Don Norman: “Emotional Design”

Evet, tatilde Donald A. Norman’ın Emotional Design kitabını hızla okuyuverdim. Daha önce bahsettiğim gibi, kitabın birinci kısmı tasarımda duyguları irdeliyor ve “kullanışlı değilse at çöpe” yaklaşımının sertliği için biraz günah çıkarıyor.

Emotional Design

İkinci kısmın ilk üç bölümü tasarımın içsel (visceral), davranışsal (behavioral) ve düşünsel (reflective) hallerinden/düzeylerinden bahsediyor. Bu sınıflama gözönüne alınarak nasıl iyi tasarım yapılabileceğini anlatıyor, vb.

Son iki bölüm ise Norman’ın yeni-zaman meraklarından robotik ve duygu üzerine yoğunlaşmış. Kitabın geri kalanından kısmen kopuk da olsa Ray Bradbury’nin Mars Yıllıkları’nda savaş sonrası Kaliforniyası’ndaki robot-ev öyküsü ile birlikte okununca (ki, ben tesadüfen öyle yapmış bulundum) eğlenceli olabiliyor.

Genelde Norman’ın kitabına “kaçırılmaması gereken” diyemeyeceğim, ama tasarım ile ilgilenenlerin, özellikle Norman’ın The Design of Everyday Things kitabını okumuş olanların, okumalarında yarar var. Kolay ve hızla okunuyor, ilginç bilgi ve fikirler içeriyor.

Norman’dan yapacağım en uzun alıntı iyi davranışsal tasarım üzerine: Norman bunun için yegane yolun gerçek kullanıcıların gerçek durumlarda ürünü kullanırken uzman kişiler tarafından gözlenmesi olduğunu söylüyor. Özellikle İBE (CHI) konuları mahallede ısınmışken Norman’a kulak vermeden edemedim:

“Good behavioral design should be human-centered, focusing upon understanding and satisfying the needs of the people who actually use the product. As I have said, the best way to discover these needs is through observation, when the product is being used naturally, and not in reposnseto some arbitrary request to “show us how you would do x.” But observation is surprisingly rare. You would think that manufacturers would want to watch people use their products, he better to improve them for the future. But no, they are too busy designing and matching the features of the competition to find out whether their products are really effective and usable.

Engineers and designers explain that, being people themselves, they understand people, but this argument is flawed. Engineers and designers simultaneously know too much and too little. They know too much about technology and too little about how other people live their lives and do their activities. In addition, anynone involved with a product is so close to the technical details, to the design difficulties, and to the project issues that they are unable to view the product the way an unattached person can.

Focus groups, questionnaries, and surveys are poor tools for learning about behavior, for they are divorced from actual use. Most behavior is subconscious and what people actually do can be quite different from what they think they do, We humans like to think that we know why we act as we do, but we don’t, however much we like to explain our actions. The fact that both visceral and behavioral reactions are subconscious makes us uınaware of our true reactions and their causes. This is why trained professionals who observer real use in real situations can often tell more about people’s likes and dislikes -and the reasons for them- than the people themselves.”

Aslında oldukça basit bir taktik, belki yarı farkındaydım, ama mahallemizin Migros’undaki son değişikliklerle birlikte okuyunca kıllanmadım desem yalan olur:

“Once the customer has learned the shop or shelf layout, it is time to redo it, goes this marketing philosophy. Otherwise, a shopper wanting a can of soup will simply go directly to the soup and not notice any of the other enticing items. Rearranging the store forces the shopper to explore previously unvisited aisles.”

Proje yönetimi ile ilgili iki ufak alıntı: Birincisi tek ir kafadan çıkan tasarım ile komite tasarımını karşılaştırıyor ve bence açık vizyon‘un altını çiziyor:

“If you want a successful product, test and revise. If you want a great product, one that can change the world, let it be driven by someone with a clear vision. The latter presents more financial risk, but is is the only path to greatness.”

İkincisi de takım olmak, güven duymak, başarı/başarısızlık üzerine:

“Cooperation relies on trust. For a team to work effectively each individual needs to be able to count on team members to behave as expected. Establishing trust is complex, but involves, among other things, implicit and explicit promises, then clear attempts to deliver, and, moreover, evidence When someone fails to deliver as expected, whether or not trust is violated depends upon the situation and upon where the blame falls.”

Son olarak Norman’ın Christopher Alexander ve arkadaşlarının tasarım örüntüleri ile ilgili Pattern 134: Zen View için yazdığı muhalefet şerhini aktaracağım. Norman, son derece doğru bir şekilde, bu şerhi uzun ve mutlu bir ilişkinin/evliliğin temeline de yerleştirmiş:

“For once you have learned how to look at, listen to, and analyze what is before you, you realize that the experience is ever changing. The pleasure is forever.”

“Don Norman: “Emotional Design”” üzerine bir yorum

  1. blogunuz çok güzel fakat temada üst kısımda bir hata veriyor ve sayfa tam olarak açılmıyor.bilginiz olsun istedim.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir