Komedi Devam Ediyor: OOXML’e İtirazlar Reddedildi

Microsoft’un OOXML doküman belirtiminin bir ISO standardı haline gelmesi süreci üzerine duruşumu biliyorsunuz.

Oylama sonrasında dört ülke, Güney Afrika, Brezilya, Hindistan ve Venezuella, ISO Teknik Yönetim Kurulu’na başvurarak bu kararı temyiz etmişlerdi. Bu başvuruların önemi hayli karmaşık oylama süreci ardından hala bu sonucu sorgulayan ulusal standart örgütlerinin varlığı idi. Özellikle Mark Shuttleworth’un Güney Afrika başvurusunu desteklemesi ve Hindistan’ın da (Microsoft’un tüm baskılarına karşın) temyizciler arasında bulunması iki önemli noktaydı. Bir de Danimarka’nın resmi olmayan mektubu vardı, oylama sürecini soruşturmakta olan Avrupa Birliği cephesinden…

Sonunda ISO ve IEC üyeleri kararlarını verdiler: Temyiz başvuruları daha fazla araştırılmayı gerektirecek nitelikte bulunmadı ve reddedildi. Beklenen oldu… Cenevre’deki BRM Oy Çözümleme Toplantısı’nda yaşananlardan sonra zaten ISO’nun yanı ve yeri belli olmuştu. OOXML’in standartlaşma yolculuğunu “sorunsuz” tamamlaması için gerekenler yapılıyor…

Yine de dört aylık gecikme işe yaradı: Bu arada kullanıcılarının baskısına dayanamayan Microsoft, Office ürününde 2009 yılında ODF desteği vereceğini ilan etti. OOXML desteği ise ufukta görünmüyor. Bu açıklama dahi ODF – OOXML çekişmesinde Microsoft’un OSP Açık Belirtim Taahhüdü’nün ne derece anlamsız ve alakasız kaldığını, tüm bu standart oyununun yeni bir hapsolma tuzağı olduğunu son derece net bir şekilde gösteriyor. Tabii ki gören gözlere, durumu farklı algılayanlar da var

Bilişim Dergisi: “Özgürlük için… Bir Adım Daha”

Türkiye Bilişim Derneği‘nin Bilişim Dergisi‘nin Temmuz sayısında yayımlanan Özgürlük İçin… köşesi:

Özgürlük için… bir adım daha

Yazılarımıza başladığımızdan bu yana özgür yazılım, inovasyon, açık standartlar gibi konularda ve biraz da kavramsal düzeyde sürdürdüğümüz diziye bu aylık ara vereceğiz. Çok daha somut ve güncel bir konuya değineceğiz bu kez. Hem de çok geçerli bir nedenle….

Yöneticisi olduğum ve TÜBİTAK UEKAE bünyesinde yürütülmekte olan Pardus projesinin en son ürünü, Pardus 2008 geçtiğimiz günlerde tamamlandı ve kullanıcılara sunuldu. Pardus 2008, projenin 2004 sonbaharında başlayan dağıtım geliştirme çalışmalarının dördüncü ürünü. 2005 Şubat ayında temelde gösterim amaçlı yayınlanan, ÇOMAR’ın bir ön sürümünü içeren, PiSi ve YALI gibi Pardus teknolojilerini barındırmayan Pardus Çalışan CD ile başladık işe. 2005 yılının son günlerinde yayımlanan Pardus 1.0 bilgisayara kurulabiliyor ve masaüstü kullanıcısının hemen tüm gereksinimlerini karşılıyordu. Yine de gerek kararlılık, gerek işlevsellik ve gerekse Pardus teknolojilerinin olgunluğu açısından yapılacak çok şey vardı. Bir yıla varan çalışma sonrasında içimize çok daha sinen bir ürün çıkardık: Pardus 2007. Üründen memnun olan yalnızca biz değildik: Dünyanın dört bir köşesinden son derece olumlu değerlendirmeler geldi. Aylık bilgisayar dergileri ürünlerimizi dağıtmak için neredeyse sıraya girdiler, 800 bin civarında CD dağıttık geçen 1,5 yıl içerisinde. Pek çok kurum ve şirket Pardus ile çalışmak için bize başvurdular. Güncelleme ara sürümlerimiz Pardus 2007.1 Felis chaus, Pardus 2007.2 Caracal caracal ve Pardus 2007.3 Lynx lynx merakla beklendiler ve heyecanla karşılandılar. Aynı şekilde Pardus 2008’in de gerek kullanıcılarımız (mevcut ve potansiyel) arasında, gerek iş ortaklarımız (mevcut ve potansiyel) tarafından ve gerekse küresel özgür yazılım camiasında etkili olacağından şüphemiz yok.

Pardus 2008 Neden Önemli?

Pardus 2008’in teknik özelliklerini, sürüm numaralarını, Pardus teknolojilerine getirdiğimiz yenilikleri, vb anlatmayacağım. Bunlar, başta web sitemiz www.pardus.org.tr olmak üzere, çeşitli mecrada yazıldı, çizildi; yazılıyor, çizilecek…

Ben, burada Pardus 2008’in Pardus projesi içerisinde nasıl bir değişime, dönüşüme işaret ettiğinden bahsetmek istiyorum. Evet, bir dönüşüm arefesindeyiz. Haydi Pardus 2008’i bir kilometre taşı olarak kullanıp Pardus’un bugününe ve yarınına bakalım:

  • Öncelikle Pardus 2008, birinci (ve birbuçuğuncu) nesil Pardus geliştiricilerinin azınlık olduğu, asıl ağırlığın ikinci nesil Pardus geliştiricilerine geçtiği bir ekiple tamamlandı. Özgür yazılım projeleri ve şirketlerine benzer bir sirkülasyon hızımız var, dolayısı ile bilgi birikimini kişilerden ekibe geçirmek zorundayız. Öyle anlaşılıyor ki bunu epeyce becermişiz. Ama bekleyin, asıl sınav Pardus 2009 için verilecek…
  • Pardus 2008, öncüllerinden farklı olarak daha beta ve RC (sürüm adayı) döneminde uluslararası düzeyde ilgi çekti ve olumlu değerlendirmeler aldı. Bu da Pardus’un kalıcılığının ve inovasyon özelliğinin küresel Linux camiasınca da onaylandığını gösteriyor. Artık Pardus’un ve Pardus teknolojilerinin dışarıdan çok daha dikkatle takip edileceğinden emin olabiliriz…
  • Pardus’un marka bilinirliği önceki sürümlerine göre hayli artmış durumda. Artık yalnızca bilişim meraklılarının bildiği bir isim olmaktan çıkıp sokaktaki vatandaşın aşina olduğu bir markaya dönüştü “Pardus”. Zihin payının (mindshare) artması pazar payını artırmanın önemli bir ön koşulu…

Gelecek Pardus için Neler Vaat Ediyor?

Kısa kısa tahminlerimizi yazalım:

  • Pardus iş ortaklarının sayısı ve çeşidi artacak. Önümüzdeki aylarda duyurularımızı takip edin…
  • Pardus göçleri hızlanacak ve büyüyecek. Özellikle kamu kuruluşlarında… Öte yandan KOBİ’ler için de ilginç haberlerimiz olacak!
  • Pardus’un finansal gücü artacak. Dolayısı ile ekip büyüyecek, iş kolları çeşitlenecek ve en önemlisi daha rekabetçi olmak için gereken hareket kabiliyetine sahip olacağız sonunda…
  • Sonuncusu ve belki de en önemlisi, Özgür yazılımın, açık inovasyonun ve bu ikilinin temsil ettiği yeni iş modellerinin başarılı olabileceği kanıtlanmış olacak…

Ah mazi… reloaded

Arada bir Pardus projesinin geçmişini deşiyorum. Hem “nereden nereye” ya da “eskiden buralar dutluktu” nostaljisi yapmak babından, hem de bugünün geçmişin geleceği olması hasebi ile bugünden geçmişe bakmanın bugünden geleceğe bakış için de anahtar olacağı inancı ile. Sağlıklı birşey geçmişi deşmek, zaman zaman yapmak lazım 😉

Bugün anılar kutumuzdan çıkan belge Proje Ana Sözleşmesi. Bu belge 2004 sonunda yeniden start alan Pardus projesinin o anki ve dört yıldır yürümekte olduğumuz yönün belirledi. İlginçtir, belgenin tam tarihine ulaşmak mümkün olmadı. Pardus web sitesinde 25 Şubat 2005 diyor, PDF dokümanı üzerinde 16 Mart 2005 tarihi var. Oysa bu doküman Eylül 2004’de o zamanki Pardus ekibi elinde şekillenip Ekim 2004’ün ilk haftasında yayınlanmıştı. Netekim yarı-resmi proje tarihçemiz (sevgil MEren’in kulaklarını çınlatalım bu noktada, bu güzel çalışma için) 16 Ekim 2004 gününe işaret ediyor. Enteresandır, o zamanlar tek listemiz olan Uludag’da Ekim 2004 boyunca bu konuda bir mesaj yok, nasıl ilan etmişiz Ana Sözleşme’yi merak ettim. LKD’nin Linux-sohbet listesinde sevgili Barış bir soruya yanıt olarak bahsetmiş Ana Sözleşme’den, tarih Kasım 2004. Neyse, bu kadar vakanüvislik yeter, Ekim 2004’ün ilk yarısı diyelim ve devam edelim…

Uludağ Proje Ana Sözleşmesi tam olarak (bir iki yazım hatasını düzelttikten sonra) şu metin:

Uludağ

Proje Ana Sözleşmesi

1 Giriş

1.1 Vizyon

Uludağ, UEKAE tarafından, bilişim okur-yazarlığına sahip bilgisayar kullanıcılarının temel masaüstü ihtiyaçlarını hedefleyerek; mevcut Linux dağıtımlarının üstün taraflarını kavram, mimari ya da kod olarak kullanan; otonom sisteme evrilebilecek bir yapılandırma çerçevesi ve araçları ile kurulum, yapılandırma ve kullanım kolaylığı sağlamak üzere geliştirilen bir GNU/Linux dağıtımıdır.

1.2 Destekleyici

TÜBİTAK/UEKAE

1.3 Yürütücü

Erkan Tekman, Proje Yöneticisi

1.4 Varsayımlar

• Proje GPL lisanslı bir özgür yazılım projesi olacaktır.

• Proje özgür yazılım felsefesine uygun olarak kamuya açık olarak yürütülecek ve katkıcıların yardımlarını kullanacaktır.

• Proje diğer Linux dağıtımlarının mimarilerini ve bileşenlerini devir alabilecek, açık kaynak kodlu (dağıtım bağımsız) projeleri doğrudan kullanabilecektir.

• Özgür yazılımlar için yapılan yerelleştirme (Türkçeleştirme) çalışmalarının ürünlerin doğrudan kullanılacaktır.

2 Proje Tanımı

2.1 Amaç

Dürtücü Teknolojiler (DT) olarak adlandırılan dağıtım altyapısını, Harcıalem Dağıtım (HD) olarak adlandırılan klasik dağıtım anlayışı ile birleştirerek; kullanışlı, kararlı ve geliştirilebilir bir işletim sistemi oluşturmak.

2.2 Sınırlar

• Mevcut dağıtımların paketlere harcadıkları emek devir alınacak, paketlere (yazılımlara) dair yapılacak güncellemeler bunların üzerine yapılacak.

• Kurulum uygulaması (installer), paket yönetim sistemi ve yapılandırma araçlarının ortak kullanacağı, merkezi bir altyapı (birleştirici katman) hazırlanacak.

• Birleştirici katman hazırlanmadan önce kurulum uygulaması, paket yönetim sistemi ve yapılandırma araçları ya bu katman olmadan hazırlanacak ya da var olan özgür yazılımlardan seçilecek.

• Dağıtım öncelikle Türkçe kullanan kullanıcılar için hazırlanacak.

