En İyi 10 Bilim-Kurgu Filmi

İngiliz The Guardian gazetesi büyükçe bir grup (çoğunluğu Birleşik Krallık’ta yerleşik) bilimciye en iyi bilim-kurgu filmleri ve kitaplarını sormuşlar ve yanıtları bir “En İyi 10” listesinde toplamışlar. İşte sonuçlar:

  1. Blade Runner (1982) Yön: Ridley Scott Gelecekte bir polis (Harrison Ford) dört kanun kaçağı klonlanmış humanoidin peşinde. Philip K Dick’in Do Androids Dream of Electric Sheep? öyküsünden esinlenmiş. Bir bilimcinin yorumu: “Blade Runner yapılmış en iyi film. Hem zamanının o kadar ilerisinde, hem de çağlardır aklımızı zorlayan soruları yineliyor: “İnsan olmak nedir, biz kimiz ve nereden geldik?”” ET: bir süredir izlenecekler listemdeydi 😉 zaten
  2. 2001: A Space Odyssey (1968) Yön: Stanley Kubrick
    Az farkla ikinci olmuş. Bilim-kurgu yazarı Arthur C. Clarke ile yönetmen Stanley Kurbrick’in işbirliğinden doğan büyüleyici öykü. Devrim yaratan özel efektleri ile ünlendi. Bir bilimcinin yorumu: “Simülasyonlar, tüm modern bilgisayar grafiği yeteneklerine rağmen, hala muhteşem. Brezilya tapirlerinin tarihöncesi hayvanlar olarak kullanılması muhteşem. Çubuktan uzay mekiğine geçiş muhteşem.” ET: tabii ki izledim, bir kaç kere, izlemekten sıkılacağımı sanmıyorum.
  3. Star Wars (1977)/Empire Strikes Back (1980) Guardian bu filmlerin bilimden çok nostalji nedeniyle listeye girdiğini düşünüyor. ET: ben de öyle düşünüyorum 😉
  4. Alien (1979) Yön: Ridley Scott Bir yıldızlararası maden gemisinin uzak bir gezegende bulduğu yaratık yoğunlaştırılmış asit kanı ve güçlü çenesi ile mürettabatı darmadağın ediyor. Ama asıl hikaye daha derinlerde. Bir bilimci şöyle diyor: “Uzun süreli uzay yolcuğunun temelini yakalıyor film: kirli, terli, klastrofobik ve sıkıcı bir dönem, ardından kaba vahşet anları.” ET: izledim, tavsiye ederim, yine izleyeceğim.
  5. Solaris (1972) Yön: Andrei Tarkovsky Stanislaw Lem romanının sinemaya ilk uyarlaması. Uzak ve garip bir gezegendeki araştırma gemisine giden psikoloğun karşılaştığı ve içine çekilmeye başladığı yapay gerçeklik. Bir bilimcinin yorumları: “Solaris sanırım bilimin insan algılaması, sınıflandırması ve otomorfizmi ile belirlenen sınırlarını irdeleyen tek film. Aynı zamanda bir trajik dram olması önemini daha da artırıyor.” ET: Steven Sondenbergh uyarlamasını izledim, nefret ettim, kitabı okudum, Tarkovsky uyarlamasını deli gibi merak ediyorum.
  6. Terminator (1984)/T2: Judgment day (1991) Yön: James Cameron Robotların 2029 yılından gönderdikleri siborg (Arnold Schwarzenegger) gelecekte insan isyanını başlatacak elemanın annesini öldürmeye çalışıyor. Zamanda yolculuğun paradokslarını irdeleyen az sayıda filmlerden. Bir bilimci diyor ki: “Uyumsuz kurgusal bilime karşın, türünün mükemmel örneklerinden birisi. Eğer bilim-kurgu olarak adlandırılmayı hakeden filmlerin sayısı çok çok az olmasaydı bunu bilim-kurgu yerine aksiyon sınıfına yerleştirirdim.” ET: evet, gerçekten bir aksiyon filmi, ama özel efekleri harika!
  7. The Day the Earth Stood Still (1951) Yön: Robert Wise Savaş-sonrası soğuk savaş Amerika’sında bir uçan daire Washington DC’ye konar, içinden humanoid Klaatu ile robotu Gort çıkarlar. Olaylar gelişir. ET: bilmiyorum, araştıracağım
  8. War of the Worlds (1953) Yön: Byron Haskin HG Wells’in dünyanın Marslılar tarafından istilasını anlatan romanından uyarlanmış bir başka soğuk savaş çağı filmi. ET: kitabını tavsiye edeceğim, eğer illa HG Wells izleyecekseniz The Time Machine daha iyi bence
  9. The Matrix (1999) Yön: Andy & Larry Wachowski İnsan yapısı yapay zekanın gezegeni ele geçirişi üzerine bir film. Bir tutam felsefe, fetiş kıyafetler ve hayli hoş özel efektler. ET: bence yanlış seçim, hoş bir film, ama bilim-kurgu değil! belki animatrix denenebilir
  10. Close Encounters of the Third Kind (1977) Yön: Steven Spielberg Kafayı dünyadışı yaratıkların ziyaretine takmış bir adam, aynı minvalde bir “tarikat”, dolaplar çeviren ve vurdumduymaz bir devlet kurumu. Bir bilimcinin görüş şöyle: “‘Onlar’ın ters dönmüş yılbaşı ağacına benzer bir araç ve bir Jean Michel Jarre gösterisini andıran kozmik piyanolarla gelmeyeceğinden eminim. Buna karşın film tarihinin yaratıkların ziyareti üzerine en kaliteli öyküsü bu.” ET: inanılmaz güzel söylemiş, filmin hayranıyım.

Birkaç gözlem:

  • Filmler, The Matrix hariç, 1950-1985 döneminde yapılmış. Belki de bilgisayar grafikleri teknolojisindeki gelişmeler son ürüne yaramamış. Demek ki Dünyayı Kurtaran Adam ile fazla dalga geçmeye gerek yok; önemli olan tesis değil, ruh!
  • Filmlerin yarısında önemli bilim-kurgu yazarlarının eserleri temeli oluşturmuş: HG Wells (birkaç yıldır hayli kitabını okudum), Arthur C. Clarke (adam da çok fazla yazmış yahu!), Stanislav Lem (yalnızca Solaris’i okudum, harikaydı), Philip K. Dick (duydum, ama okumadım). Biz de okumaya devam edelim öyleyse 😉
  • Ridley Scott‘un iki filmi var listede. Bu amca Thelma and Louise ve The Duellists gibi sıkı filmleri de yönetmiş. Ama izlemediğim Black Hawk Down, The Gladiator ve Hannibal gibi eserlerinden emin değilim. Biraz eğilmek iyi olabilir.
  • Filmlerin önemli bir kısmını 1980’lerin ilk yarısında ODTÜ’de (kütüphanenin alt katındaki o küçücük video odasında, kimi zaman sıkış tıkış) ve Ankara Amerikan Kültür’de izlediğimi farkettim. İyi ki varlarmış.
  • Filmlerin önemli bir kısmının birer distopya (ters-ütopya) tarif ediyor olması da ilginç. Bilimi kurgu ile yanyana getirince neden hep kötü bir gelecek çıkıyor karşımıza? Düşünmek gerekli.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir