Neden Felis chaus – II

Güncelleme sürümümüz Pardus 2007.1 Felis chaus sunucularda yerini aldı ve pek çok kullanıcımız şimdiden saz kedili duvarkağıtlarına kavuştular. Ancak Felis chaus ismi ile ilgili tartışmalar dinmedi. Sonunda ben de Pardus-kullanicilari e-posta listesine bu girdinin dibinde okuyacağınız açıklamayı gönderdim, sanırım biraz da olsa ortalık sakinleşti.

Ulusallığı/milliyetçiliği mazruftan çok zarfta arayanlar ile anlaşabilmem mümkün değil. Türkçe yazım denetim uygulaması zemberek’i ilk sürümünden bu yana ve sürekli ağırlığını artırarak dağıtımına dahil eden bir ekibin Türkçe’ye verdiği değer açıktır, kanaatimce. Pek çok kamu kurumunu, şimdilerde kimi KOBİ’leri, yakın zamanda kurumsal şirketleri ve bilişim sektörünü özgür yazılımı bir seçenek olarak değerlendirmeye teşvik eden gelişimlerin başında geliyor Pardus, kanımca. Buralarda oluşan potansiyel tasarruf yine bilişime ya da eğitime ya da çevreye harcanabilecek yeni kaynaklar oluşturuyor, hem de ulusal kaynaklar. Kanımca bu durumu göz önünde bulundurmadan ve yalnızca sürüm isimlerine bakarak Pardus’u “mahkum etmek” büyük bir hata olacaktır.

Ben mi ne düşünüyorum? Evet, bu tip tartışmaların çok çeşitli seviyelerde yaşanacağını tahmin ediyordum, bol miktarda darbe de aldım. Ama bu sabah, yine Pardus-kullanicilari listesinde, sevgili Turgut Sinan’ın yazdığı şu satırları okuyunca kararımdan bir kez daha emin oldum, ve aldığım darbelere fazlasıyla değdi:

geçen yabani hayatımızı neden koruyamıyoruz diye çok hüzünlenmişken; şöyle bir hayale dalmışım, türkiye de pardus çok tutuluyor ve hatta yurtdışında bile bir çok kullanıcısı oluyor. bunu gören bizim kediler bizim bu çabamıza destek vermek istermişcesine saklandıkları yerden çıkıyorlar. mutlu bir şekilde normal hayata döndüm. pardus a daha bir şevkle sarıldım.

Neyse, işte listeye gönderdiğim açıklama, Pardus 2007.1’i güle güle kullanın…

17 Mar 2007 Cts tarihinde, Canberk Demirdelen şunları yazmıştı:
> haklısınız. bende ayrıntılara bu güne kadar hiç takılmadım. hatta eğer
> geçmişten bu güne yazımlarımı takip ettiyseniz herzaman destek oldum. ve
> olacağımda.. fakat, artık şu ulusal ın açılımını yapmak lazım.. burada hiç
> kimse Görkem beyi veyahut diğer geliştiricileri eleştirmiyor. haddime de
> düşmez. fakat 2007.1 i yüklerken akşamın bu saatinde bu ne yaa dedim ve
> buraya msg geçtim.. hata ise özür dilerim.

Şu anda bayilerde olan BytePlus dergisindeki yazımda Pardus projesinin güçlü yanlarını özetlemiştim. Son madde “ulusallık” ile ilgiliydi ve tam olarak şunları yazmıştım:

> Neden ve Hangi “Ulusal”?
> Enstitümüz’ün vizyon cümlesindeki temel unsurlar “ulusal teknolojik
> bağımsızlık”, “güvenlik” ve “tasarruf”. Pardus projesi oluşturulurken bu
> kavramları sıkı bir şekilde tartıp değerlendirmeye, mümkün olduğunda da
> içselleştirmeye çalıştık. Sonunda geldiğimiz nokta, “ulusal işletim
> sistemi” ibaresinin Pardus’un tanımı değil, yalnızca bir özelliği
> olduğuydu. Bu ibare de sık sık eleştirilen bir nokta oldu, açıklanmasında
> yarar var. Pardus projesinin önemli sonuçlarından birinin Linux ve işletim
> sistemi konusunda deneyimli bir ekibin ortaya çıkması olduğunu söylemiştik.
> Bu ekip sayesinde Türkiye bilişim sektörü işletim sistemi konusunda kendi
> yol haritasını çizebilir, stratejisini oluşturabilir hale geldi, gelmek
> üzere. Örneğin ASAL projesinde hazır ürünlerle yetinmek durumunda kalmayıp
> gereksinim duyduğumuz ürünü tasarlıyor ve geliştiriyoruz. Bu ürün daha
> sonra başka kurumsal müşteriler için de kullanılabilecek. Bu yaklaşımla
> geliştirilecek ürünler, bu ürünlerle entegre hale getirilecek uygulama
> yazılımları yavaş yavaş yeni bir yazılım ekonomisin doğmasına yol açacak.
> Artık çok daha düşük kaynaklarla kurulabilecek girişim firmaları değer
> katan önemli yazılımları çok daha kolayca ve hızla geliştirebilecek. Bu
> ürün ve çözümler yalnızca yerel pazarın gereksinimlerini karşılamakla
> kalmayacak, yazılım ihracatında da önemli bir unsur haline gelecek.
> Pardus’un başındaki “ulusal” ibaresinin anlamı ve önemi önümüzdeki yıllarda
> çok daha belirginleşecek.

Bu “ulusal” anlayışı sizinki ile uyuşmuyor olabilir, ama ortamda o kadar geniş yelpazeye yayılmış ulusal ve milli tanımları var ki bu çok normal.

Pardus 2007.1 Felis chaus adı ile ilgili olarak da geçenlerde web blogumda [1] tam olarak şunları yazmıştım:

> Sonunda kazanan Türkiye’de yaşayan ya da yaşamış, endemik, nesli tükenmiş
> ya da tehlikede hayvanların Latince isimleri oldu. Gerek iklimi, gerekse
> coğrafi konumu nedeniyle Türkiye biyolojik çeşitliliğin üst düzeyde olduğu
> bir bölgesinde dünyanın. Buna karşın doğaya olan saygısızlığımız ve
> umursamazlığımızla bu çeşitliliği tehdit ediyoruz, biz “iki ayaklı
> canavar”lar. Türkiye’den ve dünyadan kullanıcılarımıza bu iki önermeyi
> iletecek bir mesaj, bu tür isimleri. Bunun yanında önümüzdeki haftalarda
> topluluk portalımızın hayata geçmesi ile Türk basınından, internet
> sitelerinden ve çeşitli sivil toplum örgütlerinden ilginç işbirlikleri ile
> bu mesajı daha kuvvetlendirme ve yaygınlaştırma yoluna gidebileceğiz.
> Sevgili Pardus ve bu sevgili kardeşleri sizlere ve tüm Pardus
> kullanıcılarına sürekli çevremiz ve kürenin geleceği için yapmamız
> gerekenler olduğunu anımsatacak…

Herhalde sizin ulusalcı anlayışınız da bu topraklardaki canlıları hoyratça yok etmemize razı gelmeyecektir. Nasreddin ya da Mevlana, Sait Faik ya da Nazım Hikmet, Ata ya da Fatih önemli, doğru. Ama Felis chaus da önemli, Panthera pardus tulliana da önemli, Geronticus eremita (kelaynak) da önemli…

Pardus ara sürümleri için seçimimiz (nasıl seçildiğini [1]de anlattım) bu son alanda oldu, yani bundan sonra da üç ayda bir Latince bir isim ile karşılaşacaksınız, tabii eğer Pardus kullanmaya devam ederseniz. Dolayısı ile üç ayda bir “bu topraklarda yaşayan canlılara nasıl davranıyoruz, çocuklarım ve torunlarım da onları görüp tanıyabilecek mi, yoksa yalnızca bir işletim sistemi sürümü olarak mı kalacaklar yalnızca” düşünme fırsatı elde edeceksiniz.

“Milli olmadan evrensel olmaya çalışmak” konusunda ise şuraya [2], şuraya [3] ve şuraya [4] yönlendireceğim sizi. Belki de evrensel olmak için milli olmak bir önkoşul değildir…

Umarım yeterince aydınlatıcı olmuştur.

İyi çalışmalar

[1] http://cekirdek.pardus.org.tr/~tekman/zangetsu/blog/2007/03/11/112/
[2] http://www.linux.com/article.pl?sid=07/01/19/1449245
[3] http://beranger.org/index.php?article=2382&from=rss
[4] http://www.quebecos.com/modules/sections/index.php?op=viewarticle&artid=54

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir