Türkiye Yazılım Sektörü ve Özgür Yazılım

İstanbul Ticaret Odası’nın Ticaret isimli dergisi için Türkiye yazılım sektörünün 2007 perspektifi üzerine görüşlerimi sordular. Kısıtlı dağıtımda bir yayın olduğu için meraklısına burada yinelemek istedim:

1-Türkiye yazılım sektörünün genel durumu nedir? Sektörün 2007 hedefleri nelerdir?

Türkiye yazılım sektörüne genelde baktığımızda pazarın önemli bir kısmını kamu projelerinin oluşturduğunu görüyoruz. E-devlet ve e-kurum projeleri yazılım sektörünün lokomotifi işlevini görüyorlar. Geçtiğimiz yıllarda gördüğümüz bu projelerin çoğunda asıl değer yaratan iş zekasının yabancı kaynaklı olması; analiz, kodlama, test gibi daha düşük değer yaratan kısımların yerel bilgi birikimi ve iş gücü ile karşılandığıydı. Biz bu iki temel eğilimin 2007 yılı içerisinde de geçerli olacağını düşünüyoruz. Buna karşın sektörün sağlığı açısından sakıncalı olduğunu düşündüğümüz bu eğilimleri kırabilmek için, özellikle özgür yazılım yaklaşımı çerçevesinde, çaba sarf edeceğiz.

Sektörün sayısal değerlerinin ise son birkaç yıldır olduğu gibi büyüme eğiliminde olacağını tahmin ediyoruz. Bireysel kullanıcılar için bilgisayar sahipliği ve internet erişimi temelinde kampanyaların devam edeceğini, KOBİ pazarının geçen yıllarda olduğu gibi hareketli olacağını düşünüyoruz.

Biz Türkiye yazılım sektörüne daha çok özgür yazılım açısından bakmak istiyoruz. Yazılım şirketlerimiz henüz fikri mülkiyetlerin değer yaratıcı unsurları konusunda net ve sağlam bir fikir oluşturabilmiş durumda değiller, ne yazık ki. Hala fikri mülkiyetin yazılımın kodunda olduğunu ve bu nedenle kodun kapalı olması ve sıkı korunması gereğine inanılıyor. Evet, bu özellikle kişisel bilgisayarların geliştiği 80’li ve 90’lı yıllarda hayli geçerli bir yaklaşımdı. Ancak gerek özgür yazılımın son 15 yılda kaydettiği gelişmeler ve gerekse internetin, özellikle paylaşımlı ortamlar ve zengin internet uygulamalar ile hayat bulan Web 2.0’ın gelişmesi ile bu paradigma da sorgulanmaya başlandı. En yeni gelişmelerden birisi milyonlarca kişiyi saran sanal yaşam portalı SecondLife’ın istemci kaynak kodunun açılması oldu. Artık yalnızca yazılım şirketleri değil, tüm bilişim dünyası seçimini kaynağın açılması ve yazılımın özgürleşmesi yönünde yapıyor.

Bu açıdan bakınca Pardus projesi olarak 2007 yılında bu dönüşümün Türkiye’de de yaşanması yönünde üzerimize düşenleri yapacağız. Özellikle özgür yazılıma ve Pardus platformuna dayanan çözümlerin yaygınlaşması için çözüm ortağı ve kanal yapımızı oluşturacağız. MSB Askeralma Dairesi’nde yürütülmekte olan e-kurum projesinde Pardus kullanılıyor, bildiğiniz gibi. Bu projenin 2007 yılı içerisinde sağlıklı ve başarılı bir şekilde hayat geçmesi için çalışmalarımız sürüyor. Ayrıca bu projeye paralel olarak 2007 yılı içerisinde Pardus işletim sisteminin sunucu sürümünü de yayımlayacağız.

2-Türkiye yazılım sektörünün bilişim sektörü ve ekonomi için stratejik önemi nedir?

Avrupa Birliği Komisyonu tarafından yaptırılan ve özgür yazılımın AB bilişim sektörünün inovasyon yeteneği ve rekabetçiliğini irdeleyen hayli kapsamlı bir rapor geçtiğimiz günlerde yayınlandı. Rapora göre AB ülkelerinde bilişim sektörü GSMH’nin %10’unu ve büyümenin de %50’sini sağlıyor. Türkiye’ye uyarladığımızda yaklaşık 40 milyar ABD doları büyüklüğünde bir bilişim pazarı olması ve bu pazarın yılda 10 milyar ABD doları büyümesi beklenir. Oysa bizim pazarımız %80’i telekom olmak üzere yalnızca 30 milyar ABD doları büyüklüğünde, ve büyüme miktarı da , yine önemli bir kısmı telekomdan kaynaklanmak üzere, yaklaşık 6 milyar ABD doları. Yazılım sektörü büyüklüğünün ise 650 milyon ABD doları civarında olduğu çıkıyor ortaya. Benzer ölçülere DPT tarafından yayımlanan 2010 Bilgi Toplumu Stratejisi raporundan da erişilebilir. Sonuç olarak bilgi teknolojilerinin (BT) bilişim sektörü içerisinde, yazılımın da BT sektörü içerisinde yeterince büyük olmadığı altı ısrarla çizilmesi gereken bir nokta.

Bu tabloya bakınca Türkiye’nin temelde bir bilişim tüketicisi olduğunu ve BT alanında değer katan girişimlerin yeterince yaygın ve güçlü olmadığını çıkarabiliriz. Bu durumda yapılması gereken yazılım sanayinin güçlendirilmesi, son derece açık. Özgür yazılım da bu açıdan son derece kullanışlı bir araç. AB ülkeleri Lizbon hedefine, yani AB’nin dünyanın en büyük bilgi ekonomisi haline gelmesi amacına ulaşmak için özgür yazılımı daha yaygın kullanma gereğini görmüş ve bu yılda hareket eder yoldalar. Kaynakları sınırlı ve yaş ortalaması küçük ülkeler (Güney Amerika ülkeleri başta olmak üzere) de sayısal uçurumu ortadan kaldırmak ve rekabetçi bir ekonomi kurabilmek için özgür yazılım kullanıyorlar. Yani hem akıllı bilişim tüketicisi olmak ve hem de değer katan üretim yapabilmek için özgür yazılım birebir.

3-İşletim sistemlerinin Türkiye yazılım sektörü açısından önemi nedir? (Pek çok ülke özellikle kamuda bilgi güvenliğini sağlamak için kendi işletim istemi ve platformlarının kullanımını zorunlu hale getirdi)

Özgür yazılımın güvenlik açısından büyük avantajları var. Açık kaynak kodlu olması dolayısı ile güvenlik açıklarının çok daha hızlı tespit edilip giderilmesi, çok-kullanıcılı ve ağ-temelli tasarım temeli nedeniyle virüs vb zararlı yazılıma geçit vermemesi, koda sahip olmanız nedeniyle yazılımın ne yapacağını ve ne yapmayacağını çok iyi bilebilmeniz bunların başında geliyor. Bu nedenle özellikle ulusal güvenlikle ilgili kurumlarda özgür yazılım kullanılması çok akla yatkın, ki bunu yapan ülkeler de mevcut.

Mevcut durumda fiili bir tekelin ürünleri işletim sistemi pazarını kapamış durumda, özellikle korsan yazılıma göz yumulması sonucu. Bunun doğal sonucu olarak da uygulama yazılımları da bu işletim sistemine göre geliştiriliyor ya da ediniliyor. Ve sonuçta tek tip çözümlerin geçerli olduğu yüksek dışa bağımlılık ve kaynak transferinin söz konusu olduğu bir pazar ile karşı karşıyayız, yani yukarıda çizilen tablo daha da vahimleşiyor.

Pardus’un işletim sistemi pazarında bir seçenek olarak ortaya çıkması ve özellikle kurumsal pazarda kabul görmesi ile bu durumun değişmeye başlayacağını ümit ediyoruz. Yüksek lisans bedelleri ya da korsan yazılım kullanma ikileminin sona ermesi ve özgür yazılıma yönelim, özgür yazılım üretimini teşvik eden, bunun ötesinde özgür yazılıma dayalı iş planlarının kazandıracağı bir iklim yaratacaklar. Dolayısı ile küçük ve üretmeyen BT sektörümüz için Pardus’un bir “gençlik aşısı” olacağını düşünüyoruz.

4-Türk yazılım sektörünün önünün açılması için yapılması gerekenler nelerdir?

Öncelikle yazılım sektörünü değer yaratan ve teknolojiyi yakından takip eden bir noktaya getirmek gerekiyor. E-devlet ve e-kurum projelerinin Web 2.0 yaklaşımını yakından izleyerek ve hızla devreye alınması şart. Bunun yanında girişimci yazılım firmalarının desteklenmesi de gerekli. Hızla çözüm üreten ve bu çözümü hızla yayan küçük ve dinamik grupların ne derece önemli olduğunu 2000’li yıllarda çok rahat görebiliyoruz. Artık ürününüz ve çözümünüz ilk andan itibaren küresel bir pazarda rekabete açılıyor, dolayısı ile çok ciddi kazanç fırsatları var önünüzde. Ne yazık ki ne teknoparklarımız, ne inovasyon destek kurumlarımız (KOSGEB, TTGV ve TÜBİTAK birimleri) bu hıza ayak uydurabilecek esneklik ve yapıda. Dolayısı ile bu desteklerden yararlananlar da yine sektörün güçlü aktörleri oluyor. Risk sermayesi, özellikle melek yatırımcı ve benzeri ilk raunt yatırımcıların az ve bunların kontrol ettiği fonların küçük olması da başka bir sorun. Altyapı zayıflığı da önemli bir sorun, gelişmiş ülkelerde bireylerin erişebildiği bağlantı hızlarını yalnızca kurumların, o da hayli ciddi meblağlar ödeyerek, kullanabiliyor olmaları ciddi bir sorun. Artık geçen yüzyılda alıştığımız çalışma (“mesai”) alışkanlıklarını terk etmemiz ve küresel çapta işbirliklerine girişmemiz gerekiyor, bu da altyapı demek.

Bir kez daha vurgulamam gerekirse, özgür yazılıma verilen önemin artması, özellikle eğitim kurumlarının (üniversiteler ve MEB) bu yönde bir hareketlenme göstermesi, yukarıda saydığımız gereklerle birleştiğinde Türkiye yazılım sektörünün sağlıklı ve hızlı bir şekilde büyümesinde önemli rol oynayacaktır.