Özgürlükİçin: “Özgür Yazılım Lisansları – III”

Özgürlükİçin.com‘un aylık e-dergisine Ağustos sayısında yayımlanan yazım:

Özgür Yazılım Lisansları
Felsefi Açısından

Geçtiğimiz aylarda hoşgörülü ve copyleft özgür yazılım lisanslarını önce geliştiricileri sonra da iş modelleri açısından karşılaştırıp irdelemiştik. Şimdi sırada daha derin bir konu var, aynı lisansları felsefesel ve “özgürlük” kavramı açısından karşılaştırmak.

Özgürlük Nedir?

Hep yararlı gördüğümüz şeyi yapalım ve TDK Güncel Türkçe Sözlük’e bakalım özgürlük sözcüğünün lafzi anlamı için:

Özgürlük: Herhangi bir kısıtlamaya, zorlamaya bağlı olmaksızın düşünme veya davranma, herhangi bir şarta bağlı olmama durumu, serbestî.

İlk adımda sert bir kayaya çarptık, gördüğünüz gibi. Her lisans sözleşmesi bir dizi şart içerir, bu hali ile zaten “özgürlük” sözcüğünün lafzi anlamı ile çelişirler. Ufak bir araştırma ile “şarta bağlı olmama” kısmını ön plana çıkardığımızda “özgürlük”ten “başıboşluk”a gittiğimizi görebiliriz. Eğer bu sözcüğü kullanacaksak, yazılımı başıboş bırakmanın tek yolu kamusal alana bırakmak, yani herhangi bir telif işareti koymamak. Kimi yazılımcılar gerçekten bu yolu seçiyor ve eserlerini kamuya devrediyorlar. Bunun sonucu olarak da bu yazılımlardan türetilecek ürünler üzerinde herhangi bir söz hakları bulunmuyor.

Başıboş yazılım çok tercih edilen bir lisanslama yöntemi değil. Çünkü yazılımcılar ürettikleri ve kamu ile paylaşmaya karar verdikleri fikri mülkiyetlerinin ne şekilde kullanılacağı konusunda, özellikle özgürlük bağlamında söz hakkına sahip olmak istiyorlar. Bunun sonucu olarak da hoşgörülü ve copyleft özgür yazılım lisanslarından birini seçiyorlar.

Geliştiricinin Özgürlüğü, Kodun Özgürlüğü, Kullanıcının Özgürlüğü

Hoşgörülü lisanslar, bir açıdan bakınca, en geniş özgürlüğü sunan özgür lisanslar. Çünkü, adı üzerinde, bu lisanslar geliştiricilere özellikle türev ürünler için son derece geniş bir hareket serbestisi sağlıyorlar. Hoşgörülü bir lisansla yazılmış yazılımdan türeteceğiniz ürünü istediğiniz şekilde sunabiliyorsunuz kullanıcıya, hatta kodunu kapatarak. Apple’ın BSD çekirdeği üzerine inşa ettiği MacOS X’i sürekli örnek veriyoruz bu konuda, ama örnekler saymakla bitmez. Hoşgörülü lisanslar geliştiriciyi özgürleştiriyor, kısıtlarını kaldırıyor. Bu özellikleri ile kimi zaman “gerçek özgür lisanslar”ın hoşgörülü lisanlar olduğu savlanıyor.

Tabi bu noktada önemli bir soru ile karşılaşıyoruz: Özgürlüğü kimin için talep edeceğiz? Geliştiriciyi özgürleştiren lisanslar yazılımı da özgürleştiriyorlar mı gerçekten? Geliştiriciyi özgürleştirmek yönündeki her adım kullanıcıyı da daha özgür kılıyor mu?

Özgür Yazılım Vakfı’nın (www.fsf.org) buna yanıtı net: Hayır, geliştiriciyi özgürleştirmek önemli olmakla birlikte nihai hedef olamaz. Önemli olan kullanıcının özgürleşmesidir. Bu uğurda geliştiricilerin özgürlüklerinden fedakarlıkta bulunulabilir, hatta bulunulmalıdır da. Copyleft özgür lisanslar tam da bunu yapıyor, bir kez özgür kılınan yazılımın (aslen kaynak kodunun) her zaman özgür kalmasını şart koşuyorlar. Örneğin GPL ile lisanslı bir yazılımdan türetilen ürün kapalı kaynak kodu ile dağıtılamıyor. Geliştirici GPL koda el sürdüğünde bu şartı da kabul etmek zorunda. En güzel örnek daha birkaç gün önce Microsoft’un Linux çekirdeğine katkıda bulunmak için GPL lisansını kullanmak “zorunda kalması”.

GPL lisansının (burada kastettiğimiz 1991 tarihli sürüm GPLv2) kodun özgürlüğünü sağlarken kullanıcıyı özgürleştirmek için her zaman yeterince etkili olamadığını geçen onbeş küsur yıl gösterdi. Özgür yazılımları kullanan donanım ürünleri (örneğin en meşhur vaka TiVo) ya da internet bazlı servisler (örneğin Google arama aracı) kaynak kodlarını FSF’in amaçladığı kadar açmadan ve özgürleştirmeden de çalışabiliyorlardı. Bu sıkıntıları da gidermeyi hedefleyen GPLv3 çalışması 2007 yılında tamamlandı. Gittikçe daha fazla yaygınlık kazanan GPLv3 ve Affero GPLv3 lisansları ile kullanıcılar biraz daha özgür olabilecek.

Kişisel görüşüm ise, bu tip karmaşık sorunların yalnızca bir lisans metni ile çözülemeyeceği, özellikle yazılımın yeniden üretimi ve yenilikçi ürün geliştirime konusunda yeterince cazip yeni iş modelleri oluşmadan yapılacak lisans metni iyileştirmelerinin yalnızca sınırlı başarısı olacağı yönünde…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir