“Benzin Bitti Paşam…”

Pardus projesinin, milli/ulusal/yerli işletim sistemi “macerası”nın, Türkiye’nin 60’lar ve 70’lerde yaşadığı yerli otomobil hareketlerine benzerliği konularında bu web günlüğü de dahil olmak üzere pek çeşitli yerlerde yazıldı, konuşuldu. Ben Pardus’un hikayesini Devrim arabalarından çok Anadol STC’ye benzetenler arasında yer aldım hep. Hatta Pardus-Devrim benzerliği kuranlara itiraz edip nedenlerini açıklamaya çalıştım. Biraz da bu nedenle, Devrim Arabaları filmi vizyona girip piyasaya çıkınca seyretmemeyi seçtim, bilinçli ve hatta kasıtlı olarak. Genç arkadaşlar “yahu bizim aynımız, herkes var, Serdar Hoca var, Umut bile var…” dediklerinde dahi merakıma ket vurdum, işi bir ilke meselesi düzeyine yükselttim, kendi kendime… Sonunda birkaç hafta önce filmin DVD’sini satın alıp izledim, durum onu gerektiriyordu artık… Gerçekten herkesler vardı, ben bile varmışımdı…

Fakat Pardus ile yerli otomobil girişimlerini karşılaştırma konusunda fikrim değişmedi, Pardus Devrim arabası değildi. Devrim arabalarına getirilen en önemli itirazlardan birisi, hatta çiçeği burnunda DPT’nin dahi söylediği yapılan işin seri üretime uygun olmadığı, çalışmanın genel fizibiliteden yoksun olduğu idi. Oysa 10 sene sonra yola çıkan Ekber Onuk ile Eralp Noyan ve arkadaşları özellikle ve öncelikle tasarlayacakları otomobillerin seri üretiminin yapılabilmesini, maliyetinin rekabetçi olmasını, kısacası projenin fizibilitesini gözönüne alıyorlardı. Sonunda tasarlayıp ürettikleri otomobilin nesli de bu tip sıkıntılardan değil, başka nedenlerle tükendi.

Biz de Pardus’u ilk düşünmeye başladığımız zamanlarda teknik konuları olduğu kadar iş modelini de şekillendirmeye çalıştık. İlk zamanlardan başlayarak “ekosistem” sözcüğünü dilimize doladık, “birileri Pardus’tan para kazanmalı ki milleti Pardus kullanmaya ikna etsinler” diye konuştuk. Daha Pardus 2007 piyasaya çıkmadan sektördeki donanımcı, yazılımcı, entegratör, eğitimci, sivil toplum örgütçü, akademisyen onlarca hatta yüzlerce kişinin kapısını çaldık; çoğunun ilk kez adını duyduğu Pardus’u, adını duyduğu ama ne olduğunu bilmediği Linux’u anlatmaya çalıştık, bu duydukları ve gördüklerinden bir iş fırsatı çıkarıp çıkaramayacaklarını sorduk, birlikte çalışma fırsatlarını araştırdık. 2006 yılı ortasında DPT’ye sunduğumuz, sonra hemen hç değiştirmeden 2008 yılında yeniden sunduğumuz ve 2010 yılından itibaren ciddi bir kaynak aldığımız proje önerisine ekosistem oluşturma işini, hem de başlıkta yer alacak şekilde yerleştirdik. Kısacası Pardus’u Anadol STC gibi tasarladık ve şekillendirdik.

Pardus’un projenin başlamasından yaklaşık 8,5, ilk ürünün yayımlanmasından yaklaşık 7 yıl sonra durumuna baktığımızda, bu tasarım ve şekillendirme ile çok da orantılı olmayan bir halde olduğunu görüyoruz. Teknik açıdan Pardus’u bir başarı hikayesi olarak görüyoruz, yalnız biz değil, Linux dağıtımı geliştirme işinden az buçuk anlayan herkes de (özellikle muasır medeniyettekiler) öyle görüyor. Oysa iş (business manasında) veçhesinde durumlar pek o kadar iç açıcı değil: Kurumsal pazarda yaygınlık, çözüm ortağı sayısı, ekonominin büyüklüğü, yatırımın geri dönüşü vb ölçütlere baktığımızda 7 yılda beklenen aşama katedilmiş durumda değil. Bu halin çeşitli nedenleri var, bana sorarsanız kimi açıklamalar, eksikler yanlışlar sıralarım. Ama sonuç değişmiyor, “in the tabele…”

Neticede ortada (eh, tamam “başarısızlık” demeyelim, ama) bir başarı eksikliği var. Pardus projesini bu rotasında yürütmeye devam ettirmenin hiç bir manası yok. Başka ve yeni bir yol bulmak, açmak, seçmek gerekiyor. Yine bana sorulduğunda söyleyeceğim, söylediğim kimi öneriler var; Pardus projesi için içsel ve dışsal kimi yeni unsurların devreye sokulacağı. Netekim söyledim de, yıllardır, aylardır ve son olarak da TÜBİTAK yönetim değişikliği ardından… Ancak yapılan değerlendirmelerde benim açıklamalarım, önerilerim, tekliflerim kabul görmedi; karar vericilerimiz Pardus projesini farklı bir şekilde yapılandırmayı tercih ettiler. Öyle sanıyorum ki Pardus için teknik ve iş alanında tercih edilen hareket tarzı önümüzdeki gün ve haftalarda Türkiye’de Pardus ve özgür yazılım için düşünen, konuşan/yazan ve çalışan kişi, grup ve kuruluşlar ile paylaşılacak.

Son 2,5 ay boyunca Pardus projesinin yönetilmesi görevim fiilen ortadan kalktı. Diğer projelerle ilgili iş ve sorumluluklarımı da 1 ay kadar önce tamamladım. Kısacası artık TÜBİTAK’ta yapacak bir işim kalmadı 😉 Uzun lafın kısası, 2 Ocak 2012 tarihi itibarı ile TÜBİTAK’taki görevimden ayrılıyorum, bu da bir “veda” yazısı… “Başlık nereden geliyor?” diyecek olursanız, daha önce projeden ayrılmış arkadaşların son günlük yazılarına bakıp “walla ne güzel başlık atmışlar, edebi ve hem de manalı” diye iç geçirişimin bir neticesi. Ve yazının başı bağlantı kuracak olursak Devrim Arabaları filminin beni çok etkileyen repliği: Celal Aga siyah Devrim arabasına biner, alkışlar arasında Meclis yoluna ilerlerler… 100 metre kadar ileride, kaçınılmaz olarak, aracın benzini biter, titreyerek durur. Mühendis çabalar, nafile. Celal Aga döner “ne oldu” diye sorar mühendise. Mühendis tükenmiş vaziyette yanıt verir: “benzin bitti paşam…” Üç sözcükte koca bir hikaye, son derece samimi bir de itiraf… İşte bana soracak olursanız “neden gidiyorsun?” diye vereceğim yanıt da bu üç sözcük, benzin bitti paşam… Yanlış anlaşılmaya; benzini biten Pardus projesi değil, kişi olarak bendeniz. Artık Pardus projesine verebileceklerimin sonuna geldiğimin bir ifadesi.

Pardus projesine hayatımın önemli bir kısmını verdim, belki de en verimli ve enerjili olduğum dönemini. Ürünün ve kimi bileşenlerinin adı dahil pek çok şeyde elim, dilim ve kafam var. Özgür yazılımın ne olduğunu, ne olması gerektiğini burada öğrendim; belki burada da öğrettim. Ben Pardus projesini şekillendirirken o da beni şekillendirdi. Pardus ile aramızdaki ilişki ve bağı anlatmak hayli zor, anlatmaya çalışmayacağım da… Pardus projesinin yoluna devam etmesi, benim yönetimimde yapamadıklarını yapması, iş alanında da bir başarı hikayesi haline gelmesi en büyük temennim. Sevgili kızım birkaç yıl sonra “okuma okulu”na gitmeye başladığında Pardus çalıştıran akıllı tahtalar ve tabletler kullansın istiyorum, Pardus onun için yalnızca babasının ve kendisinin tişörtlerindeki kedi kafası olarak kalmasın. Pardus ekibinde kalan, yeni gelecek olan, camianın parçası olan herkese vasiyetim bu: Pardus’u yaşatın ve benim götüremediğim yerlere götürün!

Önümüzdeki zamanda ne iş yapacağımı bilmiyorum. Bir süre dinleneceğim sanırım, hayli yoğun ve bir miktar sıkıcı geçti son 2 yılım ve özellikle son birkaç ayım… Sonrasında özgür yazılım çevresinde ve tercihan Türkiye’de bir işte çalışmak istiyorum (iş tekliflerine açığım :-P), yine tercihan bölgesel ve küresel etkiler yapabilecek bir pozisyonda. Tabi bir olasılık da 10 yıllık alan değiştirme periyotuma uyarak bilişim ile alakası olmayan bir alana transfer olmak, kim bilir! Sevgili Koray Löker’in önerisine uyup Pardus projesinin tarihçesini, doğru ve yanlışları belirleyerek, bizden sonra bu ormana dalacak gezgin ve maceraperestlere yol gösterecek şekilde, yazma/kaydetme kolektifini başlatmak ya da bir parçası olmak da aklımda… Bu web günlüğü hep canlı kalacak diye düşünüyorum, özgür yazılımla, okuduğum kitaplarla, sahip olduğum ve hiç olamayacağım dolmakalem ve saatlerle, kızımla yetiştirmeye çalıştığımız orkidelerle, yeniden çalmayı öğrenmeye çalışacağım basımla, gerçek okyanuslarda dolaştırdığım sanal yelkenlilerle ilgili şeyler yazmak için bir yere ihtiyacım hep olacak…

Pardus projesine nasıl katıldığımı, kimlerle çalıştığımı, ne kavgalar edip, ne hayallar kurduğumu, bu ekiple çalışmaktan nasıl keyif aldığımı anlatıp yol arkadaşlarımın cümlesine ismiyle teşekkür etsem, kimilerinden hellalik istesem bu yazı bitmez. İyisi mi ben de teamüle uyayım, “so long and thanks for all the fish” (balıklar için teşekkürler ve sağlıcakla!) deyip zaten haddinden uzun sürmüş bu yazıyı bitireyim!

““Benzin Bitti Paşam…”” üzerine 51 yorum

  1. Her ne kadar projeye nasıl katkı verdiğinizi değerlendiremeyecek kadar ilgim yakın zamana dayansa da kendi adıma verdiğiniz tüm emekler için teşekkür ederim.

    Hayatınızda başarılarınızın devamı dileğiyle.

  2. batırdınız kocaman projeyi bir de çıkıp burada espri yapmaya çalışıyorsunuz. devrim arabasını yapanlar gerçekten ürettiler sizin ürettiğiniz birşey yok biraz dil desteği hepsi o kadar samimice bunu itiraf edin. ulusal işletim sistemi kriptoloji diyerek fikri olmayan insanları özellikle de okur yazarlıkları yetersiz insanları seçmenizde bundandı neyse ki bitti. devletin size ayırdığı ve sizin yandaş eğitim reklam şirketlerine ayırdığınız harcadığınız haksız yere kazanç elde eden insanlara yanarım o paraları bu millet verdi bunun hesabını da gün gelip devran döndüğünde vereceksiniz. sıkıysa bu mesajımı yayınlayın ve gerçekten samimi iseniz mali tabloları maaşınızı çalışanların ve reklamcı eğitimci dediğiniz kuruluşlara ayrılan bütçeyi devletten alınan desteği açıklayın. ama o samimiyet yok sizde. bir de burada espi yapıyorsunuz linux sizin yüzünüzden kötü biliniyor artık sağolun. mali harca
    maları açıklamalısınız yoksa siz de duble yola mı harcadınız o paralar bizim yani halkın ve halkın ne olduğunu bilmesi lazım.

    1. Pardus 2008 yılı itibarı ile tüm dünyadan en çok gelecek vaad eden proje olarak net bir şekilde belirtilmişti Alperen Bey, bilen iyi bilir, bu bilgide kolayla sapmaz efendim. Bir BT çalışanı olarak bunun değerini anlayabildiğimi düşünüyorum, darısı başınıza.

  3. Sayın Tekman,

    şüphesiz ki projenin ticari, kamusal vs. hedeflerini ve bunlara ulaşmadaki başarısını ölçecek durumda değilim. Tüm buna rağmen şahsımda Pardus’un elde ettiği başarıları çok net biliyorum. Pardus’tan önce Linux’un “L” sini bilmediğimi, özgür yazılımlardan Firefox’u bile kullanmadığımı GNU’nun ne olduğundan bihaber yaşadığımı belirteyim.

    Pardus ile beraber bir evdeki iki PC de Linux’a dönüşmüş, özgür olmayan yazılımların kullanım sayısı üçe-dörde düşmüş, kullanılan yazılımın lisansı sorgulanır olmuş, bu kültüre katkı veren insanların soluduğu hava “kültürel” olarakta ucundan-köşesinden tadılmaya başlanmış. Şunun da söylemeliyim ki; bir kurup bir silinen Linux’tan, artık geri dönüşsüz ve Linux’un farklı sunumlarının tadına bakıp orada tutunacak bir hale gelmişim.

    Eğer sizin (şahsınızda bu projeye destek vermiş TÜM geliştiricilerin) indinizde, insana bir değer yükleyip bu değerin onda yer edinip gelişmesinin diğer hedefleriniz kadar olmasa da küçük bir kıymeti varsa bundan haberdar olmanız gerek diye düşündüm.

    Sizlere (TÜM geliştiricilere) teşekkür etme şansım olmamıştı. Sanırım edebileceğim en büyük teşekkür yukarıda özetlediğim durumum olsa gerek. Hepinize minnetarım. Tanıttığınız, sevdirdiğiniz, kullanabileceğim halde sunduğunuz, devam edebileceğim desteği verdiğiniz ve tanıttığınız bu yeni dünya için…

  4. benim anlamadığım nokta şu ki: güzelim ubuntuda aradığınız hangi özellik yoktu da işe tekerlek icadıyla başlama gereksimi duydunuz?

  5. Merhabalar,

    Bizler H2B olarak Türkiye’de yeni bir şeyler yapmanın hevesinde olan ve tüm ürünlerini açık kaynaklı sistemler üzerine geliştirmekte olan bir şirketiz.

    Ekibim ve kendim adına sizlere çok teşekkür etmek isterim. Bizlere sadece maddi bir şeyler kazandırma çabasında olmadığınız ve ilham verdiğiniz için de çok teşekkür ederim. Sizleri çeşitli konferanslarda dinlerken, yaptığınız işlerden aldığımız bilgileri nerelerde kullanıp ne tip ilişkiler içine girdiğimizi ve başarılı olmaya çalıştığımızı sanıyorum tahmin bile edemezsiniz.

    Sonuç olarak siz ve tüm Pardus ekibi sayesinde belki de farkında olmadan bir akım yaratmış olmanız paha biçilemez.

    “Sevgili Koray Löker’in önerisine uyup Pardus projesinin tarihçesini, doğru ve yanlışları belirleyerek, bizden sonra bu ormana dalacak gezgin ve maceraperestlere yol gösterecek şekilde, yazma/kaydetme kolektifini başlatmak ya da bir parçası olmak da aklımda…”

    Bunu kesinlikle yapmalısınız, bizim bunu bilme ihtiyacımız meraktan çok gerçekten ihtiyacımız olmasındandır.

    Gelecekte daha başarılı olup, bilgi ve birikimlerinizi bizimle paylaşmanız dileğiyle.

    İyi çalışmalar
    Kolay gelsin

    1. Yukarıdaki yorumun kişisel sayılabilecek kimi kısımları yazarının bilgisi dışında ET tarafından düzenlenmiştir…

  6. Sevgili Erkan,

    Her ne kadar, Pardus ve etrafında olup bitenleri ve özgür yazılım camiasını bilen veya bilmeyen birçok kişi tarafından, haklı veya haksız eleştirilsen de, Pardus’un var olmasındaki değerli katkını yadsımak mümkün değil.

    Hayatının yeni ve Pardus kadar heyecanlı projelerle devam etmesini dilerim. Son dönemdeki yoran ve yıpratan tempo seni yıldırmaz umarım, çünkü daha yapılacak çok şey var.

    Selamlar,
    –eg

  7. “sizin ürettiğiniz hiçbir şey yok” diyecek kadar dünyadan bi’ haber olanların Google’a gidip aşağıdakini yazmaktan imtina edecek kadar tembel olanlar arasından çıkması elbette raslantı değil:

    pardus linux review

    “olmayan üretim” ile ilgili yazılanları okuyun bakalım.

  8. Sayın Tekman,

    İlk günden bugüne Pardus projesini ve dolaylı olarak sizin yönetiminizdeki ekibi yakınen takip ediyorum.

    Hangi zorluklardan geçildiğini ve “içimizdeki irlandalılara” rağmen projenin ne kadar başarılı olduğunu en iyi bilenlerdenim.

    Bu konuda sizin çok büyük katkılarınız oldu ve eminim ileride ihtiyaç oldukça yine katkılarınızı göreceğiz. En azından ben öyle olmasını diliyorum.

    Yeni yılda Pardus hakkında umutlarımı yitirmek istemiyorum. Umarım kısa sürede bu karamsar tablo kalkar ve Pardus projesinin yeni yol haritasını konuşuyor oluruz.

    Yolunuz açık olsun.

  9. Pardus’un yazılım anlamında gayet iyi bir yerde olduğunu düşünüyorum ancak tanınırlık anlamında bugün daha iyi yerlerde olmasını beklerdim. Sayın Erkan Beye emeklerinden dolayı teşekkür etmek isterim.

    Linux’la tanışmam pek çokları gibi Pardus’la oldu. Pardus’ta gördüğüm çok basit hatalardan bıktığım için Ubuntu, Fedora gibi dünya çapında yaygın kullanılan farklı dağıtımları denemeye başladım. Ancak bu dağıtımları denedikten sonra Pardus’a haksızlık ettiğimi farkettim. Belki de bu projenin bizlere verdiği heyecan nedeniyle ondan beklentimiz çok büyüdü…

    Pardus’la beraber Türkiye’de benim gibi on binlerce yeni Linux kullanıcısı ortaya çıktı, Türkiye’de Linux, geri dönüşü olmayan bir şekilde çağ atladı. Erkan Beye ve emeği geçen herkese teşekkürler.

  10. Kişisel politikam gereği tüm yorumları (gayrı kanuni, gayrı ahlaki ve gayrı sıhhi olanlar hariç) yayınlıyorum. Yukarıdakini de yayınladım, ama bişi anlamadım…

  11. Pardus’un teknik olarak bir başarı hikayesi olduğuna inanıyorum fakat İş modeli olarak başarız olmuş bir proje olduğunu siz de yazınızda itiraf ediyorsunuz. İş konusundaki başarısızlık’ın sorumluluğu da “İş” ‘in başındaki kişi olarak sizindir şüphesiz. Bu durumda sizin tekliflerinizin dinlenmemesi de gayet normaldir.
    Bu kadar devlet desteği ve kalabalık bir ekiple nasıl başarısız olunur, hayret etmemek mümkün değil.Elalem yurtdışında 3 kişilik ekiple dünya çapında open source projeler üretiyor, bizde ise durum ortada. Hiç mi bakmadınız diğer Linux ların başarı hikayelerine ? Ubuntu ya ? Suse Linux a ? . Bana göre en büyük hata Pardus Client la işe girmek olmuştur. Çünkü Linux lar server dan para kazanır , client tan para kazanan linux var mı hiç ? … Bunu bile düşünmeden gitmişsiniz Microsoft a rakip olmuşsunuz. Olan da tabi milletin vergilerine olmuştur.

  12. Erkan Hocam, sizi şahsen tanımıyorum ancak, sizin ve ekibinizin yaptıklarını uzaktan (blog, twitter, haberler, pardus kullanarak) izliyorum. Yaptıklarınızı/yapmaya çalıştıklarınızı beğeniyorum ve takdir de ediyorum.

    Siz farkında olmasanız da, vizyonunuz ve mücadeleniz bizlere ışık tutmaktadır. Belli bir Nadas döneminden sonra çok daha verimli olacağınıza inanıyorum.

    Bir gün bir yerde görüşmek ümidiyle,

    Yolunuz açık olsun, başarılar…

  13. Merhaba ;

    Pardus projesi hiçbir zaman hakettiği yere gelemedi ve o kadar ayrılan bütçeye rağmen Bir Linux Mint olamadı ?

    Peki neden ? Nedenini siz gibi değerli yöneticilerin ağzından duymak istiyoruz desem pardusu yere göğe sığdıramazsınız.

    Herşeyi farklı bir sistem gibi göstermeye kalkarsınız ve dünyaya Mal olmuş dağıtımlar ile kıyaslamaya kalkarsınız. Çünkü Pardus geliştiricilerin hep yaptığı bu idi , Sizde onların yöneticisi olarak farklı bir şey beklemediğim için böyle olacağını düşünüyorum.

    Pardus gibi bir projenin bu duruma düşmesi çok üzücü bir durumdur..

    YAZIK HEMDE ÇOK YAZIK…

  14. Pardus’tan son kullanıcı bazında memnunum diyenine neredeyse pek rastlamadım ancak bu demek değildir ki Pardus kötüdür. Pardus daha gelişim sürecinde olan bir işletim sistemi olarak gayet güzeldi, tamam karalılık uyumluluk vs. gibi pek çok sorunu vardı ancak sonuçta bizden bir şeydi.

    Ubuntu neyinize yetmiyor? Siz buna ne kattınız kafasında olanlar için söylüyorum, Pardus’un geliştirme takımı diğer işletim sistemlerinin geliştirme takımlarına nazaran çok küçük haliyle işler yavaş yürüyor biraz sabır. Madem hemen kullanmak istiyorsun git virüs yuvası windowz kullan madem.

    Bir de Linux’ün “milli” olması fikri pek te özgür yazılım mantığına uygun değil bence.

  15. İyi o zaman kimse hiç bir şey yapmasın, yarım yamalak birkaç tercüme yazalım, bekleyelim Ubuntu yapsın da biz kullanalım. Üretmeyelim, sadece tüketelim. Ben memleketteki bu psikolojiyi anlamakta güçlük çekiyorum. Bir işletim sistemi kurmak, yönetmek, hele ki bu çapta iddialı bir proje için ne kadar kolay bir iş araştırdınız mı hiç? Kaç kişi gerekir, ne kadar zaman alır, hangi zorluklar ile karşılaşılır? Varsa yoksa para. Zaten herkes projenin başarı yüzdesi konusunda aynı görüşte ama bardağın dolu tarafından bakmak lazım. Bu proje sayesinde tecrübe kazanmış gençlerin piyasada iş yapıp geri ödeyeceği vergiler zaten sizin çöpe gittiğini düşündüğünüz vergileri geri ödeyecek rahat olun. Sizin örnek verdiğiniz üç kişilik projelerin mazisinde kaç Pardus vardır kimbilir. Sığ bir klişe olacak ama madem bu kadar memleketin vergilerini düşünüyorsunuz, gidin geçen hafta 30 kusur üniversiteye ihtar yollayıp zorla para isteyen Ms memleketten neler götürüyor araştırın. Gidin mühendislik fakültelerini MS kurslarına çeviren hocalarınızdan hesap sorun.

    Bence bu projedeki tek sorun imaj sorunudur. Teknik eksiği yok fazlası vardır. Ama ne kadar iyi olduğun değil, ne kadar iyi sattığın önemlidir. Bu kural herşey için geçerli olduğu gibi Pardus için de geçerli. Sanırım sorun işin bu kısmının da teknik kişilere bırakılmış olması. İşin mühendislik kısmı ile ticari kısmı bambaşka uzmanlık alanlarıdır ve işin uzmanlarına bırakmakta bence fayda var. Ben şahsım adına bu tip bir projede emeği geçenlere teşekkür ediyorum. Memlekette taş taş üstüne koyan insanlara her zaman ihtiyaç vardır…

  16. Bence pardusun esas problemi fazla yayılamaması. tabi hiç bir linux sürümü yaygınlaşamıyor o ayrı.. ama şu an pardusu yaygınlaştırabilmek için bir yol var. yapılabilirliği hakkında bir fikrim yok zira konunun uzmanı değilim ama acaba pardus mobil işletim sistemine çevrilip telefon ve özellikle tabletlerde kullanılamaz mı? eğer yapılabilirse yaygınlaştırmak için sadece telefon ve tablet üreticilerinin android yerine bu sistemi kullanmalarını beklemekten daha bir seçeneğimiz var. o da şu: malum şimdi milli eğitimin her öğrenciye bir tablet kampanyası var. başbakan seçim meydanlarında elinden tableti düşürmüyordu ve oldukça ilgi görüyordu. şimdi bu projenin gerçekleşmesi için kolları sıvadılar. süreci nasıl işletecekler dışarıdan bir firmaya mı yaptıracaklar yoksa ihale ile yeni bir tablet yada piyasada mevcut bulunan tabletler arasından mı bir seçim yapacaklar bilmiyorum ama süreç nasıl işlerse işlesin sadece birisinin başbakana başbakanım tablette yerli işletim sistemi kullanalım demesi gerekecek. yapılacak iş bu kadar kolay gibi görünüyor bana. bu iş başbakana iletilirse başbakan bu konularda duyarlı olduğu için tablerlere pardusu koyun emrini verir. ve yüz binlerce öğrenci pardus işletim sistemli tablet kullanmaya başlayınca pardusun yayılma sorunu da ortadan kalkar diye düşünüyorum

  17. büyük umutlarla pardusu kurmaya başladım pardusu. kurulum ekranında sorunlar başladı. hdd ayarlamada bana 10-15 tane tercih sunuyor seç birini. seçiyorum olmuyor seçiyorum olmuyor seçiyorum olmuyor. insan oraya şu şudur bu budur diye yazar. ilk defa kuracaklar nerden bilsin ordaki terimler ne. sonra kurduk. ekran kartını güç bela tanıtabildim ses kartı için saatlerce uğraştım tanıtamadım. lanet olsun böyle sisteme dedim bilgisayar kullanmayı iyi bilen birisi olarak windowsa geri döndüm. bilgisayardan anladığım halde ne sorunlar yaşadım bilgisayar kullanmayı bilmeyen ne yapsın. linuxun yaşama şansı yok ne yazık ki! windowsla rekabet için windowstan daha iyi olmalı ki tercih edilsin. bir ses kartını tanıtmak için sabahtan geceye kadar uğraştıysam windows linuxu ezer geçer. ki öyle zaten. ellerinize sağlık çok önemli bir iş gördünüz. özellikle devlet dairelerinde kesinlikle pardus kullanmalı lakin evde olmuyor. saygılar…

  18. beceremediniz pardusu da turk zihniyetiyle yonettiniz eş dost yandaş mantığıyla projede çalışanların seçilmediğini kanıtlayabilirmisiniz geliştiricilere bakıyorum ağzı süt kokan çocuklar çoğunluğu ekipte doktora yapmış (sistemler alanında) bir kişi dahi yok ha istediğiniz gibi yaparsınız proje sizin amma para devletin kısacası israf bitti gibi görünüyor inşallah projede kapatılır ve milli işletim sistemi üretilir anadol gtc değil. keşeke daha önceden istifa etseydiniz bravo derdim şimdi takdir beklemeyin bu projenin kapatılması gerektiğini defaatle ifade ettim.

    anadol gtc benzetmesi için sizi tebrik ederim anadol aslında kurnazca bir projeydi hiçbir tarafı milli ve yerli üretim değildi her parçaşı ford tarafından uretilip birleştirilip anadol markası basılıp yerli diye satılıyordu.

  19. Demek ki neymiş, “özürgür yazılım”ın dili, dini, ırkı, olmazmış. “milli/ulusal/yerli işletim sistemi” diyerek reklam yapmanın, faşistliğin kimseye yararı olmuyormuş, hele projeye hiç katkısı olmuyormuş. Sponsor bulmakta, devlet’deki cahil yöneticileri kandırmakta eminim işinize yaramıştır.

    “Pardus ne ki bir bakıyım” diyen bir yazılım geliştirici, etkinlik standlarında “geliştirici” görmek isterken siz intel/ppc farkından habersiz kızları koydunuz, geliştiricileri halkla ilişkiler uzman(!)larıyla muhattap ettiniz.

    Pardus geliştiricileri “küçük dağları biz yarattık” diye ortaya çıktıkları ilk etkinlikte, soru soranları terslemeseydi belki gerçek geliştirici kitlesinin desteğini alabilirdi.

    Pardus topluluğunun büyük bir oranı, yazılım geliştirme bilgisine sahip olmayan insanlardan oluşuyor. (Acaba neden?)

    Anlamadığım kısımlar:

    – “Teknik açıdan Pardus’u bir başarı hikayesi olarak görüyoruz, yalnız biz değil, Linux dağıtımı geliştirme işinden az buçuk anlayan herkes de (özellikle muasır medeniyettekiler) öyle görüyor.”

    Hangi geliştiriciler, bizede açıklarmısınız? Linus, RMS, ESR felan mı takdir ediyor sizi?

    – Tabiri caizse Pardus tayfasındaki nasıl bir egodur ki herşeye rağmen “Yanlış yaptık lan, Fail oldu proje” diyemiyorsunuz?

  20. Erkan bey ya da Erkan abi (aynı okuldan mezunuz ne de olsa), üzüntünüzü paylaşıyorum. Umarım topluluk dağıtımı desteğinizden mahrum kalmaz.

  21. “Devrim durduğunda en azından halk onu sırtlar demiştim.” repliği aslında Pardus’un hikayesine daha uygun.

  22. Erkan Bey… Yazdığınız satırları gerçekten büyük bir üzüntüyle okudum. Pardus kullanmaya başladığımdan beri bütün ekiplerinizi ve sizi gerçekten de kardeşlerim olarak görerek sevgiyle izledim. (İsmi baho bile olsa bir adam sevmiyorsa neden Pardus’la uğraşsın ki..) Yöneticilik döneminiz boyunca sürekli özgür yazılım kurallarına bağlı kaldınız ve sahiplendiğiniz projenin seviyeli ve kaliteli olması için büyük çaba sarf ettiniz. (Hatta beni bile googleearth ve chrome paketlerini yapmak için alternatif yollar aramak zorunda bıraktınız.)

    Ancak projeye verdiğiniz emeği ve projenin önemini algılayabilmek için her şeyden önce hitap ettiği kişilerin belli bir zeka seviyesine sahip olması gerekiyor. Çünkü linux öncelikle algılama ve problem çözme becerisine hitap ediyor.

    Bugün olmaması gereken bir durumla karşı karşıyaysanız bunun sebebi kesinlikle siz ve bu projeye emek veren ekibiniz değildir. Asıl tartışılması ve korkulması gereken şey, bir şeyleri daha ucuza ithal edeceğini ve bundan rant sağlayacağını düşünerek memleketin fabrikalarını kapatmaya ve sanayisini yok etmeye çalışan zihniyettir. Ve pardus projesinin bugün getirildiği durumda böyle bir zihniyetin etkisinin olup olmadığıdır. Yoksa siz görevinizi layıkıyla yerine getirdiniz.

    Bu duygularla projeden ayrılmanıza gerçekten çok üzüldüğümü tekrar beyan ediyor ve bundan sonraki dönemde başka başarılı projelerde yeniden isminizle karşılaşmayı ümit ediyorum. Saygılarımla… Dr. Bahadır Özdemir

  23. Pardus projesine verilen emek ve harcanan zaman boşa gitmemiştir, Pardus içindeki comar gibi bazı teknik yeniliklerle birlikte esas olarak etrafında toplanmış olan ilgi ve topluluk ile çok daha büyük bir değer taşımaktadır.

    Türkiye’de bir büyük çaplı bir açık kaynak topluluğuna ihtiyaç vardı, hala da var. İşte Pardus bu ihtiyacı büyük oranda karşıladı, fakat sanırım pardus bu topluluğa karşı olan eğiticilik ve üretime katkı sağlatıcılık görevini yeterince yerine getiremedi, nedense üniversitelere adam gibi giremedi. Yıllardır Linux kullanan üniversiteler Pardus’tan nedense uzak durdular. Sorunların teknik, idari veya sosyal boyutları olabilirdi ama bu sonuç olarak önemli bir sorundu, giderilmeye çalışılmadı veya giderilemedi.

    “…yapılmamış olmasının nedeni memlekette Pardus’la birlikte üretmek isteyen kimse olmaması değil; bu işe kalkışacak kişilerde evliya sabrı olmamasıdır. Geliştirici ekiple iletişim kurmak son derece kolayken idari taraftan cevap alabilmek bile ciddi sabır işidir.” [1]

    Türkiye’den 3-5 üniversite (Çanakkale, Gazi, ODTÜ, İTÜ, Bilkent, vb.) Pardus topluluğunun devamını getirse. (Adının pardus olması da şart değil.) Akılı başında insanlar pardus’ta yapılan teknik hataları düzeltse ve ve sosyal hataları tekrar yapmasa. Pardus etrafında toplanmış olan ilgi, öğrencilerin hevesi ile bir araya getirilip ve topluluk doğru bir mecraya yönlendirilmiş olurdu.

    Bu üniversiteler eliyle yapılamazsa belki geriye kalan birkaç ticari girişim birşeyler yapmaya çalışacaktır ama nereye kadar gidebilirler bilemiyorum.

    Bunlar yapılmadığında bile TÜBİTAK’ın artık markası haline gelen Pardus’u kendi eliyle bitirmek isteyeceğini sanmıyorum. Belki sadece kamu’ya yönelik bir proje olarak devam etmesi tercih edilebilir. Bu yönde ilerlense bile pardus projesinin sağlıklı bir proje olabilmesi için fedora-redhat, ubuntu-debian, suse-opensuse ikilileri gibi hem ticari/kamu kurumlarının hem de topluluğun ihtiyaçlarını karşılayabilecek sağlıklı bir oluşumun tesis edilmesi lazım ve üniversitelerin mutlaka bu oluşumun içinde yer alması sağlanmalı.

    Her halukarda kamu içerisinde bir yerlerde açık kaynak proje, yazılım, geliştirme ihtiyaçlarını karşılayabilecek veya koordine edecek bir birim olmasına hala ihtiyaç var. Önemli olan bu ihtiyacın üniversitelerle, ticari kuruluşlar ile düzgün şekilde koordine edilerek karşılanabilmesi. Umarım Pardus projesinin bundan sonraki yönetim kadrosu bu konuları düzgün idare edebilir ve TÜBİTAK kamuya karşı üstlenmiş olduğu bu görevini başarılı bir şekilde yerine getirebilir.

    TÜBİTAK bu görevi bırakmayı tercih ederse, kamudaki bu konuları koordine etmek için TÜBİTAK dışında daha esnek çalışabilecek ayrı bir birim kurulmalı diyeceğim ama bundan pek ümitli olduğumu söyleyemem.

    Bu yapılamadığında iş üniversite ve sivil sektöre kalacak ki, kendi aralarında koordinasyonu sağlamaları bana pek olur gibi gelmiyor. Üniversiteler bunu yapacak olsalardı şimdiye kadar yaparlardı zaten.

    Geriye özel sektör kalıyor ki, Pardus etrafında oluşan firmaların sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor diyebiliriz. TÜBİTAK projeden çekilirse bu firmalar projeyi devam ettirecek cesareti gösterebilirler mi, LKD bu durumda nasıl bir tavır alabilir ne kadar destek sağlayabilir bilemiyorum.

    Konu bu yönde ilerlerse önemli bir kayıp olacak Türkiye ve Türk insanı için.

    Pardus projesi sonuç itibariyle başarısız bir proje olsa bile, doğru bir yolda gidilmiş olması (yanlış adımlar atılmış olabilir) itibariyle farklı boyutlarda çeşitli başarılar sağlamış bir projedir. En azından böyle bir yol olduğunu bilenlerin sayısı bu proje ile artmıştır.

    [1] http://nyucel.blogspot.com/2012/01/pardus-temelli-dagtm-mevzusu.html

  24. Teşekkürler Erkan Tekman, teşekkürler TUBITAK. Bir çoğumuzun özgür yazılımdan haberdar olmasını sağladığınız ve keyifle kullandığımız bir dağıtım için…

  25. Merhaba, 2007 yilinda Ankara’da duzenlediginiz bir sunuma katilmis ve bu gunleri on gorerek asagidaki soruyu sormustum:

    “Birgun; Tubitak Pardus projesini durdurdugunda, siz de gorevinizden istifa ettiginizde ve calisanlar isinden ayrildiginda Pardus kullanacak insanlar nereden destek alacaklar? Sizin ve gelistiricilerinizin isine son verildiginde gonullu olarak Pardus’u devam ettirecek misiniz?”

    Bu soruma sizden yeterli bir cevap alamamis bir de universite mailimden mail atmistim ayni soruyu belki halen duruyordur inbox’inizda. Bugun artik bu soruma bir cevap alabilirim diye dusunuyorum. Bu arada cok fazla Ozgur Karatas ismine sahip olan ya da Ozgur Karatas ismini kullanan insan var. Soru ve su andaki comment bana aittir, dogrulama acisindan dilerseniz okaratas at member.fsf.org adresine mail atabilirim/siz de atabilirsiniz. Yeni calisma hayatinizda basarilar, saygilar.

  26. Geri bildirim: Anonim
  27. hayırlısı olsun; KDE seçimi bence başlangıçtaki hataydı. bir de pazarlama ekibi kurmamak konusunda çok büyük yanılgı içindeydiniz. tabii kamuda daha atak davranmak noktasında da. akademi olsun yök baskısıyla yapılacak dayatma neticesinde kabul edebilirdi.

    geçmiş olsun.

    1. Yukarıdaki yorumun kişisel sayılabilecek kimi kısımları yazarının bilgisi dışında ET tarafından düzenlenmiştir…

  28. Sayın Erkan bey, sakıncası yoksa aldığınız destek miktarını ve ödenen maaşları açıklayabilir misiniz? Topluluk olarak hiç bir şeyden habersiz insanları milli işletim sistemi ile kandırdınız! Acaba kaç kişi kullanıyor? Hangi devlet kurumu kullanmaya başladı? Elinize yüzünüze bulaştırdınız güzel projeyi, yazıklar olsun. Halkın ödediği vergileri hiçbir şeyden habersiz çaylak geliştiricilere, reklam ve eğitim kuruluşlarına harcayarak yok ettiniz. Bazı arkadaşlar çok duygusal davranmış, gerçekleri dile getirenleri suçlamışlar. Acaba adam gibi ne çıkarta bildiniz itiraf edebilir misiniz? Gerçekten merak ediyoruz. Marka olduğundan bahsetmiş, lütfen gerçekçi olalım! TÜBİTAK ta çok daha küçük bütçelerle ciddi sonuçlar elde edilmiştir, Pardus fazla reklam kokan ve sonucu hüsranla biten bir projedir.

  29. Pardusun sorunu kanaatimce tübütağın arkasında olması ve bir tür memuriyet ortamı yaratmasıdır. Bunun açık kaynak proje geliştirme mantığına aykırı olduğu kanaatindeyim. Dunyada bu iş genellikle bir gurubun bu işi ele alması ve daha sonra faundation’a dönüşmesidir.Türkiyede kaç geliştirici tübütak modelini benimsedi? bunların hepsi bu olaya profesyonel bir iş olarak bakmadı mı cv işi haline dönmedi mi bu proje?

    Eğer pardus ölen bir proje ise hacker etik kuralları devreye girmeli ve fork yaratmalıdır. nasıl emacs varken xemacs oluyorsa bu oyle birşeydir. ,,

    Fakat dağıtım kolay fork edilecek şeyler değildir. Çünkü 1 program değil 10-20 programdan oluşan bir uzaydır. Bunu yapacak beceride kimse bu projeyi fork etmek ile uğraşmaz. O nedenle yukarıda bir arkadaşın değindiği çomar başka bir ortamda zor yaşar.

    Kişisel ego veya değil denecek hiç birşey yok

  30. Pardus projesi başlarken ne amaçlarla başlamıştı ? Tek amacı adı milli işletim olan bişey üretmek miydi? Bunları sorgulamak lazım. Kar amacı var mıydı? Ayrıca opensource olan bir projenin kapalı bir ekip ile yürütülmesi ne kadar doğru?

    Pardus neden her yıl yeni bir sürüm çıkartma amacı gibi popülist bir amaçla geliştirilmeye çalışıldı. Bunun yerine sağlam, performans odaklı (debian gibi) bir linux sürümü geliştirilse çok güzel olurdu. Geliştiriciler, serverlar, kamu kurumları, akademisyenler projenin odak noktası olmalıydı. Böyle bir durumda ben dahil herkes kullanırdı. Hatta arkasındaki devlet desteği ile tüm dünyada ses getirirdi, Belkide dünyada en çok kullanılan 2-3 sürümden biri olabilirdi. 8,5 yıl bunun için fazlasıyla yeterli bir süre.

    Projenin genel olarak doğru yönetilmediğini ve başlarken net bir amacı olmadığını düşünüyorum. Sürekli projeden geliştiricilerin ayrılması da ayrıca personel politikası ile ilgili ciddi problemler olduğunu gösteriyor, bu da yönetimle ilgili bir problem.

  31. İnsanlar uyuşuk, Linux’a geçiş ne kadar kolay olsa bile kurulu Win 7’leriyle memnunlar. Vestel, Beko yıllardır övünüp duruyor, işte Vestel, Avrupa’ya dünyanın laptopunu satıyor. Bir Pardus dağıtımlı laptop yapamazlar mıydı? Ve biz, Koreliler gibi sahip çıksaydık, WWII sonu Almanları, Japonları gibi hırslansaydık, Büyük Türkiye hayalleriyle büyüseydik? Çok acı be, çocuk gibiydi bu proje, yürüyüşüne, ilk adımlarına tanık olduk hep beraber, şimdi ergenliğini göremeyeceğiz.

    (Belki de bir çılgın(!) Anadol gibi bişey yapar, ticari bir TurkOS’umuz olur. )

    Pek bir saygılar.
    Mehmet

  32. Pardus’un başına ne geldiğini öğrenmek için siteleri kazıyordum ki, bu günlüğe rastladım ve kimi yorumları görünce yazmadan edemedim:

    1) “Linux Windows’tan iyi olmalı, “ses kartı” bile tanıtmak üç saat sürüyorsa”…

    Üzerinde Windows kurulu olmayan bir bilgisayarı kurulum CD’siyle beraber versem “bilgisayar kullanıcılarının” yüzde 90’ı bırak Windows kurmayı daha sabit diski bile biçimlendiremez. Her bilgisayarın Windows yüklü gelmesinin ise “kullanıcıların” neyi bilip bilmediğiyle bir ilgisi yok. Her bilgisayar hazır Linux kurulu geldiğinde “kullanıcının” memnuniyetini tartışmak gerekir. Bilişim “iyi” kavramıyla değil “gereksinim” kavramıyla tartışılır, kullanıcıların yüzde 90’ı da internete girmek, film izlemek ve yazı yazmak dışında bilgisayar kullanmıyor. Ve yine bu kullanıcıların çoğu için “Microsoft” nedir, “DRM nedir”, bunlar hayatımızı nasıl yönlendirir, pek de önemli değil… Bu arada Vista’nın ömrü kaç gün sürmüştü, peki Windows 7 yayınlandıktan ne kadar sonra 3 büyük yama yayınlandı? “İyi” derken?

    2) “Siz intel/ppc farkından habersiz kızları koydunuz, geliştiricileri halkla ilişkiler uzman(!)larıyla muhattap ettiniz” falan filan…

    Pardus’a ve geliştiricilerine küfür edeceksek öncelikle elmayla armudu ayıralım, Pardus geliştiricileri etkinlik koordinatörü müdür? Demek ki insan intel/ppc farkından önce TÜBİTAK’ın nasıl bir kurum olduğunu, hükümetin bu kurum üstündeki baskısının ne olduğunu, özellikle de son dönemde “nasıl işlediğini” bilmeli, geliştiricileri ilgisiz konu başlıklarına muhatap kılmamalı. Pardus’un bugünkü durumu mu tartışılacak? O halde hükümetin, eğitimi git gide sermayenin eline teslim ederken, Fatih Projesi kapsamında “her öğrenciye tablet” şiarıyla “çağ atlanıyor” yalanından işe başlamak gerek, Pardus’u mu tartışacağız Microsoft’un gizli kapalı anlaşmalarını tartışmakla işe başlamak gerek, ondan sonra geliriz Pardus’un geliştiricileri çok mu kendini beğenmiş, çok mu genç, diplomalı mı, vs.

    3) “Milli işletim sistemi”

    Linux’un açık kaynak kodlu olması başka bir şeydir, adlandırmak başka bir şey, nasıl ki Küba’nın Nova Baire’si Venezüela’nın Canaima’sı var, devletin resmi kurumunun önayak olduğu bir sürüme “milli” demek de “faşizan” bir tutum değildir ama mesela tıpkı hükümetin yaptığı gibi TÜBA’yı (Türkiye Bilimler Akademisi) bakanlığa bağlı bir kurum haline getirmeye kalkmak “faşizan” bir tutumdur. (Demek ki kavramlar arasındaki farkı bilmek de önemli)

    4) “Milletin parasının çarçur edilmesi”…

    Bu ülkede Microsoft’un bireylerden ve devletten “kaldırdığı” para miktarını bilmeden bir Linux sürümü için harcanan para “kaynak israfı” olarak değerlendirmek ne kadar kolaymış.

    Sonsöz: Pardus projesinde “Gazze” sürümünün çıkacağı ilan edilip de çıkmayınca Pardus’u terk etmiştim. Sürümlerinin çıkış biçimini de, misal forumunun işleyiş biçimini de hiç doğru bulmuyordum. Yani bir Linux kullanıcısı olarak “pardussever” değilim. (Pardus yaygınlaşmadı diyenler önce en azından Distrowatch’ın indirme istatistiğini takip etsin) İyi de pardussever olmamak=pardus’a küfretmek eşitliğini hangi akılyürütme kurabilir? Benim kişisel seçimlerime uygun olmayan bir dolu şey, onlarca insanın hoşuna gidebilir, Linux kullanıcılarının davranış biçimleri “ölçeklendirilebilir” ama somut olarak “ölçülemez”. Dolayısıyla kişisel bilgisayar kullanımı gibi pek çok etmenin söz konusu olduğu bir alanda Pardus’un bugünkü durumunu “kişisel tercihler” düzlemine indirgemek büyük resmi görmemekle eşanlamlıdır.

    1. Merhaba

      Öncelikle, üstte yazan arkadaşın görüşlerine katılıyorum, öncelikle bunu belirteyim.

      Erkan Bey ve projede emeği geçen diğer bütün kişilere, emekleriniz için teşekkürler, elinize sağlık bundan sonraki hayatınızda da başarılar dilerim (uzun yazamıyorum, gerçekten değer verilecek bir çalışma yapıldı, en azından istenince neler yapılabileceği, nasıl yapılabilebileceği, böyle bir çalışmada ne gibi bir yol izlenmesi gerektiği aksaklıklar vs. neler olabilir ortaya çıkmış oldu.)

      En son denemek için Kurumsal-2 64 bit versiyonu denemek için kurmuştum. Dağıtım ve sistem oldukça rahat kullanılabilir durumda idi görebildiğim kadarı ile. Yani hiç kimse bizim memlekete dağıtımını vermese, bizim kendi dağıtımımız var, ne halt ederseniz edin denilebilecek noktaya gelindiği gayet açıktı. Ekip hedeflenen noktaya anladığım kadarı ile ulaştı, bence hiç de başarısız olunmadı.

      Dağıtımdan çok daha önemlisi böyle bir işi çıkarabilecek ekibin kurulabilmesi idi, ekibi dağıtanlar, elde tutamayanlar için söylenecek sözleri buraya yazmak istemiyorum.

  33. Kamu kurumlarının yabancı yazılım firmalara ödediği lisans ve servis paralarının yanında, Pardus projesine harcanan para devede kulak kalır! İsteyen araştırsın mukayese etsin sonra konuşsun!

  34. Çok kötü devletin destek çıkması gerekirdi. Zaman kısıtı nedeni ile pardus kullanan biri değilim ama okullarda eğitim verip yaygınlaştıracağına bitmesine seyirci kalıyor.

  35. Teşekkür ederiz hocam, okumayı bilen takipçileriniz sadece gerekli yorumları okuyorlar şüpheniz olmasın. Ayrıca bu sayfaya giren insanlar mutlak düşünme yetisi sahibi insanlar veya bu insanların varlığnda hoşlanmayan kişilerdir diye düşünüyorum. Biz birbirimizi iyi tanırız. 🙂

    Bu arada yeni Anka projesi için, çok daha büyük başarılara imza atmasını temenni ediyorum, ancak şimdilik bırakın kurmayı, linklerini kullanarak download etmeyi bile başaramadım, denemeyi sürdüreceğim..

    Sayglar,
    Özgür Gül
    Bilgisayar Mühendisi

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir