Filme Elveda!

Dün bir sürü koşuşturmacanın arasında zaman bulup Hayyam Pasajı’na uğradım ve Zenit (Revueflex) E makineme iki yeni (kullanılmış tabii) lens aldım: Argus Cintar 28 mm/2.8 ve Revuenon Special 135 mm/2.8. Her ikisi de Japon yapımı, makul parçalar gibi duruyor. Yavaş yavaş denemeye başladım, göreceğiz. Gelecek haftasonunda çıkacağım bir haftalık tatile yalnızca bu set ile gitmeyi planlıyorum. Sonuçlardan sizi haberdar ederim. Ha, bu arada Balat avımızın sonuçlarını aldım, pek etkileyici değiller 🙁 Bu işin kolay olduğunu söylemedim zaten, ben bu işin çabalamasını seviyorum; ama sonuçta da başarılı olurum umarım…

Bu arada, film tutkunları için hiç de iç açıcı olmayan haber bugün ortalığa yayıldı: Nikon’dan sonra Canon da filmli fotoğraf makinelerinin üretimini durdurmayı düşünmeye başlamış. Ocak ayında yapılan bir açıklamaya göre Nikon amiral gemisi F6 ve tümüyle mekanik FM10 dışında filmli makine üretimini durdurmuş durumda. Canon da büyük olasılıkla EOS 1 dışında aynı yolu izleyebilir. Tek avuntumuz bu gelişmenin tam çerçeve sayısal fotoğraf makinelerine olan talebi ateşlemesi ve Canon’un EOS 5D’yi izleyecek makul fiyatlı modellerini daha erken piyasaya çıkarması…

Not: Fotoğraf, lens hariç sevgili Zenit’imin temsili resmi. Alfred’s Camera Page‘den alınma…

Ulusal İşletim Sistemi?

Pardus projesinin başından bu yana ulusal güvenlik konusuna vurgu yapıyoruz. Görev kritik noktalarda kullanılan sistemleri eğer siz yapmıyorsanız açık sistemler kullanmanızın yararlı ve hatta gerekli olduğunu vurguluyoruz. Kimi dinleyenlere bu söylediklerimiz gereksiz komplo teorileri gibi geliyor olabilir, zaman zaman ben bile “abartıyor muyuz?” diye düşünmeden edemiyorum. ABD’den bir Cumhuriyetçi milletvekiline göre abartmıyormuşum, şu habere bir göz atın:

WASHINGTON – ABD Dışişleri’nin Çin hükümetinin ortak olduğu Kuzey Carolina merkezli Lenovo şirketinden aldığı 16 bin bilgisayar sorun yarattı. Temsilciler Meclisi’nde Dışişleri harcamalarıyla ilgili komitenin başkanı Cumhuriyetçi Frank Wolf, Pekin’in bilgisayardaki işletim sistemlerini kullanıp casusluk yapacağını öne sürdü. Wolf, bilgisayarların 900’ünün gizli çalışmalarla elçiliklerde kullanılacağını anımsattı. Dışişleri, yüzde 28 hissesi Çin hükümetine ait olan Lenovo’dan alınan bilgisayarların gizlilik arz eden işlerde kullanılmayacağı garantisi verse de Wolf, alışverişten tamamen vazgeçilmesini istiyor. Suçlamayı ‘haksızlık’ diye reddeden dünyanın üçüncü büyük PC üreticisi Lenovo, geçen yıl IBM’in PC bölümünü satın aldıktan sonra kendi merkezini de Çin’den ABD’ye taşımıştı. (afp, ap)

Şenlik, vs

Geçen haftanın ikinci yarısı Pardus ekibi olarak Ankara’da, 5. Linux Şenliği‘ndeydik. Gerek Pardus Dünyası ve gerekse Gezegen Linux‘ta Şenlik’i değerlendiren arkadaşlar oldu bol miktarda.

Evet, Pardus ekibi olarak iki ödül aldık: En Başarılı Özgür Yazılım Projesi : Pardus ve En İyi Özgür Yazılım : PiSi. İki yıl önceki şenlikte de bir ödül almıştık: Yılın Özgür Yazılım Projesi: Uludağ. Bunun üzerine web günlüğümde bir yazı yayınlamış ve şunları söylemiştim:

Ama aynı zamanda düşündük de! Çünkü Uludağ her ne kadar sıkı bir proje de olsa şu anda -özellikle dışarıdan bakınca- hayli bulanık bir görüntü veriyor. Henüz bir prototip ya da ekran görüntüsü çıkarabilmiş değil ortaya. İlan ettiği takvime uyup uyamayacağı belli değil. Ekibini yeterli büyüklüğe çıkarıp çıkaramayacağı, çıkardığında etkin bir şekilde hedefe yönlendirip yönlendiremeyeceği henüz belli değil. Kısacası, Uludağ henüz emekleme aşamasında.

Uludağ adını bırakıp Pardus olduk epey zamandır, ama tek değişiklik bu değil. Arada biri Çalışan CD, biri tam sürüm iki Pardus çıkardık. Binlerce kişi Pardus kullanmaya başladı. İş geliştirme ve tanıtım için ciddi çalışmalar yaptık. 1.1 sürümü ve Sunucu için sıkı bir şekilde çalışıyoruz. İki sene daha geçsin bakalım, taşlar nerede nasıl yerlerine oturacak…

Şenlik, pek çok kişinin değindiği gibi, tenhaydı geçen yıllara göre. Aslında bence Şenlik, şenlik de değildi. Bir ucu Haklayıcılar Günü’ne (Hackers’ Day) uzanan, buna rağmen diğer ucunda hala “Linux Nedir? Yenir mi?” semineri verilen, içine bir de Dernek Genel Kurulu sıkıştırılan bir toplaşmaydı. Yeterince insanı Linux ve özgür yazılım ile tanıştırabildiğimizi sanmıyorum. Öte yandan panellerde neredeyse etkileşim hiç yoktu, askerlik anıları anlattık, ne dişe dokunur bir bilgi paylaşımı, ne bir vizyon çizme… Bir vakıftan bahsedildi kulislerde, LKD’nin ciddi şekilde kontrolünde olacak gibi duruyor, FSF Türkiye gibi duruyor; ama oturumlarda lafı geçmedi, konuşulmadı, tartışılmadı. Şüphe ve çekincelerim var… Genel Kurul’da Yönetim ve Denetleme Kurulları’na aday olabilecek üye bulmak sorun oldu. Ben dahil pek çok Pardus ekibi elemanına da teklif yapıldı, ama hemen hepimiz reddettik. “Koraaay Lökerrrrr” kabul etmek gafletinde bulundu ve neredeyse YK’ya giriyordu; iki yıl içerisinde kurula gireceği garanti bence…

Gerek açılış oturumunda, gerekse “Kamuda Linux” panelinde yaptığım konuşmalarda sektör aktörlerini hazırlıklı olmaya, göç danışmanlığı, eğitim, destek, yazılım geliştirme vb. alanlarda faaliyet göstermeye, bu konularda Pardus ile iş birliğinde bulunmaya çağırdım. Bir ikisi hariç kimse gelip “Birlikte neler yapabiliriz?” demedi. Zaten sektörden fazla kimse yoktu. Kamu çalışanı olarak Anadolu’nun dört bir yanından gelen genç mühendisler vardı, çözüm ve çare peşindeydiler. Bana şirket ismi sordular, “Birlikte arayalım” dedim. Dicle Üniversitesi’nden dört genç açılış sonrasında “Göç danışmanlığı konusunda nasıl sertifika alabiliriz” diye sordular, gençliğe ve Anadolu’ya inancım tazelendi…

Bugün de HP’nin Linux Roadshow‘u varmış. Haberim olduğunda toplantı programım dolmuştu çoktan. Enteresan, HP’ci arkadaşlar Pardus’un bu etkinlikte bulunmasına gerek duymamışlar demek. Onu bırakın bir davet e-postası dahi gelmedi, diğer kaynaklardan haber aldım. Oysa önemli iş ortaklarımızdan birisi olmasını beklerdim HP’nin. Bir unutkanlık olsa gerek…

Bugün başta sevgili Barış Metin’in yardımı ile sistemimi Pardus 1.1 Alpha’ya oldukça yakın bir hale getirdim. Ufak tefek problemler var, ama kolay halledilecekler gibi duruyor.

“Yorgunum”

Dün, ilk karesini 1 Ocak’ta çekmiş olduğum dört makaralık fotoğraf stokumu laba verdim ve heyecanlı bir bekleyişten sonra akşam üzeri tab edilmiş hallerini aldım. Kimi arkadaşlar bu faaliyet ile dalga geçe dursunlar (çünkü onlar sayısal fotoğraf makinesi kullanırlar), ben halimden memnunum.

Neler yok ki gelen fotoğraflarda: Diyarbakır gezisi, Tokat ve tam tutulma fotoğrafları, pek çok aile fotoları. Bu son sınıf için genelde sevgili Canon’umu şipşak gibi kullanır haldeyim, kusura bakmasın. Ama hala gurur duyulabilecek sonuçlar elde edebiliyorum.

130 küsur kareden benim seçtiklerim Diyarbakır ve Tokat’tan: Sevgili Berkan ile gittiğimiz Diyarbakır’da sabah sur kenarında ciğerle kahvaltı ederken gözüme ilişen bir amcacık, adını “Yorgunum” koydum:

ve tabi sevgili MEren ile gittiğimiz Tokat’ta GıjGıj tepesinden tam tutulmanın görüntüsü (MEren’in çekimleri ile boy ölçüşemeyeceği kesin, yalnızca “Ben de oradaydım” şeklinde tarihe bir kayıt ;-))

Seçme eserlerime buradan ve buradan erişebilirsiniz.