Bilişim Dergisi: “Bedava mı? Açık mı? Özgür mü?

Türkiye Bilişim Derneği‘nin Ocak 2008 ayında yayımlanan 100. sayısından itibaren sevgili Yücel Komçez ve ekibi tarafından çıkarılmaya başlanan Bilişim Dergisi‘nde ben de bir sayfa ile katkıda bulunuyorum, karınca kararınca… Özgürlük İçin… başlıklı bir mütevazı köşede özgür yazılım, özgür yazılım iş modelleri, açık inovasyon vesair konulardan aklım erdiğince, dilim döndüğünce bahsedeceğim.

Doğal olarak derginin kendine erişmenizi tavsiye ediyorum, ama yazılarımı da derginin eski sayısının miadı dolunca blogumdan paylaşmaya karar verdim. Bu sayede hem dergisin reklamını yapayım, hem de dergiye erişemeyenlere yazılarımı ulaştırayım istedim.

İşte ilk yazı:

Bedava mı? Açık mı? Özgür mü?

Pardus proje yöneticisinin durduğu yerden bakınca, özgür yazılım ile iş dünyamız, ve hatta özgür yazılım ile BT sektörümüz arasında koca bir açıklık görüyorum. BT sektörümüz, özellikle sahipli yazılım üreten sektör aktörleri, özgür yazılımı bir tehdit olarak algılıyorlar. Genelgeçer söyleme göre her tehdit bir fırsat olarak değerlendirilebilir, ama bunun için tehdidi doğru bağlama yerleştirmemiz gerekiyor. Oysa BT sektörünün özgür yazılımı doğru bağlama yerleştirmesi, ve hatta özgür yazılımı herhangi bir bağlama yerleştirmesi henüz mümkün olamamış gibi duruyor. Bu köşenin amacı, özgür yazılımın doğru bağlama yerleştirilmesine, dolayısı ile özgür yazılımın bir fırsat olarak algılanmasına ve özgür yazılım ile iş dünyası ve BT sektörü arasında bir köprü kurulmasına bir nebze katkıda bulunabilmek.

Doğal olarak ilk adımımız özgür yazılımın tanımını yapmak olmalı. Çoğu zaman işe yarayan İngilizce karşılıktan yola çıkmak yöntemi, bu durum için kafaları berraklaştırmak bir yana, düpedüz daha da karıştırıyor. Free software içindeki free sözcüğü hem bedava (as in free beer), hem de özgür (as in free speech) anlamına geliyor. Free software ile freeware birbirine karışıyor. Bu karmaşayı aşalım diye bir adım attığımızda open source kavramı ile karşılaşıyoruz, yani açık kaynak. Ama açık kaynak için en yetkin merci olan Açık Kaynak Girişimi’nin web sitesindeki (Open Source Initiative-OSI, www.opensource.org) tanım sayfası “Açık kaynak yalnızca kaynak koduna erişim anlamına gelmez” diyor ve özgür yazılımı tanımlamaya girişiyor. Özgür yazılımı merak ettiğimizde gideceğimiz yer olan Özgür Yazılım Vakfı (Free Software Foundation-FSF, www.fsf.org) ise neden açık kaynak ile özgür yazılımın aynı şey olmadığını açıklamakla başlıyor işe. Avrupa kaynaklı dokümanlarda ise sık sık FOSS (Free/Open Source Software) ve FLOSS (Free/Libre/Open Source Software) gibi kısaltmalarla karşılaşıyoruz. Kısacası, tanım işi biraz zor ve karmaşık!

Tanımı FSF tarafından geliştirilen ve en çok kullanılan özgür yazılım lisansı olma özelliğine sahip Genel Kamu Lisansı (GNU General Public License-GPL) üzerinden yapalım: Özgür yazılım, kullanıcısına sağladığı bir dizi özgürlük ile tanımlanır:
Özgürlük 0: Programı sınırsız kullanma özgürlüğü.
Özgürlük 1: Programın nasıl çalıştığını inceleme ve amaçlara uygun değiştirme özgürlüğü. (Bu özgürlük kaynak kodunun açık olması şartını getiriyor!)
Özgürlük 2: Programın kopyalarını sınırsız dağıtma özgürlüğü.
Özgürlük 3: Programın değiştirilmiş halini dağıtma özgürlüğü. (Pardus gibi Linux dağıtımlarının varlığını bu özgürlük sağlıyor!)

GPL bu özgürlükleri kullanmanız karşılığında sizden tek bir şey bekliyor: Programın kaynak kodunu değiştirerek oluşturduğunuz türev yazılımı da GPL ile lisanslamanız, yani özgür bırakmanız! Dev bir yazılım envanterine sınırsızca erişebilmek için ödenecek bir bedel gibi duruyor, değil mi? Pardus projesi olarak biz, böyle düşünüyoruz.

Özgür yazılım, geliştiricisinin telif haklarını (copyright) tepetaklak eder ve kullanıcısına bırakır (copyleft). Bu hali ile neredeyse fikri mülkiyet haklarının devri anlamına gelir ve kullanıcıyı yazılımın sahibi durumuna geçirir. Peki, sahipli yazılım üreten yazılım firmaları telif haklarına, dolayısı ile fikri mülkiyetlerine sahip çıkarken neden bir geliştirici (kişi, grup ya da firma) bunun tam tersini yapar? Kısa yanıt: Daha yenilikçi, daha esnek, daha kaliteli, daha güvenli, daha güvenilir, daha kolay ulaşılabilir yazılım ürünleri üretebilmek için. Uzun yanıtı gelecek yazılarımızda irdeleyeceğiz.

GPL lisansında, özgür yazılım ya da açık kaynak tanımlarında ticari faaliyet ve üretici ile kullanıcı arasındaki parasal ilişkiler ile ilgili herhangi bir koşul ve kısıt mevcut değil. Özgür yazılım, rahatlıkla bir ticari faaliyete temel oluşturabilir. Oluşturuyor da: özgür yazılım pazarının milyarlarca dolar büyüklüğünde olduğu, önümüzdeki onyıllarda ise on milyarlarca dolara büyüyeceği yönünde kestirimlere rastlamak mümkün. Ancak, ufak bir zihin deneyi özgür yazılım ürününün fiyatının sıfır olması gerektiğini gösteriyor. Peki, o zaman özgür yazılımdan nasıl para kazanılır? Yanıtı gelecek yazılarda…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir