Penguence Söyleşisi

Blog girdilerimde, birkaç yurtdışı ve şehir dışı görev, sonrasında geriye atılmış işlerin peşinden koşma, ve sonrasında da Pardus 2008 ile ilgili sık ve uzun toplantılar nedeniyle uzunca bir boşluk oluştu. Bugün ardarda birkaç alıntı yazısı ile ısınmaya başlayacağım. Gelecek hafta içerisinde de üç yazılık hayli eğlenceli ve heyecanlı bir seri ile geçen ayların performansına erişmeyi planlıyorum.

İlk alıntı yazı Linux Kullanıcıları Derneği‘nin Penguence elektronik dergisi için bir buçuk ay kadar önce İzlem Gözükeleş ile yaptığımız söyleşi. Sanırsam e-derginin gelecek sayısında yayımlanacak bu söyleşi, ama, yine sanırsam, e-derginin belirgin bir yayımlanma periyodu olmadığından birkaç ay sonra güncelliğini ve hatta anlamını yitirebilecek söyleşiyi sizlerle şimdiden paylaşmak istedim.

> 1- Türkiye bilişim tarihini PARDUS’yan Önce
> (PÖ) ve PARDUS’tan Sonra (PS) diye ikiye ayırırsak ülkemiz açısından neler
> değişti? Bu değişime dair nicel ve nitel gözlemleriniz nelerdir? (GNU/Linux
> kullanım oranları, toplumda Özgür Yazılım’a olan ilgi, GNU/Linux okur
> yazarlığı vs.) Projedeki hedeflerinizi ne oranda gerçekleştirebildiniz?

PÖ ve PS ayrımı ilginç. Aynı zamanda da benzetme aracılığı ile, beni sorunuza
yanıt vermekten kurtarıyor. Böyle temel bir değişikliği, eğer varsa, ki ben
varlığına inanıyorum, böyle dar bir zaman diliminde değerlendirmek yanıltıcı
olacaktır. Yine de Pardus’un yayımlanması ile Türkiye’de özgür yazılım
açısından bazı önemli değişikliklerin yaşanmaya başladığını söyleyebiliriz.

En önemli değişiklik Linux kullanımının “geek” ya da “hacker” tabir ettiğimiz
yüksek teknik ilgi ve beceriye sahip bir kesimin tekelinden çıkıp,
bilgisayarlarla ilgili, ama kendi işleri ve güçleri peşinde insanlar arasında
da yaygınlaşması oldu. Bu tip kullanıcılar PÖ de vardı, yanlış anlaşılmasın.
Ama Pardus bu alanda önemli bir sayı artışına neden oldu. Bir açıdan bakınca
Linux’tan önce Pardus’u duyan, gören ve kullanan insanlar çıktı piyasaya.
Pardus’u deneyip, kullanıp “bir de Linux varmış” diyenlerle hala
karşılaşıyoruz. Bu haliyle özgür yazılım camiasının bilgilendirme ve
farkındalık yaratma görev ve sorumlulukları da katlandı diye düşünüyorum.

Yaygınlık açısından bakınca hedeflerimiz doğrultusunda ilerliyoruz. Pardus
2007’nin en az 50 bin civarında kullanıcısı var, ki bu sayı Pardus 1.0’a göre
3-4’e katlanmış durumda. Pardus 2008 ile yüzbini hedeflemeye başlayacağız, ki
bu da bireysel pazarda %5’lere yaklaşan paylara karşılık geliyor.

> 2- RTÜK’te ve MSB Asker Alma Dairesi’nde PARDUS kullanımına yönelik
> çalışmalarınız oldu. Bu çalışmalarınız hakkında bilgi verebilir misiniz?
> Ufukta başka kamu kurumları da var mı?

Kurumsal kullanıcı ile çalışmanın kendine has zorlukları var. Bir kere, çoğu
zaman, ürünü alıp olduğu gibi kullanmak özellikle büyük kurumsal kullanıcıya
uymuyor. İlla ki bir destek hizmeti ile, bir bakım garantisi ile gelmesini
tercih ediyor. Pardus projesi olarak bizim stratejimiz bu kademenin ekosistem
aktörleri tarafından doldurulması şeklinde olmakla birlikte, ortalıkta bu tip
aktörler olmayınca mecburen iş başa düşüyor. ASAL projesi biraz bu tip bir
yapıydı: Kurulumu biz yaptık, sistem yönetimine epey dahil olacağız ve destek
garantisi veriyoruz. Bu, standart çalışma şeklimiz olmayacak, genelde sistem
entegratörleri ve çözüm ortakları ile var olmak istiyoruz.

RTÜK’deki çalışma bu tercih ettiğimiz yapıya daha uygun: TÜBİTAK UEKAE
tarafından yürütülmekte olan projeye işletim sistemi desteği sağlayarak dahil
olduk. Sahadaki işlemler proje elemanlarınca yürütüldü, Pardus ekibi olarak
biz onlara destek sağladık. Oldukça verimli bir çalışmaydı, pek çok şey
öğrendik; özellikle süreçler hakkında.

Çeşitli seviyelerde görüşmeler yürüttüğümüz kamu kuruluşları var. Ama 2008’in
ilk çeyreğinde gerçekleşecek olgunluğa erişmiş bir proje mevcut değil, henüz.
Bizim tercihimiz de yavaş olsa bile sağlıklı bir gelişim göstermek, tam
olgunlaşmamış yapılarla kurumsal pazarda yer almak istemiyoruz.

> 3- TÜBİTAK içinde PARDUS kullanımı için çalışmalarınız var mı?
> Karşılaştığınız zorluklardan bahsedebilir misiniz?

TÜBİTAK UEKAE gerek iç ağında ve gerekse internet ağında Pardus kullanma
konusunda stratejik kararını vermiş durumda. Göç ve dönüşüm projeleri
yürütülüyor şu anda. Karşılaştığımız zorluklar da her göç projesinde
karşılaşılan zorluklar: Uygulayıcı ve kullanıcı şüpheleri, aşırı temkinli
yaklaşımlar, teknik zorluklar, zaman içerisinde “istemezük”çüler bile
çıkacaktır ortaya… Göç sıkıntılı bir süreç, bunu herhangi bir kurumun ya da
UEKAE’nin uyguluyor olması çok fazla değişiklik oluşturmuyor, ne yazık ki.
Özellikle bizim gibi karmaşık iş süreçleri, pek çeşitli bilgi sistemleri,
gelişmiş işletim politika ve kuralları olan kurumlar için. UEKAE göçü, 2008
yılı içerisinde önemli engelleri aşıp gerçekleşme aşamasına gelecek. Enstitü
yönetimimizin tam desteği de bizim için önemli bir kazanım…

> 4- PARDUS projesi olarak Türkiye’deki özgür yazılım camiasından gerekli
> desteği alabiliyor musunuz? Alınabiliyorsa hangi düzeyde? Alınamıyorsa bunun
> nedenleri konusunda düşünceleriniz nelerdir?

Türkiye özgür yazılım camiası, ne yazık ki, çok geniş bir hinterlanda sahip
değil. 2004 yılı başında Pardus projesine ilk elemanları alırken bu camiaya
erişmiştik, hala da eleman gereksinimimizi çoğunlukla buradan karşılamaya
çalışıyoruz. Ama bu camianın 20 kişiye yaklaşan bir ekibi, yılda 10 ve
üzerinde eleman gereksinimini sürekli beslemesi pek mümkün görünmüyor,
özellikle camiayı genişletme konusunda önemli adımlar atılmazsa.

Pardus projesi olarak camiayı büyütme konusunda üzerimize düşenleri yapmaya
başladık bir süredir. Geliştirici listemiz aracılığı ile Pardus camiasına
katılan genç arkadaşlarımız oldu. Staj projelerimiz ile bir miktar cazibe
yarattık ve karşılığını da gördük. Önümüzdeki dönemde üniversitelerle daha
yoğun etkileşime ve işbirliğine girmeyi planlıyoruz.

Camiada herkesin Pardus projesi ile ilgilenmesini, Pardus geliştiricisi
olmasını ve Pardus ekosistemine eklenmesini beklemiyoruz. Bu sağlıklı bir
yöntem değil zaten. Ama farklı girişimler arasında daha fazla etkileşim
olması, ortak amaçlar doğrultusunda dayanışma ve işbirliğine gidilmesi
gerekli ve yararlı. Bu konuda bazı eksiklikler olmuş olabilir.

> 5- PARDUS projesinin ilk zamanlarında (2004-2005) bilişimle uğraşan
> kitleyle bir iletişim problemi oldu. Sıkça tartışmalar, atışmalar ve
> gerginlikler yaşandı. Daha sonra düzelen bu süreçte yapılanları Proje
> Yöneticisi olarak paylaşabilir misiniz?

“Bilişimle uğraşan kitle” ile neyi kastettiğinizi ve ne tür bir iletişim
problemine işaret ettiğinizi anlayamadım. Tekrarlamam gerekirse, bir
dayanışma ve işbirliği eksikliği yaşadığımız doğru. Bu durumun değiştiğinden
de çok emin değilim. Pardus projesini beğenmeyen, pervasızca eleştiren, küçük
gören ve göstermeye çalışan kişiler var, dediğim gibi bu aslında sağlıklı bir
durum. Ama özgür yazılım camiasına dahil olduğunu düşündüğümüz kişilerin
böyle bir duruş sergilemeleri şaşırtıcı.

Pardus projesi olarak, ilk günden itibaren şeffaf ve katılımcı bir yapı
oluşturmaya çalıştık. Oldukça erken bir aşamada geliştirici platformları
oluşturduk ve teknik karar verme sürecini bu platformda açık bir şekilde
yürütmeye çalıştık. Mutlaka eksiklerimiz ve yanlışlarımız olmuştur.
Süreçlerimizi sürekli gözden geçirmeye ve iyileştirmeye çalıştık. Sonuçta
Türkiye’nin önde gelen özgür yazılım projesinin çıkardığı ürün kadar üretim
metodolojisi ile de bir örnek oluşturması gerektiğini düşünüyorum.

> 6- Projeye yeni katılanlar ve ayrılanlar oluyor. Yeni insan alımlarında
> nelere dikkat ediyorsunuz?

Pardus projesinin hayli sağlıklı sayılabilecek bir insan kaynağı devri var.
Ortalama çalışan ömrü üç yıl civarında. Türkiye özgür yazılım camiasının pek
çok önde gelen ismi Pardus projesinde görev aldı ve almaya devam ediyor.
Gerek bu isimler Pardus’a ve gerekse Pardus bu isimlere değer katıyor, ki bu
da bir başka sağlık göstergesi. Projenin temel amaçları arasında yer alan
sürdürülebilir organizasyon hedefinin, teknik bilgi birikiminin yaşatılması
boyutunda da gerçeklenmesi bizi sevindiriyor.

Yeni katılımlarımız genelde daha genç arkadaşlar. Buna karşın aralarında
camianın tanıdığı isimler de var. Son zamanlarda geliştirici topluluğumuz ve
staj programlarımız yeni ekip elemanlarını bulduğumuz en önemli kaynak. Deyim
yerindeyse ekibe artık “yıldız” almıyoruz. Dediğim gibi yıldızlar da
neredeyse tükendi.

Yeni eleman alımlarında özgür yazılım üretme metodolojisinden haberdar olma,
açık kaynak yazılım üretebilme ve inisiyatif alabilme en önemli kıstaslar
arasında. Teknik beklentilerimiz de var tabii, Pardus altyapısı ve
teknolojilerine aşinalık, kolay uyum sağlama vb. gibi. Ama bunlar genelde
ikincil düzeyde kalıyor, masaüstü ortamımız KDE olmasına karşın Gnome’cu
bilinen arkadaşları ekibimize dahil edebiliyoruz. Önemli olan bilgi
birikimini devralabilme, geliştirme ve zamanı geldiğinde takip edenlere
devredebilme konusunda verdiği güven…

> 7- Bu sene projeye ilk kez stajyer aldınız. Stajyer programından
> beklediğiniz sonuçları elde ettiniz mi?

Kesinlikle evet. İlk zamanlar çeşitli şüphe ve endişelerimiz olsa da
stajyerlerimizden %90 üzerinde verim alabildik. bunda en önemli pay stajyer
başvurularını değerlendiren ve seçimleri yapan arkadaşların diye düşünüyoruz.
Stajyer arkadaşların sorumluluğunu üstlendiği kimi ürün ve çözümlerin Pardus
2008 ile kullanıcıya sunulacak olması da başarının bir işareti.

Doğal olarak staj konusunda da eksiklerimiz ve hatalarımız olmuştur.
Deneyimlerden ders almaya ve hatalarımızı gidermeye çalışıyoruz. Önümüzdeki
yıllarda daha etkin ve başarılı staj programları düzenleyeceğimizi tahmin
ediyoruz. Staj projelerimiz bizim Google Summer of Code gibi daha kapsamlı
çalışmalara dahil olmamız konusunda da çok yararlı olacaktır sanırım.

> 8- Geleceğe dair planlarınız nelerdir? Pardus’un masaüstünde sağladığı
> kolaylıkları sunucu alanına taşıdığı sunucu odaklı bir sürümü sık sık dile
> getirilen bir istek. Bu konuda bir çalışmanız var mı? Varsa, sunucu
> sürümünün hedef kitlesi kimler olacak? Büyük ölçekli kurumlara yönelik “Red
> Hat Enterprise” modeli bir Pardus mu, yoksa küçük ve orta ölçekli kurumlara
> yönelik “SME Server” benzeri bir PARDUS mu düşünüyorsunuz?

2008 yılı için temel hedefimiz Pardus’un bireysel ve özellikle kurumsal
masaüstünde güçlü bir alternatif olarak görülmesini sağlamak. Bunun için en
önemli aracımız yılın ilk çeyreğinde yayımlayacağımız Pardus 2008 sürümü.
Beklenen sürüm atlamaları dışında kullanım kolaylığına yönelik çeşitli
yeniliklerimiz de olacak bu sürümde.

Eksik olduğumuz noktalardan birisi, özellikle yeni kullanıcıların gereksinim
duyduğu destek malzemesi. Gün geçtikçe zenginleşen ve gelişen
ozgurlukicin.com portalı ve hazırlamakta olduğumuz Pardus 2008 Kullanım
Kılavuzu ile bu yöndeki zayıflığı kısmen gidereceğimizi düşünüyorum. Ayrıca
Pardus onaylı eğitim programları da 2008 yılı içerisinde başlayacak,
profesyoneller için de önemli bir kulvar açmış olacağız.

Bir başka eksiklik Pardus üzerinde çalışan katma değerli yazılım ve
hizmetlerin azlığı. 2008 yılı içerisinde birlikte çalışmaya başlayacağımız
çözüm ortaklarımız ile özellikle KOBİ piyasasına hitap etmeyi hedefliyoruz.
Pardus’un yalnızca ofis ve internet gereksinimlerini sağlayan bir masaüstü
olmaktan çıkıp kritik iş uygulamalarının çalıştığı bir platform haline
gelmesinde çözüm ortaklarımız önemli bir kanal oluşturacaklar.

İki yıla yakın süredir çabaladığımız, fakat sonuç elde edemediğimiz bir konu
da Pardus ön yüklü sistem satışları. 2008 yılı içerisinde yetkili Pardus
üreticileri eliyle, işletim sistemi desteği sağlanmış Pardus ön yüklü
masaüstü ve dizüstü bilgisayarlarını piyasada görmeye başlayacağız.

Tüm bu gelişmeler üç yılı aşkın süredir gösterdiğimiz kararlı ve sağlam
gelişmenin bir sonucu. Aceleye getirilmiş ve arkası boş kalacak girişimlerle
bu karnemize zarar vermek istemiyoruz. Bu nedenle, sunucu sürümü için erken
bir açıklama yapmak istemiyorum. Ben Pardus Sunucu 2008 sürümünü ilan etmeye
can atıyorum, ama bunun mümkün olup olmayacağını teknik veriler belirliyor.

> 9- Projenin ilk zamanlarında “Uludağ” ismi ön plana çıkarken, şu anda
> “PARDUS” ismini ön planda kullanmayı tercih ediyorsunuz. Alan adınızda
> da bu yönde bir değişiklik yaptınız. Böyle bir geçişe neden ihtiyaç
> duydunuz? “Ulusal Dağıtım” sloganını artık tercih etmiyor musunuz?

“Uludağ” ismi, proje daha emekleme aşmasındayken; hatta o aşamada bile
değilken, alelacele konmuş bir isimdi. O günlerde zamanın neler getireceği,
projenin yaşayıp yaşamayacağı, planlanan ürünün ne kadar yaygınlaşacağı, …
konular oldukça muallaktaydı. Dolayısı ile isim seçiminde kullanılması
gereken pek çok kıstas gözardı edildi. Uludağ ismi başımızı çok da ağrıttı;
hala projenin Uludağ Üniversitesi tarafından geliştirildiğini sananlar var
mesela. Ayrıca markalaşma açısından da sıkıntılar olacaktı, “Efsane Gazoz”
ile karıştırılma en başta gelecekti. Bir de çok yaygın kullanılan bir marka,
hareket kabiliyetimiz düşük olacaktı. UTF-8’in yılmaz destekleyicileri
olmakla birlikte marka içerisindeki “ğ” harfi de dışarıya açılırken sıkıntı
yaratabilecekti.

Tüm bu değerlendirmeler ışığında ürün, yani Çalışan CD piyasaya çıkarken yeni
bir değerlendirme yaptık. Anadolu Parsı’ndan hareketle Pardus adını seçtik.
Pardus’un çok fazla avantajı var, markalaşma açısından. Pardus 1.0’ın
çıkışından bu yana yalnızca Pardus markasını kullanıyoruz.

“Ulusal İşletim Sistemi” sloganı Çalışan CD ile birlikte ortaya atılmış bir
slogandı. Pardus 2007 ile birlikte yeni bir slogan ürettik: “Özgürlük
İçin…” Ama “Ulusal İşletim Sistemi” belirtecini de kullanmaya devam
ediyoruz. Ulusallık vurgusu, Linux’un evrenselliği vb argümanlarla
eleştirildi, pek çok mecrada. Ama biz ulusallıktan kastımızın bilgi birikimi,
teknolojik yol haritasına hakimiyet ve ulusla aktörlerle değer üretme
olduğunun altını çizerek bu belirteci ısrarla ve neredeyse inatla
kullanıyoruz.

Bir de “İşletim Sistemi”-“Dağıtım” ayrılığına vurgu yapmak isterim. Dağıtım,
biliyorsunuz, içerisinde bir de işletim sistemi barındıran bir bütün; yani
işletim sisteminden daha geniş ve büyük birşey. Ama Pardus tanıtımında
açıklanması gereken kavram sayısını azaltmak gereği ile özgür yazılım, Linux,
dağıtım gibi konuları ön planda tutmamaya, belirteçlerde ve sloganlarda
kullanmamaya gayret ediyoruz. İşletim sistemi derdimizi yeterince anlatmamıza
vesile oluyor, ürünün sadece bir parçasını belirtiyor olsa da…

> 10- GNU/Linux dağıtımlarında ortak bir sorun, üretilen yazılımların
> sadece o dağıtıma özel kalması. Pardus Projesi’nde üretilen yazılımları
> yurt dışındaki özgür yazılım camiasına ne kadar aktarabildiğinizi
> düşünüyorsunuz? Pardus’un kendi ürettiği yazılımlar özgür yazılım
> geliştirenler arasında kabul görüyor mu?

Pardus teknolojileri, ne yazık ki, Pardus’a özgü olmak durumunda. ÇOMAR gibi
bir yapılandırma çerçevesi ve sistemine gereksinim bence pek çok dağıtımda
mevcut. Ama bu gereksinime bizim bulduğumuz çözümü uygulama yoluna gidecek
dağıtım sayısı çok az. Aynı şey PiSi paket sistemi için de geçerli. Projenin
başından beri öngördüğümüz üzere biz mevcut yapıları olabildiğince
kullanmaya, “biz icat etmedik” (NIH) sendromundan uzak durmaya çalışıyoruz.
Pardus teknolojilerinin evrimi de bu hassasiyetimizi vurguluyor.

İnsanlar belki PiSi kullanmayacaklar, ama bugün akademik/bilimsel
yayın/tartışmalarda bir paket yönetim sistemi tasarımına ilişkin kuramsal
değerlendirmeler ya da mevcut sistemlere yönelik somut eleştirilere
baktığımızda tercihlerimizin doğruluğu 3. kişiler tarafından defaten
onaylandı, onaylanıyor… Bu anlamda belki doğrudan ürün olarak değilse de,
kuramsal ve tasarımsal olarak uluslararası camia içinde biliniyor ve bir
değer yaratıyor olduğumuzu düşünüyoruz.

Dikkat ettiğimiz bir nokta Pardus teknolojilerini geliştirirken
yaptıklarımızın evrensel özgür yazılım camiasına da yararlı olabilmesi. Bu
noktaya en iyi örnek en başından bu yana UTF-8 uyumu konusunda yürüttüğümüz
çalışmalar. Diğer projelerimizi de evrensel özgür yazılım projeleri ile
paralelleştirmeye çalışıyoruz. Bu sayede bir yandan Pardus teknolojilerini
geliştirirken, bir yandan da özgür yazılım bilgi birikimine katkıda
bulunabileceğiz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir