Muhasebe: Pardus

Başka bir şeyin peşindeyken şu günlük yazım ile karşılaştım. Biraz geç de olsa yıllık muhasebeyi yapayım.

Neler yazmışım:

Gelecek Şenlik’te neler göreceğiz? Büyük olasılıkla çok daha yoğun ilgi uyandırmış Pardus Kurulan CD elimizde ve dizimizde olacak tabi ki! En azından bir kamu kuruluşunda büyük çaplı bir Pardus kullanımı göreceğiz, belki bazı özel sektör kuruluşlarında da. Bir elin parmaklarını geçen sayıda iş ortağı (sistem bütünleştirici, donanım üretici / satıcı, yazılım geliştirici, eğitim kurumu, vb.) ile başarı öyküleri oluşturmaya başlamış olacağız. Büyük olasılıkla Pardus Sunucu yayınlanmış ya da yayınlanmak üzere olacak. Tüm memlekette binlerce bilgisayara Pardus yüklenmiş olacak, her köşeden destek postaları alıyor olacağız.

Evet, Pardus (Kurulan CD) 1.0 yayınlandı, hatta 1.1’in alfa öncesi deneme sürümünü getirdik şenliğe. 1-0. Pardus kullanan kamu kurumu sayısı şu anda 0, bir kaç yerel girişimi saymazsak. Ama pek önemli şeyler pişiyor mutfakta… Yine de 1-1. İş ortağı sayımız yalnızca 1 şu anda, onu da henüz duyurmadık. Ama bu konuda da gelişmeler var. Netice yine de 1-2. Pardus Sunucu için neredeyse bir altı ay var önümüzde, 1-3. Tüm memlekette binlerce, belki onbinin üzerinde bilgisayarda Pardus kullanılıyor, destek postaları gani! Bu bizden, 2-3.

Netice: Mağlubiyet! Daha doğrusu planlama ve gerçeklemede yanlış hesap. Bu sene sonunda sanırım tüm yediğimiz golleri kaleden çıkaracağız. Ama işler umduğumuz kadar hızlı ilerlemiyor.

Öte yandan geçen sürede yapılanlara (ÇOMAR’ın tümüyle yeniden yazılması, PiSi’nin son derece ciddi elden geçmesi, bu teknolojilerin gittikçe daha anlamlı kullanılır hale gelmesi, Pardus 1.0’dan Pardus 1.1’e sağlanan ilerleme, vb) bakınca aslında “mağlup” olmadığımızı rahatlıkla söyleyebilirim. Sorun yalnızca muhasebeleştirme ve hesap sisteminden kaynaklanıyor.

Aslında aşkla geliyoruz… Pek yakında!

Müjde!

Pardus projesi ve benim ile ilgili bir müjdem var: Bir buçuk yılı aşkın süredir yürütmekte olduğum Kamu SM projesindeki tüm görevlerimi bugün itibarı ile ilgili birim yöneticisi arkadaşlara devrettim. Artık zamanımın tümünü Pardus projesine ayırabileceğim. Bir haftalık tatil sonrasında hepinizin hoşunuza gidecek yeni girişimlerle karşınızda olmayı planlıyorum. Hayırlısı…

Kamu SM projesini birlikte yürüttüğümüz, kimi zaman hedefe kilitlenip sabahladığımız, kimi zaman fikirlerimizi bağıra çağıra çatıştırdığımız tüm arkadaşlara buradan bir teşekkür göndermek isterim: İyi iş çıkardık çocuklar! Bayrak artık sizde, daha ilerilere taşıyın…

Tek Yol …

Önümüzdeki hafta bir “erken tatil” operasyonu için yurtdışında olacağım. Oldum olası uzun tatillerden hoşlanmam, yazın ortasında üç haftalık koca bir boşluk anlamlı gelmez; ikinci hafta dönesim gelir. Ben de çözüm olarak tatilimi parçalara bölüyorum, her ne kadar iş yerimin tatil politikalarına tam uymasa da.

Neyse, dediğim gibi, yurtdışında olacağım. Bu da doğal olarak vize almamı gerekli kılıyor. Memleket dışına çıkmaya başladığım zamanlarda İtalya vizesiz kabul ediyordu Türk vatandaşlarını benim anımsadığım, sonrasında o da kalktı ve burnumuzu uzatsak izin almak zorunda kalıyoruz. Bir de pahalı vizeler, iki memlekete uğrayacağız, iki kişiyiz, pasaport uzatmalar, yurtdışı har(a)çları, vize ücretleri, … şimdiden zaten bir haftalık tatil parasını harcadık; ama daha havaalanına bile erişemedik.

Yine dağıtmayayım, vize işlemleri sırasında görüyoruz ki (ki bunu yıllardır görüyorduk zaten, yeni keşif değil) bizi adam yerine koyan yok pek. Ne kadar nazik de olsalar “onlar” patron, bizim İngiliz deyimi ile behave etmemiz, yani uslu durmamız gerekiyor. Vize işlemlerinde görev alan memleketim vatandaşları dahi bir üstünlük havasında… Buna mı deniyordu “manda”, yanlış mı anımsıyorum?

Böyle vize kuyruklarında itilip kakılmamak için güçlü olmalısınız, kişi olarak değil, ülke olarak güçlü olmalısınız. Bunun için de üretmeniz gerekli, özellikle bilgi üretmeniz. Teknoloji üreten, ayakları yere sağlam basan, bu sağlamlığı düzgün bir şekilde vatandaşları arasında paylaştıran ve bu vatandaşları insan yerine koyan herhangi bir ülkeye böyle vize, sıra, formalite, … işkenceleri çektiremezler. Çektirmeye kalksalar bile sakil durur. Ama siz size verilenle yetinir, üretmez, kazandığınızı da saçma sapan bir şekilde paylaşırsanız elin oğlu-kızı da, onların işinde çalışan kendi vatandaşların da sana büyüklük taslar.

İlk yurtdışına çıktığımdan bu yana 20 yıl oluyor neredeyse. Sorunlar ve çözümler hala aynı! Bakalım 20. yüzyılda kendi yarattığı ve empoze edilen sorunlarını çözmekte son derece başarısız olan Türkiye 21. yüzyılda bu konuda bir atılım gösterecek mi? Ümitliyim, gençlere güveniyorum…

Sonuçta, on günlüğüne yokum. Hem de cep telefonlarımdan birisi dışında herhangi bir elektronik alet taşımayacak şekilde yokum. Biliyorsunuz, fotoğraf işini Zenit’im ile halledeceğim. Dizüstüm ve Palm’ım ise evde kalacaklar. Geleceği teknolojide gördükten sonra böyle teknolojisiz bir tatil nasıl işleyecek bakalım, dönüşte anlatırım…