2.3 Kaynaklar

• Özgür yazılımlar

• Mevcut Linux dağıtımları

• Açık standart komiteleri

• Dürtücü Teknolojiler üreten, diğer yenilikçi projeler

2.4 Kısıtlar

• Proje Mayıs 2005 tarihinde yukarıdaki amacı gerçekleştirmiş bir deneme sürümü çıkarmak zorundadır.

• Proje 2004 yılı içerisinde en fazla iki yeni eleman alabilecektir.

3 Riskler ve Varlıklar

3.1 İlk 10 Risk

1. Ortak yol haritası oluşturamamak. Proje elemanlarının hedefe ulaşmak için tek bir yol ve ortak bir amaç üzerinde anlaşamamaları. Risk elemanlardan istenilen (ve beklenen) verimin alınamamasına neden olur.

2. Terminolojide anlaşamamak. Tüm elemanların kullandığı ve tanımları yapılmış bir terminolojide anlaşamamak proje toplantılarının uzamasına, daha önemlisi kararların her eleman tarafından anlaşılamamasına neden olur. Alınan kararların anlaşılamamasından ötürü elemanlar görevlerini beklenen şekilde yerine getiremezler.

3. Fikir/amaç uyumsuzlukları. Karar alma sürecine dahil olan elemanlar arasındaki fikir ve amaç uyumsuzluğu karar alma sürecini tıkar. Yavaş işleyen karar alma süreci verimi düşürür.

4. Aldatıcı riskler üretmek. Tasarım toplantılarının yalnız fikir çatışması olarak görülmesi ve varsayımlar üzerinden yeni riskler üreterek tasarım toplantılarının değiştirilmesi.

5. Uygulanmayan kararlar. Tüm ekip tarafından ortak karar ile kabul edilen ve/veya proje yöneticisi tarafından alınan kararların elemanlar tarafından uygulanmaması/uygulanamaması.

6. DT’nin cazibesi. DT’nin cazibesine kapılıp HD bünyesinde yapılacak işlerin zamanından çalmak. Yapılacak tüm işi engeller, anlaşmazlıkları ortaya çıkarır.

7. HD’nin gerekliliğinin abartılması. HD’nin gerekliliği nedeni ile DT’nin zamanından çalmak. DT’yi engeller, anlaşmazlıkları ortaya çıkarır, vizyonun gerçekleştirilememesine neden olur.

8. Eldeki güce göre iş planı yapılamaması. Eldeki insan gücü (ve kaynağa) göre iş tanımı yapamamak, ulaşılması kaynaklar ile mümkün olmayan hedefler koymak.

9. Yeni eleman alımında zorluklar. İstenilen yeteneklerde, gidilen yolu benimseyecek yeni elemanlar alamamak.

10. Kullanılan araçlarda verimsizlik. Kullanılan geliştirme, iletişim, raporlama, vb. araçlarda; programlama dillerinde elemanların tam hakimiyet kuramamaları nedeni ile veya kullanılan araçların gerçekten verimsiz olmaları.

3.2 Varlıklar

• Uzun bir zaman dağıtımların teknik problemleri ve bu problemlerin çözümlerine dair fikir oluşturmuş olduk.

• Şimdiye kadar tasarım/fikir oluşturma/üretim(kodlama)/bilgi aktarma konularında yaptığımız tüm yanlışlar bu yanlışları daha kolay tanıyabilmemize yardımcı olacaktır.

• Daha önce bir dağıtım oluşturmuş, mevcut dağıtımların nasıl çalıştıklarını hızlı bir şekilde çözüp çıkartabilen elemanlarımız var.

3.3 İş Durumu

• Projenin bir iç ya da dış müşterisi bulunmamaktadır

• UEKAE tarafından stratejik bir proje olarak değerlendirilmektedir.

• Ürünün rekabetçi ve sürdürülebilir olması durumunda uygun iş modelleri oluşturulabilecektir.

Bu metne bakınca, öncelikle bir koalisyon görüyorum. Bundan dört sene önceki Pardus ekibi, içerisindeki farklı yaklaşımlar ve o anda son derece soyut olan tartışmalara referans noktası oluşturabilecek bir öncülün olmayışı nedeni ile ana sözleşmeye öyle sözcükler ve ifadeler dahil etmişiz ki… Sonra hayli fazla muğlaklık görüyorum bu belgede. Örneğin, birleştirici katman diye birşeyden sözediyoruz, şimdinin COMAR’ına denk geliyor büyük ölçekte, ama tarifimiz pek tarif edici olmamış. Ama bu da anlaşılır, Ana Sözleşme sonrasındaki üç sürümde COMAR iki kere baştan yazıldı, sonraki bir sürümde de ciddi bir altyapı değişikliği geçirdi. Muğlaklığı pratikte kaldırmak dahi kaç yılımızı almış…

Dikkatimi çeken bir nokta İlk 10 Risk listesi… Sevgili Barış tarafından ve ekibin görüşleri doğrultusunda oluşturulan bu liste ve sonrasında güncellemeleri ile projenin risk yönetimini yapmaya çalıştık. Çok yapısal bir çaba değildi, ama bence genelde başarılı da olduk. Dönüp baktığımda en çok 8 ve 9. risklerin başımıza bela olduğunu görüyorum. 8. risk her zaman, 9. risk özellikle 2006’nın ikinci yarısından itibaren. Ve şu anda da güncel bu riskler. Bir diğer önemli risk de 6. sıradaki, yine hala bu tehlikeyi yaşıyoruz, ve doğal olarak önlemlerimizi almaya çabalıyoruz diğer yandan da. Risk yönetimi çalışmalarına yeniden başlıyoruz, risk muhtarı olarak sevgili Ozan Çağlayan’ı belirledik; pek yakında ilk 10 Risk listesi ile karşımıza gelecektir diye ümit ediyorum.

Son olarak da dehşet bir öngörü görüyorum Ana Sözleşme’de. Dikkat adiniz, bu belge Pardus projesinin sıkıntılı ve karanlık bir sürecinde, neredeyse bir son çareye başvurulduğu sırada kaleme alındı. Başarısızlığın karşılığı projenin kapatılması olacaktı. Ama iki-üç haftada üzerinde anlaşmaya varabildiğimiz bu doküman yalnızca günü kurtarmadı, projenin izleyen üç yılını da tarif etti. Üç yıl diyorum, Pardus 2007 sonrasında artık bu belge projeyi yönlendirmekte yetersiz kalmaya başladı, yavaş yavaş yeni ve gözden geçirilmiş bir Ana Sözleşme gereksinimi hissedilmeye başlandı; ama o günkü koşullarımız bu değişikliğe izin verecek şekilde oluşmamıştı, emektar belgemiz bizi bir yıl daha taşıdı.

Evet, Pardus projesi takvim üzerinde 5. yılını tamamladı ve mevcut Proje Ana Sözleşmesi ile hemen hemen 4 yıl yürütüldü. Şimdi sırada yeni bir Ana Sözleşme hazırlamak var: Pardus’un 2009-2011 yılları için planlarını yaparken bize rehberlik edecek, ilk sürümüne göre çok daha sağlam temellere dayanan ve dolayısı ile ilkine göre çok daha iddialı olacak olan, ilkinin teknoloji ve sonra kullanıcı ağırlıklı yaklaşımını iş ve kullanıcı ağırlıklı bir yaklaşım ile değiştiren bir Ana Sözleşme…

Çalışmalara başladık bile: Ben bir taslak üzerinde çalışıyorum. Kısa zamanda tamamlanacak olan taslağı Pardus ekibi ve UEKAE ile paylaşarak son halini vereceğiz. En sonunda da UEKAE yönetiminin onayı ile resmiyet kazanacak Ana Sözleşmemiz. Hedefimiz ilki gibi Ekim başı…

remember? “a new pardus… in town…”

My experience with Pardus was quite positive. The attention to detail, right down to skinning Amarok with the Pardus colors, is matched by the elegance of the installer and the efficacy of Kaptan and PiSi. Booting and running Pardus is quite speedy on my old AMD Sempron 2800+ with 512MB RAM; other distributions with similar features (such as Ubuntu) run slower on the same hardware. In short, I think Pardus is a distribution worth looking at for any Linux users who aren’t happy with their current choice.

yazının tümü burada // the article is here