Bilişim Dergisi: “Kriz Döneminde Özgür Yazılım”

Sanırım sevgili Görkem Çetin başlattı, ardından sevgili Bora Güngören ve sevgili Erhan Ekici katıldılar. Kanbersiz düğün olmaz misali ben de gireyim lafa. Türkiye Bilişim Derneği‘nin Bilişim Dergisi‘nin Kasım sayısında yayımlanan Özgürlük İçin… köşesi:

Kriz Döneminde Özgür Yazılım

Dünya ekonomisi son seksen yılın en büyük ekonomik krizine giriyor, hatta girdi. Özellikle ABD’de emlak kredileri sektöründe başlayıp ABD ve Avrupa’da bankacılık ve finans sektörlerine sıçrayarak büyüyen kriz, tüm sektörleri ve tüm dünyayı içine alacak gibi görünüyor. Kurumlar ve kişiler için sıkıntılı dönemler. Bu yazımızda kriz döneminde özgür yazılımın halini mercek altına alalım…

Kriz Zamanları İçe Dönmek ve Düşünmek için Birebir

Kriz dönemlerinde tüm ekonomik aktörler harcamalarını kısmak, maliyetlerini düşürmek ve müşterilerini korumak gibi temel yaşamsal tepkiler gösterirler. Ancak tecrübe gösteriyor ki, bu yaşamsal ve günlük tepkilerin yanında, durgunluk zamanları içe dönmek ve düşünmek için de kullanılıyor. Yarınları etkileyecek kimi girişimler tam da bu kriz zamanlarında ortaya çıkıyor. En çabuk akla gelenler insan kaynaklarının iyileştirilmesi, kalite sistem ve süreçlerinin gözden geçirilmesi ve organizasyonel yükün (overhead) düşürülmesi gibi önlem ve uygulamalar.

Bilişim sistemleri, reel sektör firmalarının ana iş kolları veya çekirdek rekabet alanları arasında değildir. Bu nedenle işleyen sisteme müdahale etmek, değişiklik yapmak çok tercih edilmez. Mevcut sistem işini yaptığı sürece “en iyi” sistemdir. Hele bilişim sistemlerinde kullanılan yazılımları üretim, dağıtım ve destek modelleri açısından değerlendirmek, bu modelin firmanın üretkenliği, verimliliği, esnekliği ve karlılığına etkilerini sorgulamak günlük operasyon sırasında akla dahi gelmez. İşlerin yavaşladığı, siparişlerin seyrekleştiği, kemerlerin sıkılmaya başladığı kriz dönemleri ise bunları gündeme almak için biçilmiş kaftan.

Mevcut kriz, özgür yazılımın kurumsal pazarda yeniden gözden geçirilmesi ve değerlendirilmesi açısından önemli bir zaman. Mevcut sahipli yazılım çözümlerini sorgulayacak, özgür yazılım çözümleri ile test ve pilot çalışmaları yürütecek, sonrasında da kapsamlı özgür yazılım göçlerine girişecek pek çok firma olacak. Bunun hem bu firmalar, hem de özgür yazılım geliştiren, “satan”, hizmetleri veren yazılım ve bilişim firmaları için önemli bir fırsat olduğu açık.

Hem Tasarruf, Hem İnovasyon

Özgür yazılım krizde ve sonrasında firmalara neler vadediyor? Doğal olarak öncelikle tasarruf. Bedava anlamındaki free (as in free beer) her zaman özgür yazılımın birinci cazibesi olmuştu, kriz döneminde çok daha fazla böyle olacak. Gözden kaçırılmaması gereken, göçün de kimi zaman dışkaynakla yürütülen, belirgin bir eğitim ihtiyacı yaratan ve uygulama aşamasında üretkenlik kaybına yol açan bir proje olduğu. Özgür yazılıma geçişte yapılan yatırımın geri dönüşü (Return on Investment – ROI) toplam sahip olma maliyetinin (Total Cost of Ownership – TCO) düşüşü ile, belli bir vadede sağlanıyor. Özgür yazılım firmalarının bu dönemde yapması gereken, özgür yazılıma göçü sıkı nakit ve pahalı kredi ortamında dahi cazip kılabilecek yaratıcı iş modelleri üretmek.

Özgür yazılımın ilk anda bilançoya yansımayan, yansıdığında da kaynağını çok ele vermeyen bir katkısı ise inovasyonun kolaylaşması, hızlanması ve ucuzlaması. Bu, bilişim firmaları için olduğu kadar reel sektör firmaları için de böyle. Özgür yazılımın teknoloji ve iş modeli getirdiği açıklık ve sayesinde bilişimle hiç ilişkisi olmayan firmalar bile daha yenilikçi olabilecek, 21. yüzyıla daha hızlı ayak uydurabilecekler. Özgür yazılım firmalarının ikinci yapması gereken de özgür yazılımın ilk bakışta göze çarpmayan, ama kriz dönemi içe dönme ve düşünme seanslarının temeline hitap eden bu özelliğini potansiyel müşterilerine doğru anlatmak.

