Bilgi Üniversitesi Açık Günler

İki gündür tüm Uludağ proje ekibi olarak Bilgi Üniversitesi’nde kamp kurmuştuk. Meşhur Pardus Çalışan CD’mizin beta testlerini geçmiş ve hata giderilmiş nihai 1.0 sürümünü dağıttık, çeşitli konuşmacıları dinledik, biz konuştuk, soruları yanıtladık, katkıcılarımız ve destekçilerimizle tanıştık, konuştuk.

4 Mart sabahı sevgili A. Murat Eren hasta hasta Özgür Yazılım Felsefesi konulu bir sunum yaptı, sevgili Doruk Fişek ve Barış Metin‘in katkıları ile. Her ne kadar “Açık Günler’e gelenler nasıl olsa özgür yazılımdan haberdardır” demek mümkün olsa da bence bu tanımları, kavramları ve felsefeyi ne kadar anlatsak az. Sonra kavram kargaşaları oluşuyor açık ile özgür, bedava ile özgür arasında.

Öğleden sonra FSF Europe‘dan Georg Greve’nin harika sunuşu vardı, sanki Murat’ın sunuşunun devam niteliğinde. Gerog’un berrak ve doğrudan anlatımına hayran oldum, bazı slogan ve kavramları kendi sürümlerime eklemeye karar verdim. Özellikle soru-yanıt bölümünde de Icaza – Greve atışması konferansa renk kattı, bence sonunda ayakta kalan Greve oldu. Zamanlama hatamız yüzünden tanışıp konuşma fırsatı bulamadık :-(, artık sanal ortamda inşallah.

İlk akşam Uludağ ekibinin önemli bir kısmı LKD ekibi ile Aksaray Hacı İbrahim Sofrası’na gitmişler, afiyet olsun. Ben başka bir sözüm nedeniyle katılamadım, artık yine bir dahaki sefere.

5 Mart sabahı sevgili Onur Küçük’ün masaüstü ortamları konulu sunuşu vardı; utanç içindeyim, ama yetişemedim 🙁 Öğleden sonra Miguel de Icaza konuştu, kısmen izleyebildim; sanırım ilginç bir konulşma imiş. Ama soru-yanıt bölümünde “Merak etmeyin, mono ile sahipli yazılım üretebilirsiniz, özgür olmak zorunda değilsiniz” demesi çok talihsiz bir açıklamaydı. Umarım önümüzdeki haftalarda özgür yazılım üzerine görüşlerimi blog’uma yerleştireceğim, o zaman ayrıntılı olarak girerim bu konuya.

Sonra biz sahne aldık; önce ben ET ve özgür yazılım, Uludağ ve özgür yazılım ve Uludağ ve Pardus konularında konuştum. Sonra sevgili S. Çağlar Onur Uludağ sürüm yönetimini, sonra da sevgili Gürer Özen ÇOMAR’ı anlattı. Oldukça yoğun soruları ekip olarak yanıtlamaya çalıştık. Sevgili Serdar Hoca her soruyu yanıtlamak için çabaladı durdu, biz de süreyi adil bir şekilde dağıtabilmek için.

Proje ekibinin bir kısmı akşamı İstiklal Caddesi’nde Gazeteciler Cemiyeti Lokali’nde tamamladık. Kimimiz cesur davranıp rakı içti, kimimiz muhafazakar (ve belki de kılıbık) olup bira ve şarapla yetindi, kimimiz portakal suyu. Sonrasında sevgili Görkem ve Filiz Çetin de katıldılar aramıza. Yorulmuştuk, evlere dağıldık.

Güzeldi. Gelecek seneye artık binleri göreceğimiz, salonların her oturumda (yalnızca yabancı konuklarımız için değil) hıncahınç dolu olacağı bir etkinlik ümidiyle yuvamıza, Gebze’ye dönüyoruz!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir