Le Tour 2006

Bilen bilir, Fransa Bisiklet turu, haydi gerçek adıyla söyleyelim Le Tour, hastasıyım. Fırsat buldukça TV karşısında -nefes almamacasına-, zorunluluk durumunda ise bilgisayar başında ya da cep telefonu ile internetten izlerim etapları. 25 yaş genç ve 25 kilo zayıf olsam, bir gün Le Tour’da pedal çevirmek hayali ile dere-tepe bisiklet binebilirdim, Allah sizi inandırsın..

Geçen senelerde Le Tour’a Lance Armstrong damgası vurulmuştu, hem yarışta, hem de doping vs tartışmaları ile. Kanser ile mücadelesini kazanması yetmiyormuş gibi adamın yedi kez Le Tour’u en önde tamamlaması başlıbaşına bir efsane konusu. Formula 1’de Schumi ile karşılaştırırım Lance’ı sık sık, ikisinin de seveni olduğu gibi sevmeyeni de boldur; ama sonuçlara gelince fazla söze hacet kalmaz. Şunu da ekleyeyim: konu sportmenlik ise Armstrong Michael’e fersah fersah fark atar. Rakibi düşünce durup bekleyen kaç bisikletçi çıkar şu alemde…

Lance’ın emekliliği ardından başa güreşeceği tahmin edilen Ulrich ile Basso, Operacion Puerto doping soruşturması kapsamında yarış dışı kalıp Vinokourov da takımının toparlanamaması nedeniyle yarışa katılamayınca, bu seneki Le Tour son yıllara göre hayli değişik, hayli sönük geçiyor. Turun son dağ etabı bugün koşuluyor, ama sadece günlüğüme birşeyler karalama gereği hissettiğimden yazıyorum, yoksa öyle koştura koştura haber verecek birşeyler yok.

Bugünün sonunda ak koyun-kara koyun ortaya çıkacak: Bakalım dün çatlayayazan Floyd Landis 8 dakikalık farkı kapatabilecek mi, yoksa İspanyol keçisi Carlos Sastre sessiz ve derinden birşeyler mi hazırlıyor dün olduğu gibi, ya da sönük ve silik Oscar Pereiro mı alacak kupayı? Yahu şu adamların hiç biri henüz bir etap kazanamadı, nasıl iştir anlaşılmaz. Hey gidi Lance hey!

Getti Getti!!!

Bir yılı aşkın zaman önce Palm’ım ve geleceği konularında bir şeyler çiziktirmiştim. Öncesinde ve sonrasında da Palm ile ilişkim ya da Palm platform ya da şirketinin geleceği konusunda yazdıklarım vardı. Bilen bilir, Palm cihazların yedi yılı aşkın bir zamandır vücudumun doğal bir uzantısı haline gelmişlerdi neredeyse, onlar olmadan hemen hiç bir işimi yapamaz haldeydim…

Artık değil!

Sevgili Gökmen Göksel sağolsun, son günlerdeki dizüstü bilgisayar değişimleri sırasında yedek dosyalarımı uçurdu. Palm’ımın uçması ve hard reset gerektirmesi de bu olayla aynı güne denk gelince 6 ya da 8 aylık, ya da bilemiyorum, belki birkaç yıllık Palm yedeklerim, nasıl desem… sizlere ömür… Ben de uzun zamandır gerçek anlamda kullanmadığım Palm’ımı emekliye ayırmaya ve takıntılı Palm kullanıcılığıma bir son vermeye karar verdim. Gökmen ise (ceza olarak) Palm Tungsten T’mi almak zorunda kaldı. Ne iştir bilinmez, aynı hafta içerisinde ikinci kez kendisinin çok memnun kaldığı, ama tüm ekibin bıyık altından güldüğü bir alışverişe muhatap kaldı kendileri.

Peki, şimdi ne olacak? Değerlendirmelerim sonucu Nokia 770 almamaya karar vermiştim zaten. Yeni Palm ürünleri de benim için değil. Ufukta Windows Mobile (ya da her ne ise ismi) kullanıcılığı da görünmediğine göre… evet, doğru tahmin ettiniz, PDA kullanmadan hayatımı sürdürmeye çalışacağım. Yedi yılın ardından ilginç bir deneyim olacak, ama teknolojinin tutsağı olmak yerine teknolojiyi tutsak etmek yolunda anlamlı bir adım gibi duruyor açıkçası. Göreceğiz nasıl gidecek. Gelişmeleri (bir şeyler olursa) duyururum…

Pardus 1.1 Alpha

Bir süredir geliştirici bloglarından da takip edebileceğiniz gibi Pardus 1.1 sürümünün ilk alpha denemelerini yayınlamaya başladık. Aslında “başladık” diyerek biraz haketmediğim şekilde kredi alıyorum kendime, çünkü uzunca bir süredir projenin teknik yönetiminde sıradan bir geliştirici, hatta kullanıcı kadar söz sahibiyim. Kararları sevgili Barış Metin teknik direktörlüğündeki geliştirici takımı alıyor ve uyguluyor.

Pardus 1.1, sürüm numarası sizi yanıltmasın, teknolojik açıdan son derece üstün bir işletim sistemi. İçerdiği yenilikleri burada, burada ve burada görebilirsiniz. Her alpha sürümünde doğal karşılanacağı gibi bazı sorunlar çıktı ortaya (ki zaten bu sorunlar asıl sürümden önce ortaya çıkabilsin diye yayınlanıyor alpha sürümü) ve hızla gideriliyorlar. Bu günlerde alpha2 yayınlanacak, uzunca bir test süresi sonrasında da beta ve kararlı sürüm!

Alpha için gösterdikleri çaba, sonuçta çıkan ürünün kalitesi, ufak hataları çözerken izledikleri makul ve akılcı yaklaşım ve şu anda aklıma gelmeyen diğer şeyler için çekirdek ekibe teşekkür ve tebriklerimi buradan iletmek istiyorum: Başta teknik direktörümüz ve YALI ana geliştiricisi Barış Metin, ÇOMAR ana geliştiricisi Gürer Özen, PiSi ana geliştiricileri Faik Uygur ve Eray Özkural, paket dehası Çağlar Onur, CD sihirbazı Onur Küçük, OpenOffice ve KDE gurusu İsmail Dönmez, grafik üstadımız Umut Pulat, kurulum ve demo adamımız A. Erdinç Köroğlu, web 2.0 ve Ajax ajanımız Gökmen Göksel, arayüz programlayıcımız Bahadır Kandemir, dış (hayli dış, yurtdışı) ilişkiler ve Türkçeleştirme şefimiz Görkem Çetin, web editörü ve camia ilişkileri şefimiz Koraaay Lökeerrr, zemberek ustamız M. Dündar Akın… (isim sıralaması belirsiz bir kritere göre yapılmıştır, unvanlardaki hatalar ve eksiklikler tamamen müellife aittir) ve tabii ki sürüme adını veren, lambda kralı, bas hocam, ekibin fotoğraf hocası sevgili A. Murat “meren” Eren… Bunu kaçıncı kez yazıyorum bilmiyorum, ama birlikte çalışmaktan inanılmaz keyif aldığım, harika bir ekip. Ötesi, Pardus, UEKAE, TÜBİTAK ve Türkiye için büyük bir kazanç, büyük bir fırsat! Sizleri seviyorum be çocuklar…

Son teşekkür, tabii ki her zaman olduğu gibi, paket derleyen, test yapan, hata raporlayan, çeviri yapan, bizi eleştiren ve yönlendiren geliştiricilerimize, katkıcılarımıza, gönüllülerimize ve kullanıcılarımıza gidiyor. Aşkla geliyoruz, bunu artık herkes biliyor!

Yürü Pardus, kim tutar seni!