Tek Yol …

Önümüzdeki hafta bir “erken tatil” operasyonu için yurtdışında olacağım. Oldum olası uzun tatillerden hoşlanmam, yazın ortasında üç haftalık koca bir boşluk anlamlı gelmez; ikinci hafta dönesim gelir. Ben de çözüm olarak tatilimi parçalara bölüyorum, her ne kadar iş yerimin tatil politikalarına tam uymasa da.

Neyse, dediğim gibi, yurtdışında olacağım. Bu da doğal olarak vize almamı gerekli kılıyor. Memleket dışına çıkmaya başladığım zamanlarda İtalya vizesiz kabul ediyordu Türk vatandaşlarını benim anımsadığım, sonrasında o da kalktı ve burnumuzu uzatsak izin almak zorunda kalıyoruz. Bir de pahalı vizeler, iki memlekete uğrayacağız, iki kişiyiz, pasaport uzatmalar, yurtdışı har(a)çları, vize ücretleri, … şimdiden zaten bir haftalık tatil parasını harcadık; ama daha havaalanına bile erişemedik.

Yine dağıtmayayım, vize işlemleri sırasında görüyoruz ki (ki bunu yıllardır görüyorduk zaten, yeni keşif değil) bizi adam yerine koyan yok pek. Ne kadar nazik de olsalar “onlar” patron, bizim İngiliz deyimi ile behave etmemiz, yani uslu durmamız gerekiyor. Vize işlemlerinde görev alan memleketim vatandaşları dahi bir üstünlük havasında… Buna mı deniyordu “manda”, yanlış mı anımsıyorum?

Böyle vize kuyruklarında itilip kakılmamak için güçlü olmalısınız, kişi olarak değil, ülke olarak güçlü olmalısınız. Bunun için de üretmeniz gerekli, özellikle bilgi üretmeniz. Teknoloji üreten, ayakları yere sağlam basan, bu sağlamlığı düzgün bir şekilde vatandaşları arasında paylaştıran ve bu vatandaşları insan yerine koyan herhangi bir ülkeye böyle vize, sıra, formalite, … işkenceleri çektiremezler. Çektirmeye kalksalar bile sakil durur. Ama siz size verilenle yetinir, üretmez, kazandığınızı da saçma sapan bir şekilde paylaşırsanız elin oğlu-kızı da, onların işinde çalışan kendi vatandaşların da sana büyüklük taslar.

İlk yurtdışına çıktığımdan bu yana 20 yıl oluyor neredeyse. Sorunlar ve çözümler hala aynı! Bakalım 20. yüzyılda kendi yarattığı ve empoze edilen sorunlarını çözmekte son derece başarısız olan Türkiye 21. yüzyılda bu konuda bir atılım gösterecek mi? Ümitliyim, gençlere güveniyorum…

Sonuçta, on günlüğüne yokum. Hem de cep telefonlarımdan birisi dışında herhangi bir elektronik alet taşımayacak şekilde yokum. Biliyorsunuz, fotoğraf işini Zenit’im ile halledeceğim. Dizüstüm ve Palm’ım ise evde kalacaklar. Geleceği teknolojide gördükten sonra böyle teknolojisiz bir tatil nasıl işleyecek bakalım, dönüşte anlatırım…