Pardus Marka Politikası – Taslak Belge

Pardus Marka Politikası taslak belgesi, Ubuntu Trademark Policy temel alınarak oluşturulmuş, dar bir çevreden aldığım görüşler doğrultusunda biraz geliştirilmiş ve bir tur daha
gözden geçirildikten sonra TÜBİTAK Hukuk Bürosu görüş ve onayına sunulmaya hazır hale gelecek şekle gelmiştir. Birkaç saptama:

  1. Belgenin serbesti ve sınırları üzerinde değişiklik yapmak için çok sağlam bir şekilde ikna olmam gerekiyor. Temel politikalar türev işleri olabildiğince kolay hale getirirken Pardus marka ve işaretlerinin izinsiz ve yanlış kullanımını son derece sıkı bir şekilde engellemeyi hedeflemektedir.
  2. Özellikle karmaşık ifade ve süreçler, yanlış anlaşılmaya müsait noktalar, atlanmış ibareler, … gibi noktalarda yorum ve eleştirilerinizi bekliyorum.
  3. İlk iki maddeye rağmen temel politikalar konusunda endişe ve çekinceleriniz varsa lütfen bunları da belirtin. Olabildiğince açık bir süreçle ve özellikle türev işleri geliştireceğini tahmin ettiğim katkıcılarımızın dahil olacağı bir şekilde son halini alsın istiyorum.
  4. Bu blogu takip etmeyen, fakat belgeyi incelemesinde yarar olduğunu
    düşündüğünüz kişiler varsa bu sayfayı lütfen onlarla da paylaşın. Ne kadar fazla göz, o kadar iyi sonuç!

    … şimdi de feragat ve taahhüt maddeleri:

  5. Bu belge henüz resmiyet kazanmış, TÜBİTAK ya da UEKAE’nin herhangi bir yönetsel organı tarafından kabul görmüş değildir. Bu belgenin resmiyet kazanması yalnızca bir olasılık olup kesin değildir. Bu belgenin ya da minör değişiklikler almış bir halinin resmiyet kazanmamasından dolayı oluşacak zararlardan TÜBİTAK ve UEKAE sorumlu tutulamaz. Ben de sorumlu tutulamam 😛
  6. Buna karşın, bu belgedeki ibarelerin resmiyet kazanması olasılığı mevcuttur. Bu ibarelerden haberdar olup da belgenin resmiyet kazanması öncesinde bu ibarelere aykırı eylemlerde bulunanlar, bu eylemlerinden dolayı, bu eylemlerde ibarelerin resmiyet kazanması sonrasında bulunmuşlarcasına
    sorumlu tutulacaklardır. Eğer bu kaydı kabul etmiyorsanız BELGEYİ OKUMAYIN, BELGE İÇİNDEKİ BİLGİLERDEN HERHANGİ BİR YOL İLE HABERDAR OLMAYIN VEYA BU BİLGİLERE MARUZ KALMAYI KABUL ETMEYİN. Belgeyi okumanız ya da içindeki bilgilerden herhangi bir yol ile haberdar olmanız ya da bu bilgilerde maruz kalmanız durumunda bu maddenin başındaki sorumluluğu kabul etmiş olmanız
    anlamına gelecektir.

    … ve son olarak beklenen maddeler:

  7. Belge üzerindeki görüşlerinizi YORUM OLARAK aşağıya girin ya da erişebilirseniz DOĞRUDAN BANA GÖNDERİN.
  8. Belgeye erişmeden önce yukarıdaki maddelerin tümünü okuduğunuzdan ve anladığınızdan ve kabul ettiğinizden emin olun.

Ve işte meşhur belge:

Pardus Marka Politikası

“Bu marka politikası, Ubuntu Trademark Policy belgesi temel alınarak oluşturulmuş ve CC-BY-SA şeklinde lisanslanmıştır. Kendi projenizin marka politikasını bu belgeyi temel alarak oluşturabilirsiniz, ancak bu durumda değişikliklerinizi başkalarının da kullanmasına izin vermeniz ve Ubuntu projesini orijinal kaynak, Pardus projesini de kaynak olarak göstermeniz gerekmektedir.”

Pardus marka politikasının amacı Pardus markası ve ürünlerinin Pardus camiası tarafından yaygın bir şekilde kullanımını teşvik ederken, bu kullanımı Pardus kullanıcıları ve kamunun yanlış algılamasına neden olmayacak, markanın görünüm ve ününü gözeterek değerini koruyacak ve uygunsuz ve izinsiz kullanımı engelleyecek şekilde kontrol altında tutmaktır.

Aşağıdaki bölümler nelerin yapılabileceğini, nelerin yapılamayacağını ve izin alınması gereken durumları açıklamaktadır. Herhangi bir şüphe durumunda marka (AT) pardus.org.tr adresinden bizimle bağlantıya geçebilirsiniz.

Markalar

Pardus, TÜBİTAK’ın tescilli markasıdır. Tesciller isim, logotip ve logo şeklinde yapılmıştır. Bu politika, kelime ve şekil olarak tüm markaları kapsar ve bunlar bundan sonra “Markalar” olarak anılacaktır. Pardus ile başlayan ya da biten, ya da ses ya da harf dizilimi açısından Pardus’u andıran markaların, Pardus logosundan türetilmiş ya da Pardus logosunu andıran logoların kullanımı için TÜBİTAK’tan açık yazılı izin alınması gerekmektedir.

Makul Kullanım

Markalar’ın bazı kullanım şekilleri makul kullanım sınırları dahilindedir ve bunlar için TÜBİTAK’tan açık yazılı izin alınması gerekmez.

Camia İşleri. Pardus tümüyle camiası için ve kısmen camiası tarafından üretilmektedir. Markalar’ı camia tarafından tartışma, geliştirme, destek ve tanıtım için kullanılması kaydıyla tüm camia ile paylaşıyoruz. Özgür yazılım tartışma, destek ve geliştirme çabalarının genellikle ticari olmayan bir nitelikte olduğunu gözlüyoruz ve Markalar’ın bu bağlamda kullanılmasına izin veriyoruz. Bu çeşit kullanım için:

  • Markalar’ın aşağıda sıralanan Logo Kullanım Kuralları’na uygun bir şekilde kullanılıyor olması,
  • kullanımın doğrudan ya da dolaylı olarak ticari bir niyet gütmemesi,
  • sözü edilen ürünün gerçekten Pardus olması (eğer bir kimse Pardus olmayan birşeyin Pardus olduğu sanısına kapılıyorsa, büyük olasılıkla yanlış birşey yapıyorsunuzdur),
  • projenizin (TÜBİTAK tarafından böyle bir onay var olmadığı durumlarda) Pardus projesi tarafından onaylandığı, desteklendiği ya da Pardus projesi ile bağlantılı olduğu şeklinde (söz ya da görünüm yolu ile) bir ima olmaması

gerekmektedir.

Türev ürünler. Pardus’un kullanıcılarının belirli gereksinimlerine göre özelleştirilebilmesi özgür yazılımın, dolayısı ile Pardus’un temel özelliklerindedir. Pardus’un özelleştirilmesi ve türetilmesini teşvik etmekle birlikte, bu özgürlüğü Markalar’ın bütünlüğü ve temsil ettikleri kalite algısı ile dengelemek zorundayız. Bu dengeyi sağlamak ve korumak amacıyla aşağıdaki tanım ve kuralları oluşturduk.

Bir “Seçki” kavramını tanıyor ve teşvik ediyoruz. Seçkiler Pardus’tan türetilmişlerdir ve Pardus’un sahip olduğu tüm yazılım ve donanım onay ve sertifikalarının Seçkiler’e de uyarlanabilmesi beklenmektedir. Bu nedenle, Markalar’ın makul kullanımına dahil olabilmesi için Seçkiler ile resmi Pardus ürünü arasındaki değişikliklerin en aza indirilmesi gerekmektedir. Bu değişiklikler mevcut Pardus teknolojileri kullanılarak oluşturulmuş yapılandırma değişiklikleri, farklı görsel ürünlerin kullanımı ya da değişik paket seçimleri olabilir. Bir Seçki Pardus depolarından (stable ya da contrib depoları) eklenmiş yeni paketler içerebilir, ya da öntanımlı yüklü paketlerin kimilerini içermeyebilir. Ancak, altyapı bileşenlerinin, paylaşımlı kütüphanelerin, masaüstü bileşenlerinin değiştirilmesi, Pardus teknolojileri ürünlerinin (YALI, PiSi, ÇOMAR, Tasma, vb.) değiştirilmesi ya da çıkarılması, Pardus projesi tarafından onaylanmamış depolardan ya da bağımsız paketlerin eklenmesi ile elde edilen bir türev ürün, Markalar’ın kullanabilmesi için kabul edilenden daha fazla değişiklik içermektedir. Bu durumda ürün için Seçki isminin ve Markalar’ın kullanılması mümkün olamaz.

Bu cümleden olarak, eğer bir Pardus türevi oluşturuyorsanız, son ürününüzde Markalar’ın kullanılabilmesi için:

  • değişikliklerin en az ve önemsiz olması,
  • yeni ürünün doğrudan ya da dolaylı olarak ticari bir niyet gütmemesi,
  • Markalar’ın projenizin Pardus kaynakları ile ilişkili bir geliştirme çalışması olduğunu, buna karşın Pardus projesi tarafından dağıtılmakta olan resmi Pardus ürünü olmadığını açıkça belirtecek şekilde kullanılması,
  • ürününüzün (TÜBİTAK tarafından böyle bir onay var olmadığı durumlarda) Pardus projesi tarafından onaylandığı, desteklendiği ya da Pardus projesi ile bağlantılı olduğu şeklinde (söz ya da görünüm yolu ile) bir ima olmaması

gerekmektedir. Bu kapsamdaki ürünler için kabul edilebilir isimlendirme “Seçki” (ya da “Remix”) ibaresini içermek zorundadır. Örneğin, yazılım geliştiriciler için gerekli araçları paketleyen bir ürün “Pardus Geliştirici Seçkisi” ya da “Pardus Developer Remix”, ya da Arapça dil paketi ile oluşturulmuş bir ürün “Pardus Arapça Seçkisi” ya da “Pardus Arabic Remix” ismini taşıyabilir. “Sürüm”, “Dağıtım” ya da “Version”, “Edition” benzeri ibareler kullanılmamalıdır, çünkü bu sözcüklerin Pardus projesinde belirlenmiş anlamları vardır. Ayrıca “Pardus” ismine eklenecek ön ekler ve son eklerle türetilmiş sözcüklerden de kaçınılmalıdır. “Seçki” dışındaki herhangi bir adlandırma, her halükarda TÜBİTAK’ın açık yazılı iznini gerektirmektedir.

Eğer Pardus temelli ürününüz yukarıda tanımlanan “Seçki”den daha büyük değişiklikler içeriyorsa projenizin “Pardus temelli”, “Pardus türevi”, “Pardus’tan türetilmiş” olduğunu belirtebilirsiniz (ve belirtmeniz teşvik edilmektedir), ancak ürününüzden söz ederken ya da ürününüzü tanımlarken Markalar’ı kullanamazsınız. Eğer aşağıda Marka Lisansı Gerektiren Sınırlı Kullanım bölümünde belirtilen gerekleri yerine getirir ve tarif edilen süreci tamamlarsanız, Markalar’ı da kullanabilirsiniz. Böyle durumlarda dahi, projenizin Pardus projesinden farkının değişmesi durumunda marka lisansınız iptal edilebilir. Yeni çekirdek, yeni masaüstü ortamı, Pardus projesi tarafından onaylanmamış depolardan ya da bağımsız paketler, ya da teknik kaliteyi ve kullanıcı deneyimini önemli bir şekilde etkileyebilecek herhangi bir değişiklik içeren projelerin marka lisansı alması olasılığı hayli düşüktür. (Eğer ürününüze Pardus projesi tarafından onaylanmamış depolardan ya da bağımsız paketler eklemeyi planlıyorsanız, camia süreçlerine dahil olmanızı ve bu paketleri onaylı depolara yerleştirecek şekilde paket sorumluluklarını üstlenmenizi tavsiye ediyoruz.)

Pardus üzerine ya da Pardus için geliştirme. Eğer Pardus ile ya da Pardus üzerinde çalıştırılmak üzere bir yazılım geliştiriyorsanız Pardus ismini ürününüzün kullanım amacı ile bağlantılı bir şekilde kullanabilirsiniz. Örneğin, Pardus için sistem yönetim araçları geliştiriyorsanız makul proje isimleri “Pardus Sistem Yönetimi”, “Pardus Temelli Sistem Yönetimi”, ya da “System Management for Pardus”, “Pardus Based Systems Management” olabilir. Sorunlu olabilecek “PardusMan”, “Pardus Yönetim”, “PardusMgr”, “ManagePardus” vb. Pardus kelimesinden türetilmiş proje isimlerinin kullanılmamasını tavsiye ediyoruz. Bununla birlikte Markalar’ı projenizin ya da ürününüzün (TÜBİTAK tarafından böyle bir onay var olmadığı durumlarda) Pardus projesi tarafından onaylandığı, desteklendiği ya da Pardus projesi ile bağlantılı olduğu imasını (söz ya da görünüm yolu ile) verecek şekilde kullanmanız, haksız ya da muğlak bir şekilde Pardus projesinin markası ya da iyi niyetini suistimal edeceğinden, mümkün değildir.

Yorum, eleştiri, tartışma ve atıf. Markalar ürün ya da projenin kaynağını belirlemek ya da Pardus projesi tarafından kabulünü belirtmek amacıyla kullanım için tasarlanmıştır. Bir kullanıcı Pardus ismini taşıyan bir ürün edindiğinde bu ürünün Pardus projesinden geldiğini bilmektedir. Bu sayede Pardus olan ve olmayan arasında bir muğlaklığa fırsat vermeden güçlü bir marka oluşturmak mümkün olabilecektir. Yorum, eleştiri, tartışma, vb. bağlamlarda Markalar’ın kullanımı, böylesine bir kabulü ima etmediği sürece, makul sayılır. Herkes Pardus hakkında makaleler yazmak, web siteleri ve bloglar yaratmak, ya da konuşmakta özgürdür. Ancak Pardus’la herhangi bir tanışıklığı olmayanlar dahil herkesin bu bağlamda Pardus’a atıf yapıldığını, özellikle Pardus projesi ya da TÜBİTAK adına hareket edilmediğini açıkça anlayabilmesi esastır.

Özgür yazılım camiası tarafından tüm kullanımı izleme ve tartışma ve iyi niyetli ticari olmayan geliştirme sınırlarını aşan kullanıma itiraz etme hakkını saklı tutuyoruz. Her halükarda bir proje özgür yazılım olmaktan çıkar ya da bir ticari oluşum haline gelirse, bu politika dokümanı Markalar’ın bu proje ve ürünleri tarafından kullanımına izin vermemektedir.

Marka Lisansı Gerektiren Sınırlı Kullanım

Yukarıda izin verilenler dışında Markalar’ın her türlü kullanımı TÜBİTAK’ın açık ve yazılı onayını gerektirmektedir. Bu tür kullanımlar:

  • her türlü ticari faaliyet,
  • bir Pardus ürünü içeren ya da kullanan ve ticari amaç güden her türlü yazılım,
  • bir alan adı (domain name) ya da URL içerisinde (blog etiketleri, dizin isimleri vb. hariç) kullanım,
  • her türlü fiziksel ürünün satışı ve promosyon amaçlı dağıtımı (tişört vb.),
  • Pardus isminin bir parçasını ya da tümünü ön ekli ya da son ekli bir şekilde içeren bir donanım ya da yazılımda kullanım,
  • yukarıdakilerle bağlantılı her türlü hizmet

dahil olmak ve bunlarla sınırlı kalmamak üzere belirlenirler. Herhangi bir şüphe durumunda kullanımın bu kapsamda olması olasılığı yüksektir ve marka (AT) pardus.org.tr adresinden bizimle bağlantıya geçmeniz tavsiye edilir.

Eğer bu kapsamda ya da bu politika belgesinde belirtilmeyen bir kullanım için izin talep ediyorsanız öncelikle marka (AT) pardus.org.tr adresinden bizimle bağlantıya geçmeniz gerekmektedir. En kısa sürede söz konusu kullanımın hangi kapsamda değerlendirilebileceğini size bildirecek ve eğer TÜBİTAK’ın açık yazılı izni gerekiyorsa izlemeniz gereken süreç konusunda sizi bilgilendireceğiz. Böyle bir izin ancak belirli koşulların sağlanması ile mümkün olabilir ve bu koşulları garanti altına almak ve ürün ve hizmetlerin kalitesini güvence altına almak için TÜBİTAK ile bir anlaşma ya da sözleşme yapmanız gerekebilir.

İstisnalar söz konusu olmakla birlikte şu durumlarda Markalar’ın kullanımına izin alabilmeniz mümkün olmayacaktır:

  • Markalar’ın bir firma isminde kullanılması,
  • Markalar’ın ticari amaç güden bir alan adında kullanımı (ticari amaç, bir şirket ya da ürünün promosyonundan, siteye reklam alma yolu ile gelir elde etmeye kadar uzanabilir),
  • herhangi bir yazılım ürününün (yukarıda belirtilen şekilde bir “Seçki” olmadığı hallerde) Pardus olarak adlandırılması (ya da bağlantılı herhangi bir marka),
  • başka marka ve logolarla birlikte kullanımı (bu kullanım Markalar’ın bir “bileşik marka” üretmek amacıyla kullanımını ya da Markalar’ın başka sözcüklerle birleştirilerek Pardus projesinin yeni bir ürünü (KlüpPardus, PardusClub, Pardus Kullanıcıları Grubu, vb.) imasını vermesini de içerir),
  • Resmi, Onaylı ya da bağlantılı ürün ya da hizmetlerimiz ile birlikte kullanımı,
  • proje ya da ürünün (TÜBİTAK tarafından böyle bir onay var olmadığı durumlarda) Pardus projesi tarafından onaylandığı, desteklendiği ya da Pardus projesi ile bağlantılı olduğu şeklinde (söz ya da görünüm yolu ile) bir ima yolu ile haksız ya da muğlak bir şekilde Pardus projesinin markası ya da iyi niyetini suistimal etmesi,
  • Pardus, UEKAE ya da TÜBİTAK marka ve isimlerinin ün ve saygınlığına zarar verebilecek şekilde bir kullanımı,
  • Pardus projesi ürünlerinin ya da ilgili hizmetlerin önemli şekilde değiştirilmiş bir hallerini içeren ürünler ya da hizmetler için kullanımı,
  • tartışma, geliştirme ya da tanıtım amacı olmadan yalnızca arama motoru sıralamaları ve sonuç listelerini etkilemek amacıyla başlık ve etiketler (metatag) içerisinde kullanımı.

Logo Kullanım Kuralları

Logomuzun görsel bütünlüğünün korunması esastır. Bu nedenle logonun orijinal halinde kullanımı tercih edilmektedir. Ancak logoyu herhangi bir şekilde değiştirme gereği duyduğunuzda şu kuralları gözönünde bulundurmanız yararlı olacaktır:

  • Eğer renkli kullanılıyorsa logo yalnızca tescile konu olmuş resmi renkleri kullanmalıdır.
  • Şeffaflık, gradyan ve derinlik araçları kullanıyor olsanız dahi bu resmi renklere sadık kalmalısınız.
  • Gerekli durumlarda tescile konu olmuş gri-tonlu logo da kullanılabilir.
  • Herhangi bir ölçekleme orijinal oranları korumalıdır.
  • Bu tip bir değişiklik yaptığınızda marka (AT) pardus.org.tr adresinden bizimle bağlantıya geçmeniz ve grafik değerlendirme temelli bir onay ve izin almanız tavsiye edilir.

Kullanım izni alma şansınızın orijinal logodan sapma miktarı ile ters orantılı olduğunu unutmayınız.

Bilişim Dergisi: “Bedava mı? Açık mı? Özgür mü?

Türkiye Bilişim Derneği‘nin Ocak 2008 ayında yayımlanan 100. sayısından itibaren sevgili Yücel Komçez ve ekibi tarafından çıkarılmaya başlanan Bilişim Dergisi‘nde ben de bir sayfa ile katkıda bulunuyorum, karınca kararınca… Özgürlük İçin… başlıklı bir mütevazı köşede özgür yazılım, özgür yazılım iş modelleri, açık inovasyon vesair konulardan aklım erdiğince, dilim döndüğünce bahsedeceğim.

Doğal olarak derginin kendine erişmenizi tavsiye ediyorum, ama yazılarımı da derginin eski sayısının miadı dolunca blogumdan paylaşmaya karar verdim. Bu sayede hem dergisin reklamını yapayım, hem de dergiye erişemeyenlere yazılarımı ulaştırayım istedim.

İşte ilk yazı:

Bedava mı? Açık mı? Özgür mü?

Pardus proje yöneticisinin durduğu yerden bakınca, özgür yazılım ile iş dünyamız, ve hatta özgür yazılım ile BT sektörümüz arasında koca bir açıklık görüyorum. BT sektörümüz, özellikle sahipli yazılım üreten sektör aktörleri, özgür yazılımı bir tehdit olarak algılıyorlar. Genelgeçer söyleme göre her tehdit bir fırsat olarak değerlendirilebilir, ama bunun için tehdidi doğru bağlama yerleştirmemiz gerekiyor. Oysa BT sektörünün özgür yazılımı doğru bağlama yerleştirmesi, ve hatta özgür yazılımı herhangi bir bağlama yerleştirmesi henüz mümkün olamamış gibi duruyor. Bu köşenin amacı, özgür yazılımın doğru bağlama yerleştirilmesine, dolayısı ile özgür yazılımın bir fırsat olarak algılanmasına ve özgür yazılım ile iş dünyası ve BT sektörü arasında bir köprü kurulmasına bir nebze katkıda bulunabilmek.

Doğal olarak ilk adımımız özgür yazılımın tanımını yapmak olmalı. Çoğu zaman işe yarayan İngilizce karşılıktan yola çıkmak yöntemi, bu durum için kafaları berraklaştırmak bir yana, düpedüz daha da karıştırıyor. Free software içindeki free sözcüğü hem bedava (as in free beer), hem de özgür (as in free speech) anlamına geliyor. Free software ile freeware birbirine karışıyor. Bu karmaşayı aşalım diye bir adım attığımızda open source kavramı ile karşılaşıyoruz, yani açık kaynak. Ama açık kaynak için en yetkin merci olan Açık Kaynak Girişimi’nin web sitesindeki (Open Source Initiative-OSI, www.opensource.org) tanım sayfası “Açık kaynak yalnızca kaynak koduna erişim anlamına gelmez” diyor ve özgür yazılımı tanımlamaya girişiyor. Özgür yazılımı merak ettiğimizde gideceğimiz yer olan Özgür Yazılım Vakfı (Free Software Foundation-FSF, www.fsf.org) ise neden açık kaynak ile özgür yazılımın aynı şey olmadığını açıklamakla başlıyor işe. Avrupa kaynaklı dokümanlarda ise sık sık FOSS (Free/Open Source Software) ve FLOSS (Free/Libre/Open Source Software) gibi kısaltmalarla karşılaşıyoruz. Kısacası, tanım işi biraz zor ve karmaşık!

Tanımı FSF tarafından geliştirilen ve en çok kullanılan özgür yazılım lisansı olma özelliğine sahip Genel Kamu Lisansı (GNU General Public License-GPL) üzerinden yapalım: Özgür yazılım, kullanıcısına sağladığı bir dizi özgürlük ile tanımlanır:
Özgürlük 0: Programı sınırsız kullanma özgürlüğü.
Özgürlük 1: Programın nasıl çalıştığını inceleme ve amaçlara uygun değiştirme özgürlüğü. (Bu özgürlük kaynak kodunun açık olması şartını getiriyor!)
Özgürlük 2: Programın kopyalarını sınırsız dağıtma özgürlüğü.
Özgürlük 3: Programın değiştirilmiş halini dağıtma özgürlüğü. (Pardus gibi Linux dağıtımlarının varlığını bu özgürlük sağlıyor!)

GPL bu özgürlükleri kullanmanız karşılığında sizden tek bir şey bekliyor: Programın kaynak kodunu değiştirerek oluşturduğunuz türev yazılımı da GPL ile lisanslamanız, yani özgür bırakmanız! Dev bir yazılım envanterine sınırsızca erişebilmek için ödenecek bir bedel gibi duruyor, değil mi? Pardus projesi olarak biz, böyle düşünüyoruz.

Özgür yazılım, geliştiricisinin telif haklarını (copyright) tepetaklak eder ve kullanıcısına bırakır (copyleft). Bu hali ile neredeyse fikri mülkiyet haklarının devri anlamına gelir ve kullanıcıyı yazılımın sahibi durumuna geçirir. Peki, sahipli yazılım üreten yazılım firmaları telif haklarına, dolayısı ile fikri mülkiyetlerine sahip çıkarken neden bir geliştirici (kişi, grup ya da firma) bunun tam tersini yapar? Kısa yanıt: Daha yenilikçi, daha esnek, daha kaliteli, daha güvenli, daha güvenilir, daha kolay ulaşılabilir yazılım ürünleri üretebilmek için. Uzun yanıtı gelecek yazılarımızda irdeleyeceğiz.

GPL lisansında, özgür yazılım ya da açık kaynak tanımlarında ticari faaliyet ve üretici ile kullanıcı arasındaki parasal ilişkiler ile ilgili herhangi bir koşul ve kısıt mevcut değil. Özgür yazılım, rahatlıkla bir ticari faaliyete temel oluşturabilir. Oluşturuyor da: özgür yazılım pazarının milyarlarca dolar büyüklüğünde olduğu, önümüzdeki onyıllarda ise on milyarlarca dolara büyüyeceği yönünde kestirimlere rastlamak mümkün. Ancak, ufak bir zihin deneyi özgür yazılım ürününün fiyatının sıfır olması gerektiğini gösteriyor. Peki, o zaman özgür yazılımdan nasıl para kazanılır? Yanıtı gelecek yazılarda…

Penguence Söyleşisi

Blog girdilerimde, birkaç yurtdışı ve şehir dışı görev, sonrasında geriye atılmış işlerin peşinden koşma, ve sonrasında da Pardus 2008 ile ilgili sık ve uzun toplantılar nedeniyle uzunca bir boşluk oluştu. Bugün ardarda birkaç alıntı yazısı ile ısınmaya başlayacağım. Gelecek hafta içerisinde de üç yazılık hayli eğlenceli ve heyecanlı bir seri ile geçen ayların performansına erişmeyi planlıyorum.

İlk alıntı yazı Linux Kullanıcıları Derneği‘nin Penguence elektronik dergisi için bir buçuk ay kadar önce İzlem Gözükeleş ile yaptığımız söyleşi. Sanırsam e-derginin gelecek sayısında yayımlanacak bu söyleşi, ama, yine sanırsam, e-derginin belirgin bir yayımlanma periyodu olmadığından birkaç ay sonra güncelliğini ve hatta anlamını yitirebilecek söyleşiyi sizlerle şimdiden paylaşmak istedim.

> 1- Türkiye bilişim tarihini PARDUS’yan Önce
> (PÖ) ve PARDUS’tan Sonra (PS) diye ikiye ayırırsak ülkemiz açısından neler
> değişti? Bu değişime dair nicel ve nitel gözlemleriniz nelerdir? (GNU/Linux
> kullanım oranları, toplumda Özgür Yazılım’a olan ilgi, GNU/Linux okur
> yazarlığı vs.) Projedeki hedeflerinizi ne oranda gerçekleştirebildiniz?

PÖ ve PS ayrımı ilginç. Aynı zamanda da benzetme aracılığı ile, beni sorunuza
yanıt vermekten kurtarıyor. Böyle temel bir değişikliği, eğer varsa, ki ben
varlığına inanıyorum, böyle dar bir zaman diliminde değerlendirmek yanıltıcı
olacaktır. Yine de Pardus’un yayımlanması ile Türkiye’de özgür yazılım
açısından bazı önemli değişikliklerin yaşanmaya başladığını söyleyebiliriz.

En önemli değişiklik Linux kullanımının “geek” ya da “hacker” tabir ettiğimiz
yüksek teknik ilgi ve beceriye sahip bir kesimin tekelinden çıkıp,
bilgisayarlarla ilgili, ama kendi işleri ve güçleri peşinde insanlar arasında
da yaygınlaşması oldu. Bu tip kullanıcılar PÖ de vardı, yanlış anlaşılmasın.
Ama Pardus bu alanda önemli bir sayı artışına neden oldu. Bir açıdan bakınca
Linux’tan önce Pardus’u duyan, gören ve kullanan insanlar çıktı piyasaya.
Pardus’u deneyip, kullanıp “bir de Linux varmış” diyenlerle hala
karşılaşıyoruz. Bu haliyle özgür yazılım camiasının bilgilendirme ve
farkındalık yaratma görev ve sorumlulukları da katlandı diye düşünüyorum.

Yaygınlık açısından bakınca hedeflerimiz doğrultusunda ilerliyoruz. Pardus
2007’nin en az 50 bin civarında kullanıcısı var, ki bu sayı Pardus 1.0’a göre
3-4’e katlanmış durumda. Pardus 2008 ile yüzbini hedeflemeye başlayacağız, ki
bu da bireysel pazarda %5’lere yaklaşan paylara karşılık geliyor.

> 2- RTÜK’te ve MSB Asker Alma Dairesi’nde PARDUS kullanımına yönelik
> çalışmalarınız oldu. Bu çalışmalarınız hakkında bilgi verebilir misiniz?
> Ufukta başka kamu kurumları da var mı?

Kurumsal kullanıcı ile çalışmanın kendine has zorlukları var. Bir kere, çoğu
zaman, ürünü alıp olduğu gibi kullanmak özellikle büyük kurumsal kullanıcıya
uymuyor. İlla ki bir destek hizmeti ile, bir bakım garantisi ile gelmesini
tercih ediyor. Pardus projesi olarak bizim stratejimiz bu kademenin ekosistem
aktörleri tarafından doldurulması şeklinde olmakla birlikte, ortalıkta bu tip
aktörler olmayınca mecburen iş başa düşüyor. ASAL projesi biraz bu tip bir
yapıydı: Kurulumu biz yaptık, sistem yönetimine epey dahil olacağız ve destek
garantisi veriyoruz. Bu, standart çalışma şeklimiz olmayacak, genelde sistem
entegratörleri ve çözüm ortakları ile var olmak istiyoruz.

RTÜK’deki çalışma bu tercih ettiğimiz yapıya daha uygun: TÜBİTAK UEKAE
tarafından yürütülmekte olan projeye işletim sistemi desteği sağlayarak dahil
olduk. Sahadaki işlemler proje elemanlarınca yürütüldü, Pardus ekibi olarak
biz onlara destek sağladık. Oldukça verimli bir çalışmaydı, pek çok şey
öğrendik; özellikle süreçler hakkında.

Çeşitli seviyelerde görüşmeler yürüttüğümüz kamu kuruluşları var. Ama 2008’in
ilk çeyreğinde gerçekleşecek olgunluğa erişmiş bir proje mevcut değil, henüz.
Bizim tercihimiz de yavaş olsa bile sağlıklı bir gelişim göstermek, tam
olgunlaşmamış yapılarla kurumsal pazarda yer almak istemiyoruz.

> 3- TÜBİTAK içinde PARDUS kullanımı için çalışmalarınız var mı?
> Karşılaştığınız zorluklardan bahsedebilir misiniz?

TÜBİTAK UEKAE gerek iç ağında ve gerekse internet ağında Pardus kullanma
konusunda stratejik kararını vermiş durumda. Göç ve dönüşüm projeleri
yürütülüyor şu anda. Karşılaştığımız zorluklar da her göç projesinde
karşılaşılan zorluklar: Uygulayıcı ve kullanıcı şüpheleri, aşırı temkinli
yaklaşımlar, teknik zorluklar, zaman içerisinde “istemezük”çüler bile
çıkacaktır ortaya… Göç sıkıntılı bir süreç, bunu herhangi bir kurumun ya da
UEKAE’nin uyguluyor olması çok fazla değişiklik oluşturmuyor, ne yazık ki.
Özellikle bizim gibi karmaşık iş süreçleri, pek çeşitli bilgi sistemleri,
gelişmiş işletim politika ve kuralları olan kurumlar için. UEKAE göçü, 2008
yılı içerisinde önemli engelleri aşıp gerçekleşme aşamasına gelecek. Enstitü
yönetimimizin tam desteği de bizim için önemli bir kazanım…

> 4- PARDUS projesi olarak Türkiye’deki özgür yazılım camiasından gerekli
> desteği alabiliyor musunuz? Alınabiliyorsa hangi düzeyde? Alınamıyorsa bunun
> nedenleri konusunda düşünceleriniz nelerdir?

Türkiye özgür yazılım camiası, ne yazık ki, çok geniş bir hinterlanda sahip
değil. 2004 yılı başında Pardus projesine ilk elemanları alırken bu camiaya
erişmiştik, hala da eleman gereksinimimizi çoğunlukla buradan karşılamaya
çalışıyoruz. Ama bu camianın 20 kişiye yaklaşan bir ekibi, yılda 10 ve
üzerinde eleman gereksinimini sürekli beslemesi pek mümkün görünmüyor,
özellikle camiayı genişletme konusunda önemli adımlar atılmazsa.

Pardus projesi olarak camiayı büyütme konusunda üzerimize düşenleri yapmaya
başladık bir süredir. Geliştirici listemiz aracılığı ile Pardus camiasına
katılan genç arkadaşlarımız oldu. Staj projelerimiz ile bir miktar cazibe
yarattık ve karşılığını da gördük. Önümüzdeki dönemde üniversitelerle daha
yoğun etkileşime ve işbirliğine girmeyi planlıyoruz.

Camiada herkesin Pardus projesi ile ilgilenmesini, Pardus geliştiricisi
olmasını ve Pardus ekosistemine eklenmesini beklemiyoruz. Bu sağlıklı bir
yöntem değil zaten. Ama farklı girişimler arasında daha fazla etkileşim
olması, ortak amaçlar doğrultusunda dayanışma ve işbirliğine gidilmesi
gerekli ve yararlı. Bu konuda bazı eksiklikler olmuş olabilir.

> 5- PARDUS projesinin ilk zamanlarında (2004-2005) bilişimle uğraşan
> kitleyle bir iletişim problemi oldu. Sıkça tartışmalar, atışmalar ve
> gerginlikler yaşandı. Daha sonra düzelen bu süreçte yapılanları Proje
> Yöneticisi olarak paylaşabilir misiniz?

“Bilişimle uğraşan kitle” ile neyi kastettiğinizi ve ne tür bir iletişim
problemine işaret ettiğinizi anlayamadım. Tekrarlamam gerekirse, bir
dayanışma ve işbirliği eksikliği yaşadığımız doğru. Bu durumun değiştiğinden
de çok emin değilim. Pardus projesini beğenmeyen, pervasızca eleştiren, küçük
gören ve göstermeye çalışan kişiler var, dediğim gibi bu aslında sağlıklı bir
durum. Ama özgür yazılım camiasına dahil olduğunu düşündüğümüz kişilerin
böyle bir duruş sergilemeleri şaşırtıcı.

Pardus projesi olarak, ilk günden itibaren şeffaf ve katılımcı bir yapı
oluşturmaya çalıştık. Oldukça erken bir aşamada geliştirici platformları
oluşturduk ve teknik karar verme sürecini bu platformda açık bir şekilde
yürütmeye çalıştık. Mutlaka eksiklerimiz ve yanlışlarımız olmuştur.
Süreçlerimizi sürekli gözden geçirmeye ve iyileştirmeye çalıştık. Sonuçta
Türkiye’nin önde gelen özgür yazılım projesinin çıkardığı ürün kadar üretim
metodolojisi ile de bir örnek oluşturması gerektiğini düşünüyorum.

> 6- Projeye yeni katılanlar ve ayrılanlar oluyor. Yeni insan alımlarında
> nelere dikkat ediyorsunuz?

Pardus projesinin hayli sağlıklı sayılabilecek bir insan kaynağı devri var.
Ortalama çalışan ömrü üç yıl civarında. Türkiye özgür yazılım camiasının pek
çok önde gelen ismi Pardus projesinde görev aldı ve almaya devam ediyor.
Gerek bu isimler Pardus’a ve gerekse Pardus bu isimlere değer katıyor, ki bu
da bir başka sağlık göstergesi. Projenin temel amaçları arasında yer alan
sürdürülebilir organizasyon hedefinin, teknik bilgi birikiminin yaşatılması
boyutunda da gerçeklenmesi bizi sevindiriyor.

Yeni katılımlarımız genelde daha genç arkadaşlar. Buna karşın aralarında
camianın tanıdığı isimler de var. Son zamanlarda geliştirici topluluğumuz ve
staj programlarımız yeni ekip elemanlarını bulduğumuz en önemli kaynak. Deyim
yerindeyse ekibe artık “yıldız” almıyoruz. Dediğim gibi yıldızlar da
neredeyse tükendi.

Yeni eleman alımlarında özgür yazılım üretme metodolojisinden haberdar olma,
açık kaynak yazılım üretebilme ve inisiyatif alabilme en önemli kıstaslar
arasında. Teknik beklentilerimiz de var tabii, Pardus altyapısı ve
teknolojilerine aşinalık, kolay uyum sağlama vb. gibi. Ama bunlar genelde
ikincil düzeyde kalıyor, masaüstü ortamımız KDE olmasına karşın Gnome’cu
bilinen arkadaşları ekibimize dahil edebiliyoruz. Önemli olan bilgi
birikimini devralabilme, geliştirme ve zamanı geldiğinde takip edenlere
devredebilme konusunda verdiği güven…

> 7- Bu sene projeye ilk kez stajyer aldınız. Stajyer programından
> beklediğiniz sonuçları elde ettiniz mi?

Kesinlikle evet. İlk zamanlar çeşitli şüphe ve endişelerimiz olsa da
stajyerlerimizden %90 üzerinde verim alabildik. bunda en önemli pay stajyer
başvurularını değerlendiren ve seçimleri yapan arkadaşların diye düşünüyoruz.
Stajyer arkadaşların sorumluluğunu üstlendiği kimi ürün ve çözümlerin Pardus
2008 ile kullanıcıya sunulacak olması da başarının bir işareti.

Doğal olarak staj konusunda da eksiklerimiz ve hatalarımız olmuştur.
Deneyimlerden ders almaya ve hatalarımızı gidermeye çalışıyoruz. Önümüzdeki
yıllarda daha etkin ve başarılı staj programları düzenleyeceğimizi tahmin
ediyoruz. Staj projelerimiz bizim Google Summer of Code gibi daha kapsamlı
çalışmalara dahil olmamız konusunda da çok yararlı olacaktır sanırım.

> 8- Geleceğe dair planlarınız nelerdir? Pardus’un masaüstünde sağladığı
> kolaylıkları sunucu alanına taşıdığı sunucu odaklı bir sürümü sık sık dile
> getirilen bir istek. Bu konuda bir çalışmanız var mı? Varsa, sunucu
> sürümünün hedef kitlesi kimler olacak? Büyük ölçekli kurumlara yönelik “Red
> Hat Enterprise” modeli bir Pardus mu, yoksa küçük ve orta ölçekli kurumlara
> yönelik “SME Server” benzeri bir PARDUS mu düşünüyorsunuz?

2008 yılı için temel hedefimiz Pardus’un bireysel ve özellikle kurumsal
masaüstünde güçlü bir alternatif olarak görülmesini sağlamak. Bunun için en
önemli aracımız yılın ilk çeyreğinde yayımlayacağımız Pardus 2008 sürümü.
Beklenen sürüm atlamaları dışında kullanım kolaylığına yönelik çeşitli
yeniliklerimiz de olacak bu sürümde.

Eksik olduğumuz noktalardan birisi, özellikle yeni kullanıcıların gereksinim
duyduğu destek malzemesi. Gün geçtikçe zenginleşen ve gelişen
ozgurlukicin.com portalı ve hazırlamakta olduğumuz Pardus 2008 Kullanım
Kılavuzu ile bu yöndeki zayıflığı kısmen gidereceğimizi düşünüyorum. Ayrıca
Pardus onaylı eğitim programları da 2008 yılı içerisinde başlayacak,
profesyoneller için de önemli bir kulvar açmış olacağız.

Bir başka eksiklik Pardus üzerinde çalışan katma değerli yazılım ve
hizmetlerin azlığı. 2008 yılı içerisinde birlikte çalışmaya başlayacağımız
çözüm ortaklarımız ile özellikle KOBİ piyasasına hitap etmeyi hedefliyoruz.
Pardus’un yalnızca ofis ve internet gereksinimlerini sağlayan bir masaüstü
olmaktan çıkıp kritik iş uygulamalarının çalıştığı bir platform haline
gelmesinde çözüm ortaklarımız önemli bir kanal oluşturacaklar.

İki yıla yakın süredir çabaladığımız, fakat sonuç elde edemediğimiz bir konu
da Pardus ön yüklü sistem satışları. 2008 yılı içerisinde yetkili Pardus
üreticileri eliyle, işletim sistemi desteği sağlanmış Pardus ön yüklü
masaüstü ve dizüstü bilgisayarlarını piyasada görmeye başlayacağız.

Tüm bu gelişmeler üç yılı aşkın süredir gösterdiğimiz kararlı ve sağlam
gelişmenin bir sonucu. Aceleye getirilmiş ve arkası boş kalacak girişimlerle
bu karnemize zarar vermek istemiyoruz. Bu nedenle, sunucu sürümü için erken
bir açıklama yapmak istemiyorum. Ben Pardus Sunucu 2008 sürümünü ilan etmeye
can atıyorum, ama bunun mümkün olup olmayacağını teknik veriler belirliyor.

> 9- Projenin ilk zamanlarında “Uludağ” ismi ön plana çıkarken, şu anda
> “PARDUS” ismini ön planda kullanmayı tercih ediyorsunuz. Alan adınızda
> da bu yönde bir değişiklik yaptınız. Böyle bir geçişe neden ihtiyaç
> duydunuz? “Ulusal Dağıtım” sloganını artık tercih etmiyor musunuz?

“Uludağ” ismi, proje daha emekleme aşmasındayken; hatta o aşamada bile
değilken, alelacele konmuş bir isimdi. O günlerde zamanın neler getireceği,
projenin yaşayıp yaşamayacağı, planlanan ürünün ne kadar yaygınlaşacağı, …
konular oldukça muallaktaydı. Dolayısı ile isim seçiminde kullanılması
gereken pek çok kıstas gözardı edildi. Uludağ ismi başımızı çok da ağrıttı;
hala projenin Uludağ Üniversitesi tarafından geliştirildiğini sananlar var
mesela. Ayrıca markalaşma açısından da sıkıntılar olacaktı, “Efsane Gazoz”
ile karıştırılma en başta gelecekti. Bir de çok yaygın kullanılan bir marka,
hareket kabiliyetimiz düşük olacaktı. UTF-8’in yılmaz destekleyicileri
olmakla birlikte marka içerisindeki “ğ” harfi de dışarıya açılırken sıkıntı
yaratabilecekti.

Tüm bu değerlendirmeler ışığında ürün, yani Çalışan CD piyasaya çıkarken yeni
bir değerlendirme yaptık. Anadolu Parsı’ndan hareketle Pardus adını seçtik.
Pardus’un çok fazla avantajı var, markalaşma açısından. Pardus 1.0’ın
çıkışından bu yana yalnızca Pardus markasını kullanıyoruz.

“Ulusal İşletim Sistemi” sloganı Çalışan CD ile birlikte ortaya atılmış bir
slogandı. Pardus 2007 ile birlikte yeni bir slogan ürettik: “Özgürlük
İçin…” Ama “Ulusal İşletim Sistemi” belirtecini de kullanmaya devam
ediyoruz. Ulusallık vurgusu, Linux’un evrenselliği vb argümanlarla
eleştirildi, pek çok mecrada. Ama biz ulusallıktan kastımızın bilgi birikimi,
teknolojik yol haritasına hakimiyet ve ulusla aktörlerle değer üretme
olduğunun altını çizerek bu belirteci ısrarla ve neredeyse inatla
kullanıyoruz.

Bir de “İşletim Sistemi”-“Dağıtım” ayrılığına vurgu yapmak isterim. Dağıtım,
biliyorsunuz, içerisinde bir de işletim sistemi barındıran bir bütün; yani
işletim sisteminden daha geniş ve büyük birşey. Ama Pardus tanıtımında
açıklanması gereken kavram sayısını azaltmak gereği ile özgür yazılım, Linux,
dağıtım gibi konuları ön planda tutmamaya, belirteçlerde ve sloganlarda
kullanmamaya gayret ediyoruz. İşletim sistemi derdimizi yeterince anlatmamıza
vesile oluyor, ürünün sadece bir parçasını belirtiyor olsa da…

> 10- GNU/Linux dağıtımlarında ortak bir sorun, üretilen yazılımların
> sadece o dağıtıma özel kalması. Pardus Projesi’nde üretilen yazılımları
> yurt dışındaki özgür yazılım camiasına ne kadar aktarabildiğinizi
> düşünüyorsunuz? Pardus’un kendi ürettiği yazılımlar özgür yazılım
> geliştirenler arasında kabul görüyor mu?

Pardus teknolojileri, ne yazık ki, Pardus’a özgü olmak durumunda. ÇOMAR gibi
bir yapılandırma çerçevesi ve sistemine gereksinim bence pek çok dağıtımda
mevcut. Ama bu gereksinime bizim bulduğumuz çözümü uygulama yoluna gidecek
dağıtım sayısı çok az. Aynı şey PiSi paket sistemi için de geçerli. Projenin
başından beri öngördüğümüz üzere biz mevcut yapıları olabildiğince
kullanmaya, “biz icat etmedik” (NIH) sendromundan uzak durmaya çalışıyoruz.
Pardus teknolojilerinin evrimi de bu hassasiyetimizi vurguluyor.

İnsanlar belki PiSi kullanmayacaklar, ama bugün akademik/bilimsel
yayın/tartışmalarda bir paket yönetim sistemi tasarımına ilişkin kuramsal
değerlendirmeler ya da mevcut sistemlere yönelik somut eleştirilere
baktığımızda tercihlerimizin doğruluğu 3. kişiler tarafından defaten
onaylandı, onaylanıyor… Bu anlamda belki doğrudan ürün olarak değilse de,
kuramsal ve tasarımsal olarak uluslararası camia içinde biliniyor ve bir
değer yaratıyor olduğumuzu düşünüyoruz.

Dikkat ettiğimiz bir nokta Pardus teknolojilerini geliştirirken
yaptıklarımızın evrensel özgür yazılım camiasına da yararlı olabilmesi. Bu
noktaya en iyi örnek en başından bu yana UTF-8 uyumu konusunda yürüttüğümüz
çalışmalar. Diğer projelerimizi de evrensel özgür yazılım projeleri ile
paralelleştirmeye çalışıyoruz. Bu sayede bir yandan Pardus teknolojilerini
geliştirirken, bir yandan da özgür yazılım bilgi birikimine katkıda
bulunabileceğiz.

“Köpek kuyruğunu sallamıyorsa, …”

OOXML ile ilgili her haber bir öncekini gölgede bırakıyor. Microsoft’un Eylül ayında Office 2003 için çıkardığı en son servis paketi SP3, “güvenlik” gerekçesi ile 24 eski formattaki ofis dokümanlarının açılmasını engellemiş. Kullanıcılardan gelen şikayetler ve sonrasında tepkiler sonucu önce durum ile ilgili bir açıklama yapan, sonra da bu durumu düzeltmek için Microsoft kayıt kütüğünde (registry) yapılacak değişiklikleri destek web sitesinde ilan eden, en sonunda da kurumsal müşterilerinin durumu düzeltmek için kullanabileceği bir grup politikası şablonu yayımlayan Microsoft, bu kez en sadık kullanıcıları ve taraftarlarınca bile eleştiriliyor.

Konunun OOXML ile ne ilgisi var peki? Basit, Microsoft bu format karmaşasına çözüm olarak ofis dokümanlarının öntanımlı formatı olarak Office 2007 ile galasını yapan meşhur OOXML’in kullanılmasını öneriyor. Belki henüz resmi olarak önermiyor, ama çözüm ortakları ağzıyla öneriyor. Binlerce ve hatta milyonlarca dokümanı eski ofis formatlarında saklanmış bir kurumsal kullanıcıyı düşünün, SP3 ile “terfi” ettirilmiş Office 2003 paketleri bu dokümanları açamıyor. Çare ya kayıt kütüğüne pisleyip yeni problemlere davetiye çıkarmak, ya da bu binlerce, milyonlarca dokümanı OOXML’e çevirmek. Size de gerçek amaç “güvenlik” değilmiş de OOXML’in zorla yaygınlaştırılması imiş gibi geliyor mu? Hele bir de SP3’ün ISO’daki OOXML oylamasından (hani olumsuz sonuçlanmıştı) hemen sonra yayınlanmış olduğu hesaba katılırsa… Komplo teoricilerine gün doğdu 😉

Konuyu en iyi özetleyen Joe Wilcow olmuş, başlığımızda görüldüğü üzere: “Köpek kuyruğunu sallamıyorsa, sen köpeğin kuyruğunu salla”…