Özgürlükİçin: “Özgür Yazılım Lisansları – I”

Özgürlükİçin.com‘un aylık e-dergisine yazdığım yazılarda birkaç aydır özgür yazılım lisanlarını çeşitli açılardan inceliyorum. Özellikle hoşgörülü ve copyleft lisansların karşılaştırmasını yapmaya çalışıyorum. Geliştiriciler, iş modelleri ve felsefi açıdan değerlendirmelerin yer aldığı ilk üç yazıyı web günlüğüme aktarıyorum. Dizi, büyük olasılıkla, önümüzdeki ay yayımlanacak hukuk açısından değerlendirme yazısı ile son bulacak. İşte Haziran sayısında yayımlanan yazım:

Özgür Yazılım Lisansları
Geliştiriciler Açısından

Geçtiğimiz günlerde Bilgi Üniversitesi Fikri Mülkiyet Hukuku Uygulama ve Araştırma Merkezi (bilfim.bilgi.edu.tr) ile Bilişim ve Yazılım Eser Sahipleri Meslek Birliği (www.biyesam.org.tr) işbirliği ile düzenlenen Hukuki Boyutları ile Bilgisayar Programları konferansına izleyici olarak katıldım. Programda Dr. Emre Bayamlıoğlu’nun özgür yazılımlar ile ilgili bir konuşması bulunması benim için cazibe oluşturan unsurlardan biriydi. Konuşma sonrasında aklımda yer eden ana görüş özgür yazılımı hukukçulara anlatmada eksik kaldığımızı, bunun da özgür yazılım temelli iş modelleri ve iş planları oluşturacak firmalar için bir handikap oluşturabileceği idi. Bu saptama ışığında birkaç yazıda özgür yazılım lisansları ile iş modelleri arasındaki bağlantıyı irdelemeye çalışacağım.

Ortak Payda: Özgürlük

Özgür yazılım lisanslarına eğitimsiz ve deneyimsiz bir bakış ilk anda iki farklı lisans ailesi ve sadece nüanslara sahip iki yaklaşım arasında olmayan “çatışma”yı algılıyor. Bu bilişimciler için de geçerli, öyle anlaşılıyor ki hukukçular için de. Özgür Yazılım Vakfı (Free Software Foundation-FSF, www.fsf.org) tarafından kaleme alınan ve ısrarla savunulan GNU GPL ve uyumlu lisanslar ile Açık Kaynak Girişimi (Open Source Initiative-OSI, www.opensource.org) tarafından onaylanan daha geniş anlamda özgür yazılım lisansları aslında aynı ortak payda üzerine şekilleniyorlar: Özgürlük. Ayrıntılandırmak gerekirse dört temel özgürlük:

  • Özgürlük 0: Programı sınırsız kullanma özgürlüğü.
  • Özgürlük 1: Programın nasıl çalıştığını inceleme ve amaçlara uygun değiştirme özgürlüğü.
  • Özgürlük 2: Programın kopyalarını sınırsız dağıtma özgürlüğü.
  • Özgürlük 3: Programın değiştirilmiş halini dağıtma özgürlüğü.

Gerek GNU GPL, gerekse diğer OSI onaylı özgür yazılım lisansları bu özgürlüklerin karşılanmasını temel şart olarak ortaya koyuyorlar.

Ayrıldıkları nokta ise türev yazılımlarla ilgili şartlar ya da izinler. GNU GPL türev yazılımların da aynı lisansla dağıtılmasını, dolayısı ile bir kez özgürleştirilen yazılımın türevlerinin de kapatılamamasını şart koşuyor. Bu tip lisanslar copyleft ya da karşılıklı (reciprocal) olarak sınıflandırılıyor. Kimi özgür lisanslar ise (örneğin BSD, Mozilla Public License gibi sıkça kullanılan lisanslar) türev yazılımlar için herhangi bir şart koşmuyor, bu nedenle de hoşgörülü (permissive) lisanslar olarak anılıyorlar. Hoşgörülü lisanslar ile bir özgür yazılımı değiştirdiğinizde kaynak kodunu kapatma, türev yazılımı sahipli hale getirme “özgürlüğü”nüz de var. En popüler örnek Apple’ın BSD çekirdeği üzerine şekillenen OS X işletim sistemi. Evet, OS X özgür yazılım değil, ama bu durum BSD çekirdeğinin özgürlüğünü ortadan kaldırmıyor.

Yazılım Geliştirici Açısından Hoşgörülü Lisanslar

Özgür yazılım lisanslarına iş modelleri açısından yaklaşmadan önce yazılım geliştiricinin bakışından değerlendirelim: Karşılıklı lisanslar açık bir şekilde bir kez özgür dağıtılan kodun hep özgür dağıtılmasını şart koşuyor. Tabii tek eser sahibi için çift lisanslama olanakları mevcut, ama bu GNU GPL kodun ve türevlerinin özgürlüklerini etkilemiyor. Hoşgörülü lisanslar ise özgür dağıtılan kodun “sahiplenilmesi”ne olanak tanıyor. BSD çekirdeğine katkıda bulunan bir geliştirici bu kodun kapalı OS X işletim sisteminin başarısına da katkıda bulunacağını, yani özgür olmayan yazılımlara bir anlamda destek olduğunu biliyor.

Yazılımcı olmayan bir kişinin gözünden bakıldığında bu tümüyle bir yarar / zarar analizi ve hür iradeyle verilen bir karar. Kendini FSF felsefesine adamış birisi için kabul edilemez bir uygulama olabilirken olaya daha pratik / pragmatik açıdan yaklaşan birisi için özgür yazılım için elde edilecek fayda ön plana çıkabiliyor. Dolayısı ile hoşgörülü lisansları kullanan yazılımcıları copyleft lisansları kullanan yazılımcılardan daha az “özgür yazılımcı” olarak görmek gibi bir durum söz konusu olmamalı. Her ikisi de özgür yazılımların gelişmesi için çalışıyorlar. Ben, bu nedenle, Türkçe’de ve Türkiye’de “Özgür Yazılım – Açık Kaynak” diye bir ayrıma, FOSS, FLOSS gibi (bence) zorlama bölünmelere ve “çatışma”lara ziyadesiyle karşıyım. Tek bir özgür yazılım tanıyorum, ve her platformda bunu vurgulamaya çalışıyorum.

Gelecek ay hoşgörülü lisansların iş modelleri açısından önemine değineceğiz, işler biraz daha karışacak 🙂

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir