Bir Varan Daha!

“Varan” blog girdilerinin ilki bu sayfalarda yerini alalı bir yıl dahi olmadı. Geçtiğimiz şenlik sırasında irili ufaklı bir dizi eklendi buna. Ve şimdi karşınızda, yine, bir büyük “Varan”…

Yine bir kamu kuruluşu, ve yine terminal sunucular ile ince istemciler baş rolde… Bu kuruluşumuzun altı merkezinde kullanacağı 5.000’e yakın ince istemci ve bu istemcilerin hizmet alacağı 100 civarında terminal sunucu işletim sistemi olarak Pardus kullanacaklar. Milli Savunma Bakanlığı Askeralma Dairesi (ASAL) için uygulamakta olduğumuz çözümde olduğu gibi veri merkezi (veritabanı, uygulama sunucu, vb) sunucularının daha hallice gereksinimleri (kümelenme özellikleri vb) nedeniyle buralarda diğer Linux dağıtımları ya da bir çeşit Unix tercih edilecek. Ama ince istemciler tümüyle Pardus’a emanet.

Bu arada başka yerde ilan ettik mi anımsamıyorum, ASAL için LTSP yapısını hayli elden geçirip PTSP (Pardus Terminal Server Project) haline getirdik. Terminal sunucuların uzaktan yönetimi için ahenk projesini hayata geçirdik. LDAP konusunda da bazı hoşluklar yaptık. Ayrıca dillere desten bir de NİBU projesi var ki… Ekip, her zaman olduğu gibi, bu toprakların en iyi sistem geliştirme ve entegrasyon ekibi olduğunu kanıtladı… ASAL kurulumlarını tamamlamak için geriye sayım sürüyor. Darısı bu yeni Varan’ımızın başına…

Ha, kim mi bu yeni kamu kuruluşu? Arayan bulur, bilgiler açık…

Not: Yazmadan duramayacağım… Pardus açıkmış, özgürmüş, tutsakmış safsataları devam ederken pisi listemize gelen bir mesaj bize bir kez daha ve çok güzel gösterdi ki, ainesi iştir kişinin…

“Özgür Yazılım ve Fikri Mülkiyet”

TBD İstanbul Şubesi tarafından düzenlenen İstanbul Bilişim Kongresi, Kurumsal Yazılım 2007 başlığı altında 7-9 Haziran günlerinden Bahçeşehir Üniversitesi’nin Beşiktaş kampüsünde gerçekleşti. Kongre’nin 8 Haziran Cuma günkü oturumlarından biri de Özgür Yazılım’a ayrılmıştı ve ben de katkıcılar arasındaydım.

Önce bir uyarı: grem grup tarafından düzenlenen etkinliklerden uzak durun; biz artık öyle yapacağız. Geçen Kasım ayında Corptech 2006 adıyla düzenledikleri kurumsal bilişim fuarına katılmıştık. Son derece iyi hazırlandığımız ve HP, IBM, Gönen Bilgi Teknolojileri ve Portakal Teknoloji gibi çözüm ortaklarımızla birlikte hayli başarılı bir stand oluşturduğumuz etkinliğe herhalde yalnızca birkaç yüz kişi katılmış, ve komşu stand görevlileri dışında neredeyse hiç ziyaretçimiz olmamıştı. İstanbul Bilişim Kongresi’ni de grem grup’un düzenlediğini son anda öğrendim ve kongre alanına gittiğimde sürprizle karşılaşmadım: 20’nin üzerinde firma stand açmışlar, 8 paralel oturum düzenleniyor; ama izleyici sayısı herhalde iki yüz civarında. Onların çoğu da Boğaz’a nazır kantinde zaman geçirmeyi tercih ediyorlar. Oturumlara ortalama on izleyici katılıyor. Hele Özgür Yazılım oturumunun birkaç yüz kişilik koca bir anfide yer aldığını düşünürsek… Rezalet!

Oturumumuza dönersek: Açılışta IT Business Weekly‘nin genel yayın yönetmeni sevgili Yücel Komçez’in “Kuşbakışı Kurumsal Pazar ve Özgür Yazılım” başlıklı bir konuşma yapmasını planlamıştık, ancak bazı iletişim sorunları nedeniyle iptal etmek zorunda kaldık. Ardından ben “Pardus ve Kurumsal Pazar” başlıklı bir konuşma yaptım, önümüzdeki günlerde ayrıntılarını buradan paylaşacağım. Son olarak da benim yönettiğim “Özgür Yazılım ve Fikri Mülkiyet” başlıklı bir panel vardı. Tüm oturumun on civarında izleyici ile başlayıp panel sırasında yirmi kişiye kadar “kalabalık”laştığı ve yedi izleyici ile sona erdiğini vurgulamak istiyorum. Son derece ilginç (kendim de konuştum diye söylemiyorum, 😉 ve zengin bu içeriğin bu kadar az ilgi çekmesi çok üzücü… “Allah beterinden saklasın…” dedik, kendi kendimize konuştuk 🙂

Panel konuşmacılarımız IBM’den Serkan Şahin, Sun Microsystems’dan Funda Öncü ve LKD’den (yoksa TBD mi?) sevgili Türker Gülüm idi. Panele iki firmayı da davet etmiştik aslında: Microsoft ve Novell. Microsoft Türkiye “panele katılımını faydalı bulmadığını, eğer Microsoft’un iş ortağı yazılım evleri aracılığıyla Türk yazılım ekonomisine ne boyutta bir ciro kazandırdığını anlatabilecekleri bir yer verilirse bu konuyu tercih ettiklerini” söylemiş. İlginç, biz burada fikri mülkiyeti ve özgür yazılımı konuşuyoruz. Microsoft’tan birileri gelip de “özgür yazılımcılar bizim 235 patentimizi ihlal ediyorlar” diyebilir, Novell ile yaptıkları meşhur anlaşmanın ardındaki düşünceyi, Xandros ile yaptıkları diğer meşhur anlaşma ile son yayınlanan GPLv3 taslağı arasında bir bağlantı olup olmadığını, ODF ve Office OXML ilişkisini, … anlatabilirdi. Konumuz ciro ya da yazılım ekonomisi değil, doğrudan fikri mülkiyet, açık standartlar, açık kaynak ve özgür yazılım idi… Kendiler bilirler. Novell Türkiye ise “ilgili tüm arkadaşları kongre günlerinde şehir dışında olacağı” için katılmadı. Yorum yok, ne diyeyim, İstanbul’da kurumsal yazılım diye kongre toplanıyor, Türkiye’de tüm satışı kurumsal olan Novellciler şehir dışında…

Katılmayanları bırakıp katılanlara bakalım, tekrarlayayım, panel konuşmacılarımız IBM’den Serkan Şahin, Sun Microsystems’dan Funda Öncü ve LKD’den (yoksa TBD mi?) sevgili Türker Gülüm idi. Ben, zaten bir önceki konuşmayı vermiş olmak ve dahi konuşmacılara olabildiğince fazla zaman ayırmak nedeniyle az konuşmaya gayret ettim (benim standartlarımda “az konuşma”nın ne anlama geldiğini bilen bilir 🙂 ve hızla sözü panelistlere verdim. Bu arada “firma temsilcisi arkadaşlar birazdan ‘açık kaynak’ diyecekleri aslında kastettikleri ‘özgür yazılım’, çünkü aslında Open Source IS Free Software” demeyi de ihmal etmedim. Ama, ilginç bir şekilde, Serkan Bey de Funda Hanım da bol bol “özgür yazılım” diyerek beni utandırdılar.

Aşağıda panel sırasında tuttuğum notları bulacaksınız:

Serkan Şahin/IBM:
2000’den fazla IBMci açık kaynak ve açık standartlar üzerinde çalışıyor
IBM e-ticaret stratejisi (’99):

    • internet

 

  • açık standartlar

 

 

  • küreselleşme

 

“money driven” -> “community driven”
“IBM’in açık kaynağa bakışını müşterisi belirliyor” Türkiye:

    • IBM Linux Merkezleri (İstanbul, Ankara, MEB)

 

  • IBM Center for Advanced Studies (İstanbul Bilgi Üniv.)

 

“Camia ile birlikte çalışmak için kaynak kodunu açmak ve yazılımı özgürleştirmek gerekli”

Funda Öncü/Sun:
“Açık kodla yaşıyoruz…”
openSolaris (’05): 7 milyon indirme, %70’i Sparc değil
Linux: Sun katkısı 404 mio $
Java -> GPL (Kasım ’06)
Jonathan Schwartz (CEO): “Şubat ’08’de tüm yazılımlarımız açık kod olacak”
openSparc
“Özgür yazılım (donanım) pazarımızı genişletiyor.”

IBM:
“Hizmetler pazarı dolayısı ile özgür yazılımdan para kazanıyoruz”

Türker Gülüm/LKD+TBD:
“Yazılımın garantisi olmaz: GPLv2”
Microsoft-Novell anlaşması (Kasım ’06)

Açık standartlar:
IBM: Açık standart -> açık bilişim
“XML: mimarinin uzun ömürlü ve kolay olması”
Sun: “Tüm portföyü tamamlayıcı bir parça”
Sun motto: “Network is the computer”

İnovasyon:
Sun: “Açık kaynak inovasyonu artırır”
“Özgür yazılım: En mükemmel yazılım”
IBM: IBM motto: “Innovation that matters”
“Fikri mülkiyetin insanlığın mutluluğu için kullanılmasını sağlamak amacıyla yapılacak daha çok şey var”
“Açık kaynak, özgür yazılım, inovasyon birlikte etkileşerek gelişecekler”

Patentler:
IBM: “ABD yasaları bunu gerekli kılıyor”
Sun: “Patentleri açıyoruz”
Türker: “GPLv3’te özgürlüklerin kısıtlanması ve patent ilişkisi”
IBM: “Açık üniversite örneği (MIT)”

Benim notlarım tam belli edemiyor olsa gerek, ama (ben yönettim diye söylemiyorum 🙂 katıldığım/izlediğim en iyi panellerden biriydi. IBM ve Sun’ın özgür yazılıma verdikleri destek, her ne kadar ticari kaygılara dayanıyor olsa da, nasıl sağlam felsefi temeller bulmuş ve bu yaklaşım nasıl çalışanlarına yansımış, görmek keyifliydi. Bu iki dünya devinin inovasyonun geleceğini özgür paylaşım ve birlikte üretimde görmeleri de sevindirici idi.

Serkan Şahin’in “bilgisayar kullanıcılarının aptallaştırılması” benzetmesini sevdim, ama bu benzetmeyi tüm bilgisayar kullanıcılarının aynı zamanda bilişimci olmaları gereği anlamında kullanmasına katılmadım. ABD kaynaklı bu iki şirketin çalışanlarının ürettiği fikri mülkiyeti kaydettirmek ve korumak için patent almak dışında bir seçenekleri olmadığına ben de üzüldüm, ama bu patentleri özgür yazılım camiasının kullanımına açmalarını alkışladım. Kısacası, hoş iki saat geçirdim…

Tilki Kümese Isınıyor…

Kasım başında, yani altı aydan biraz önce Microsoft ile Novell bir Linux anlaşması imzalamıştı, anımsarsınız. Bendeniz de konu ile ilgili yorularımın başlığını da “Tilki Tavukla Evlenir, Kümese Taşınırlar” şeklinde Dana Gardner’dan araklamıştım. Son gelen haberler tilkinin kümese ısınmaya başladığı, hatta kimi piliçlerle flörtü hayli ileri götürdüğü yönünde.

Redmond ve New York’da aynı zamanlı yayınlanan bir basın duyurusuna göre Microsoft pek benzer bir anlaşmayı Xandros ile imzalamış. Xandros, bilindiği üzere müteveffa Corel Linux’un geliştirme takımını ve kullanıcı camiasını veraset yoluyla intikal etmiş, masaüstü yanında KOBİ sunucusu ve kurumsal sunucu pazarına da duhul etmiştir. Hayli güçlü ve kaliteli bir destek ekibi ve özellikle karışık bilişim ortamları için yönetim araçlarını ve çeşitli sahipli yazılımları da da içeren uygulama dizisi ile Linux dünyasının önemli ve ilginç aktörlerinden biridir. New York merkezli şirketin geliştirme ekibi Kanada’da Ottowa ve Hindistan’da Mumbay şehirlerinde ikamet ederler. Daha ayrıntılı künye burada.

Gelelim malum anlaşmaya: Beş ana başlıkta toplanıyor işbirliği konuları. Dördüncü maddeyi sona bırakalım, gerisi şöyle:

  • Sistem yönetim araçlarının birlikte çalışabilirliği: İki tarafın mevcut sistem yönetim yazılımlarının daha iyi birlikte çalışabilirliği yönünde çeşitli çalışmalar. Xandros’un WS-Management protokolünü kendi sistem yönetimi uygulamalarına uyarlaması.
  • Sunucu birlikte çalışabilirliği: Xandros’un bir dizi Micrososft sunucu iletişim protokolünü lisanslayarak Xandros sunucuların birlikte çalışabilirliğini artırması yönünde çalışmalar.
  • Ofis belgesi uyumluluğu: Xandros’un, Open OfficeXML ve Open Document Format belgelerinin uyumluluğu konusunda Microsoft ve diğer firmalarla birlikte çalışması.
  • Microsoft satış ve pazarlama desteği: Microsoft’un Xandros’un masaüstü ve sunucu sürümlerini tercih edilen Linux dağıtımları arasında alması. Xandros’un Microsoft Interop Vendor Alliance’a dahil olması.

O kadar da ciddi bir delik görünmüyor değil mi? Xandros çeşitli noktalarda tercihini özgür yazılımlar yerine sahipli yazılım firmalarından fikri mülkiyet transferi yönünde kullanıyor. Bir tercih… Xandros müşterileri ve mevcut ve gelecek Linux kullanıcıları bu tercih konusundaki fikirlerini belli edecekler önümüzdeki ay ve yıllarda.

Ama öyle bir dördüncü ana başlık var ki, zurna zırt diyor orada:

  • Fikri mülkiyet güvencesi: Xandros müşterilerinin olası Microsoft fikri mülkiyet ihlalleri ile ilgili olarak dava edilmeyeceklerinin garanti edilmesi.

Haydaaa! Bu da ne olsa gerek? Neden? Ne karşılığında? Xandros bunun için para mı verecek Microsoft’a? Peşin mi, yoksa satışlardan komisyon şeklinde mi? Ne kadar? Yoksa asıl amaç başka mı? Linux ve özgür yazılımların Microsoft’un fikri mülkiyetine tecavüz ettiği şayiasını biraz daha yaymak ve Linux kullanıcılarını bir “Microsoft vergisi” tabi tutmak mı? Kümesten birkaç pilici daha ayartıp tavuklarla civcivleri kolayca mideye indirmek mi hedef?

Özgür yazılım cephesinde bu gelişmelere yanıt bir yanda GPL v3 ile geliyor. Yeni lisans ile bu tip fikri mülkiyet temelli şantajlar boşa çıkacak, böyle anlaşmalar ve para transferleri mümkün olamayacak. Ama ya hiç para el değiştirmezse? Ya Microsoft uygun gördüğü bazı dağıtımların müşterilerini patent koruması altına alıverirse? Ya bu anlaşmalar çok çok çok pahalı avukatlar tarafından GPL v3’ün etrafından dolanacak şekilde kaleme alınırlarsa?

O zaman iki yol kalıyor geriye: Bir koldan sevgili Linus Torvalds’ın yaptığı gibi “Kodu göster ya da sesini kes!” diyerek KoBeŞ’e (Korku-Belirsizlik-Şüphe, Fear-Uncertainty-Doubt=FUD çevirisi olarak 🙂 karşı koymak. Diğer yandan da akıllıca özgür yazılım iş modelleri ve yapıları kurmaya, değer katan yaklaşımlarla pazar payını büyütmeye devam ederek.

Çay partisini anımsatmama gerek var mı?