OOXML Üzerine İki Görüş

Microsoft tarafından geliştirilen ve ECMA tarafından uluslararası standart haline getirilerek tahsisli yoldan (fast track) ISO standardı olarak kabul görmesi için ISO’ya sunulan OOXML doküman format belirtiminin macerası sona yaklaşıyor. Gelecek hafta ulusal standart örgütleri Cenevre’de biraraya gelerek Eylül ayında yapılan ve OOXML’in standart haline gelmemesi yönünde sonuçlanan oylamanın son karar toplantısını (BRM – Ballot Resolution Meeting) yapacaklar.

Türkiye, bildiğiniz üzere, Eylül ayında yapılan oylamada EVET oyu kullanmıştı. İki ayı aşkın süredir bir yandan Özgürlük İçin portalı, bir yandan da Pardus projesi ve UEKAE olarak bu oyun yeniden gözden geçirilmesi ve HAYIR olarak değiştirilmesi yönünde çeşitli bilgilendirme çalışmaları ve kampanyalar düzenliyoruz. Ne yazık ki, tüm çağrılarımıza rağmen, Özgürlük İçin dışında, sivil toplum örgütlerinden güçlü bir ses çıkaramadık konuda. TSE’nin görüş istediği kamu kurumları, özel firmalar, sivil toplum örgütleri ve üniversitelerin kimisinden de hayli güçlü olumsuz raporlar gittiğinden haberdarız. Şimdi beklentimiz konunun tüm paydaşlarının dahil olacağı genel bir ulusal değerlendirme toplantısı yapılması ve Türkiye’nin oyunun konsensüs ile olmasa bile katılımcı bir şekilde belirlenmesi. TSE, bu tip bir toplantıyı 21 Ocak’ta yapmayı planlamış, ama aralarında bizim de bulunduğumuz çeşitli paydaşların talebi doğrultusunda daha ileri bir tarihe ertelemişti. Önümüzde üç iş günü kaldı, ama TSE’den henüz bir ses yok bu konuda.

Bu blogun ulaştığı tüm kişilerden ricam, TSE’nin ilgili birimlerine (Standart Hazırlama Merkezi, Uluslararası Standartlar Müdürlüğü ve Bilgi İşlem Dairesi) erişerek OOXML formatının bir ISO standardı olmasına karşı olduğunuzu, Türkiye’nin Eylül ayında verdiği EVET oyunu değiştirmesi gerektiğini düşündüğünüzü, ulusal oyun belirlenmesi sürecinin açık, şeffaf ve katılımcı bir yöntemle yürütülmesini talep ettiğinizi belirtmeniz. Unutmayın, TSE bu konuda bir karşı taraf, ya da hasım değil; birlikte çalışmamız ve ikna etmemiz gereken bir paydaşımız. ÖZellikle suçlayıcı ve gerginlik yaratıcı ifadeler kullanmaktan kaçının; zaten kullanmazsınız ya, ben yine de hatırlatayım dedim 🙂

Son olarak, konu şeffaflıktan açılmışken, Eylül ayındaki oylamaya TSE tarafından gönderilen yorum belgesini ve Pardus projesi ve kullanıcılarının görüşü olarak geçen hafta TSE’ye iletilen bilgi notunu sizlerle paylaşayım. Kişisel karar ve görüşünüzü oluşturmanıza yardımcı olabilir…

Özgür Yazılım’ın 2007’si ve 2008’i

Sevgili Görkem Çetin, 2004 yılı sonunda turk.internet.com için hazırladığı Linux ve Açık Yazılım’da 2004 Değerlendirmesi başlıklı yazısını nostalji babından paylaşmış bizlerle. Pardus Çalışan CD’nin hemen arefesinde yayımlanan yazıda 2005 radar ekranında Pardus’un görünmemesi üzücü tabii, ama ben başka birşey anlatacağım: turk.internet.com bu yılki CEO Dosyası için benden de bir yazı istedi, ben de özgür yazılım ve Pardus için 2007 nasıl geçti ve 2008’den neler bekliyoruz minvalde birşeyler kaleme aldım. Yazı henüz yayınlanmadı, belki de yayınlanmaz 🙁 Ben de, her zaman olduğu gibi, buradan paylaşmak istedim. Huzurlarınızda:

Pardus projesi oldukça genç bir proje ve oluşum. Bu nedenle her yıl bize ayrı
bir heyecan veriyor ve büyük değişiklerle geliyor: 2005 yılı, o zamanlar
Uludağ adını verdiğimiz, projemizin kavram düzeyinden gerçekleşme düzeyine
geçmesine tanıklık etti. 2005 başlarında Pardus Çalışan CD’yi yayımladık.
Küçük, fakat çok yetenekli bir ekip ve az sayıda katkıcı ile tüm gücümüzü
kurulan sürümümüzü geliştirmeye verdik. 2006 yılı ise Pardus 1.0’ı getirdi.
Bu aşamada Pardus teknolojileri adını verdiğimiz PiSi, Çomar gibi bileşenler
geliştirilmiş, temel masaüstü gereksinimlerini karşılayacak yazılımlar Pardus
için paketlenmişti. 2007 yılında sıra yeni ve çok daha üstün Pardus
2007’deydi. Bu süreç öncekilerine göre daha sıkıntılıydı; hayli yüklü
kodlarımızı çöpe atıp yeniden yazma yoluna girdik, ekipten ayrılanlar ve yeni
katılanlar oldu, sözün kısası umduğumuzdan çok daha uzun sürdü.

2007 yılı başlarken elimizde Pardus 2007 gibi gelişmiş bir ürün, Milli Savunma
Bakanlığı Asker Alma Dairesi’nin (ASAL) tüm birimlerinde Pardus kullanma
kararı gibi önemli bir proje ve sağlıklı bir şekilde büyüyen çekirdek ekip ve
gönüllü geliştirici camiası vardı. Geçtiğimiz yıl temelde bu güçlü yönlerimiz
üzerinde sürprizlerden ve büyük yön değişikliklerinden uzak bir gelişme ve
olgunlaşma politikası izledik. Üç aylık periyotlarda güncelleme sürümleri
çıkarmaya başladık (Anadolu’nun nesli tehlikedeki vahşi kedilerine ithaf
ettiğimiz Felis Chaus, Caracal Caracal ve Lynx Lynx). Ve nihayet ASAL
projesindeki yükümlülüklerimizi yerine getirirken ve diğer bazı potansiyel iş
ortaklarımızla çalışırken bizden beklenenleri ve taahhüt ettiklerimizi
yapmanın yanı sıra, özgür yazılım geliştirme modelinin hem çözüm
ortaklarımıza ve hem de kurumsal kullanıcılara sağlayacağı yararları en üst
düzeyde tutmaya çaba sarfettik. 2007 yılının sürprizi hiç
kuşkusuz aylık popüler bilgisayar dergilerinin dikkatini çekmemiz ve yıl
boyunca yarım milyonun üzerinde Pardus CD ve ISO görüntüsünün bu dergiler ile
kullanıcılara dağıtılması oldu. Genel bir değerlendirme ile 2007 yılından
beklediklerimizi bulduk ve bu da Pardus projesinin sürdürülebilirliği
açısından önemli bir gelişme.

Dünyada 2007’ye baktığımızda özgür yazılım açısından en önemli gelişme
satınalmaların hızlanması oldu. 2008 yılı başına sarkan MySQL AB’nin Sun
tarafından alınmasını da kapsarsak milyarlarca dolar değerinde ve çok önemli
özgür yazılım ürünlerinin ilişkili olduğu finansal hareketlerdi bunlar. Bu,
bir yandan özgür yazılımın gelecek için ne derece önemli ve anlamlı olduğunu,
diğer yandan da geleneksel bilişim şirketlerinin özgür yazılım iş modellerini
nasıl üst düzeyde değerlendirdiklerini göstermesi açısından önemli. Ayrıca
Linux ön-yüklü masaüstü ve dizüstü sistemlerinin yaygınlaşması da 2007’nin
sevindirici gelişmelerinden. Masaüstü ortamlarında Linux’un hakettiği
yaygınlaşmaya ulaşmasının önündeki temel engellerden biri kullanıcıya hazır
gelen sistemlerde başka işletim sistemlerinin ön-yüklü olması idi, bu durumun
önümüzdeki yıllarda değişeceğini şimdiden rahatlıkla söyleyebiliriz. 2007’de
gelişen ve 2008’de sonuçlanacak bir başka önemli olay da Office OpenXML
doküman formatı belirtiminin ISO standardizasyonu yolundaki ilk adımda
olumsuz yanıt alması oldu. Mevcut bir ISO standardı varken (ISO 26300, yani
Open Document Format – ODF) Microsoft’un kendi ofis setinde kullandığı
formatı bir uluslararası açık standart olarak tescil ettirmeye çalışması
çabaları şimdilik sonuçsuz kaldı. Son karar 2008 Şubat’ında verilecek.
Bilgiye özgürce erişebilmenin garantisi olan açık standartların önemini ne
kadar vurgulasak azdır.

2008 ile ilgili olarak neler söyleyebilirim? Öncelikle, Pardus 2008 için
çalışmalarımızın son hızla devam ettiğini belirteyim, her ne kadar aşikar
olsa da. Pardus 2008, yılın ilk yarısında yayımlanacak ve Pardus 2007’ye göre
özellikle kullanışılık ve donanım tanıma açısından önemli gelişmeler
barındıracak. Hemen ardından Pardus 2009 için çalışmalara başlayacağız. Bu
yıl başlarında yayımlanan yeni masaüstü ortamı KDE4’ün görsel güzellikleri
ile işlevsel ve kullanışlılık özelliklerini Pardus kullanıcılarına en kısa
zamanda ulaştırmayı hedefliyoruz. Bunun için bir yandan KDE4’ün kararlı
dağıtımlarda kullanılabilir bir sürümünün yayınlanmasını beklerken, diğer
yandan da tüm Pardus teknolojilerini bu yeni ortama geçirmeyi planlıyoruz.
Gerek Pardus 2008’in yıl içinde yayımlanacak olması, gerekse yıl sonunda KDE4
geçişinin tamamlanacağı yönündeki beklentimiz doğrultusunda, Pardus 2008 için
yalnızca iki güncelleme sürümü öngörüyoruz, yani Pardus 2008.1 ve 2008.2.
2008 yılı içerisinde Pardus ön-yüklü sistemlerin piyasaya çıkması ile ilgili
ciddi beklentilerimiz var, çalışmalarımız sürüyor.

Kurumsal alanda ASAL sisteminin kullanıma girmesi ile ilk büyük Pardus projesi
hayata geçmiş olacak. Bu gerek bizim için, gerekse ASAL örneğini incelemekte
olan diğer potansiyel kurumsal kullanıcılar için önemli bir aşama olacak.
ASAL projesinde, teknolojik açıdan tümüyle hakim olduğumuz PiSi, ÇOMAR, vb.
Pardus teknolojilerinin kullanıcı gereksinimlerine nasıl hızla ve büyük bir
esneklikle uyarlanabileceğini gösterdik. Bu, projenin başlangıç aşamasında
özgür yazılım geliştirme süreci ve özgün Pardus teknolojileri geliştirme
yönünde verdiğimiz kararlarının ne derece yerinde olduğunun bir sağlaması
oldu. Artık gerek Pardus ekibinden ve gerekse çözüm ortaklarımızdan hizmet ve
destek alacak kurumsal kullanıcıların alternatiflere göre daha hızlı, daha
esnek ve daha maliyet etkin çözümlere kavuşabileceklerini söylerken daha
güçlü bir dayanağımız var. Çözüm ortaklarından bahsederken 2008 yılında
birden çok alanda birden çok ortak ile çalışmaya başlayacağımızı da şimdiden
müjdeleyeyim. 2008 yılı “Pardus ekonomisi”nin temelinin atıldığı dönem
olacak.

2008 yılı içerisinde Türkiye’de özgür yazılım arenasında sesi çıkan
aktörlerin, özellikle sivil toplum oluşumları ile bağlantısız izleme ve
değerlendirme organlarının sayısının artacağını da tahmin ve temenni
ediyoruz. Pardus dahil olmak üzere mevcut aktörlerin tümünün icrada bulunan
ve çoğunun ticari faaliyet gösteren oluşumlar olduğunu söylersek, bu yeni
oyuncuların ne derece önemli olduğunu vurgulamış oluruz. Gerek kamu ve
gerekse sivil toplum alanında özgür yazılım ekosistemi ile ilişki içerisinde
olacak oluşumları merakla ve sabırsızlıkla bekliyoruz.

Ah mazi…

Uzunca bir zamandır Enstitü’de bir dizi plastik kasada duran ofis malzemelerimi yeni Pardus ofisindeki masama yerleştirme çalışmalarına, uzunca süren ertelemeler sonunda, yeniden başladım geçtiğimiz gün. Ve kaderin bir cilvesi ile şu aşağıda görülen sayfa geldi elime. Tarihi, başlığı, içeriği hayli manidar… Geçelim birer birer üzerinden!

