OOXML’e farklı bir yaklaşım

Microsoft’un meşhur OOXML standardına karşı olduğumuzu açıkladık, malum. Bunun pek çok nedeni var, çeşitli mecralarda ayrıntılandıracağız.

Ama bugün karşılaştığım bir şey Microsoft’un standartları ile yaşamın, özellikle Pardus ve Linux ve özgür yazılım kullanıcıları için, ne mene birşey olacağı hakkında biraz fikir verdi. Microsoft Türkiye Genel Müdürü sevgili Çağlayan Arkan’ın web günlüğüne bir video yerleştirilmiş. Ama bu videoyu görüntülemek için Microsoft’un Silverlight programını yüklemek gerekiyor. Ben, doğal olarak, Pardus ile uyumlu Silverlight bulamadığım için yükleyip Arkan’ın Bilişim Rüzgarı programında söylediklerini izleyemedim. Video formatını bilmiyorum, ama bir olasılık “açık” bir format dahi olabilir. Gel gör ki kamuya açık edilmiş veriye ulaşmak için dahi sahipli bir yazılıma ihtiyacım var. Onu bırakın bu yazılımı edinmeye kalksam bile yetmiyor, sahipli bir işletim sistemi kullanmam gerekiyor.

Yarın öbürgün Microsoft’un “açık” OOXML formatındaki dosyaları görmek için de benzer mecburi seçimler yapmak zorunda kalmayalım diye endişe ediyorum. Bu nedenle de OOXML’e karşıyım!

“OOXML’e farklı bir yaklaşım” üzerine 7 yorum

  1. Değerli hocam,Silverlight uygulamaları için Moonlight kullanabilirsiniz. Yakın zamanda Miguel de Icaza ve Novell’de çalışan bir ekip tarafından, oldukça kısa bir süre içerisinde geliştirildi bu oyuncak.-HTH

  2. Sevgili Enver,Tam da söylemek istediğim şeyi işaret ettin. Moonlight, senin de söylediğin üzere, kelime anlamıyla, bir oyuncak. Bilebildiğim kadarıyla Silverlight’ı hayli geriden takip ediyor. Novell yoluna giren, sonunda kaçınılmaz olarak Microsoft çıkmazında buluyor kendisini. 6000 sayfalık OOXML belirtimi de, özünde aynı tuzağı içermiyor mu?

  3. Yobaz tayfanın derdi önce Samba ile idi. Sonra aynı yobazlar Wine ile savaşmaya başladılar. Bıkmayan aynı yobazlar Mono ile de savaştılar.Microsoft oyunun kuralını parası sayesinde iyi oynadığı kanunları da katarak değiştirmeye çalışıyor, ve siz de buna karşı savaşıyorsunuz. Bunu anlayabiliyorum. Ama gücün iyi tarafını savunan yobaz Jedi’lardan mısınız, yoksa başka birşeyleri mi temsil ediyorsunuz onu anlayamadım daha tam olarak.Ben bir diğer bakış açısından bahsedeyim istiyordum ama zaten Dave benim de katıldığım görüşü gayet iyi açıklamış. GNOME Foundation bence doğru yolda, ve bence desteklenmeli.

  4. İlk gönderdiğim yorumda “oyuncak” derken aslında Silverlight’ın kendisinin de bir oyuncak olduğunu ve yeterince insan gücü eklendiğinde herhangi bir teknolojinin özgür yazılımlar tarafından da kullanılabileceğini iddia etmek için söylemiştim; ki eminim buna da katılıyorsunuzdur.

  5. Sevgili Enver,GNOME ve OOXML kısaltmaları aynı cümlede geçmeye başlayınca başka ilginç belgeler de geliyor aklıma. Öte yandan OOXML’e yobazca karşı çıkmayıp, konumu gereği pragmatik bir duruş almak durumunda olanları da unutmayalım.Microsoft’un yapmaya çalıştığı, kısa dönemli şirket çıkarları için onyıllardır gayet etkin bir şekilde pek çok sektöre ve bu saktörlerin hemen tüm aktörlerine, bu arada Microsoft’a da yararlar sağlamış ISO standart oluşturma sürecini manipüle etmek. ODF’i, Linux’u, özgür yazılımı, … boşversek dahi sırf bu nedenle Microsoft’a karşı çıkmalıyız. Yoksa yarın öbürgün aynı yolu izleyerek “oyunun kuralını parası sayesinde iyi oynadığı kanunları da katarak değiştirmeye” çalışan şirketler çoğaldığında ve dolayısı ile ISO süreçleri yerle bir olmaya yüz tuttuğunda derdimize yanarız.Samba demişken, düzenleyici kurul ve kuralların ne derece önemli olduğunu, bazı şeylerin nasıl şirketlerin insafına ya da sosyal sorumluluğuna bırakılmaması gerekliliğini en iyi bu arkadaşlar anlatacaktır sanırsam.Kişisel olarak Samba, Wine, Mono, … kullanmıyorum. Kimseye de kullanmasını önermiyorum. Bu teknolojilere gereksinim duyanların Microsoft ürünlerini ve platformlarını tercih etmelerinin daha doğru olduğuna inanıyorum. Öte yandan hem bireysel, hem de kurumsal kullanıcılar arasında benim bu tercihim ve inancımla uyuşmayan şekilde hareket edenlerin varlığından da haberdarım ve bu durumla barış içerisinde yaşamımı sürdürebiliyorum. Pardus’un, Linux’un, özgür yazılımın, … herkesin her gereksimini karşılayabileceğini düşünmüyorum. Herhangi bir şirketin de karşılayabileceğini düşünmüyorum. Adil ve açık bir rekabetin gereğine ve bireysel ve kurumsal kullanıcı için en yararlı durum olduğuna inanıyorum. Eskilerde ODF’i destekleyeceğini açıklamış olmasına rağmen sonradan cayan Microsoft’un iş yöntemlerini tasvip etmiyorum. Öte yandan özgür yazılım camiasının “yeterince insan gücü eklendiğinde” şirketlerin sahipli format ve teknolojilerini yakalamaya çalışmalarını da anlamlı bulmuyorum. Bu yazdıklarımdan benim yobazlık falıma bakabilirsin.

  6. Aslında şirketokrasiye karşı birkaç kaleyi savunmaya çabalıyorsunuz, ama oyunun bazı kurallarını da kabul ediyorsunuz diye anladım. Haddime olmayarak bu duruşunuzu takdire değer buluyorum. Aynı şeye karşıyız.Ama Microsoft gibi dünya ekonomisinin hissedilir bölümünü tek başına kontrol eden dev bir şirkete karşı pasif direnişin yeterli olmadığı açık; dünyanın geri kalanının bir avuç insan için milyar dolarları tepmesini beklemek en hafifinden saflık olur. Agresif metodları ise pek dene(ye)medi özgür yazılım dünyası şimdiye kadar.Pragmatik yaklaşımın en azından yazılım dünyasında şirketokrasinin rüşvet ve tehdite başvurmasını biraz geciktireceğini ummak bana şeytanla yatmaktan çok şeytanı yakından izlemek, hatta işine biraz burun sokmak gibi geliyor.

  7. Neyse ki durumumuz “ya benim olacaksın, ya kara toprağın” kadar vahim değil. OOXML’in önce bir ECMA standardı haline gelmesi ve sonra da, hem de tahsisli yoldan (fast-track) ISO standardı haline getirilmeye çalışılması ardındaki dürtü nedir dersin? Yoksa bunların AB başta olmak üzere çeşitli devletlerin, bu arada kimi Amerikan eyalet yönetimlerinin, “tüm dokümanlarımı açık bir standarda uygun saklamak isterim” diye ısrar etmesi ile bir bağlantısı var mı? Ben söylemiyorum, bizzat Microsoft söylüyor. Massachusettes ODF’yi desteklemeye kalkmasaydı gizli-kapaklı .doc’tan OOXML’e (ki ikinci O “Open” manasında) geçilir miydi sanıyorsun.Biraz önce de yazdığım gibi kamu yararını özel şirketlerin korumasını beklemek safdillik. Sosyal sorumluluğun neden sosyal devletin yerini alamayacağını tezleyen kitaplardan Supercapitalism’i önereceğim, Clinton’ın Çalışma Bakanı Reich’tan. Tabii bunun aksini savunan Michale Porter gibi gurular da yok değil. Ama doküman değişim formatları konusunda pratik, düzenleme ve müdahalenin kamu yararına olduğunu, “açık” pazar ekonomisinin ise pek o kadar da ahalinin iyiliğine olmayabileceğini gösteriyor.Gereksinim duyduğumuz şey agresif olmak değil. Tam tersine agresif davranışlar ile olsa olsa taraftar kaybedilir. Öncelikle bilgi sahibi olmak, sonra da bu bilgiler ışığında oluşturduğumuz tezimizi paydaşlarımıza doğru şekilde aktarmamız gerekiyor. Ha, tabii bir de işlerin açık, katılımcı ve şeffaf yürüyor olmasını sağlayacak sivil toplum baskısını sürekli canlı tutmak. Oyunun pisleşemediği ortamlarda kazanan kamu yararı olacaktır, en azından olmalıdır. Aksi durum sistemik bir hataya işaret eder kanımca…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir