Pardus YN: Strateji

2 Nisan 2011 günü İstanbul Bilgi Üniversitesi‘nde, Linux Kullanıcıları Derneği ve İstanbul Bilgi Üniversitesi Bilgisayar Bilimleri Bölümü işbirliği ile düzenlenen Özgür Yazılım ve Linux Günleri‘nde, Pardus’un geçmişi, bugünü ve geleceği konusunda bir konuşma yapma ve Pardus kullanıcısı ve geliştiricisi konumundaki katılımcılarla bu konuları tartışarak irdeleme fırsatı buldum.

Bu ve izleyecek bir dizi günlük yazısı ile bu konuşmanın içeriğini, konuşma süresine sığdıramadığım bir dizi ilgili hususu ve özellikle önümüzdeki dönem için görüşlerimi paylaşmak istiyorum. İlk yazımızda hayli kısa bir durum değerlendirmesi ardından mevcut Pardus stratejisi ve planlanan/uygulamaya konulan değişiklikler üzerine odaklanacağım.

DURUM DEĞERLENDİRMESİ

2003 yılı Eylül ayında TÜBİTAK UEKAE bünyesinde Özgür Yazılım Geliştirme ve Üretim (ÖZGÜR) iç destekli stratejik projesinin başlatılması ile ilk adımları atılan Pardus, geçen 7,5 yıl içerisinde çok mesafe katetti. Sayısal olarak değerlendirdiğimizde 4 kişilik bir ekiple başlatılan proje, şu anda 35 kişiye yaklaştı ve 2011 sonunda 50 kişi hedefleniyor. Neredeyse olmayan bir bütçeden şu anda 25 milyon TL’lik bir proje portföyüne ulaşıldı, 2011 sonu itibarı ile 35 milyon TL hedefleniyor. 2010 yılı içerisinde dışkaynaklama ve altyüklenicilik yoluyla 1 milyon TL’ye yakın bedelde bir dizi iş çeşitli çözüm ortakları ve özgür yazılım firmalarına yaptırıldı.

Nitel değişiklikler de son derece önemli: Proje bir olurluk çalışması ve projelendirme çalışması olarak başlatıldı. Hemen ilk zamanlarda proje bir dağıtım geliştirme amacıyla yeniden yapılandırıldı. 2009 yılı itibarı ile kurumsal sürümün gündeme gelmesi ve ardından kurumsal yazılımı dizisi geliştirme hedefi kapsama dahil edildi. Aynı zamanlı olarak Türkiye’de özgür yazılımın yaygınlaştırılması ve bir özgür yazılım ekosisteminin geliştirilmesi yönünde çalışmalara da öncülük edilmeye başlandı.

2011 başına takvimlenen Pardus 2011 ve Pardus Kurumsal 2 sürümlerinin yayımlanması ardından ekip olarak zaman ve enerjimizi strateji, organizasyon ve politikalar açısından geldiğimiz noktayı değerlendirmek ve önümüzdeki 3-5 yılı planlamak için ayırabileceğimizi değerlendiriyoruz.

STRATEJİ

2004 yılının ikinci yarısında Pardus (o zamanki adı ile Ulusal Dağıtım’dan Uludağ) projesi son derece basit bir strateji belirlemişti:

  • Yaygın bir işletim sistemi dağıtımı geliştirmek,
  • Bu dağıtımı geliştiren organizasyonun sürdürülebilirliğini (finansal, insan kaynağı, teknolojik, vb açılardan) sağlamak,
  • Bunları teknolojik inovasyon yaparak gerçekleştirmek.

Geçen 6,5 yılda bu stratejiye uygun yapıların oluşturulduğunu, genel hatlarla bakıldığında hedeflere ulaşıldığını görüyoruz. Bununla birlikte, girişte sıraladığımız ilerleme belirteçleri bu strateji cümlelerinin artık fazla genel olduğu, daha odaklanmış bir strateji belirlenmesi ve uygulamaya konması gerektiğini gösteriyor.

Yaygın Dağıtım

Halen Türkiye’nin en çok kullanılan Linux dağıtımı olan Pardus artık iki farklı kulvarda iki farklı ürünle kullanıcılarla ulaşıyor olacak: Daha çok bireysel kullanıcıyı hedefleyen, teknolojik gelişmeleri daha yakından takip etmeyi hedefleyen, desteği daha çok camia modeli ile sağlanan Pardus 2000 serisi ile doğrudan kurumsal kullanıcıları hedefleyen, masaüstü yanında sunucu kullanımında da ciddi iddiası olan, kararlılık ve sürekliliği hedefleyen, desteği ciddi iş modellerine dayanan profesyonel kanallarla sağlayan Pardus Kurumsal. Artık Pardus’un “yaygınlık”ı hedeflemenin ötesinde bu iki kulvarda nasıl hareket edeceğini daha net belirlemesi ve ilan etmesi gerekiyor.

Bu bağlamda, Pardus 2000 serisini daha kullanıcı merkezli, 1.0 ve 2007 sürümlerindeki kadar kolay kullanımlı, 2007 ve 2008 sürümlerindeki kadar yenilikçi bir yörüngeye yerleştirmeyi hedefliyoruz. Pardus 2000 serisinin geliştirici camiasının sürece daha fazla dahil olduğu, daha açık ve daha katılımcı bir geliştirme ve yönetişim modeli ile oluşturulmasının altyapısını tanımlama aşamasındayız.

Pardus Kurumsal için ise ekosistem oluşturma hedefine paralel bir geliştirme ve yönetişim modeline evrilip, zamanla daha çok sahipli yazılım ürünleri için duymaya ve görmeye alıştığımız “ürün yöneticisi”, “pazarlama yöneticisi” benzeri profesyonel pozisyonların devreye girmesi planlanıyor.

Sürdürülebilir Organizasyon

Organizasyonun sürdürülebilirliğinin en önemli ayağı finansal kıstaslar ve bu alanda TÜBİTAK mevzuatının bize gösterdiği yol da sözleşmeli projeler. 2007 yılında Milli Savunma Bakanlığı için yapılan çalışmalar ile başlayan proje tarihçemiz 2010 yılı başında Enerji Piyasaları Düzenleme Kurumu projesi ile ivme kazandı. Şu anda mevcut 2 projemize ek olarak sözleşme aşamasında 4, hazırlık ve iş geliştirme aşamasında ise 10’un üzerinde projemiz mevcut. Makul bir sözleşmeye dönüşme oranı ile Pardus projesinin milli bütçeden sağlanan kaynağın ötesinde büyüyebileceği, sahada faaliyet göstererek gerçek talebe uygun ürünler geliştirebileceği bir yapıya ulaşabileceğini ümit ediyoruz.

Bu alanda kıstasların daha belirgin hale gelmesi, TÜBİTAK’ın hangi ve ne tip projelerde doğrudan yüklenici olacağı, bu projelerde nasıl bir dışkaynaklama ve altyüklenici politikası güdeceği; hangi ve ne tip projelerde doğrudan yer almayıp ekosistem firmalarını kullanma/önerme yoluna gideceğinin açık ve net bir şekilde tanımlanması ve ilan edilmesi gerekiyor. Neticede sürdürülebilirliğin çok önemli bir ayağı da sağlıklı ve güçlü bir ekosistem oluşturulması.

Mevcut eğilim TÜBİTAK’ın

  • belli bir büyüklüğün üzerinde, dolayısı ile karmaşık bir proje yönetimi gerektiren projelerde,
  • özgün çözümler gerektiren ve teknolojik inovasyon yaratılacak projelerde,
  • güvenlik kıstasları nedeniyle TÜBİTAK’ın görev alması gerekli olan projelerde

ana yüklenici olarak yer alması, bunun dışındaki işlerde gerekirse altyüklenici, bu da gerekmezse danışman ya da izleyici pozisyonunda bulunması yönünde. İlk gruptaki projelerde ağırlıklı olarak, ikinci ve üçüncü gruptaki projelerde de proje niteliğinin izin verdiği ölçekte altyüklenici kullanılması ve bilgi birikiminin ekosistem ile birlikte geliştirilmesi ve/veya ekosistem ile paylaşılması planlanıyor.

Teknolojik İnovasyon

Geçtiğimiz 7 yıl içerisinde Pardus teknolojilerinin gidişatına baktığımızda inovasyon konusunda, özellikle bu dönemin ilk yarısında bir sıkıntı yaşamadığımızı görebiliyoruz. Başta PiSi olmak üzere, YALI, Kaptan, Comar, ahenk, mudur serisi, bir dizi yönetici geliyor aklıma isim olarak. Ancak inovasyonun yalnızca fikri ortaya atıp ilk ürünü çıkarmakla sınırlı olmadığını, bu yeniliklerin sürdürülebilir olmaması durumunda çok anlamı kalmadığını da düşünüyorum.

Bu noktada network-manager uygulamacığını irdeleyelim biraz: Daha Pardus 1.0 zamanında, o zamanlar sahipliler dahil (Windows ve MacOS için konuşuyorum) herhangi bir işletim sisteminde bulunmayan, kolay kullanışlı ve çalışan/iş gören network-manager çok başarılı bir inovasyon örneği oluşturuyordu. Ancak zaman içerisinde, özellikle işgücü eksikliği sorunlarından hareketle, network-manager işlev olarak ilerleyemedi, teknolojik altyapı açısından ise açıkça geride kaldı. Pardus 2011 ve Pardus Kurumsal 2’de, ne yazık ki, network-manager kullanmıyoruz artık. Onun yerini GNOME altyapısı ve GNOME ve KDE4 arayüzleri (Pardus geliştiricilerinin ciddi katkısı ve müdahalesi ile) aldı. Kişisel görüşüm mevcut çözümlerin (Pardus, diğer Linux dağıtımları ve sahipli işletim sistemleri dahil) bizim network-manager ile karşılaştırıldığında kullanışlılık ve kolaylık açısından hala geride oldukları yönünde. Heyhat!

Diğer Pardus teknolojilerine baktığımızda, bu yazılımların da geliştiriciler ve kullanıcıların gereksinimlerine uygun bir hızla gelişemediğini tespit ediyoruz. Bunun önemli nedenlerinden birisi Pardus teknolojilerinin tümüyle (çok ufak istisnalar hariç) TÜBİTAK ekibi tarafından geliştiriliyor olması, bir camia oluşturma konusunda başarılı özgür yazılım projeleri kadar mesafe kaydedememesi kanımca. İlk sürümden bu yana 6 yıl geçmesine karşın Pardus teknolojilerini kullanan, Pardus temelli ikinci bir dağıtımın çıkmamış olması da bu eksikliğin bir göstergesi.

Pardus projesinin artık daha hesaplı inovasyon yapması, parlak bir fikri bir ürüne çevirirken bu ürünün sürdürülebilirliğini ciddi bir şekilde değerlendirmesi gerektiğini düşünüyorum. Yeni teknolojiler geliştirirken camia ve ekosistemi daha fazla içine alacak bir teknoloji yönetişimi yapısı kurulması yerinde olacak. Bunun yanında icrada yapılması gerekenler de var: Yol haritasının daha belirgin ve açık olması, kullanıcı ve geliştirici önerilerinin daha fazla dikkate alınması, bu teknolojilerinin geliştirilmesinde proje yönetimi pratiklerinin daha fazla kullanılması gibi…

Aslında tüm bu yazdıklarımız Pardus teknolojilerinin birer projeden daha çok birer ürün gibi görülmesi gereğine işaret ediyor. Geliştirme ve dağıtımın özgürlüğüne halel getirmeden, ama ürün ciddiyeti ve sürekliliğine sahip bir şekilde teknoloji geliştirirsek inovasyon konusunda bir sıkıntı yaşamayacağımızı tahmin ediyorum.

Doğal olarak tek çeşit ve tek bir ürün geliştirmek için, sözleşmeli projeleri son derece kuramsal bir seviyede ele alarak, inovatif fikirleri hızla çözüme dönüştürme heyecanı ile 6 yıl önce oluşturduğumuz organizasyon bu beklentileri karşılamaktan uzak. Pardus 2011 ve Pardus Kurumsal 2 geliştirilirken bu eksikliği ciddi bir şekilde hissettik. Şimdi sürümler tamamlandığına göre yapmamız gereken şekillenmeye başlayan bu yeni strateji ile uyumlu bir organizasyon ve camia yönetişimi yapısı oluşturmak. Bu konulara da önümüzdeki yazılarda değineceğim…

“Pardus YN: Strateji” üzerine 4 yorum

  1. teknolojik innovasyon sürüdürlebilir organizasyon, yönetişim biletişim. kusurabakmayın Erkan bey ama bu laflar artık kabak tadı vermeye başladı. somut olarak yazarmısınız bunca senede kaç kuruluşu pardusa geçirebildiniz. bir kaç ay önce kurumsal 2 diye bir şey çıkartmışsınız keşke bu yazıyı yazmakla vakit harcayacağınıza kurumsal sürüm hakkında bir kaç satır bilgi verseydiniz. aradan aylar geçmesine rağmen webte kurumsal 2 hakkında hiç bir şey yok. madem bu ürünleri tanıtma gibi bir niyetiniz yok ne amaçla üretiyorunuz izah edebilirmisiniz marslılar mı kullanacak bu ürünü.

  2. yaptiginiz yazilimi once linux komunitesine tanitin hocam. oyle ya da boyle yaptiginiz is yatirim aliyor, dunyada kac tane yatirim alan linux dagitimi var? bunun sorumluluguyla global hareket etmelisiniz. turkiyede, turkce bildirilerle yazip cizmek kolaydir, hatanizi eksiginizi goremezsiniz. ufak tefek ingilizce haberler ciktiginda dahi sevinen bir kitle vardi, artik bu tuhafliklari birakin global komuniteye entegre olup aldiginiz yatirimi haketmeye calisin.

  3. demek istedigim, turkiyenin en buyuk yatirim ve destegi alan yazilim projesi yeni kararlar aliyor, yeni bir yola cikmaya hazirlaniyor ama bunu gorebildigimiz bir tane ingilizce haber yok? ne hacker news’te, ne slashdot’ta bir tane girisiniz yok. ufak tefek pet projeler bile konusulurken nasil olur da yatirim alan bu kadar buyuk organizasyon kuzey korecesine yonetilir? siz bunu sadece devlet icin mi yapiyorsunuz? once bu mantalitenin degismesi gerek. bu isi once herkes icin yapin. herkesin ne anlama geldigini, herkese ne borcunuz oldugunu dusunerek baslayin bu ise eger tekrar baslayacaksaniz.

  4. Pardusta çalışan olup da işletim sistemleri alanında doktora ve yayınlara sahip kaç kişi var ? Muhetemelen sıfır buradan da anlaşılıyor ki bu projeden bir şey beklenmez zaten 7 yıldır ne bir gönüllüsü olmuş ne camiası tubitak desteği çekse bugün biter bu proje.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir