentisi oluşturmakta, diğer yandan da kalite algısını olumsuz etkilemektedir.
  • Fiili tekel İşletim sistemi pazarı, özellikle masaüstü segmentinde, tek bir firmanın ürünleri tarafından baskın şekilde kapsanmaktadır. Bu, hem bir seçenek karşısında bilişim sektörü aktörlerinin hareketlerini kısıtlamakta, hem de kullanıcının zihin payını (mindshare) tekel ürünü lehine dengesiz şekilde etkilemektedir. Tekel durumundaki firmanın geniş tanıtım ve pazarlama olanakları ile birleşince durum seçenek ürünler için hayli zorlaşmaktadır.

Biraz pazarlama soslu bir liste, gördüğünüz üzere, kullanılmakta olduğu belgeler itibarı ile. Ama Pardus projesini iyi bir şekilde yansıttığını düşünüyorum. Bilginize…

30 Aralık, 2008 at 18:02 by ET

Posted in Pardus, g | No Comments »

4 Ara 2008

Bilişim Dergisi: "Özgür Yazılım ile Fırlayan Üretkenlik"

Bir yıldır, sevgili Yücel Kamçez derginin başına gedliğinden beri, Türkiye Bilişim Derneği‘nin Bilişim Dergisi‘ne “Özgürlük İçin…” başlığı altında yazılar yazıyorum. Özgür yazılım, Linux ve Pardus konularına değindiğim köşenin etkilerini görmeye başladık, iyi yönde ve diğer türlü :-P İşte derginin Ekim sayısında yayımlanan Özgürlük İçin… köşesi:

Özgür Yazılım ile Fırlayan Üretkenlik

Özgür yazılımı ayrıntılı didikleyen yazılarımıza “reklamlar” için bu ay ara vereceğiz. Çünkü geçtiğimiz günlerde Pardus 2008′in ilk güncelleme sürümü yayımlandı. Yeni kullanıcıların yüksek hacimli güncelleme gereksinimlerini ortadan kaldırmak ve Pardus teknolojilerinin en son durumlarını içeren güncelleme sürümlerine, geleneksel olarak, Anadolu’da nesli tehlikede bir hayvanın ismini veriyoruz. Bu kez sevimli çizgili sırtlan konuğumuz oldu ve yeni sürümümüz Pardus 2008.1 Hyaena hyaena olarak adlandırıldı…

Bir Tane Yetmez, Yedi Tane!

Bu sürümümüz bir açıdan şimdiye kadar yaptıklarımızın (ki sadece çalışan CD olanları da sayarsak dokuzuncu resmi ve açık sürümümüz oluyor) en iddialısı oldu. Normalde ya tek bir ürün, ya da kurulan ve çalışan CD şeklinde iki ürün çıkarırken bu kez tam yedi ürün hazırladık.

Başta doğal olarak kurulan CD Pardus 2008.1 Hyaena hyaena var, özellikle 2007′den 2008′e güncelleme betiği ile eski kullanıcılarımızın uzun süredir beklemekte olduğu. Hyaena hyaena’nın bir diğer özelliği de İsveççe dil desteğinin eklenmesi oldu. Biz sayısını karıştırmaya başladık, ama Pardus 11 dili tam olarak destekliyor artık. Bu da doğal olarak CD’de uluslararasılaştırma paketlerine gittikçe daha fazla yer ayırmamız; aynı zamanda, ve ne yazık ki, uygulama paketlerinin kimilerinden vazgeçmemiz anlamına geliyor. Bu sürümümüzde bu duruma bir çare aradık ve orijinal sürümü yalnızca Türkçe ve İngilizce olacak şekilde ve bolca uygulama ile çıkardık, eski günlerde olduğu gibi. Dünyanın dört bir yanındaki Pardus kullanıcıları için ise Pardus 2008.1 Hyaena hyaena International Remix adı altında 11 dilin hepsini (Türkçe, İngilizce, Almanca, Fransızca, İtalyanca, İspanyolca, Hollandaca, Katalanca, Brezilya Portekizcesi, Lehçe ve İsveççe) içeren ikinci bir sürüm oluşturduk. Evet daha az uygulama içeriyor, ama tüm dil destekleri hazır geliyor.

Dahası, Pardus 2008 sürümünü yayımlarken hazır olmayan çalışan CD sürümümüzü ufak tefek problemlerini giderek yayımladık Pardus 2008.1 Hyaena hyaena Çalışan CD. Pardus’u yalnızca denemek isteyenler için birebir… Bununla yetinmeyip bir yıla yakın süredir ortalıkta olan ve Pardus 2009′un öntanımlı arayüzü olması kuvvetle muhtemel KDE4′ü de (mevcut sürümde KDE 3.5.9 kullanıyoruz) meraklı kullanıcılarımıza ulaştırmak istedik, Pardus 2008.1 Hyaena hyaena Çalışan CD KDE4 Seçkisi adı altında bir deneme sürümü daha çıkardık.

2008.1 sürecinde iş ortaklarımızdan dört ayı aşkın zamandır Pardus önyüklü masaüstü bilgisayarları pazarlamakta olan escort‘un sürümlerini de güncelledik. escort için üç ayrı kurulum görüntüsü ve bir kurtarma CD’si hazırladık, ama ben bunları bir sayıyorum.

Enteresan bir tanıtım stratejisi ile kapımızı çalan Mudo ile birlikte çalıştık ve Mudo mağazalarında dağıtılmak üzere eğlence ağırlıklı bir Mudo seçkisi oluşturduk. Geçtiğimiz günlerde başlayan ve birbirinden cazip unsurlarla sürecek olan, sonuçta da bir sosyal sorumluluk girişimine destek verecek tanıtım kampanyası yalnızca Pardus için değil, Türkiye bilişim dünyası için de ilginç bir örnek oluşturacak.

Son olarak da Almanca ve Türkçe kurulabilen ve üniversite öğrencilerinin gereksinim duyacağı çeşitli bilimsel ve teknik uygulamaları da içeren Pardus 2008.1 Hyaena hyaena Deutsche Akademische Remix sürümünü hazırladık. Önümüzdeki günlerde Almanca yerelleştiricimiz (yoksa “Pardus Almanya büyükelçisi” mi diyeyim) eliyle Almanya’da bir üniversitede dağıtımını yapacağız. Pardus’un ilk sistemli ve planlı yurtdışı harekatı olacağından hayli heyecanlıyız.

Enerji Gerektiği Yere

Bu noktada reklamları kesip arkamıza yaslanalım… Yalnızca 4 yıllık geçmişi olan, henüz 20 kişiye ulaşmamış bir ekip eliyle geliştirilen ve bu geliştirme esnasında ana ürün dışında Pardus teknolojileri adı altında pek çok inovatif bileşen de üretilen bir proje nasıl oluyor da böylesine geniş bir yelpazede bu sayıda ürünü ve eşzamanlı olarak piyasaya sürebiliyor? Pazarlama açısından değerlendirmeyelim, şu anda çok fazla odağımızda değil bu konu. Organizasyon ve planlama ve destek yapısı ve konfigürasyon yönetimi gibi teknik ve işletme ağırlıklı bir açıdan bakalım. Hiç mi çekinmedik böylesine kapsamlı bir operasyonu planlar ve icra ederken?

Yanıt çok basit: Hayır, çekinmedik. Çünkü özgür yazılım ve Linux’un onyılları bulan deneyimi ve dünya yüzeyine yayılmış binlerce-onbinlerce geliştiriciyi içeren ekosistemini kullandık. Biz enerjimizi yalnızca gerekli olduğu yere, sistem entegrasyonuna, bu amaçla geliştirdiğimiz Pardus teknolojilerine, sürüm yönetimine ve süreçlere yoğunlaştırdık. Eğer kaynaktan (upstream) kullanıcıya (downstream) akış yolu üzerinde kendinizi doğru konumlandırır ve ev ödevinizi iyi yaparsanız özgür yazılımla üretkenliğinizi havalara fırlatabilirsiniz. Unutmayın, aynı zamanda özgür yazılım lisansları sayesinde kodun tümü üzerindeki kontrolünüzü kaybetmeden…

Ufak bir not: Bu yazıyı kaleme aldığımda programa uygun yürüyen Mudo etkinliği önce organizasyon sıkıntıları nedeniyle ertelendi, sonra da ekonomik kriz nedeniyle iptal edildi. Biz yaptığımız çalışma ile kaldık…

4 Aralık, 2008 at 10:09 by ET

Posted in Bilişim, Linux, Pardus, g | No Comments »

« Older Entries
  • Subscribe

    • Entries (RSS)
    • Comments (RSS)
  • Archives

  • Calendar

    • Eylül 2010
      Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
      « Ağu    
       12345
      6789101112
      13141516171819
      20212223242526
      27282930  
  • Categories

    • Bilişim (13)
    • English (23)
    • fotoğraf (2)
    • g (37)
    • hukuk (2)
    • KamuSM (4)
    • kişisel (12)
    • kitap (14)
    • Linux (42)
    • mobil (12)
    • muhtelif (21)
    • OOXML (7)
    • özgür (66)
    • Özgürlükİçin (8)
    • Pardus (99)
    • UEKAE (1)
ET’s R’n'R gumbo is proudly powered by WordPress
Design & code by Jonk
Entries (RSS) and Comments (RSS).