Tarih, 8 Şubat 2004. Yani tam dört yıl önce. Ulusal Dağıtım projesi start alalı topu topu beş ay, teknik çekirdeği oluşturacak sevgili Barış Metin ve Serdar Köylü aramıza katılalı ise yalnızca bir buçuk ay olmuş. Ulusal Dağıtım’ın yalnızca bir olurluk çalışması ve proje planlaması olarak kalmaması; tam tersine ürünü merkeze alan bir geliştirme projesi haline gelmesi gereğine kararı Kasım sonlarında verilmiş. O zamanlar proje yöneticimiz olan sevgili Alp Öztarhan ile berbar, ve sevgili Görkem Çetin’in referansı ile, sevgili Barış Metin ile TÜBİDER merkezinde, sevgili Serdar “Hoca” Köylü ile de Nişantaşı’nda bir kafede görüşmüşüz. Her ikisinden de OK almış ve hızla UEKAE’de işe başlatmışız. Proje başlangıcından itibaren bizimle olan sevgili Ayşe Genç ile sevgili Zerrin Çakmakkaya ile birlikte, bize danışmanlık hizmeti verecek olan Görkem ile birlikte tam yedi cüceyiz…

Aradan dört yıl geçmiş… Yedi cüceden bir tek ben kalmışım Pardus projesinin UEKAE ekibinde. Önce sevgili Alp, ardından sevgili Ayşe ve Zerrin ayrıldılar bizden. Serdar Hoca izledi kızlarımızı. Sevgili Barış, iki ana sürüm görüp uzunca bir süre benim zorumla teknik direktörlük yaptıktan sonra bir yıla yaklaşan bir süre önce, yalnızca profesyonel bağlantısını kopararak, Enstitü’den ayrıldı. Sevgili Görkem bir göründü, bir kayboldu; çoğu zaman önceden uyarmadan 🙂 Aslında onu hiçbir zaman projenin resmi bir çalışanı yapamadık, bizim ilk katkıcımızdı… İkinci nesil ekip elemanlarımızdan ayrılmalar bile başladı, sevgili Gürer-san ile. Ben, ne hikmetse, çakıldım kaldım burada.

 

Başlık: “Uludağ Haritası / İş Bölümü” O zamanlar projenin adı Ulusal Dağıtım. Aslında UEKAE’deki resmi isim ÖZgür yazılım Geliştirme ve ÜRetim projesi, yani ÖZGÜR; ama bizim aramızda ve uludag.org.tr alanadı ile internet camiasında adı Uludağ.O zamanlar ne Uludağ Üniversitesi ile karıştırılacağı ve pekçok kişiden “Uludağ Üniversitesi’nde geliştiriliyor değil mi?” benzeri sorular duyacağımızı düşünebiliyoruz; ne de Efsane Gazoz ile (ve diğer pekçok ürün ile) isim çakışmasından dolayı markalaşma sorunlarına neden olacağından. Gerçi daha o zamandan işletim sistemi için farklı bir isim, marka gereğini duymuşuz.

Yukarıda emektar Palm’ımdan iki notun resmi. Soldaki daha Enstitü’ye katılmadan, sevgili Alp ile bir çamlık toplantısında kotarılmış bir not, ÖZGÜR’ün kaynağı, gün 28 Ağustos 2003. Sağdaki ise Ekim 2003’te çeşitli günlerde çiziktirilmiş, işletim sistemi için isim önerileri. İlk sırada arslanlar gibi PARS duruyor. Tabii sonrasında, 2005 Ocak’ında, Pars markasının tescil sorunları nedeniyle iki harf eklenmiş, Pardus olmuş, ne gam! En enteresan durum ise ben bu notu yazmadan aylar önce, sevgili Barış Metin’in Gelecek sonrası tek başına üzerinde çalışmaya başladığı, ve fakat fazla bir ilerleme kaydetmediği, Linux dağıtımı için Pars adını uygun görmesi. Kaderin bir başka cilvesi de bu olsa gerek 🙂

Gelelim grafiğin içeriğine… Aslında en heyecanlı kısım da bu. O kadar çok şey var ki bir A4 kağıdına sığmış. Sol alt köşede Uludağ projesinin logosu görülüyor, sevgili Alp’in çiziktirdiği bir dağ (Uludağ, di mi ama?!?) resminin arkasına oturtulmuş meşhur Tux’ımız. Uzunca bir zaman projeyi anlatan tek görselimiz buydu. Var mı şimdi anımsayan? Sonra malum haritaya gelelim: Kısacası Ocak-Şubat 2004 döneminde Pardus üretimi işini nasıl algıladığımız ve bu algıyı nasıl kağıt üzerine geçirdiğimize dair bir belge. Aslında bu harita bir dizinin üyesi. Dizide, örneğin, bu haritadaki işleri temel özelliklerine göre katmanlara (çekirdek, gösterim ve yardımcı katmanlar) gruplayan bir başka harita daha var. Ya da paket yönetim sistemi (PiSi, o zamanki adı ile U-PIE: Uludağ Package Installer and Extractor), yapılandırma araçları (ÇOMAR, o zamanki adı ile LiDOR: Linux Dynamic Object Reconfigurator) ve kurulum sisteminin (YALI, o zaman da şimdi de) bu haritaya izdüşümlerini gösteren bir harita. Yapılacak işleri “yazılım”, “kullanışlılık” ve “çeviri” gibi üç ana gruba ayıran ve bu grupları haritanın üzerine yayan bir harita da. Son harita da yukarıda verdiğim, iş bölümü haritası…

Arkeolojik ve etnografik açıdan harita ile biraz daha yakından ilgilenmeyi yararlı görüyorum: İş bölümünde sevgili Görkem’e ait olan çöp adamcıklar sonradan kurşun kalemle karalanmış. Sanırım harita hazırlanıp sunulduktan sonra Görkem’in Penguen Yazılım rüzgarına yelken açtığını haber almıştık, güncelleme elle yapılmış. Pardus teknolojilerinin yeni isimlerini birkaç hafta sonra belli olduğunda elle eklenmişler, yoğun olarak bağlantılı oldukları kutucuklara: PiSi, ÇOMAR ve YALI. Aşağıda bir yerde kırmızı kalemle yazılmış mikro bir “97” okunuyor, ne anlama geldiği konusunda en ufak bir fikrim yok 🙁 Yine İnsan-Bilgisayar Etkileşimi kutusuna elle birşey çizilmiş, sanki değişik bir “OK”i andırıyor, büyük olasılıkla benim el yazım değil, belki de öyledir. Nedeni, niçini yine meçhul… Katkıcı İlişkileri paketinde sevgili Alp çöp adamının yanına kırmızı kalemle bir “+” çizmişim, herhalde o alana ağırlık vermek gerektiğini belirtircesine. Hem bu kutuya, hem de Paketler kutusuna da özenle birer kırmızı “!” kondurmuşum, önemlerine binaen olsa gerek. Bir de Türkçe kutusuna, bu kez yeşil kalemle, bir “+” gelmiş. Herhalde sevgili Görkem’in uzaklaşması ardından bu kısmın sorumluluğunu alacak birisini bulmak gereğinden hareketle. Her taraf bir başka işaret, her taş altında bir başka tarih! Hoş…

O sıralarda Enstitü’de projenin gidişatını izleyen ve önerilerde bulunan bir Yönlendirme Komitesi (kısaca YönK) vardı. Projenin hemen tüm elemanları Enstitü dışından geldiklerinden ayakları yere basabilsin diye. Bu YönK’e Eylül 2004’de yaptığımız sunumdan yukarıdaki slayt çarptı gözüme, herhalde Pardus’un teknik süreç işleyişine dair ilk derli toplu belgemiz. Bu resim daha sonra pekçok sunumda kullanıldı, neredeyse yıllarca. Şimdi bakınca biraz temenni niteliğinde görünüyor, gerçekleş(e)memiş. Ama zaten köprünün altından çok sular aktı… Yine bir YönK sunumunda Pardus yol haritası çarptı gözüme, iki yıllık bir gecikmeyi saymazsak (arada çıkan Çalışan CD ve çıkarlık dönemimiz sayılacak 1.0 sığmış bu gecikmeye, hafife almayın). Pardus 2007 ile girdiğimi kalfalık dönemimiz devam ediyor, ustalık için daha biraz zamanımız var…

Son kare de www.uludag.org.tr sitesinin hemen ilk hali ile ilgili. Hedefimiz ve amaçlarımız sıralanmış, Proje Ana Sözleşmesi‘nde de yazdığımız ve hala geçerliliğini koruyan şekli ile. Ya öngörümüz pek kuvvetliymiş, ya da dört yıl tembellik yapmışız 😛

Koca dört yıl! Muhasebesi yapılmaya başlanmış, ama daha da çok yapılacak koca dört yıl… Ah mazi!