Bilişim Dergisi: “Özgür Yazılım ile Fırlayan Üretkenlik”

Bir yıldır, sevgili Yücel Kamçez derginin başına gedliğinden beri, Türkiye Bilişim Derneği‘nin Bilişim Dergisi‘ne “Özgürlük İçin…” başlığı altında yazılar yazıyorum. Özgür yazılım, Linux ve Pardus konularına değindiğim köşenin etkilerini görmeye başladık, iyi yönde ve diğer türlü 😛 İşte derginin Ekim sayısında yayımlanan Özgürlük İçin… köşesi:

Özgür Yazılım ile Fırlayan Üretkenlik

Özgür yazılımı ayrıntılı didikleyen yazılarımıza “reklamlar” için bu ay ara vereceğiz. Çünkü geçtiğimiz günlerde Pardus 2008’in ilk güncelleme sürümü yayımlandı. Yeni kullanıcıların yüksek hacimli güncelleme gereksinimlerini ortadan kaldırmak ve Pardus teknolojilerinin en son durumlarını içeren güncelleme sürümlerine, geleneksel olarak, Anadolu’da nesli tehlikede bir hayvanın ismini veriyoruz. Bu kez sevimli çizgili sırtlan konuğumuz oldu ve yeni sürümümüz Pardus 2008.1 Hyaena hyaena olarak adlandırıldı…

Bir Tane Yetmez, Yedi Tane!

Bu sürümümüz bir açıdan şimdiye kadar yaptıklarımızın (ki sadece çalışan CD olanları da sayarsak dokuzuncu resmi ve açık sürümümüz oluyor) en iddialısı oldu. Normalde ya tek bir ürün, ya da kurulan ve çalışan CD şeklinde iki ürün çıkarırken bu kez tam yedi ürün hazırladık.

Başta doğal olarak kurulan CD Pardus 2008.1 Hyaena hyaena var, özellikle 2007’den 2008’e güncelleme betiği ile eski kullanıcılarımızın uzun süredir beklemekte olduğu. Hyaena hyaena’nın bir diğer özelliği de İsveççe dil desteğinin eklenmesi oldu. Biz sayısını karıştırmaya başladık, ama Pardus 11 dili tam olarak destekliyor artık. Bu da doğal olarak CD’de uluslararasılaştırma paketlerine gittikçe daha fazla yer ayırmamız; aynı zamanda, ve ne yazık ki, uygulama paketlerinin kimilerinden vazgeçmemiz anlamına geliyor. Bu sürümümüzde bu duruma bir çare aradık ve orijinal sürümü yalnızca Türkçe ve İngilizce olacak şekilde ve bolca uygulama ile çıkardık, eski günlerde olduğu gibi. Dünyanın dört bir yanındaki Pardus kullanıcıları için ise Pardus 2008.1 Hyaena hyaena International Remix adı altında 11 dilin hepsini (Türkçe, İngilizce, Almanca, Fransızca, İtalyanca, İspanyolca, Hollandaca, Katalanca, Brezilya Portekizcesi, Lehçe ve İsveççe) içeren ikinci bir sürüm oluşturduk. Evet daha az uygulama içeriyor, ama tüm dil destekleri hazır geliyor.

Dahası, Pardus 2008 sürümünü yayımlarken hazır olmayan çalışan CD sürümümüzü ufak tefek problemlerini giderek yayımladık Pardus 2008.1 Hyaena hyaena Çalışan CD. Pardus’u yalnızca denemek isteyenler için birebir… Bununla yetinmeyip bir yıla yakın süredir ortalıkta olan ve Pardus 2009’un öntanımlı arayüzü olması kuvvetle muhtemel KDE4’ü de (mevcut sürümde KDE 3.5.9 kullanıyoruz) meraklı kullanıcılarımıza ulaştırmak istedik, Pardus 2008.1 Hyaena hyaena Çalışan CD KDE4 Seçkisi adı altında bir deneme sürümü daha çıkardık.

2008.1 sürecinde iş ortaklarımızdan dört ayı aşkın zamandır Pardus önyüklü masaüstü bilgisayarları pazarlamakta olan escort‘un sürümlerini de güncelledik. escort için üç ayrı kurulum görüntüsü ve bir kurtarma CD’si hazırladık, ama ben bunları bir sayıyorum.

Enteresan bir tanıtım stratejisi ile kapımızı çalan Mudo ile birlikte çalıştık ve Mudo mağazalarında dağıtılmak üzere eğlence ağırlıklı bir Mudo seçkisi oluşturduk. Geçtiğimiz günlerde başlayan ve birbirinden cazip unsurlarla sürecek olan, sonuçta da bir sosyal sorumluluk girişimine destek verecek tanıtım kampanyası yalnızca Pardus için değil, Türkiye bilişim dünyası için de ilginç bir örnek oluşturacak.

Son olarak da Almanca ve Türkçe kurulabilen ve üniversite öğrencilerinin gereksinim duyacağı çeşitli bilimsel ve teknik uygulamaları da içeren Pardus 2008.1 Hyaena hyaena Deutsche Akademische Remix sürümünü hazırladık. Önümüzdeki günlerde Almanca yerelleştiricimiz (yoksa “Pardus Almanya büyükelçisi” mi diyeyim) eliyle Almanya’da bir üniversitede dağıtımını yapacağız. Pardus’un ilk sistemli ve planlı yurtdışı harekatı olacağından hayli heyecanlıyız.

Enerji Gerektiği Yere

Bu noktada reklamları kesip arkamıza yaslanalım… Yalnızca 4 yıllık geçmişi olan, henüz 20 kişiye ulaşmamış bir ekip eliyle geliştirilen ve bu geliştirme esnasında ana ürün dışında Pardus teknolojileri adı altında pek çok inovatif bileşen de üretilen bir proje nasıl oluyor da böylesine geniş bir yelpazede bu sayıda ürünü ve eşzamanlı olarak piyasaya sürebiliyor? Pazarlama açısından değerlendirmeyelim, şu anda çok fazla odağımızda değil bu konu. Organizasyon ve planlama ve destek yapısı ve konfigürasyon yönetimi gibi teknik ve işletme ağırlıklı bir açıdan bakalım. Hiç mi çekinmedik böylesine kapsamlı bir operasyonu planlar ve icra ederken?

Yanıt çok basit: Hayır, çekinmedik. Çünkü özgür yazılım ve Linux’un onyılları bulan deneyimi ve dünya yüzeyine yayılmış binlerce-onbinlerce geliştiriciyi içeren ekosistemini kullandık. Biz enerjimizi yalnızca gerekli olduğu yere, sistem entegrasyonuna, bu amaçla geliştirdiğimiz Pardus teknolojilerine, sürüm yönetimine ve süreçlere yoğunlaştırdık. Eğer kaynaktan (upstream) kullanıcıya (downstream) akış yolu üzerinde kendinizi doğru konumlandırır ve ev ödevinizi iyi yaparsanız özgür yazılımla üretkenliğinizi havalara fırlatabilirsiniz. Unutmayın, aynı zamanda özgür yazılım lisansları sayesinde kodun tümü üzerindeki kontrolünüzü kaybetmeden…

Ufak bir not: Bu yazıyı kaleme aldığımda programa uygun yürüyen Mudo etkinliği önce organizasyon sıkıntıları nedeniyle ertelendi, sonra da ekonomik kriz nedeniyle iptal edildi. Biz yaptığımız çalışma ile kaldık…

Onun adı Özgür Yazılım!

Sevgili Bora Güngören’in, belli ki ağzı yanmış bir şekilde, web günlüğüne yazdığı bir yazı özgür yazılım ve kaynak kodu ile ilgili yıllardır söylediklerimi bir kez daha derli ve toplu bir şekilde kaleme almama vesile oldu. Bora’nın günlüğüne yorum olarak eklediğim metin şöyle:

Amerika’da Open Source terimi, biliyorsunuz, daha çok konuya ideolojik / ilkesel ya da pragmatik / pratik yaklaşımlar arasında bir anlaşamazlık yaşanması nedeniyle ortaya çıkmıştı. Doğru bir hareket olduğu da yıllar boyunca FSF’e ve Free Software’a burun kıvıran koca koca şirketlerin Open Source’u kucaklamasıyla anlaşıldı.Bir de Free’nin “as in beer” ve “as in freedom” karmaşası var tabii ki…

Avrupa’lıların kafası karıştığından FOSS ve FLOSS gibi bence manasız kısaltmalarla yaklaştılar olaya. Ama, örneğin, Brezilya’da Software Libre deniyor ve bir sıkıntı olmuyor. Tabii Brezilyalılar’ın özgürlük vurgusunu akılda tutmak lazım.

Neyse, sevgili Bora, olay kaynak kodu değil, açık kaynak kodu da değil. Bunun adı Özgür Yazılım. Özgür ise kaynak kodu açıktır ve daha pek çok şey. Ama kaynak kodunun açık olması tek başına hiçbir şey ifade etmez. Microsoft bile isteyen hukümetlere kaynak kodunu “gösteriyor”du. O kaynak kodunu alıp, derleyip, istersen değiştirerek yeniden derleyip, istersen değiştirilmiş haliyle yeniden dağıtamıyorsan kaynak kodu sana fazla birşey sağlamaz. Bir yazılım ya özgürdür, ya değildir.

Bu nedenle, lütfen, Türkçe’de manasız ve gereksiz olan açık kaynak lafını biz bari kullanmayalım. Open Source = Özgür Yazılım, FOSS / FLOSS = Özgür Yazılım. Bir yazılımın özgür olup olmamasını lisansı, lisansın özgür olup olmamasını da OSI (ya da isterseniz FSF) belirler. Her kaynak koduna ulaşabildiğiniz yazılıma özgür yazılım muamelesi yapmayın. Özgür yazılım kod ile ilgili değil, geliştirme ile ve dağıtım ile ilgili birşeydir. Kaynak kodu tam bir bonus olarak gelir…