“Du bakali…”

Epeyce bir zaman önce “Benzin bitti paşam…” yazısı ile Pardus proje yöneticiliğinden ayrıldığımı duyurmuştum. Geçen süre içerisinde biraz arkadaşlarım/eski çalışanlarım yolu ile, biraz (azcık uzun süren tatilimin ardından 🙂 yine özgür yazılım çevresinde bir iş yapma planlarım nedeniyle, biraz da meraktan Pardus’ta olup bitenleri takip ettim; her ne kadar “kapıdan dışarı, kafamdan dışarı” ilkesini uygulamayı çok istemiş olsam da.

Genel görüntü “benzin bitmesi”nin yalnızca benim için geçerli olmadığı, ve hatta benden daha fazla proje için geçerli olduğu yönündeydi. Benden önce başlayan (ki “ilk ben ayrılmayacağım, son ayrılan da ben olmayacağım” demiştim geçen sene bir iç toplantımızda mesai arkadaşlarıma)  ve özellikle yılbaşında hızlanan Pardus’tan ayrılma akımı Mayıs ayında hala ayrılmamış çalışanların başka projelere dağıtılması ile taçlandı ve TÜBİTAK 0 (yazıyla sıfır) Pardus geliştiricisi istihdam eder duruma geldi. Pek parlak bir gösterge değil di mi?

“Benzin” yazımda

Yine bana sorulduğunda söyleyeceğim, söylediğim kimi öneriler var; Pardus projesi için içsel ve dışsal kimi yeni unsurların devreye sokulacağı. Netekim söyledim de, yıllardır, aylardır ve son olarak da TÜBİTAK yönetim değişikliği ardından… Ancak yapılan değerlendirmelerde benim açıklamalarım, önerilerim, tekliflerim kabul görmedi; karar vericilerimiz Pardus projesini farklı bir şekilde yapılandırmayı tercih ettiler.

demiştim. Aslında sonuçtan durum tespit yapmıştım, kimse bana “Erkan, senin dediklerine katılmıyoruz, projeyi farklı bir şekilde yapılandırmayı düşünüyoruz” dememişti. Benim UEKAE ve TÜBİTAK yönetimlerine ilettiğim çok sayıda bilgi notu ve belge ardından, gerçek anlamda herhangi bir duyuru yapılmadan, fiili durum ile proje yönetiminden alındığım belli edildi. Pardus projesinin önce TÜBİTAK BTE’ye ve sonra TÜBİTAK ULAKBİM’e aktarılması ve elemanlarına “yol verilmesi” de fiili durumun bir parçası idi. Kalan geliştiricilere “bir ya da iki geliştirici kalacak TÜBİTAK’ta, gerisini dışarıda yaptıracağız” denmesi de farklı bir yol izleneceğini gösteriyordu.

Benim proje yönetiminden alınmamdan 5 ay sonra, bundan 3 ay önce bir çalıştay topladı TÜBİTAK, Pardus’un Yarını Çalıştayı. Bu çalıştayda olan biteni katılımcıların web günlüklerinden, Necdet YücelDoruk FişekSezai Yeniay ve Zeki Bildirici ağzından izleyebildik. Pardus’un en temel üç problemi başarısız proje yönetimidışarıdan katkılara kapalı olmak ve belirli bir politikası olmaması idi. Yukarıdaki çıkarımımda da vurguladığım üzere yeni ve belirgin bir politika oluşturulacak, dışarıdan katkılara açılacak ve proje yönetimi değiştirilecekti. “Proje yönetimi”nden kastın da sırf proje yöneticisi değil de genel bakış ve yöntem olması gerektiğini düşünüyordum.

Özellikle çalıştay sonuç metninde yıllardır şiar edindiğimiz ürün için tam Türkçe desteği/kolay kurulum ve kullanım/görev temelli kullanıcı merkezli geliştirme ve proje için yaygın ürün/sürdürülebilir organizasyon/teknolojik inovasyon hedeflerinin terkedilip  en iyi Türkçe desteği veren işletim sistemi gibi bir yeni hedefin belirlenmesi de bu politika değişikliğinin bir öncüsü olmalıydı. Daha önce camia katkısı ile şekillendirmeye çalıştığımız (ancak fazla katılımcı bir model izlemeye çalıştığımız için sürecin tanımlar aşamasını dahi geçemediğimiz) yönetişim modelinde yer alan Pardus Teknik Komitesi (PaTiK) ve Pardus Etik Komitesi (PEK) yerine ne yapacağı belli olmayan ve adından politika ve yönetim açısından karar verici konumda olmayacağı anlaşılan bir Danışma Kurulu müjdeleniyordu, ancak tek başına nelerin değişeceğini muştulayamıyordu.

Ardından yine uzunca bir sessizlik ve anladığımız kadarı ile yeni proje yönetimince de benimsenen bir “sürüm” ilanı, hem de “camia” tarafından. Bu konuya hiç girmeyeceğim, teknik ya da kavramsal açıdan  bu sürümün bir Pardus sürümü olup olmadığını isteyen tartışsın. Ancak dolaylı haberler değişimi işaret ediyordu, hem de proje Ankara’ya taşınmış ve sıfır geliştirici istihdam ederken.

Daha kısa bir sessizliğin ardından bu hafta başındaki tanışma/duyuru/lansman (yok canım daha neler!) toplantısı geldi. Bu toplantı ile ilgili bilgileri TÜBİTAK sayfasından aldım, çünkü Pardus resmi sayfasında haber yoktu, projenin yeni sahibi ULAKBİM’in sayfasında ise Pardus kelimesi pek geçmiyordu… İlk ve önemli haber Pardus proje yöneticiliğine Abdullah Erol’un atanmış olması. Abdullah beyle görev süremde birlikte çalıştığımız ve çalışmaktan memnun olduğumuz bir altyüklenici firma sahibi olması hasebiyle tanışıyoruz. Kendisini tebrik eder, görevinde başarılar dilerim.

Ancak cümleler ve paragraflar ilerledikçe bir şaşkınlık kapladı içimi. Tarif edilen iş modeli bizim yıllardır peşinde koştuğumuz unsurları içeriyordu; orası azcık fazla, burası azcık az; ama ana düşünce olarak neredeyse çakışık… Hatta kimi arkadaşlar “Pardus’a geri mi döndün, senin dediklerini söylemişler aynen” diye aradılar ve takıldılar. Bireysel sürüm, son kullanıcıya hitap etme, kurumsal sürüm, büyük göç projeleri, FATİH projesi, merkezi yönetim sistemi, eğitim sistematiği, iş ekosistemi oluşturma… İsteyen TÜBİTAK duyurusu ile Pardus Ana Sözleşmesi 2.0 arasında yedi benzerliği arasın 😉 ULAKBİM Müdür Vekili Ahmet Kaplan (ona da buradan hayırlı olsun diyeyim) dahi daha önceki konumunu değiştirmiş, “şu ana kadar yapılanları önemse[r]” hale gelmişti.

Bir ilginç nokta da eski hali ile katkılara kapalı olduğu için eleştirilen Pardus’un bu yeni duyurusunun, test edildiği söylenen yeni sürümünün, yeni yol haritasının, akla gelen herşeyinin tümüyle kapalı kapılar ardında kotarılmış olması… Müdür Vekili “şu hazır, bunu test ediyoruz” diyor, ortada ürün yok, ilaç için “benim evimde de dokunmatik ekran var, biraz da ben test edeyim” diyecek kullanıcıya, “kurumsal sürüm için şunu-bunu geliştirdim, ben de commit edeyim” diyecek geliştiriciye ya da herhangi bir şekilde inceleyecek, fikir beyan edecek, eleştirecek herhangi bir vatandaşa. Kimi şeyler kapalı yürütülmelidir, anlarız, biz de öyle yaptık ve çok eleştirildik zamanında… Ama kimi şeyler de açıktır ve açıkta olmalıdır. Ben ve ekibim svn depoları, listeler ve bloglar yolu ile, olmazsa da (maalesef sadece) söz ile olabildiğince fazla bilgi vermeye çalıştık çevreye, bilemediğimiz şeye “bilmiyoruz” dedik, yorum yapmak iş etiği açısından sorunlu olmaya başladığında manalı manalı sustuk… Yeni yönetim yalnızca tek bir kişi ile görüşüyor dışarıdan herhalde, gayrı-resmi sözcü rolüne soyunmuş… ismini anmak dahi istemiyorum, keselim… Ama çalıştayda “işler kapalı yürüyor” diye el kaldıran katılımcılardan hiçbirisi çıkıp da “yahu bunlardan bizim bile haberimiz” yok demiyor ya, o acayibime gidiyor. Ya da haberleri var ve işlerin böyle kapalı yürümesini (artık) içlerine sindirebiliyorlar…

Duyuruda göremediğim ve eksik olan tek şey Pardus idi, hani şu PiSi’si, CoMar’ı, PTSP’si, mutasavver KoYonA’sı ile hem inovasyon yaparak ürettiğimiz, hem de üzerine inovatif çözüm ve ürünler inşa ettiğimiz (ve iş ekosistemimizin de etmesini teşvik ettiğimiz) Pardus. Anladığım şu oldu: Yeni yönetim eski strateji ve hedeflerden (özellikle iş alanında) hemen hemen memnun. Ancak teknoloji konusunda mevcut dağıtımdan memnun değil. Bunu değiştirecekler. Bilemiyorum, birkaç ay sonra bir Ubuntu türevini Pardus markası ile piyasada görürsek şaşırmayalım. Yanlış anlaşılmasın, bunun yanış bir teknolojik çözüm olduğunu söylemiyorum, 2003’te irdelediğimiz modellerden biri de (o zaman Ubuntu, ya da fedora ya da openSUSE yoktu; RedHat, SuSE ve debian vardı) bu idi. Biz o günü koşullarından hareketle Pardus yolunu seçmiştik, o zaman için doğru karardı o yolda gitmek için ekip olarak doğru hareketleri yaptık, ancak bu yazıya sığmayacak nedenlerle sonuçta o yol başarılı olmadı (ya da olamadı mı, ya da oldu mu?). Ancak önemli bir nokta bir Ubuntu türevine “Pardus” adı vermenin (etik manada) doğru olmayacağıdır, nasıl bir Pardus türevine Turkuvaz adını vermek doğru değildiyse…

Yok eğer hala Pardus’un (bizim bildiğimiz Pardus) teknolojik olarak doğru yol olacağını düşünüyorlarsa bu işin 1 ya da 2 geliştirici ile yapılamayacağının da farkına varmışlardır. Ya da geçen ay çıkan “sürüm”ün herhangi bir gelecek ya da güvenilirlik vadetmediğini. Gerçek bir Linux dağıtımı ekibine ihtiyaçları var. E kardeşim daha birkaç ay önce böyle bir ekip, hem de en afililerinden, elinizdeydi; neden dağıttınız o ekibi? Şimdi ekibe haberler gönderip “aman geri dönün, sizi işe alalım, şöyle-böyle yapalım” diye teklifler yapılırsa hiç şaşmam. 5 kişiyle başlarlar, iki yıl sonra 10 olur, 5 yıl sonra 30-50… 2003 Aralık’ında yaptıklarımızı 2012 Ekim’inde tekrar etmeye başlarlar…

Eh o zaman ben de sorarım “kardeşim iş modeli, strateji ve politika aynı; teknoloji çözümü aynı; ekip dizilimi ve hatta kişiler bile aynı… bir tek proje yöneticisi değişmiş! e ağam siz bu işi neden yaptınız?” diye… Diyemediniz mi “Erkan Tekman, biz senin bu projenin başında olmanı istemiyoruz, ya sen git ya biz atacağız” diye? Giderdik kardeşim…

Not: Türkiye özgür yazılım dünyasının içerisinde olduğum sürece Pardus’ta olanları takip edeceğim, gerek görürsem böyle yazacağım. Çünkü Pardus’a ne olduğu ve ne olmadığı beni de doğrudan ya da dolaylı etkiliyor. Artık ben de “camia”nın bir parçasıyım. Günün birinde TÜBİTAK ve UEKAE’nin mevcut ve önceki yönetimleri Pardus’la ilgili neler yaptılar ve neler yapmadılar; projeden (aslında) neden ayrıldım; ve benzeri konuları da yazabilirim, emin değilim… Koray Löker ve Bahadır Kandemir ve A Murat Eren‘in düşündükleri ve önerdikleri “Pardus’un resmi olmayan tarihçesi” ve “bir Linux distro HOW-TO ve HOW-NOT-TO” belgelerini oluşturmak için bir-iki ilk adım attım, ama benden başka meraklısı çıkmadı; artık emeklilik günlerimize herhalde 🙂

““Du bakali…”” üzerine 9 yorum

  1. Projeyi sahiplenmiş görünen iki beyefendiyi tanımıyorum ama az çok tanınmış aklı başında insanlar gibi görünüyorlar, ama ya ayakları yere basmıyor ya da neyle karşı karşıya olduklarının farkında değiller, ben anlayamadım gitti bir türlü.

    Güvendikleri bir şey varmış gibi havadan havadan atıp tutmuşlar, bizim bilmediğimiz bir şeyler varsa gizli kapaklı bir şeyler çevriliyorsa (olacak iş değil ama) bir nebze anlarım ama 6 yıllık tecrübeyi bilmiyorlarsa durum hem proje açısından hem bu iki beyefendi açısından hakkaten vahim demektir.

  2. deb tabanlı pardus:Soysuzlaşma,yozlaşma,bit pazarına nur yağıyor,akıl tutulması,(menfaat?)

    başarılı olamayacak.İnsanlar buna iltifat etmeyecek.

    bu arada sayın erkan hocam bu camiada sabık hizmetlerinizden ötürü sayılıp-sevildiğinizi bilin , beyninizin içindekilerle sağlıklı bir yapılanmaya önayak ve destekçi olun.

    Soysuzlaşmaya ve yozlaşmaya karşı tavır alın.

  3. Don’t take it personal Erkan. It is just an instance of a structural effort. Luckily, FLOSS arena is one of the few places where arm-twisting generally backfires. Pick your trusted companions, get the community support behind you and fork it.

  4. Hocam “Artık ben de “camia”nın bir parçasıyım.” sözünüz çok önemli. Görünce ümitlendim. Her yerde, herkes bugünlerde kavga edip duruyor, bir birine laf yetiştiriyor, bu arada da TÜBİTAK bildiğini okuyor. En ciddi eleştirileri alan sizsiniz ama takdir gördüğünüzü de biliyorsunuzdur. Sonuçta bu eserin -hep olumsuzluklar konuşuluyorsa da- olumlu yanları da sizin ve ekibinizin eseri. Aylardır camianın uğrunda mücadele ettiği, sahip çıktığı bu eser bu güne kadar PARDUS’a az ya da çok EMEK vermiş HERKESİN eseri. Artık geçmişi bırakıp ileriye bakma zamanı. Camia artık bir araya gelmeli. Eski geliştiriciler sürece uzaktan bakmamalı. İçine düşülen bu zor durumdan çıkışta sizin katkınız çok büyük olur. Katkınızı esirgemeyin.

  5. Belki beni önceki yazılarımdan ve tarafınızdan takılan Lakaptan tanırsınız. ( KOD YAZAMAYAN GELİŞTİRİCİ)

    ( Yazınızın bir kısmını okudum ve sonrasını okumaya gerek duymadım çünkü suçu hale kendinizde aramadığınızı gördüm. Durumunuzun ciddiyetini anlamanız için sizi bir Psikoloğa danışmanızı önermekle yetinebilirim.)

    Sonunda sona gelindi. Bundan 5 sene önce ne dediysem hepsini 2010 da yaptınız ama olmadı olmaz dı çünkü geç kalınmıştı artık.

    Buna beceriksizlik denmez ama onun dışındaki herşeyi hakettiğinizi düşünüyorum. Beni haklı çıkartmak için elinizden geleni yaptınız ve projedeki hiç kimse PARDUS ismini duymaya bile katlanamaz hale geldi. Bunun için teşekkür beklemeyeceğinizi umuyorum.

    Yazılım nasıl geliştirilir bundan haberiniz yoktu ama üzülmeyin birçoğunuzun bundan haberi yoktu. Çünkü hiç birinizin özell bir şirkette çalışma denetimi yoktu. Ayrılanların bir çoğu iş bulup gitti ama sonra hayel kırıklıkları ile geri döndü. Anladılar ki olay sadece iyi bir yazılımcı olmak değil. Ön görü ve disiplin de gerekiyor.

    Neyse

    Gerçekten sayenizde birçok konuda deneyim kazandım diyebilirim. Sizi takip ederek yaptığınız hataları görüp onları yapmadan projelerimi gerçekleştiriyorum.
    Konunun incelenmesi ve bir tez haline getirilmesi gereklidir.Tarihe yükseltilebilir sürümü olmayan bir Linux dağıtımı çıkartarak geçmeyi sonuna kadar hakettiğinizi düşünüyorum.

    Saygılarımla
    Wime77

  6. siz bu projenin sanırım yöneticisiydiniz ve şurada dediklerinizi o zaman söylediniz mi? yoksa o zaman size ne dendiyse onu aynen yapıp gölge bir yönetici miydiniz? başarısız bir proje

  7. kabahat sizde degil sizi bu projeye atayanlarda, bugune kadar hangi ciddi projeleri yonettiniz ve kariyeriniz nedir, sanirim pekcok pardus calisani gibi sizinde pek tecrubeniz yoktu, bazen sadece guluyordum proje calisanlarina, okadar tecrubesiz olduklari belli oluyorduki ama bu proje ve tubitak hepsini yillarca tasidi ya helal olsun cok gec uyandilar.

    Yillar once bu proje kapatilmali sahiplenmeyle hicbiryere gitmez demistim ve oyle oldu zaten olacakti ekiptekilere bakiyorum neredeyse hicbiri linuxla iligili bir iste bile devam etmiyorlar sadece es dost toplandik bir linuxculuk oynadiktan ote gecmedi.

    yeni gelenleri bilmiyorum ama o onlarinda sizin gibi bu islerde tecrubesi yoksa bir 10 yil sonra da onlar birakir boyle devam eder zaten turkiyenin sorunu da bu acaba ise aldiklarinizi neye gore sectiniz cok merak ediyorum cunku hayatinda kernel derlemeden pardusta ise baslayanlar olduguna eminim.

    Projenin batmasinin suclusu bence sizsiniz insallah sizi bir daha pardus gibi bir proje basinda gormeyiz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir